In Europe, power struggles within the Holy Roman Empire escalated into civil war as the 23-year interregnum without an emperor came to an end. Election of Rudolph I of Germany as King of Germany over Otakar II of Bohemia in 1273 led to open war in 1276 and Otakar's death in 1278 at the climactic Battle of Marchfeld. The resultant power structure in central Europe firmly established the Habsburg dynasty's rule, one that would continue Austria and other reginal territories until the end of World War I in 1918. On the British Isles, King Edward I of England returned from the Eighth Crusade to take the throne and was able to subjugate Wales by the end of the decade; Scotland quelled an uprising on the Isle of Man, in doing so confirming the concession of that territory made in 1266 by Norway in the Treaty of Perth. The Statutes of Westminster established a series of individuals' rights in England. Both the Eighth Crusade and Ninth Crusade were brief efforts that quickly ended in failure, with King Louis IX of France dying during the former.
The Mongol Empire continued its expansion to the east, conquering the Song Dynasty of China by the end of the decade and subjugating most of continental Asia. The conquest of China witnessed the first use of firearms in war. Kublai Khan moved his capital to present-day Beijing and renamed his empire the Yuan Dynasty, reflecting the new eastward focus of the empire. The western Ilkhanate established a capital at Tabriz, in present-day Iran. The Mongols were able to quell the Sambyeolcho Rebellion in Korea and defeat the Nakhi and Pagan Empires, but failed an attempted invasion of Japan in 1274. Marco Polo reached Kublai Khan's summer court by 1275, and stayed with the court for over 20 years.
The Mamluk sultanate of Egypt continued to expand its territory and dodge two crusades -- the Eighth Crusade never reached its intended target, and the Ninth rapidly became a failure. The sultan Baibars was successful in expanding his territory as far north as the Sultanate of Rüm in Anatolia, east into Syria, and south into Makurian Nubia. After Baibars died in 1277, his successor Qalawun continued expansionist policies.
European culture witnessed the arrival of several important scientific works in translation from centuries-old Arabic sources, including Alhazen's work on optics and Al-Razi's medical works. The two major surveys of the English census known as the Hundred Rolls were conducted. Thomas Aquinas completed his seminal work Summa Theologica late in 1273, and died in 1274. Leadership of the Catholic Church attempted to address the East-West Schism of the church through the Second Council of Lyons, but despite apparent success the effort was ultimately doomed to fail. In Japan, Nichiren continued to lead a life that would come to be revered in Nichiren Buddhism.
In North America, a severe 23-year drought began in the Grand Canyon area, which would eventually force the local Anasazi people to emigrate from the region.
| Acre arazi ölçü birimi (4047 m2)
| After ardından arkasından daha sonra -den sonra göre peşinden sonra gelen sonra sonraki izleyen
| Albanian arnavut |
| Art beceri bilim dalı hüner kurnazlık ressamlık sanat şeytanlık ustalık yaratıcılık
| Asia asya
| August ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer |
| Battle çatışma dalaş mücâdele etmek mücâdele savaş savaşmak
| Bay bölme defne doru dikme (yapı) havlamak körfez koy peron revir (gemi) uluma
| Before evvel huzurunda karşı karşısında önce önceki önde önünde önüne |
| Bishop fil (satranç) piskopos
| Book ayırmak ayırtmak defter deftere işlemek kaydetmek kitap libretto liste opera metni rezervasyon yapmak senaryo tutmak yer ayırmak
| Both ikisi de |
| British britanya ile ilgili
| Bun çörek tavşan topuz (saç)
| Canyon kanyon vadi |
| Castle hisar kale kaleyi şahın yanına koymak
| Catholic genel katolik kilisesi ile ilgili katolik liberal yaygın
| China çini porselen kap porselen |
| Chinese çin ile ilgili çinli
| Church hristiyan din adamları hristiyanlıkla ilgili cemaat kilise ile ilgili kilise
| City kent şehir halkı şehir |
| Company arkadaşlık bölük birlik eşlik misafir ortaklık tayfa şirket toplantı topluluk
| Construction anlam çizim kurma yapı yapma inşa etme inşa inşaat yorum
| Contents içindekiler |
| Council divan kurul meclis yönetim kurulu
| Count addetmek dava maddesi hesaba katma hesaba katmak hesap önemseme önemi olmak sayı saymak sayı sayılmak sayma saymak varsaymak iddialar
| County eyaletteki yerel yönetim bölgesi kontluk vilâyet idari bölge il |
| Credit alacak beğeni emniyet güven güvenmek hesaptaki para miktarı kredi vermek kredi kredisine yazmak saygınlık vade yatırmak inanma inanmak itibar
| Crucial kritik zor
| Crusade haçlı seferi mücâdele etmek savaş savaşa katılmak |
| Crusader haçlı mücâdeleci
| Culture bakteri kültürü kültür medenilik medeniyet üretme yetiştirme
| December aralık |
| Din çınlamak gürlemek gürültü etmek gürültü kafasını şişirmek söyleyip durmak tekrar tekrar söylemek şamata yankılanmak
| Dynasty hanedan sülale
| Election seçim |
| Emperor imparator
| Empire imparatorluk ile ilgili imparatorluk
| England ingiltere |
| English ingiltere ingiliz ingilizce
| Ethiopian habeş
| European avrupalı avrupa'ya özgü |
| First baş başlangıç başta gelen başta birinci birincilik önce öncelikle önde gelen ilk kez ilk olarak ilk ilkönce
| Free açık bağımsız bedava boş doğal hür kısıtlanmamış kurtarmak masrafsız muaf tutmak muaf özgür parasız salıvermek samimi serbest bırakmak serbest serbestçe tahliye etmek ücretsiz vergiden muaf
| French fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili |
| Grand ağırbaşlı ana asil baş büyük bin dolar genel muhteşem önemli soylu ulu
| Hebrew musevi yahudi ibrani
| Holy kutsal yer kutsal mübarek tanrısal tanrı'ya ait tapılası |
| I bir (romen)
| Imperial görkemli keçi sakalı muhteşem şey muhteşem imparator imparatora ait imparatorluk
| In -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde |
| Innocent aptal günahsız masum saf saftrik suçsuz zararsız kimse zararsız
| Interregnum ara hükümdarsız dönem yöneticisiz dönem
| Iran iran |
| Isle ada
| Italian italyan
| January ocak |
| Japan vernik verniklemek
| Japanese japon
| Jean kot |
| Jewish musevi yahudi
| John tuvalet
| Khan han kaan |
| King dama kral papaz şah
| Land arazi arsa çakmak düşmek diyar kara karaya ayak basmak karaya çıkartmak karaya çıkmak kazanmak memleket sokmak toprak ülke vatan vurmak yapmak yenmek yere inmek indirmek
| Last ayakkabı kalıbı dayanmak devam etmek en son geçen ölüm önceki son derece son kez son olarak son şey son sonuç olarak sonuncu kimse sonuncu sonunda sürmek yetmek |
| Leadership liderlik önderlik
| Man adam atamak adam er erkek uşak insan işçi
| March hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak |
| Mass aşai rabbani ayini küme kütle kitle toplamak yığın yığmak
| May akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak
| Mint nane para basmak uydurmak icat etmek |
| Mongol moğol
| Moors palamar
| Mount altlık bindirmek binmek çerçeve çerçevelemek çıkmak dağ dayanak düzenlemek monte etmek oturtmak tepe üzerine çıkmak üzerine yerleştirmek |
| New acemi keşfedilmemiş modern taze yeni
| North kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru
| Norway norveç |
| Old bayat eski zamanlar eski eskiden kalma eskimiş harika kart köhne önceki pişkin tecrübeli yaşlı ihtiyar
| On beri çakırkeyif çalışmakta civarında -de devam etmekte olan devrede durmadan -e doğru giymiş olarak hazır olmakta olan sahnede sürekli olarak üstünde (giysi) üstünde üzerinde yanık ile yönünde
| Pagan putperest |
| Peace barış huzur rahat sessizlik sükunet sulh
| Political hükümet politik siyasal siyasi
| Polo polo |
| Pope papa
| Rebellion ayaklanma başkaldırma isyan
| Redeemer kurtarıcı mesih |
| Religion din dindarlık diyanet kutsal görev mezhep tarikat iman inanç
| Rock belâ değerli taş dert dolar elmas kaya parçası kaya lolipop para rock yapmak (dans) sallamak sallanmak sallayarak uyutmak sarsılmak sarsmak sıkıntı taş şok etmek şok olmak zorlaştırmak
| Roman katolik |
| Rose gül deseni gül pembesi gül pencere gül güzel kız hortum ağzı lâl pembe şarap pembe rüzgâr gülü süzgeçli ağızlık (bahçe sulama kovası) yılancık
| Royal asil büyük tabaka kâğıt krala ait krallara lâyık kraliyet ailesinden kimse kraliyet muhteşem prens gibi royal
| Saga destan efsane |
| Saint aziz kabul etmek aziz kutsal
| Schism bölünme parçalanma
| Science beceri bilim fen teknik ilim |
| Scottish iskoçyalı
| Second an destek vermek destek desteklemek düello şahidi nota aralığı öbür saniye yardım etmek yardımcı ikinci dereceli ikinci olan kimse ikinci
| Sicily sicilya |
| Song güfte ötme ötüş şakıma şarkı söyleme şarkı sözü şarkı türkü
| Source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak
| South güney güneyden esen güneye lodos |
| Southern güney güneyli
| Spanish ispanyol ispanyolca
| Sultanate saltanat sultanlık |
| Synagogue sinagog
| Syria suriye
| This bu kadar bu |
| Tower burç hisar kale gibi yükselmek kale kule yükselmek
| Treaty antlaşma
| Turkey başarısız film hindi türk türkiye |
| University üniversite
| War harp mücâdele etmek mücâdele savaş ile ilgili savaş savaşmak uğraşma
| Welsh bahisleri ödemeden kaçmak gal dili galler ile ilgili ödemeden kaçmak sözünü tutmamak şartları yerine getirmemek |
| West batı ülkeleri batı batıda batıdaki batıya doğru batıya
| World alem dünya yeryüzü
| Worshipful saygı dolu saygıdeğer tapılacak |
| X bilinmeyen
| abdicate çekilmek el çekmek feragat etmek
| able -ebilen gücü yeten yapabilen yetenekli |
| above cennette daha çok önce öte sözü geçen üstün üstünde üzerinde üzerine yukarıda olan şey yukarıda yüksek
| academic akademik bilimsel kuramsal teorik
| accord ahenk anlaşma bağdaşmak birleşme göre uygun olarak uymak uyum sağlamak uyum uzlaşma vermek |
| acknowledge alındığını bildirmek kabul etmek onaylamak tanımak teşekkür etmek itiraf etmek
| acre arazi ölçü birimi (4047 m2)
| address adres yazmak adres beceri dilekçe göndermek hitabe konuşma tarzı konuşma yapmak konuşma nutuk çekmek söylev vermek söylev tavır |
| affect arzu bozmak dokunmak etki etmek etkilemek heyecan hoşlanmak numarası yapmak sarsmak sevmek taslamak tutmak üzmek
| after ardından arkasından daha sonra -den sonra göre peşinden sonra gelen sonra sonraki izleyen
| against aleyhte aleyhinde aykırı dayalı karşı ters olarak |
| age asır çağ devir erginlik reşit olma yaş yaşlandırmak yaşlanmak yaşlılık ihtiyarlamak yıpratmak
| ages uzun süre uzun zaman
| agree anlaşmak aynı fikirde olmak bağdaşmak birleşmek hemfikir olmak kabul etmek kararlaştırmak razı olmak uymak uyuşmak yaramak |
| agreed kararlaştırılmış
| agreement anlaşma antlaşma aynı fikirde olma kabul etme kontrat mukavele pakt razı olma sözleşme uyma uyuşma uzlaşma ittifak
| aid alet aygıt çare destek yardım etmek yardım yardımcı olmak yardımcı |
| albanian arnavut
| all alayı büsbütün bütün bütünüyle hep hepsi her şey her herkes katışıksız saf tamamen tüm
| allegorical alegorik kinayeli |
| allow ayırmak bırakmak düşünmek göz önüne almak hesaba katmak kabul etmek koyvermek vermek imkân vermek indirim yapmak itiraf etmek izin vermek
| almost az daha az kalsın hemen hemen neredeyse yaklaşık olarak
| also ayrıca da dahi de hem de hem keza üstelik |
| amass biriktirmek toplamak yığmak
| ancient çok eski eski eskiden kalma
| annex ek bina ek eklemek eklenti katmak topraklarına katmak ilave etmek ilave |
| annexed ilişik
| any biraz daha her hiç hiçbir
| apparent açık anlaşılır aşikâr bariz belli besbelli ortada |
| approve beğenmek kabul etmek onaylamak razı olmak uygun bulmak uygun görmek
| approximate andırmak benzemek benzer yakın yaklaşık yaklaşmak
| architecture mimarlık mimari yapı |
| are ar
| area alan bodrum girişi bölge yüzölçümü
| arrival gelen şey gelme geliş gözükme ortaya çıkma varış varma |
| arrive başarı kazanmak başarmak doğmak gelmek gelip çatmak ulaşmak varmak
| art beceri bilim dalı hüner kurnazlık ressamlık sanat şeytanlık ustalık yaratıcılık
| as gibi kadar olarak |
| aspect bakım çehre cephe görünüm görünüş görüş hal tavır yön
| astronomy astronomi
| at asker (brit.) -da -de -e -ya -ye |
| attack atak aşındırmak çatma çatmak dil uzatma dil uzatmak eleştirmek girişme girişmek hamle yapmak hücum etmek hücum koyulma koyulmak kriz nöbet saldırı saldırmak taarruz etmek tecâvüz etmek tutulma tutulmak uğraşmak yakalanma yakalanmak
| attempt denemek girişim girişimde bulunmak kalkışma kalkışmak teşebbüs etmek teşebbüs yeltenme yeltenmek
| attend bakmak devam etmek dikkatini vermek dinlemek eşlik etmek hazır bulunmak hizmet etmek katılmak kulak vermek |
| august ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer
| author yaratıcı yazar
| authority bilirkişi hak hüküm nüfuz otorite uzman yetki belgesi yetki itibar |
| available eldeki geçerli hazır kullanışlı mevcut müsait işe yarar
| away deplasman maçı deplasmanda devamlı durmadan uzağa uzak uzakta yok
| b si notası |
| badge nişan rozet işaret
| ban boykot etmek menetmek yasak yasaklamak
| bargaining görüşme pazarlık |
| base adi alçak alt altlık aşağılık başlangıç sayısı baz dayanak dayandırmak dip esas kaba kalp katışık kaide kök kurmak saha kenarı sahte taban temel üs
| base on dayamak dayandırmak
| based yerleşik |
| batter bombalamak dövmek hırpalamak meyilli duvar meyilli olmak (duvar) sulu hamur yıpratmak yumruklamak
| battle çatışma dalaş mücâdele etmek mücâdele savaş savaşmak
| bay bölme defne doru dikme (yapı) havlamak körfez koy peron revir (gemi) uluma |
| be anlamına gelmek bulunmak durmak mal olmak olmak var olmak
| be brief kısa kesmek
| be successful başarı kazanmak |
| become güzel durmak haline gelmek kesilmek -laşmak olmak uymak yakışmak yaraşmak
| before evvel huzurunda karşı karşısında önce önceki önde önünde önüne
| begin başlama başlamak başlatmak doğmak girişmek koyulmak meydana gelmek önayak olmak |
| being olma varlık varoluş yapı yaradılış
| believe güvenmek inancı olmak inanmak
| benefit avantaj ayrıcalık çıkar fayda faydası olmak hak kâr kazanç menfaat yaramak yarar yararı dokunmak yararlanmak yardım parası |
| besiege kuşatmak sıkıştırmak yağmuruna tutmak
| between arada arasına arasında araya ortada ortasında
| birth doğma doğum doğurma doğuş kaynak köken nesil soy yavrulama |
| bishop fil (satranç) piskopos
| book ayırmak ayırtmak defter deftere işlemek kaydetmek kitap libretto liste opera metni rezervasyon yapmak senaryo tutmak yer ayırmak
| border benzer olmak bitişik olmak çerçevelemek hudut kenar sınır komşusu olmak sınır koymak sınır tarh |
| both ikisi de
| boundary hudut limit sınır
| brief belge dava özeti evrak kısa ve öz kısa özet özetlemek özlü talimat veya bilgi vermek |
| bring getirmek kazandırmak neden olmak razı etmek ikna etmek
| british britanya ile ilgili
| brother arkadaş birader dost erkek kardeş kardeş |
| build bel bağlamak güvenmek kurmak örmek toplamak toplanmak vücut yapısı yapı yapmak yaradılış inşa etmek inşaatçılık yapmak
| bun çörek tavşan topuz (saç)
| burn alev almak başını yakmak çay dere (iskoç) fazla pişerek yanmak ışık saçmak kızdırmak kiremitte pişirme kiremitte pişirmek öfkelendirmek tutuşmak yakmak yanık yanıp kül olmak yanıp tutuşmak yanma izi yanmak |
| but hiç olmazsa sadece yalnızca itiraz
| by başında geçecek biçimde geçişli biçimde göre kadar (süre) kenarında tarafından vasıtasıyla yakın yakınında yakınından yanında yanından ile yolundan yoluyla
| c do (nota) orta yüz dolarlık banknot |
| call adlandırmak aramak (telefon) bağırmak çağırma çağırmak çağrı çağrıda bulunmak dava açmak davet etmek davet demek farzetmek lakap takmak ötüş ses seslenme seslenmek söylemek telefon etmek telefonda konuşma telefonda konuşmak uyandırmak ihtiyaç ziyaret etme ziyaret etmek ziyaret
| called adlı
| candidate aday namzet |
| canyon kanyon vadi
| capital ana baş başkent büyük harf büyük cezası ölüm olan çıkar ciddi kapital kâr kazanç kusursuz mühim mükemmel ölüm önde gelen önemli sermaye ile ilgili sermaye
| capture almak el koymak ele geçirme ele geçirmek esir alma esir almak esir ganimet almak ganimet tutsak etmek zaptetme zaptetmek |
| cardinal ana asıl başlıca kardinal önemli
| carve doğramak hakketmek keserek servis etmek (et vb) kesmek oyma ile süslemek oymacılık yapmak oymak
| castle hisar kale kaleyi şahın yanına koymak |
| category bölüm grup kategori sınıf zümre
| cathedral katedral ile ilgili katedral
| catholic genel katolik kilisesi ile ilgili katolik liberal yaygın |
| cede devretmek terketmek teslim etmek vazgeçmek vermek
| census nüfus sayımı
| central asıl baş esas merkezde olan merkezi önde gelen orta santral (amer.) |
| centuries-old asırlık
| century asır
| chevalier süvari silâhşör şövalye |
| china çini porselen kap porselen
| chinese çin ile ilgili çinli
| chip alaya almak budamak çatlak çentmek çentik çöp dilimlemek fiş havalandırmak (top) kırılmak kırıntı marka para patates kızartması takılmak yonga yontmak iz |
| church hristiyan din adamları hristiyanlıkla ilgili cemaat kilise ile ilgili kilise
| circle camia çark etmek çember çevre çevrelemek daire devir dönem dönge dönmek etki alanı etraf etrafını dolaşmak halka kuşatmak muhit ring sahneyi çevreleyen koltuklar dizisi sınıf yörünge
| citizen hemşehri sakin uyruk vatandaş ikamet eden kimse yurttaş |
| city kent şehir halkı şehir
| civil devlete ait hükümete ait kibar laik medeni hukuk ile ilgili medeni nazik resmi sivil vatandaşlarla ilgili iç yurttaşlık ile ilgili
| claim alacak hakkı alacak dava açma dava açmak dava hak iddia etmek hak ısrar etmek ısrar sahip çıkmak talep etmek talep iddia etmek iddia istek istemek |
| clause bent cümle cümlecik fıkra madde
| clock kronometre ölçmek saat tutmak saat taksimetre
| coast deniz kenarı deniz kıyısı kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak kıyı kızak için uygun yokuş kızakla yokuştan kaymak sahil boyunca gitmek sahil yokuş aşağı salıvermek |
| collection derleme koleksiyon para toplama tabaka tahsilât toplama toplanma toplanmış yardım yığın
| combat çarpışma çarpışmak dövüşmek mücâdele etmek mücâdele savaş
| combine birleşmek birleştirmek birlik karışmak kaynaştırmak kombine etmek toplamak toplanmak uzlaşma |
| combined bileşik birleşik karışık karma
| come buyurmak gelmek görünmek sperma tatmin olmak tavır takınmak ulaşmak
| come into girmek katılmak |
| come to ayılmak gelmek kalmak kendine gelmek payına düşmek tutmak ulaşmak varmak ilgili olmak iyileşmek
| coming gelecek gelen gelme geliş varış yaklaşma
| commander amir komutan kumandan şef |
| community benzerlik cemaat cemiyet müşterek tasarruf ortaklık topluluk
| company arkadaşlık bölük birlik eşlik misafir ortaklık tayfa şirket toplantı topluluk
| complete bütün bitirmek doldurmak eksiksiz mükemmel tam tamam tamamı tamamlamak tamamlanmış uygulamak yerine getirmek iyice |
| compose ara buluculuk yapmak bestelemek düzenlemek meydana getirmek oluşturmak şiir yazmak toparlamak yaratmak yatıştırmak yazmak
| composed kendi halinde sakin
| compromise anlaşmak ara bulmak gölge düşürmek ödün riske atmak taviz uyuşma uzlaşma uzlaşmak uzlaştırmak |
| concession ayrıcalık kabul ödün ruhsat taviz teslim imtiyaz izin
| conclave kardinaller meclisi kardinaller toplantısı oturum özel toplantı
| condemnation ayıplama kınama mahkum etme mahkumiyet suçlama istimlak |
| conduct davranış geçirmek gidiş hareket rehberlik etmek idare etmek idare iletmek yönetmek yönetim yönlendirmek
| confirm doğrulamak kuvvetlendirmek onaylamak takviye etmek tasdik etmek tasdiklemek
| conquer almak başarmak elde etmek ele geçirmek fethetmek yenmek zafer kazanmak |
| conquering galip kazanan
| conquest fethedilen topraklar fethetme fetih zafer zapt
| consider addetmek düşünmek dikkate almak görmek göz önüne almak hesaba katmak saygı göstermek saymak |
| considered saygıdeğer
| construction anlam çizim kurma yapı yapma inşa etme inşa inşaat yorum
| contact bağlantı dokunma dokunmak görüşmek portör tanıdık taşıyıcı temas etmek temas temasa geçmek ilişki kurmak ilişki irtibat kurmak |
| contents içindekiler
| continental avrupa ile ilgili avrupalı karasal kıta kıtasal
| continue devam etmek kalmak sürdürmek sürmek uzamak uzatmak |
| continued aralıksız devamlı
| conversion çevirme değiştirme dönme dönüştürme din değiştirme evirtim sayı yapma sayı
| copy çoğaltmak kopya çekmek kopya etmek kopya kopyasını çıkarmak metin nüsha örnek almak örnek poz senet suret taklit etmek |
| cordwainer ayakkabıcı
| council divan kurul meclis yönetim kurulu
| count addetmek dava maddesi hesaba katma hesaba katmak hesap önemseme önemi olmak sayı saymak sayı sayılmak sayma saymak varsaymak iddialar |
| county eyaletteki yerel yönetim bölgesi kontluk vilâyet idari bölge il
| course akış akmak av sürmek dökülmek dizi gidişat köpeklerle kovalamak koşmak koşturmak pist rota seyir sıralama süreç sürgün avına çıkmak tabak yön
| court aranmak avlu celse dar sokak davet etmek hükümdarlık konak kort kur yapmak kur mahkeme oturum oyun alanı saltanat saray halkı saray toplantı yaltaklanmak istemek |
| credit alacak beğeni emniyet güven güvenmek hesaptaki para miktarı kredi vermek kredi kredisine yazmak saygınlık vade yatırmak inanma inanmak itibar
| crown çelenk doruğa ulaştırmak kafasına vurmak ödüllendirmek süslemek taç giydirmek taç taht tepe zirve
| crucial kritik zor |
| crusade haçlı seferi mücâdele etmek savaş savaşa katılmak
| crusader haçlı mücâdeleci
| culture bakteri kültürü kültür medenilik medeniyet üretme yetiştirme |
| date bayatlamak buluşma buluşmak çıkmak dönem eski bir tarihten geliyor olmak eskiden kalmak eskimek flört etmek flört randevu tarih atmak tarih vade zaman zamanını belirlemek
| death ecel ölme ölüm yıkım
| deceased ölmüş ölü rahmetli |
| december aralık
| decisive azimli belirleyici kararlı kesin
| declare açıklamak beyan etmek bildirmek deklârasyon yapmak fikrini belirtmek ifade vermek ilan etmek |
| decree buyurmak emretmek emir ferman hüküm vermek karara bağlamak kararname
| defeat aleyhte oy aşmak başarısızlık boşa çıkarmak bozgun devirmek engellemek hayal kırıklığı hüsran mağlubiyet red ret yenmek yenilgi iptal
| defend korumak müdafaa etmek savunmak |
| defending koruma savunma
| definition açıklama belirleme belirtme kesinleştirme tanım tanımlama tarif
| demand gereksinim hak iddia etmek rağbet sormak talep etmek talep ihtiyaç istek istem isteme istemek |
| depart ayrılmak caymak gitmek ölmek yola çıkmak yolundan sapmak
| dervish derviş
| desolate harap ıssız kimsesiz perişan etmek perişan terkedilmiş terketmek üzmek |
| despite nefret
| destroy harap etmek mahvetmek öldürmek tahrip etmek tüketmek ümidini yıkmak yıkmak imha etmek
| destroyed berbat |
| die canı çıkmak gebermek göçmek ölmek sıkılmak sıkıntıdan ölmek solmak sona ermek tatmak zar oyunu zar
| diet beslenme düzeni diyet gıda kurultay meclis oturum perhiz vermek perhiz rejim yaptırmak rejim
| different başka çeşitli değişik diğer farklı |
| din çınlamak gürlemek gürültü etmek gürültü kafasını şişirmek söyleyip durmak tekrar tekrar söylemek şamata yankılanmak
| discard artık atılmış şey ayırmak boş kart bir köşeye atmak çöp ıskarta ıskartaya ayırmak ıskartaya çıkarmak kâğıt atma kâğıt atmak kurtulmak terketmek
| discover anlamak bulmak farketmek keşfetmek ortaya çıkarmak |
| disintegrate atomlarına ayırmak dağılmak paramparça olmak parçalamak parçalanmak parçalara ayırmak
| divine çok güzel gaipten haber vermek harika kehanette bulunmak kutsal rahip sezmek tahmin etmek tanrısal tanrı'ya adanmış içine doğmak ilahi ilahiyat ilahiyatçı
| do ayağını kaydırmak dalavere dolandırıcılık dolandırmak düzenlemek eğlenceli toplantı etmek hile meydana getirmek neden olmak parti rolünü üstlenmek tamamlamak temizlemek uymak yapmak ilgilenmek |
| do in dolandırmak gebertmek öldürmek yormak
| document belge belgelemek belgelere dayandırmak delil döküman dipnotlar koymak evrak kanıtlamak
| dodge atlatmak dolap fırlamak kaçamak yapmak kaçınmak kaytarmak kenara sıçramak kurnazlık kurtulma sıyrılmak yana çekilme yana kaçmak |
| doing faaliyet meydana getirme şey iş zımbırtı
| doom alın yazısı hüküm vermek kader kaderi kötü olmak karar kör talih mahkum etmek ölüm cezası ölüm
| doomed kader mahkumu kaderine terk edilmiş mecbur ölüme mahkum |
| down altına altında aşağı aşağıda aşağısına doğru aşağısında aşağıya doğru aşağıya aşınmış bir şekilde ayva tüyü azalarak bağlanma beri boyunca bunalım bunalımlı bir şekilde çarşı doğrultusunda olan çökmüş depresyon devirmek düşen düşerek garez geride güneye hav hüzünle kayıpta keyifsiz kumul kuş tüyü kuştüyü londra'nın dışına morali bozuk mideye indirmek nefret neşesiz peşin olarak programlanmış tepe şansın ters dönmesi şehir merkezine giden şehir merkezine tüy yenmek yere sermek yıkılmış yüzü koyun
| drinking içki alışkanlığı içki içmek içki içme içmek
| drought darlık kıtlık |
| due beklenen hak tam uygun vadesi dolmuş zamanı gelmiş
| due to yüklenebilir
| during boyunca esnasında iken |
| dying cansız nesli tükenen ölen ölme ölmekte olan ölüm
| dynasty hanedan sülale
| early acele başlangıç çabuk erken erkenden eski evvel önce ilk olarak ilk |
| east doğu doğudaki bölüm doğudaki doğuya doğru olan doğuya doğru
| eastward doğuda doğuya doğru
| edict bildiri ferman tebliğ |
| effort başarı çaba çabalama deneme eser gayret girişim uğraşma
| elect atamak görevlendirmek seçmek
| election seçim |
| elector seçmen
| electoral seçmenler ile ilgili
| eliminate atmak bertaraf etmek çıkarmak elemek elimine etmek gidermek yok etmek |
| emigrate göç etmek göçmek
| emir emir
| emirate emirlik |
| emperor imparator
| empire imparatorluk ile ilgili imparatorluk
| employ çalıştırmak görevlendirmek harcamak kullanmak iş vermek |
| enact canlandırmak çıkarmak (yasa) oynamak (rol) sahnelemek yasallaştırmak
| end akıbet bitmek bitirmek erek kafa kalıntı ölmek ölüm son vermek son sona ermek sonuç sonuca ulaşmak sonuçlanmak taraf uç yok etmek izmarit
| ending bitirme ecel ölüm son sona erme sonek takı |
| enforce güçlendirmek sözünü geçirmek uygulamak zorla yaptırmak zorlamak
| engagement birbirine geçme çarpışma nişan nişanlanma randevu sorumluluk söz sözleşme taahhüt uğraş yükümlülük
| england ingiltere |
| english ingiltere ingiliz ingilizce
| enter gümrük beyanında bulunmak girmek (bilgisayar) girmek giriş yapmak katılmak kaydetmek kaydolmak sokmak yazılmak yazmak içeri girmek içeriye girmek
| entity öz varlık varoluş |
| equal akran aynı başabaş bir olmak dengeli denk düzenli emsal eş değerde olmak eş eşit hayır demez sakin uygun yanlı yaşıt yeterli yetişmek
| escalate artırmak çıkmak kızıştırmak yükselmek yükseltmek
| escape aklına gelmemek atlatmak firar etmek firar gözünden kaçmak hatırından çıkmak kaçak kaçıp kurtulmak kaçış yolu kaçış kaçma kaçmak kurtulma kurtulmak kurtuluş paçayı sıyırmak sızıntı sızmak |
| escapement saat maşası
| establish belirlemek kanıtlamak kurmak pekiştirmek saptamak yapmak yerleştirmek
| established belirlenmiş kurulmuş sabit yerleşmiş |
| estate arazi aşama durum emlâk malikâne mülk miras sınıf varlık
| ether eter gökyüzü lokmanruhu
| ethiopian habeş |
| european avrupalı avrupa'ya özgü
| eventually neticede nihayet sonunda
| ever asla daima giderek gitgide hep her zaman hiç |
| example ders misal örnek ibret
| exception hariç tutma kuraldışılık sıradışı durum istisna
| exile kovmak sürgün etmek sürgün sürgüne göndermek sürmek sürülme |
| expand açılmak açmak büyümek büyütmek dönüşmek gelişmek genişlemek genişletmek şişmek şişirmek yayılmak
| expanding büyüyen genişleyen
| expansion büyüme gelişme genleşme genişleme genişlik ilerleme |
| experience başa gelen olay başına gelmek başından geçmek denemek deneyim görmek hayat karşılaşmak maruz kalmak olay pratik tatmak tecrübe etmek tecrübe uğramak yaşam yaşamak
| expression anlatım deyim eda söz tabir ibare ifade etme ifade yüz ifadesi
| exterminate kökünü kurutmak mahvetmek öldürmek imha etmek yok etmek |
| fable efsane masal
| fail açmamak ateş almamak başaramamak başarısız olmak başarısızlığa uğramak batmak becerememek bırakmak boşa çıkarmak boşa çıkmak bozulmak fiyasko ile sonuçlanmak kalmak suya düşmek tükenmek ümidini kırmak yapamamak yapmamak iflas etmek ihmal etmek yüzüstü bırakmak zayıf not
| failure aksatma başarısızlık batma bozukluk bulunmama dinme eksiklik fiyasko kıtlık kusur sekte tükenme yapmama yetmezlik iflas ihmal yokluk |
| fair açık adil adilane beyaz tenli büsbütün çarşı çok doğru doğrudan doğruya dosdoğru dürüst dürüstçe efendice festival fuar güzel güzelce harfi harfine hassas kayda değer kesmek makul namuslu nazik okunaklı orta panayır sarışın sevimli tamamen temiz şirin uygun bir şekilde uygun uygunca vasat yabani insaflı yontmak iyi iyice
| fall çağlayan çöküş dağılmak devrilmek dökülme dökülmek döküm düşme düşmek düşüş eğim eğimli olmak fırfır gece çökmek hastalanmak karanlık bastırmak kat oturmak (lâf) sonbahar tam yerine denk gelmek şelâle tuş ucuzlama ucuzlamak yağış yağmak yamaç yaprak dökümü yatağa düşmek yavrulama yıkılma yıkılmak inme inmek
| family aile ailevi aileye ait ev halkı familya soy sülale |
| famous meşhur mükemmel tanınmış ünlü
| far ırak (mes.) öbür öteki uzağa uzak uzakta
| fate akibet alın yazısı ecel felâket felek kader kısmet son tâlih |
| father allah ata baba babası olmak kurucu papaz peder tanrı üzerine atmak yapmak (çocuk) yaratıcı yaratmak icat etmek yüklemek
| fiction düş hayâl ürünü roman hayâl ürünü şey kurgu masal roman uydurma
| fill dolduracak miktar doldurmak dolgu yapmak dolmak dolusu doyma doyurmak şişmek şişirmek |
| firearm ateşli silâh
| firmly kesin olarak sıkı sıkı sıkıca sımsıkı
| first baş başlangıç başta gelen başta birinci birincilik önce öncelikle önde gelen ilk kez ilk olarak ilk ilkönce |
| flee aceleyle çıkmak akıp gitmek kaçınmak kaçmak sıvışmak terketmek tüymek
| flee from çekinmek kaçınmak sakınmak
| fleet alay çevik donanma fani filo hızlı kısacık seri |
| focus bir noktada toplamak odak noktası odak odaklamak
| follow bilardoda bir vuruş dinlemek sonra gelmek sonucu olmak sürdürmek takip etmek uymak izlemek
| follow up kovalamak peşini bırakmamak takip etmek izlemek |
| follower baskıcı havari hayran hizmetli mürit peyk takipçi taraftar yandaş
| following ertesi hayran kitlesi sonra sonraki taraftarlar izleyen
| foothill bayır dağ eteği |
| for amacıyla doğru dolayı göre karşı nedeniyle uygun yarayan için yönünde
| force baskı yapmak baskı birlik çabuklaştırmak etki geçerlilik güç ırzına geçmek kudret kütle kuvvet mecbur etmek nüfuz sıkıştırmak şiddet yığın yükseltmek (fiyat) yürürlük zor zorlama zorlamak
| forced mecbur mecburi zoraki zorunlu |
| form beden biçim almak biçim biçimlendirmek davranış düzenlemek form kalıp karakter kurmak model oluşturmak sınıf sıra tarz tavır şekil almak şekil vermek şekil şekillendirmek vücut yapı yöntem
| former biçimlendirici eski geçen geçmiş gövde (uçak) önceki sabık
| found dayandırmak dayanmak dökmek (demir) kurmak temelini atmak |
| foundation asıl astar esas fondöten korse kurma kuruluş kurum temel tesis vakıf
| founded kurulmuş
| founder batmak boşa çıkmak çökmek kurucu saplanıp kalmak yıkılmak |
| free açık bağımsız bedava boş doğal hür kısıtlanmamış kurtarmak masrafsız muaf tutmak muaf özgür parasız salıvermek samimi serbest bırakmak serbest serbestçe tahliye etmek ücretsiz vergiden muaf
| french fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| from beri -dan -den beri -den itibaren yüzünden |
| geographer coğrafyacı
| give düzenlemek esneklik esnemek gitmek hediye etmek ödemek uçlanmak uysallık vermek yapıvermek yumuşaklık
| given belli belirlenmiş bilinen doğuştan olan verilmiş |
| go bahse girmek bardak başarı başlamak deneme gayret geçmek güdü gidiş girmek girişim gitme gitmek haline gelmek hazır kaybolmak koyulmak moda olmak ölmek sonuçlanmak tükenmek tutulma uymak yapılmak yayılmak iddiaya girmek işlemek
| god allah put tanrı ilah
| government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim |
| grand ağırbaşlı ana asil baş büyük bin dolar genel muhteşem önemli soylu ulu
| greatly adamakıllı çok
| harbor barınak barındırmak barınmak beslemek demir atmak gütmek liman sığınak sığınmak |
| have aldatmak almak bulunmak dolandırmak elde etmek etmek göz yummak hile kabul etmek olmak sahip olmak üçkâğıt varlıklı kimse yapmak zorunda olmak
| having sahip olan
| he erkek |
| hebrew musevi yahudi ibrani
| her onun
| historian tarihçi |
| hold alıkoymak almak ambar barındırmak çekmek dayanmak devam etmek durdurma durmak el koymak etki geçerli olmak gemi ambarı gözaltına almak kaldırmak karara bağlamak kavramak muhafaza etmek nüfuz sadık kalmak tıkamak tutma tutmak tutunacak yer tutunma
| holy kutsal yer kutsal mübarek tanrısal tanrı'ya ait tapılası
| however her halükârda her nasılsa nasıl olursa olsun |
| identity aynılık benzerlik hüviyet kimlik kişilik
| important ciddi kendini beğenmiş kibirli mühim nüfuzlu okkalı önemli saygın sözü geçer
| in -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde |
| include dahil etmek kapsamak katmak içermek içine almak
| including dahil kapsayan içeren
| independence bağımsızlık hürriyet özgürlük serbestlik istiklâl |
| independent bağımsız hür kendi geçimini sağlayan özgür serbest
| individual başlıbaşına birey bireysel fert kişi kişisel özel özgün tek şahıs şahsi
| industry çaba endüstri gayret hamaratlık sanayi işletmecilik |
| influence etki etkilemek etkili olmak nüfuz söz geçirmek tesir etmek tesir torpil ikna etmek
| inhabitant oturan kimse oturan sakin yerli
| inquisitor engizisyon mahkemesi üyesi |
| inscribed kaydedilmiş
| intend amaçlamak azmetmek düşünmek hedeflemek kastetmek niyet etmek niyetlenmek niyeti olmak seçmek istemek
| intended kasıtlı kasti müstakbel tasarlanmış yönelik istenilen |
| interregnum ara hükümdarsız dönem yöneticisiz dönem
| into -e haline içeriye içine
| invade akın etmek ele geçirmek saldırmak içini kaplamak ihlal etmek istila etmek |
| invasion akın nöbet saldırı tecâvüz ihlal istila
| invent atmak bulmak uydurmak icat etmek
| invented uyduruk |
| island ada
| it cazibe çekicilik cinsel ilişki önemli kimse şahsiyet ilişki
| january ocak |
| japan vernik verniklemek
| japanese japon
| jean kot |
| jew kazıklamak musevi tefeci yahudi ibrani
| jewish musevi yahudi
| john tuvalet |
| journey gezi mesafe sefer seyahat etmek seyahat seyir yol yolculuk
| judicial adli eleştirici hukuki mahkemeye ait tarafsız yargıçlara ait yargılayan
| kamikaze intihar pilotu |
| khan han kaan
| kill av avlamak cinayet işlemek dindirmek gebertmek katletmek kesmek mahvetmek öldürme öldürmek ortadan kaldırmak söndürmek tahrip etme yalanlamak
| kilometer kilometre |
| king dama kral papaz şah
| kingdom alem krallık kraliyet
| knight at (satranç) silâhşör şövalye nişanı vermek şövalye |
| know ayırt etmek başından geçmek bilmek farketmek tanımak tatmak ilişkisi olmak
| known belli bilinen
| land arazi arsa çakmak düşmek diyar kara karaya ayak basmak karaya çıkartmak karaya çıkmak kazanmak memleket sokmak toprak ülke vatan vurmak yapmak yenmek yere inmek indirmek |
| last ayakkabı kalıbı dayanmak devam etmek en son geçen ölüm önceki son derece son kez son olarak son şey son sonuç olarak sonuncu kimse sonuncu sonunda sürmek yetmek
| late eski geç kalan geç geçen gecikmiş son zamanlarda olan son
| launch atmak başlamak başlatmak çıkmak denize indirmek fırlatmak girişmek piyasaya sürmek savaş gemisi filikası |
| law dava hukuk kanun kural yasa ilke
| lay bahse girmek durum dinmek hal hazırlamak konum koymak kurmak meslekten olmayan mevki sermek sevişme sevişmek sunmak şarkı sözü şarkı yatma yatmak yerleştirmek ileri sürmek yüklemek yumurtlamak
| lay by biriktirmek |
| lead açmak (kartlarını) başı olmak başında olmak etkilemek götürmek kablo kılavuz kurşun kurşundan yapılmış öncülük etmek öncülük önde gitmek önde olma önderlik etmek önderlik örnek rehberlik sürdürmek sürmek ilk oynama hakkı (iskambil) yol göstermek yönetmek yönlendirmek iskandil
| leader baş başmakale lider önayak önder
| leadership liderlik önderlik |
| leading ana başlıca önde olan önemli ileri gelen
| leather deri kamçılamak kayışla dövmek kösele ile kaplamak kösele meşin
| leave ayrılmak bırakmak caymak kalkmak kalmak müsaade ruhsat terk etmek terketmek unutmak (eşya) vazgeçmek veda yola çıkmak izin |
| leaving ayrılma bırakma terketme
| life can canlı canlılık hayat ömür yaşam
| literature edebiyat literatür yazın |
| local bölgesel kısmi lokal sakin şehir içi yerel yerli
| long arzu etmek büyük epeydir gözlemek hasret kalmak hasret olmak özlemek özlemini çekmek susamak uzun süre uzun vadeli uzun zaman uzun zamandır uzun uzunluk istemek
| made üretilmiş yapılmış |
| main ana boru ana asıl başlıca belli başlı deniz esas kuvvet okyanus zor
| major başlıca branş branşı doğrultusunda yoğunlaşmak büyük binbaşı majör önemli reşit kimse yetişkin
| make biçim elde etmek etmek sağlamak varmak verim yapı yapılış şekli yapmak yaptırmak ilişki kurmak |
| man adam atamak adam er erkek uşak insan işçi
| many bir çoğu bir hayli bir yığın çok
| march hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak |
| mark alman markı belirti çizgi çizmek damga damgalamak dikkate almak hedef mark marka mimlemek not vermek not nişan puan işaret işaretlemek iz
| marking işaretleme
| marriage evlenme evlilik nikâh |
| mass aşai rabbani ayini küme kütle kitle toplamak yığın yığmak
| match benzemek benzer birleştirmek denk eş eşlemek evlendirmek evlenme karşılaşma karşılaştırmak kibrit maç rakip uygun olmak uymak yarışma
| mathematician matematikçi |
| may akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak
| medical tedavi edici tıbbi
| meeting buluşma birleşme görüşme karşılama karşılaşma miting oturum toplantı |
| men adamlar erkekler işçiler
| middle orta kısım orta yer orta ortadaki
| migrate göç etmek göçmek |
| mint nane para basmak uydurmak icat etmek
| mongol moğol
| moor bozkır demir atmak demirlemek faslı kır |
| mortal fani öldürücü ölüm ölümcül ölümlü insan
| most en çok en fazla miktar en fazla en fazlası en
| mount altlık bindirmek binmek çerçeve çerçevelemek çıkmak dağ dayanak düzenlemek monte etmek oturtmak tepe üzerine çıkmak üzerine yerleştirmek |
| move hareket etmek hareket kımıldamak kımıldatmak kıpırdamak kıpırdanmak kıpırdatmak nakil oynama sırası oynama oynamak oynatmak tahrik etmek taşınma taşınmak teklif etmek yer değiştirmek ilerlemek
| music müzik
| muslim müslüman |
| mystical esrarlı
| naval deniz harp deniz savaş gemisi
| near bitişik cimri eli sıkı samimi yakın yakında yaklaşık olarak yaklaşmak |
| negotiate aşmak başarmak ciro etmek geçmek görüşmek kırdırmak paraya çevirmek tartışmak
| never asla hiç hiçbir suretle hiçbir şekilde hiçbir zaman katiyen taş çatlasa
| new acemi keşfedilmemiş modern taze yeni |
| no aleyhte oy artık değil değil gereksiz hayır hiç hiçbir numara red ret yasak yok
| north kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru
| northern kuzey |
| norway norveç
| notable dikkate değer saygın tanınmış şöhret ünlü kimse unutulmaz ileri gelen
| object amaç cisim gaye hedef karşı çıkmak nesne obje razı olmamak şey itiraz etmek |
| occupy almak (zaman) oturmak tutmak işgal etmek
| of -den -ın -li -nin
| offense gücenme kâlbini kırma saldırı suç tecâvüz |
| officially resmen resmi olarak
| old bayat eski zamanlar eski eskiden kalma eskimiş harika kart köhne önceki pişkin tecrübeli yaşlı ihtiyar
| on beri çakırkeyif çalışmakta civarında -de devam etmekte olan devrede durmadan -e doğru giymiş olarak hazır olmakta olan sahnede sürekli olarak üstünde (giysi) üstünde üzerinde yanık ile yönünde |
| once bir defa bir kere bir zamanlar
| open açık açılmak açmak açtırmak başlamak başlatmak dürüst ferah geniş karara bağlanmamış serbest içten
| opening açık alan açık yer açılış açılma açış açma ağız başlangıç delik eleman açığı fırsat kadro açığı ilk |
| optics optik
| or altın sarısı
| orally sözlü olarak |
| order asayiş basamak buyruk buyurmak çalışır durum düzen düzenlemek dizi emretmek emir vermek emir hane ısmarlamak mezhep nişan ödeme emri rütbe sınıf sıra sıraya koymak söylemek sipariş vermek sipariş tabaka tarikat tavsiye etmek (doktor) tertip usul yöntem
| other başka biçimde başka türlü başka bundan başka geçen öbür öteki sonraki
| otherwise ayrıca başka türlü başka başkaca bunun dışında diğer taraftan farklı yoksa |
| out açığa çıkmış açıkta atlanmış sözcük aut bozulmuş büyük bitmiş çıkar yol çıkarmak çıkış çıkmış çözüm çizgi dışı daha çok daha iyi dış dışarı dışarıda dışarıdaki dışarıya eksik eskimiş fazla grevde kalmamış kovmak kurtuluş modası geçmiş olanaksız pratiğini yitirmiş sesli olarak sönmüş uzakta uzaktaki yeni çıkmış yıpranmış işe yaramaz yüksek sesle
| out of dışında haricinde yoksun
| outbreak başlama çıkma patlak verme salgın isyan |
| outlying ücra uzak
| outside açık havada dış kaynaklı dış dışarı dışarıda dışarıdaki dışarıya dışına dışında dıştan en çok en fazla miktar haricen harici ötesine
| over adamakıllı altını üstüne aracılığı ile aşırı aşkın başkasına baştan sona boyunca bitmiş çok fazla çok daha fazla gereğinden fazla her yerinden her yerine kalan karşıya öbür tarafa öte ötede öteye tekrar tepesinde tersine üstün üstünde üstüne üzerinde üzerinden üzerine yüksek yine iyice |
| overthrow çökertmek devirmek düşürme düşürmek hükümeti devirme yıkmak
| pagan putperest
| papal papaya ait |
| paramount en yüksek olağanüstü ulu yüce
| parliament parlamento
| part ayırmak ayrılmak ayrım bölüm elden çıkarmak fragman görev katkı kesim kısım kısmi kopmak parça pay rol semt taraf tarakla ayırmak yedek parça |
| party alem davet eğlence ekip grup hissedar ortak parti taraf şahıs topluluk
| pass açmak (kilit) aşmak bildirmek çalım dar yol devretmek dönüşmek durum dinmek el çabukluğu geçme geçmek geçirmek geçit geçiş izni geçiş giriş kartı giriş hokkabazlık kanal kur pas vermek pas pasaport paso piyasaya sürmek ruhsat söylemek uzatmak vaziyet vermek izin
| pass by aldırmamak geçmek geçip gitmek göz yummak |
| pass into içeri almak
| passing geçen geçer geçme geçici geçirme geçiş gelip geçici gitme ölüm rastgele tesadüfi
| patriot vatansever kişi |
| peace barış huzur rahat sessizlik sükunet sulh
| people aile fertleri eller halk herkes millet ulus insan yerleştirmek insanlar
| philosopher düşünür felsefeci filozof kalender kimse |
| philosophy dünya görüşü felsefe filozofi kalenderlik sakinlik soyut düşünüş
| pirate korsan gemisi korsan yayın yapan kimse korsan talan etmek yağmalamak yasadışı
| place basamak ev görevlendirmek hane ısmarlamak koymak mahal mekân mevki oturtmak sıra sorumluluk statü vermek (sipariş) yatırım yapmak yatırmak (para) yazdırmak (tel.) yer yerleştirmek yerleşim yeri yerini belirlemek iş |
| point amaç an ana fikir anlam bitirmek çevirmek çıkmak (çıban vb) doğrultmak etki göstermek husus konu mesele neden nokta noktalamak oyma kalemi özellik puan sayı sivri uç sivrilmek sivriltmek uç vermek uç vurgu incelik işaret etmek
| policy hareket tarzı önlem poliçe politika siyaset tedbir
| political hükümet politik siyasal siyasi |
| politics çıkar politikası politik görüş politik oyunlar politika politikacılık siyaset siyasi görüş
| polo polo
| poor az çorak düşkün fakir fena garip kötü perişan sefil verimsiz yoksul zavallı zayıf (az) |
| pope papa
| possession cin çarpması cinnet hakim olma kafayı takma mülk edinme mülk sahibi olma sahip olunan şey sahiplik tasarruf varlık iyelik
| possibly belki |
| power çalıştırmak derman enerji güç sağlamak güç kuvvet otorite üs (mat.) yetenek yetki iktidar
| preacher hatip vaiz
| prevent engel olmak menetmek önden gitmek önlemek önüne geçmek yol göstermek |
| previously bundan önce önceden
| priest keşiş papaz rahip
| prince prens şehzade |
| process aşama çıkıntı dava açmak dava gidiş özel işlem uygulamak süreç usul yönlendirmek yöntem işlem işleme tabi tutmak işlemek
| produce göstermek mahsul neden olmak ortaya koymak sahnelemek sonuç üretmek ürün vermek (meyve) yapmak yayınlamak yetiştirmek
| prominent belli belirgin çıkık fırlak göze çarpan önde gelen önemli seçkin ünlü |
| proselytize dinini yaymak kendi dinine çevirmek
| prove çıkmak denemek göstermek kanıtlamak ortaya koymak sağlamasını yapmak sınamak tecrübe etmek ispat etmek ispatlamak
| province branş uzmanlık alanı uzmanlık dalı vilâyet il iş sahası |
| puppet kukla
| quality bünye cins kabiliyet kalite mizaç nitelik önermenin niteliği özellik ses kalitesi ses rengi soyluluk vasıf yapı yetenek
| quell bastırmak yatıştırmak |
| quick alevli (ateş) atik çabucak çabuk can alıcı nokta can evi canlı hassas hayat dolu hazır hızla hızlı keskin kıvrak öz seri sıcak (ocak) süratli tez şipşak tırnak altındaki hassas et yaşayan
| quickly çabucak çabuk hızla tez şipşak
| quit arınmış ayrılmak bırakmak boşaltmak (evi) bitmek çekilmek çıkmak kurtulmuş ödemek paydos etmek (amer.) serbest sona ermek tahliye etmek vazgeçmek istifa etmek |
| quits başabaş berabere fit olmuş ödeşmiş
| r r harfi
| rabbi haham |
| rapidly çarçabuk hızla
| reach alan bulmak çarpmak erim erişme erişmek etkilemek geçirmek (yumruk) kavrama gücü kavrayış menzil ulaşılabilecek uzaklık ulaşmak uzanıp vermek uzanma uzanmak uzatmak varmak vermek idrak etmek yetişmek iletişim sağlamak isabet ettirmek
| rebel asi ayaklanmak başkaldırmak isyan etmek isyancı |
| rebellion ayaklanma başkaldırma isyan
| rebuild yeniden yapmak yeniden inşa etmek yenilemek
| recapture geri almak hatırlamak yeniden alma yeniden ele geçirmek yeniden istila etmek yeniden zaptetme |
| receive ağırlamak almak başına gelmek çekmek (yayın) ev sahipliği yapmak kabul etmek kaldırmak karşılamak (haber vb.) parasını almak teslim almak uğramak
| record belge çekmek dosya kayda geçirmek kaydetmek kayıt kütük plak rapor rekor sicil şöhret tutanak vesika yazmak isim
| recorded kaydedilmiş |
| recording bant kayda geçme kayıt ses kaydı yazıcı zabıt zapta geçme
| redeemer kurtarıcı mesih
| reflect aksettirmek düşünmek düşünüp taşınmak yansıtmak ifade etmek |
| reform adam olmak devrim yapmak devrim düzelmek düzeltmek ıslah etmek ıslah reform yapmak reform yeniden biçimlendirmek yeniden düzenleme yeniden düzenlemek yeniden kurma yenilik
| refuge barınak kalacak yer kalmak refüj sığınak sığınmak iltica
| regent kral naibi naip saltanat vekili |
| region alan bölge çevre nahiye iklim yöre
| regulate ayarlamak düzenleme yapmak düzenlemek yoluna koymak
| reincarnation reenkarnasyon ruhun başka vücutla yeniden dünyaya gelmesi |
| religion din dindarlık diyanet kutsal görev mezhep tarikat iman inanç
| religious din dindar dinsel dini diyanet sofu tarikata ait inançlı
| require eksik olmak gerekli olmak gerekmek gerektirmek icap etmek ihtiyacı olmak istemek |
| resolution ayırma ayrışma azim çözülüm (müz.) çözüm çözünme karar kararlılık niyet önerge teklif iltihabın iyileşmesi
| response cevap etkilenme karşılık ses verme (motor) tepki yanıt yansıma
| restore eski haline getirmek geri vermek görevine iade etmek kavuşturmak onarmak restore etmek iade etmek yenileştirmek |
| resultant çıkan meydana gelen sonuç
| return aynı kâğıttan oynamak beyan etmek bülten dönmek dönüş geri dönme geri dönmek geri dönüş geri gelme geri gelmek geri göndermek geri tepme geri verme geri vermek geri vurmak geriye gitme getirmek (faiz vb) getiri sağlamak getiri hüküm vermek kâr karar vermek (mahk.) karşılık milletvekili seçmek misilleme yapmak nüksetme nüksetmek rapor resmen bildirmek resmi açıklama rövanş seçim sonucu tazminat tekrarlama tekrarlamak topa geri vurma topu karşılamak tornistan iade etmek iade yansıtmak ince kıyım tütün
| reveal açığa vurmak belli etmek esin vermek gözler önüne sermek meydana çıkarmak pervaz ifşa etmek ilham vermek |
| revolt ayaklanma ayaklanmak ayrılmak başkaldırma başkaldırmak dehşete düşmek nefret etmek tiksinmek iğrendirmek iğrenmek isyan etmek isyan
| rich ağır (yiyecek) bereketli besleyici besin değeri yüksek bol canlı (renk) değerli esprili gür komik nükteli pahada ağır pahalı paralı varlıklı verimli yoğun zengin
| right çeki düzen vermek derleyip toplamak doğru doğrudan doğruya doğrultmak doğruluk dosdoğru dürüst düz düzeltmek düzen düzenli düzgün dik (açı) dik açılı dik konuma getirmek en uygun gayet gerçek hak haklı çıkarmak haklı sağ sağa sağda sağdan sağlıklı tam olarak tam telâfi etmek yolunda |
| rival çekişmek rakip rekabet etmek
| rock belâ değerli taş dert dolar elmas kaya parçası kaya lolipop para rock yapmak (dans) sallamak sallanmak sallayarak uyutmak sarsılmak sarsmak sıkıntı taş şok etmek şok olmak zorlaştırmak
| roll ağzında yuvarlayarak söylemek arabayla dolaşmak çevirmek dalga dalga göndermek dalgalanma davul sesi döndürmek dürmek dürüm gümbür gümbür çalmak gümbürtü gitmek (araba) haddeden geçirmek havada takla atmak kullanmak liste oklava ile açmak (hamur) rulo köfte rulo yapmak rulo ile boyamak rulo salınmak sallamak sallana sallana gitmek sarmak soymak (sarhoş vb) sürmek silindir silindirle ezmek tekerlekler üzerinde gitmek şakımak tomar yapmak tomar top yapmak top vurgulayarak telaffuz etmek yalpa yapmak yalpa yaprak haline getirmek (metal) yuvarlamak yuvarlanma yuvarlanmak |
| roman katolik
| roman catholic katolik
| rose gül deseni gül pembesi gül pencere gül güzel kız hortum ağzı lâl pembe şarap pembe rüzgâr gülü süzgeçli ağızlık (bahçe sulama kovası) yılancık |
| royal asil büyük tabaka kâğıt krala ait krallara lâyık kraliyet ailesinden kimse kraliyet muhteşem prens gibi royal
| rule cetvel cetvelle çizmek çizgi çekmek çizmek düzeyinde olmak egemenlik emretmek geçerli olmak gönye hükmetmek hüküm vermek hüküm kanun karara varmak kural mahkeme kararı metre norm prensip saltanat sürmek sözü geçmek standart talimat tüzük idare etmek idare yönetmek yönetmelik
| ruler cetvel çizgi makinesi hakim hükümdar yönetici |
| sacred kutsal mübarek mukaddes
| saga destan efsane
| saint aziz kabul etmek aziz kutsal |
| same aynı benzer farksız tıpkı
| schism bölünme parçalanma
| school balık sürüsü ders vermek eğitmek ekol mektep öğretmek okul binası okul çalışanları ve öğrencileri okul okula göndermek tarz terbiye etmek yetiştirmek |
| science beceri bilim fen teknik ilim
| scientific bilimsel kesin ilmi
| scottish iskoçyalı |
| sculptor heykeltraş oymacı
| second an destek vermek destek desteklemek düello şahidi nota aralığı öbür saniye yardım etmek yardımcı ikinci dereceli ikinci olan kimse ikinci
| sect cemaat hizip mezhep tarikat |
| section alt şube bölge bölme bölmek bölüm kesme kesim kesit kısım manga
| see anlamak bakmak farketmek görmek görüp geçirmek görüşmek göz önüne almak papalık seyretmek sezmek uğurlamak yolcu etmek
| seek aramak aranmak araştırmak çıkarmaya çalışmak kazanmaya çalışmak peşinde koşmak uğraşmak istemek |
| seize almak anlamak benimsemek el koymak ele geçirmek ganimet almak gaspetmek havada kapmak kabullenmek kaçırmamak kapmak kavramak takılmak (makine) tutmak tutuklamak tutukluk yapmak yakalamak yapışmak zaptetmek
| seminal sperm spermaya ait tohum üreme
| send atmak coşturmak etmek fırlatmak göndermek sevk etmek sevketmek sokmak (duruma) yollamak |
| sentence ceza vermek cümle hüküm giydirmek hüküm vermek hüküm karar mahkeme kararı mahkum etmek özdeyiş söz tümce vecize yargı
| series dizi grup seri sıra silsile
| sermon öğüt söylev vaaz vaiz |
| settle adapte olmak anlaşmak ayak uydurmak bağlamak (nafaka) bank bastırmak belirlemek berraklaşmak çökelmek çökmek durulmak dibe oturmak hafiflemek karar kılmak karar vermek kararlaştırmak konmak ödemek oturmak sıra süzmek tahta kanape tünemek uyum sağlamak yatışmak yatıştırmak yerleşmek yerleştirmek yerine getirmek yetinmek
| settling iskân
| several birbirinden farklı birkaç birtakım değişik farklı |
| severe acı ağır haşin keskin sade sert şiddetli
| she dişi hayvan dişi kadın
| should -malıydı -meli -meliydi |
| sicily sicilya
| siege çevresini sarma ele geçirmeye uğraşma hastalık devresi kuşatma
| sign alâmet belirtmek belirti burç sembolü burç gösterge jest mucize işareti nişan sembol semptom simge tabela ifade etmek ima etmek imza atmak imza etmek imzalamak ismini yazmak istavroz isim levhası işaret etmek işaret işaretlemek iz |
| simple acemi alçakgönüllü basit gösterişsiz kendi halinde kocakarı ilacı kolay sade ve basit sade saf tam temiz kalpli yalın iradesiz
| since beri -den beri -den itibaren o zamandan beri
| site açmak konum mekân mevki oturtmak sahne yer yerleştirmek yerleşim yeri |
| so aynen böyle böylece çok da de demek kadar o kadar öyle öyleki pek sol notası şöyle
| some acayip amma aşağı yukarı bazı bir parça bir biraz birtakım çok iyi çok civarında epey kimi ne biçim süper takriben yaklaşık
| son çocuk erkek evlât oğlum oğul |
| song güfte ötme ötüş şakıma şarkı söyleme şarkı sözü şarkı türkü
| source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak
| south güney güneyden esen güneye lodos |
| southern güney güneyli
| spanish ispanyol ispanyolca
| sphere alan çevre gökyüzü katman küre sınıf tabaka yerküre yuvar |
| start avantaj başlama başlamak başlangıç başlatmak çalışmak (motor) çalıştırmak çıkarmak çıkış desteklemek fırlama fırlamak gevşetmek hareket etmek harekete geçme kalkmak kaynaklanmak korkutup kaçırmak koyulmak kurmak sıçrama start tartışmaya açmak ürkme ürkmek ürkütmek yola çıkma yola çıkmak yöneltmek irkilmek
| starting başlama başlangıç çıkış
| state açıklamak alem belirlemek belirtmek bildirmek debdebe devlet devlete ait durum evre eyalet görkem hal konum koşul mevki özel resmi saptamak söylemek tek kişilik şart tören ifade etmek |
| statute hüküm kanun kural statü tüzük yasa
| stay alıkoyma alıkoymak beklemek bırakmamak dayanma dayanmak destek durdurmak durma durmak engel erteleme ertelemek gergi germek kalma kalmak önlemek oturma oyalanmak sabitlemek ikamet etmek ikamet istralya ziyaret
| stone çekirdeğini çıkarmak çekirdek (meyve) çekirdek değerli taş haya taş döşemek taş taşa tutmak taşlamak taştan testis |
| storm fırtına gibi esmek fırtına hücum etmek hücum kargaşa kasırga kıyamet kıyameti koparmak öfke öfkelenmek saldırmak telaş şiddetli esmek zorla girmek
| strong ağır alkollü demir gibi güçlü olarak güçlü gür keskin kıvrak koyu kuvvetle kuvvetli sağlam sert şiddetle şiddetli yetenekli iradeli istekli istikrarlı
| structure bünye planlamak yapı |
| struggle boğuşma boğuşmak çaba çabalamak çalışmak çırpınma çırpınmak debelenmek gayret mücâdele etmek mücâdele savaş savaşmak uğraş uğraşma uğraşmak zahmet
| subdue baskı yapmak bastırmak boyun eğdirmek hafifletmek zorlamak
| subdued bastırılmış düşük hafif zorlanmış |
| subjugate boyun eğdirmek maruz bırakmak yenmek zaptetmek
| success başarı başarılı kimse sonuç
| successful başarılı başarıya ulaşan şey |
| succession ardışık olma birbirini izleme sıra silsile üst üste olma veraset yerine geçme intikal
| successor halef varis
| sultan padişah sultan |
| sultanate saltanat sultanlık
| summer gençlik çağı hayatın baharı kapı üstü kirişi refah dönemi taban kirişi yaz yazı geçirmek yazla ilgili
| support altlık arka çıkma arka bakmak cesaret vermek dayamak dayanak destek olmak destek desteklemek doğrulama doğrulamak geçindirmek güç vermek ısrar etmek kanıtlamak kuvvetlendirmek özendirmek para sağlamak para yardımı yapmak payanda sürdürmek takviye etmek takviye taraftarı olmak tutmak üstlenmek yardım etmek yardım yardımcı oyuncu |
| supreme azami en son en üstün en yüksek son yüce
| surrender bırakma bırakmak boyun eğmek feragat etmek feragat kapılmak pes etmek teslim etme teslim etmek teslim olma teslim olmak teslim vazgeçme vazgeçmek iptal etme
| survey anket araştırmak bakma bakmak etüt genel bakış muayene etmek muayene ölçme ölçmek tetkik inceleme incelemek yoklamak |
| synagogue sinagog
| table çizelge ertelemek göstermek listeye geçirmek masa masadakiler masaya koymak sofra sunmak tabla tablet tablo (mat.) tartışmaya sunmak
| take alıntı almak atlatmak avalanan hayvan miktarı çekmek (foto) çıkarmak dayanmak elde etmek ele geçirmek etkili olmak etmek gerektirmek götürmek hasat hissetmek kabul edilmek kabul etme (vücut) kabul etmek kaplamak karşılamak katlanmak kazanmak ölçmek oltaya vurmak pay reaksiyon sanmak tahammül etmek tedavi etmek tepki tutma tutmak tutulan balık miktarı tutuş tutuşmak yakalamak yanmak yapmak icap etmek |
| take over üstlenmek
| target amaç hedef nişan
| teach ders vermek eğitmek göstermek öğretmek okutmak |
| territorial bölgesel gönüllü asker kara ülkesel yerel
| territory arazi bölge toprak ülke
| text metin tekst yazının aslı incilden kısa bölüm |
| that bu kadar o kadar öteki şu
| the finest en iyisi
| the former önceki |
| the old eskiler
| the open açık deniz açık yer açıklık
| the same aynı değişmemiş farksız |
| the supreme allah
| then o halde o zaman ki o zaman ondan sonra öyleyse zira
| theologian ilahiyatçı |
| theology tanrıbilim ilahiyat
| this bu kadar bu
| those oradaki |
| throne taht tahta çıkarmak tahta çıkmak
| through arasından baştan başa baştan sona bir uçtan bir uca doğru doğruca direkt kesintisiz sayesinde tamamen içinden
| time aralık ayarlamak çağ doğum zamanı kurmak saat tutmak süre tutmak süre tempo temposunu belirlemek uygun zaman vade vakit zaman zamanlama yapmak zamanlamak |
| tithe aşar vergisi vermek onda bir ondalık vergi
| to -e doğru -e göre -ya -ye
| tower burç hisar kale gibi yükselmek kale kule yükselmek |
| trade alım satım meslek takas etmek ticaret yapmak ticaret iş yapmak iş zanaat
| translate çevirmek dönüştürmek tercüme etmek tercüme yapmak
| translate into çevirmek |
| translation çeviri tercüme
| treatise bilimsel eser bilimsel inceleme
| treatment davranış muamele tedavi işlem |
| treaty antlaşma
| turkey başarısız film hindi türk türkiye
| turning çevirme döndürme dönemeç dönen döner dönme dönüş köşe tornacılık |
| turning point dönüm noktası
| type cins daktilo ile yazmak matbaa harfi model örnek simge tür tip
| ultimately en sonunda |
| unable aciz elinden gelmez gücü yetmez yapamıyacak durumda
| uncle amca dayı zenci (gün.amer.)
| under alt altı altına altında altından altta aşağıda aşağısına az bağlı döneminde dibe emrinde etkisi altında |
| unfinished bitmemiş cilasız kaba tamamlanmamış yarım kalmış işlenmemiş
| university üniversite
| unsuccessful başarısız |
| until değin kadar
| up artırmak artış ayaklanmış ayakta çıkış çıkmış dik keyifli kuzeye olmakta olmuş önde tepesinde ümitli üstün uyarıcı yukarı giden yukarı yukarıya yükselmiş yükseltmek
| uprising ayaklanma başkaldırma kabarma kalkma isyan yükselme |
| use adet edinmek adet alışkanlık amaç davranmak fayda faydalanma faydalanmak kullanım kullanma kullanmak kullnım hakkı menfaat muamele etmek yarar yararlanmak
| used eski kullanılmış
| utterly bütün bütün düpedüz sapına kadar tamamen |
| veneration hürmet saygı
| verge çalmak (renk) daire eşiğinde olmak eşik kenar meyletmek piskopos asası sınır sınırında olmak yaklaşmak
| version çeviri hikâye model örnek tasvir uyarlama varyant versiyon yorum |
| very aynı bile çok gerçek mutlâk pek salt sırf tam
| via üzerinden yol
| visit çektirmek çene çalmak gezmek laflamak musallat olmak misafir olmak misafirlik teftiş etmek uğramak ziyaret etmek ziyaret ziyarete gitmek |
| voluntary fahri gönüllü kasıtlı özgür iradeli istemli hareket istemli isteyerek yapılan
| wale çizgi kenar kırbaç izi pervaz iz
| wall ayırmak çeper duvar duvarla çevirmek set sur tecrit etmek zar |
| war harp mücâdele etmek mücâdele savaş ile ilgili savaş savaşmak uğraşma
| warrior asker savaşçı
| water hafifletmek hârelemek ıslatmak kalite kaplıca suyu karasuları sıvı su almak su birikintisi su katmak su vermek su sulamak sulandırmak sulanmak sular suluboya yaşarmak |
| weaken cansızlaştırmak güçsüzleştirmek gücünü azaltmak hafifletmek zayıflamak zayıflatmak
| wear aşındırmak aşınma boca etmek dayanma dayanmak elbise eskime giymek giysi giyinme kullanma soldurmak solmak takınmak takmak taşımak yıpranma yıpranmamak yıpratmak
| welsh bahisleri ödemeden kaçmak gal dili galler ile ilgili ödemeden kaçmak sözünü tutmamak şartları yerine getirmemek |
| west batı ülkeleri batı batıda batıdaki batıya doğru batıya
| western batı ile ilgili batı batılı kovboy filmi kovboy romanı
| which hangi hangisi |
| while vakit iken zaman
| who kim kimi
| will amaç amaçlamak arzu arzulamak azmetmek azim buyurmak dilek dilemek emretmek niyet etmek niyet vasiyet vasiyetname irade istek istekte bulunmak istemek |
| wind açmak (yol) boş lâf çevirmek dolamak dolambaçlı olmak dolanmak döndürmek dönemeç esinti hava kıvırmak kıvrıla kıvrıla gitmek kıvrılmak koklayarak bulmak koku kokusunu almak nefes aldırmak nefes osuruk rüzgâr saçmalık sarılmak sarmak soluklandırmak üfleme yel
| witch afsuncu büyü yapmak büyücü kadın büyülemek cadı sihirbaz
| with beraber birlikte ile |
| within kapsamında iç içeri içeride içeriden içeriye için için içinde içinden zarfında
| without dış -meden olmadan olmaksızın -sız -siz
| witness onaylamak sahne olmak tanık olmak tanık şahit olmak şahit şahitlik etmek |
| work başarılı olmak çabalamak çalışma çalışmak emek eser etkili olmak görev koparmak (para) mayalanmak meşgul olmak meşguliyet oynamak oynatmak seğirmek yapıt iş yapmak iş işe yaramak işleme işlemek işletmek işyeri
| work in sokuşturmak
| works atölye eserler fabrika tesis yapı yapıtlar imalathane istihkâm iş işler |
| world alem dünya yeryüzü
| worshipful saygı dolu saygıdeğer tapılacak
| would -caktı -cekti -erdi -ermi (soru hali) |
| write bestelemek kâğıda dökmek kaleme almak yazarlık yapmak yazı yazma yazı yazmak yazmak
| writing el yazısı kitap makale yazarlık yazı kâğıdı yazı şekli yazı yazan yazı yazma yazı
| x bilinmeyen |
| year sene yıl
| yellow kıskanç korkak sararmak sararmış sarartmak sarı
|