| Abbey manastır
| Act amel cinsel ilişki davranış davranmak etki etmek eylem fiil görevini yapmak hareket etmek hareket kanun numara yapmak numara numarası yapmak oynamak oyun perde (tiyatro) resmi yazı rol oynamak rol yapmak rol yasa
| Acting davranan hareket eden oynama oyun oyunculuk temsil eden temsil vekâlet eden yapan |
| African afrika ile ilgili afrika afrikalı zenci
| Air açılmak caka çalım eda esinti fiyaka gökyüzü güneşe sermek hafif rüzgâr hava havalandırmak kurutmak melodi nağme ortaya dökmek söylemek tavır yayın
| Alder akçaağaç |
| Alliance akrabalık anlaşma antlaşma bağ birleşme birlik pakt ittifak
| Allied akraba bağlaşık birlik olan müttefik
| Alsatian alsas alsaslı |
| American amerikalı amerikan
| Apartheid ayrım ırk ayrımı (güney afrika)
| Architecture mimarlık mimari yapı |
| Art beceri bilim dalı hüner kurnazlık ressamlık sanat şeytanlık ustalık yaratıcılık
| Arts şeytanlık
| August ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer |
| Australian avustralya avustralyalı
| Aviation havacılık
| B si notası |
| Bailey şatonun dış avlusu
| Bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş
| Baseball beysbol |
| Basketball basket topu basket basketbol
| Battery akü atıcı (beysbol) batarya borda topları dizi kötü muamele pil seri takım vurmalı çalgılar vuruş
| Battle çatışma dalaş mücâdele etmek mücâdele savaş savaşmak |
| Beetle böcek çakmak çıkıntı yapmak kakmak sarkan sarkık sarkmak taşan şahmerdan tokaç tokmak tokmaklamak
| Beginning baş başlangıç kaynak köken ilk
| Belgium belçika |
| Bill afiş afişe etmek balta (eski) banknot beyanname burun fatura çıkarmak fatura etmek fatura gaga hesap kâğıt para poster senet sevişmek tahvil tasarı tiyatro programı uzantı ilan etmek
| Billy cop
| Bob ağzıyla yakalamaya çalışmak aşağı yukarı sallanmak çekül kesik kuyruk (at) kısa kesmek kısa saç modeli reverans yapmak saç lülesi sallamak (kafa) şilin |
| Bobby aynasız polis
| Bones iskelet
| Brad başsız çivi |
| Branch branş çay dal budak salmak dal dallanmak dere göbek kol (bitki) kol kollara ayrılmak sınıf şube yayılmak
| British britanya ile ilgili
| Brown kahverengi karamak kızarmak |
| Bud ahbap arkadaş aşılamak filiz filizlenmek gelişmemiş şey veya kimse gelişmeye başlamak gonca kafadar sürgün tomurcuk tomurcuklanmak
| Burgess kasaba sakini kasabalı
| C do (nota) orta yüz dolarlık banknot |
| Canadian kanada ile ilgili kanadalı
| Canal kanal suyolu
| Candy bonbon şeker şekerleme |
| Carpenter doğramacı marangoz marangozluk yapmak
| Channel bağlantı kanal kanala dökmek maceraya sevketmek nehir yatağı oluk su yolu suyolu iletişim yol yön
| Chemistry kimya madde yapısı yapı |
| China çini porselen kap porselen
| Chinese çin ile ilgili çinli
| Christian dürüst hristiyan kimse hristiyan merhametli saygıdeğer iyi insan |
| Church hristiyan din adamları hristiyanlıkla ilgili cemaat kilise ile ilgili kilise
| City kent şehir halkı şehir
| Club çomak dernek dövmek dipçiklemek katılmak kulüp lobut ortak olmak ortakça yatırmak sopa sopalamak toplamak toplanmak |
| Coal bir yakımlık kömür kömür vermek kömür maden kömürü
| Cold baygın donuk duygusuz kaçınılmaz kesin olarak nezle sakin sıkıcı soğuk soğukkanlı soğukluk üşümüş yapmacık
| Commission aracı kârı atama belgesi atama atamak görev görevlendirme görevlendirmek heyet ısmarlama ısmarlamak komisyon kurul sipariş vermek sipariş talimat tayin etmek terfi vazife yetkilendirmek |
| Committee heyet komisyon komite
| Communist komünist solcu
| Contents içindekiler |
| Council divan kurul meclis yönetim kurulu
| Cuban küba purosu küba ile ilgili kübalı puro
| Cup çanak gibi yapmak fincan kavramak kupa |
| Cygnet kuğu yavrusu
| Danish danimarkalı
| Dean başkan dekan en kıdemli üye |
| December aralık
| Department bakanlık bölge bölüm daire departman şube
| District bölge bucak havali kaza mahalle semt ilçe |
| Dutch alman eş
| E zayıf not
| Earl kont |
| Earnest ağırbaşlı avans çalışkan ciddi delil gerçek hevesli samimi tadım teminât içten
| Earthquake deprem yer sarsıntısı zelzele
| East doğu doğudaki bölüm doğudaki doğuya doğru olan doğuya doğru |
| England ingiltere
| English ingiltere ingiliz ingilizce
| Ethiopian habeş |
| European avrupalı avrupa'ya özgü
| Federal federal
| Field alan bilgi alanı bilim dalı çalışma alanı cevabı yapıştırmak kır otlak saha sahaya çıkarmak savaş alanı tarla |
| Film film filme çekmek kaplamak (zar vb.) lif ince bir tabaka ile kaplamak ince tabaka zar
| Finance finanse etmek mali durum para durumu para sağlamak
| First baş başlangıç başta gelen başta birinci birincilik önce öncelikle önde gelen ilk kez ilk olarak ilk ilkönce |
| For amacıyla doğru dolayı göre karşı nedeniyle uygun yarayan için yönünde
| Force baskı yapmak baskı birlik çabuklaştırmak etki geçerlilik güç ırzına geçmek kudret kütle kuvvet mecbur etmek nüfuz sıkıştırmak şiddet yığın yükseltmek (fiyat) yürürlük zor zorlama zorlamak
| Frank açık sözlü dürüst frenk samimi sözünü esirgemeyen ücretsiz göndermek (mektup) içi dışı bir |
| Free açık bağımsız bedava boş doğal hür kısıtlanmamış kurtarmak masrafsız muaf tutmak muaf özgür parasız salıvermek samimi serbest bırakmak serbest serbestçe tahliye etmek ücretsiz vergiden muaf
| French fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| Gay canlı eşcinsel homoseksüel hoppa hovarda keyifli neşeli nonoş pasaklı şen utanmaz yüzsüz |
| German alman öz
| God allah put tanrı ilah
| Government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim |
| Governor baba bey eyalet valisi (amer.) müdür (banka, hapishane) patron vali yönetici
| Great büyük çok iyi hevesli muazzam mükemmel önemli ulu ünlü iyi
| Group filo (ing.) grup gruplandırmak gruplaşmak heyet kafile küme manga öbek sınıflandırmak takım toplanmak topluluk |
| Hall antre hol kabul salonu konak koridor salon yemekhane yurt
| Harry bozmak eziyet etmek sinirini bozmak yağmalamak yakıp yıkmak
| Heaven allah cennet gök gökyüzü mutluluk sema tanrı |
| Hiss alaylı olarak tıslamak beğenmeyerek tıslamak ıslık ıslıklamak küçük görerek tıslamak tıs tıslama tıslamak yuhalamak
| Hotel otel
| House barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt |
| Hungarian macar
| Hurt acı acımak acıtmak ağrımak bere canını yakmak gücenmiş ızdırap kâlbini kırmak kırgın kırmak küstürmek rencide etmek sızı üzüntü yara yaralamak incinmek incitmek zarar görmek zarar vermek zarar
| I bir (romen) |
| In -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde
| Indonesian endonezyalı endonezya'ya ait
| Israeli israilli |
| Italian italyan
| Jane kadın
| January ocak |
| Japanese japon
| Jay alakarga kestane kargası önüne bakmayan kimse
| Jerry alman askeri jerry lazımlık |
| John tuvalet
| Ken bilgi alanı bilmek tanımak
| King dama kral papaz şah |
| Kingdom alem krallık kraliyet
| Korean kore'li
| Labour çaba harcamak çalışma çalışmak doğum sancısı çekmek emek vermek emek hizmet uğraşmak işçi partisi (ing.) işçi sınıfı işgücü |
| Lake göl koyu kırmızı boya
| Last ayakkabı kalıbı dayanmak devam etmek en son geçen ölüm önceki son derece son kez son olarak son şey son sonuç olarak sonuncu kimse sonuncu sonunda sürmek yetmek
| Law dava hukuk kanun kural yasa ilke |
| Lazy ağır haylaz miskin tembel uyuşuk
| League antlaşma birlik dernek küme lig işbirliği
| Lee rüzgâr almayan yer rüzgâraltı |
| Libyan libya libya'lı
| Lists parmaklıklar yarışma pisti
| Literature edebiyat literatür yazın |
| Lord allah bey beyefendi efendi lord ünvanı vermek lord rab sahip
| Major başlıca branş branşı doğrultusunda yoğunlaşmak büyük binbaşı majör önemli reşit kimse yetişkin
| Man adam atamak adam er erkek uşak insan işçi |
| March hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak
| Mark alman markı belirti çizgi çizmek damga damgalamak dikkate almak hedef mark marka mimlemek not vermek not nişan puan işaret işaretlemek iz
| Marshal dizmek mareşal sıralamak |
| May akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak
| Medicine büyü doktorluk tıp ilaç vermek ilaç
| Minister bakan papaz vaiz vekil |
| Mother ana anne annelik etmek
| Music müzik
| National ulusal vatandaş yurttaş |
| New acemi keşfedilmemiş modern taze yeni
| North kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru
| Norwegian norveç norveçli |
| Nova nova
| Ocean derya okyanus
| Only ağırbaşlı ancak bir tek biricik sade sadece sırf tek yalnız |
| Orthodox akılcı ortodoks
| Other başka biçimde başka türlü başka bundan başka geçen öbür öteki sonraki
| Park koruma altına alınmış arazi koymak otopark park parketmek |
| Party alem davet eğlence ekip grup hissedar ortak parti taraf şahıs topluluk
| Peace barış huzur rahat sessizlik sükunet sulh
| Peak doruk tepe noktası tepe şapka siperi uç zayıflamak zirve |
| Peter çük kasa para kasası penis peter
| Physics fizik
| Poland polonya |
| Polish boya (ayakkabı) boyamak (ayakkabı) cila cilalama cilalamak düzeltmek kibarlık nezaket parlaklık parlatma parlatmak perdah perdahlamak polonya dili polonya polonyalı terbiye etmek incelik
| Pope papa
| President başkan cumhurbaşkanı devlet başkanı genel müdür |
| Presidential başkanlığa ait başkanlık
| Prime ağızotu koymak (tüfek) ana nota asal sayı astar sürmek baş başlangıç başlıca birincil en güzel zaman en önemli gençlik hayatın baharı mükemmel şey olgunluk çağı tulumbaya su koymak içirip sarhoş etmek ilk dönem ilk
| Princess prenses |
| Prize çok istenen şey değer biçmek değer vermek ganimet almak ganimet kaldıraç kaldıraçla kaldırmak madalyalı manivela mükâfat ödül kazanan ödül olarak verilen ödül ödüle lâyık takdir etmek tam ikramiye
| Rabbi haham
| Rail ağzına geleni söylemek azarlamak demiryolu dil uzatmak korkuluk küfretmek parmaklık parmaklıkla çevirmek ray döşemek ray sövmek sutavuğu tırabzan koymak tırabzan trabzan yakınmak |
| Randy arsız azgın erkek azgın kuduruk şehvetli inatçı
| Red al borç kırmızı (renk) kırmızı kızarmış kızgın kızıl saçlı kızıl tüylü kızıl kızılderili komünist rus solcu
| Religious din dindar dinsel dini diyanet sofu tarikata ait inançlı |
| Republic cumhuriyet
| Republican cumhuriyetçi
| Return aynı kâğıttan oynamak beyan etmek bülten dönmek dönüş geri dönme geri dönmek geri dönüş geri gelme geri gelmek geri göndermek geri tepme geri verme geri vermek geri vurmak geriye gitme getirmek (faiz vb) getiri sağlamak getiri hüküm vermek kâr karar vermek (mahk.) karşılık milletvekili seçmek misilleme yapmak nüksetme nüksetmek rapor resmen bildirmek resmi açıklama rövanş seçim sonucu tazminat tekrarlama tekrarlamak topa geri vurma topu karşılamak tornistan iade etmek iade yansıtmak ince kıyım tütün |
| Rice pilav pirinç
| Rick bükülme burkmak burkulma kuru ot yığını saman yığını tınaz
| Riot alem ayaklanma ayaklanmak azıtmak başkaldırmak cümbüş kargaşa kargaşaya yol açmak karışıklık patırtı şamata velvele isyan |
| River akış ırmak nehir
| Robbery hırsızlık soygun soygunculuk
| Roman katolik |
| Royal asil büyük tabaka kâğıt krala ait krallara lâyık kraliyet ailesinden kimse kraliyet muhteşem prens gibi royal
| Russian rus
| Sally çıkış hareketi dışarıya hücum dolaşma espri gezinti nükte |
| Science beceri bilim fen teknik ilim
| Scone saç pidesi
| Scottish iskoçyalı |
| Senator senatör
| Ship gemi ile yollamak gemi gemiye bindirmek gemiye binmek göndermek kürekleri içeri almak nakletmek tayfa olarak almak tayfa olmak tekne yerine takmak
| Sicilian sicilya sicilyalı |
| Sicily sicilya
| Sir bay beyefendi efendi sör diye hitap ermek sör
| Sister abla hastabakıcı hemşire kardeş kızkardeş rahibe |
| Smith demirci nalbant
| Society çevre dernek topluluk toplum
| Source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak |
| South güney güneyden esen güneye lodos
| Soviet sovyet rusya idare meclisi sovyet
| Sport centilmen eğlence eğlenmek gösteriş yapmak örnek insan övünmek oyun oyuncak spor yapmak spor sporsever sportif takılmak şaka söylemek şaka zevk düşkünü kimse |
| State açıklamak alem belirlemek belirtmek bildirmek debdebe devlet devlete ait durum evre eyalet görkem hal konum koşul mevki özel resmi saptamak söylemek tek kişilik şart tören ifade etmek
| Stone çekirdeğini çıkarmak çekirdek (meyve) çekirdek değerli taş haya taş döşemek taş taşa tutmak taşlamak taştan testis
| Sunday pazar |
| Swedish isveç dili isveç
| TV televizyon
| Task angarya çalıştırmak görev külfet ödev suçlamak yormak iş vermek iş |
| Television televizyon
| Temple mabet sinagog tapınak şakak ibadethane
| This bu kadar bu |
| Troops asker birlikler
| Truculent acımasız vahşi zalim
| Tunnel tünel açmak tünel |
| Turkey başarısız film hindi türk türkiye
| U soylu
| Union bilezik (boru) birleşme birlik darülaceze dernek evlilik kavuşma sendika ittifak |
| United birleşmiş birleşik
| University üniversite
| Unknown bilinmeyen bilinmez gizli meçhul tanınmamış yabancı |
| War harp mücâdele etmek mücâdele savaş ile ilgili savaş savaşmak uğraşma
| West batı ülkeleri batı batıda batıdaki batıya doğru batıya
| While vakit iken zaman |
| White ak beyaz masum solgun temiz terbiyeli zararsız
| Wonder harika hayret etmek hayret merak etmek mucize şaşılacak şey şaşkınlık şaşmak
| World alem dünya yeryüzü |
| Yule noel
| Zenith başucu doruk zirve
| abbey manastır |
| abdicate çekilmek el çekmek feragat etmek
| about aksi yöne aşağı yukarı dair etrafına etrafında hakkında hemen hemen konusunda orada burada takriben üstünde yaklaşık ilgili
| above cennette daha çok önce öte sözü geçen üstün üstünde üzerinde üzerine yukarıda olan şey yukarıda yüksek |
| accept almak anlamak hazmetmek kabul etmek kabullenmek katlanmak onaylamak üstlenmek
| act amel cinsel ilişki davranış davranmak etki etmek eylem fiil görevini yapmak hareket etmek hareket kanun numara yapmak numara numarası yapmak oynamak oyun perde (tiyatro) resmi yazı rol oynamak rol yapmak rol yasa
| acting davranan hareket eden oynama oyun oyunculuk temsil eden temsil vekâlet eden yapan |
| actor aktör erkek oyuncu oyuncu
| actress aktris
| admit almak kabul etmek meydan vermek içeri almak itiraf etmek |
| admitted kabul edilmiş
| adopt benimsemek çalmak evlât edinmek kabul etmek nüfusuna geçirmek sahip çıkmak seçmek (pol.)
| african afrika ile ilgili afrika afrikalı zenci |
| after ardından arkasından daha sonra -den sonra göre peşinden sonra gelen sonra sonraki izleyen
| against aleyhte aleyhinde aykırı dayalı karşı ters olarak
| agree anlaşmak aynı fikirde olmak bağdaşmak birleşmek hemfikir olmak kabul etmek kararlaştırmak razı olmak uymak uyuşmak yaramak |
| agree with aynı fikirde olmak yaramak iyi gelmek
| aid alet aygıt çare destek yardım etmek yardım yardımcı olmak yardımcı
| air açılmak caka çalım eda esinti fiyaka gökyüzü güneşe sermek hafif rüzgâr hava havalandırmak kurutmak melodi nağme ortaya dökmek söylemek tavır yayın |
| alder akçaağaç
| all alayı büsbütün bütün bütünüyle hep hepsi her şey her herkes katışıksız saf tamamen tüm
| alliance akrabalık anlaşma antlaşma bağ birleşme birlik pakt ittifak |
| allied akraba bağlaşık birlik olan müttefik
| ally birleşmek birleştirmek dost katılmak katmak müttefik
| alsatian alsas alsaslı |
| american amerikalı amerikan
| annex ek bina ek eklemek eklenti katmak topraklarına katmak ilave etmek ilave
| announce anons etmek bildirmek duyurmak okumak ilan etmek |
| anti-aircraft uçaksavar
| any biraz daha her hiç hiçbir
| apartheid ayrım ırk ayrımı (güney afrika) |
| apply başvurmak gitmek (birine) kullanmak müracaat etmek sürmek uygulamak uygun düşmek uygun olmak ilgili olmak ilgisi olmak
| architecture mimarlık mimari yapı
| are ar |
| area alan bodrum girişi bölge yüzölçümü
| armored zırhlı
| army kalabalık ordu topluluk |
| arrest bloke etmek durdurma durdurmak el koymak önleme önlemek tevkif tutuklama tutuklamak
| arrive başarı kazanmak başarmak doğmak gelmek gelip çatmak ulaşmak varmak
| art beceri bilim dalı hüner kurnazlık ressamlık sanat şeytanlık ustalık yaratıcılık |
| as gibi kadar olarak
| as a result sonuç olarak
| ascent bayır çıkış rampa tırmanma yokuş yükselme |
| assassinate öldürmek suikâst düzenlemek
| assume addetmek farzetmek hükmetmek sanmak saymak takınmak taslamak üstlenmek üstüne almak
| assumed farzedilen |
| astronomer astronom
| asylum akıl hastanesi barınak himaye koruma sığınak sığınma iltica
| at asker (brit.) -da -de -e -ya -ye |
| at this time bu arada
| athlete atlet
| atomic atom atomsal atomik |
| attack atak aşındırmak çatma çatmak dil uzatma dil uzatmak eleştirmek girişme girişmek hamle yapmak hücum etmek hücum koyulma koyulmak kriz nöbet saldırı saldırmak taarruz etmek tecâvüz etmek tutulma tutulmak uğraşmak yakalanma yakalanmak
| attempt denemek girişim girişimde bulunmak kalkışma kalkışmak teşebbüs etmek teşebbüs yeltenme yeltenmek
| august ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer |
| australian avustralya avustralyalı
| author yaratıcı yazar
| automobile araba otomobil |
| available eldeki geçerli hazır kullanışlı mevcut müsait işe yarar
| aviation havacılık
| b si notası |
| bailey şatonun dış avlusu
| bandit eşkıya haydut silâhlı soyguncu
| bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş |
| base adi alçak alt altlık aşağılık başlangıç sayısı baz dayanak dayandırmak dip esas kaba kalp katışık kaide kök kurmak saha kenarı sahte taban temel üs
| baseball beysbol
| basketball basket topu basket basketbol |
| battalion kıta tabur
| battery akü atıcı (beysbol) batarya borda topları dizi kötü muamele pil seri takım vurmalı çalgılar vuruş
| battle çatışma dalaş mücâdele etmek mücâdele savaş savaşmak |
| be anlamına gelmek bulunmak durmak mal olmak olmak var olmak
| be late gecikmek
| bear ayı borsa fiyatlarını düşürmek borsada büyük oynayarak fiyatları etkileyen kimse çekmek değmek doğurmak dönmek duymak (sevgi) getirmek götürmek gütmek (kin) hazmetmek katlanmak sapmak spekülasyon yapmak spekülatör sineye çekmek taşımak üstlenmek vermek yönelmek |
| become güzel durmak haline gelmek kesilmek -laşmak olmak uymak yakışmak yaraşmak
| beetle böcek çakmak çıkıntı yapmak kakmak sarkan sarkık sarkmak taşan şahmerdan tokaç tokmak tokmaklamak
| begin başlama başlamak başlatmak doğmak girişmek koyulmak meydana gelmek önayak olmak |
| beginning baş başlangıç kaynak köken ilk
| being olma varlık varoluş yapı yaradılış
| belgium belçika |
| believe güvenmek inancı olmak inanmak
| between arada arasına arasında araya ortada ortasında
| bill afiş afişe etmek balta (eski) banknot beyanname burun fatura çıkarmak fatura etmek fatura gaga hesap kâğıt para poster senet sevişmek tahvil tasarı tiyatro programı uzantı ilan etmek |
| billy cop
| birth doğma doğum doğurma doğuş kaynak köken nesil soy yavrulama
| block apartman (brit.) blok bloke etmek durdurmak engel engellemek kalıplamak kapamak kütle kütük makara palanga sıkışıklık tıkamak tutukluk iki cadde arasındaki binalar (amer.) |
| blow atmak (sigorta) çalma çalmak çarçur etmek çiçek açmak çiçeklenmek darbe esmek esinti felâket fışkırmak hamle kaçırmak (fırsat) kaçmak körüklemek küfretmek övünme patlamak rüzgâr soluk soluğa kalmak solumak su fışkırtmak (balina) şanssızlık şok uçurmak üfleme üflemek yelpazelemek yüksekten atma yumruk
| blow up azarlamak havaya uçurmak öfkelenmek patlak vermek patlamak patlatmak tahrip etmek şişirmek infilak etmek
| bob ağzıyla yakalamaya çalışmak aşağı yukarı sallanmak çekül kesik kuyruk (at) kısa kesmek kısa saç modeli reverans yapmak saç lülesi sallamak (kafa) şilin |
| bobby aynasız polis
| body beden büyük kısım birlik ceset gövde grup hacim karoser kuruluş kütle vücut
| bomb başarısızlığa uğramak başarısızlık bomba bombalamak bombardıman etmek fiyasko ile sonuçlanmak fiyasko |
| bone anlaşmazlık konusu kemik kemiklerini ayıklamak kılçık
| born doğmuş
| boxer bokser (köpek) boksör |
| brad başsız çivi
| branch branş çay dal budak salmak dal dallanmak dere göbek kol (bitki) kol kollara ayrılmak sınıf şube yayılmak
| break ağarmak ani fiyat düşüşü ara vermek ara batırmak batmak bozdurmak bozmak çatlak çözmek çiğnemek dalmak fırlamak fırsat fren firar gaf kaçma kaçmak kesmek kırık kırılma kırılmak kırma kırmak koparmak kopmak mola parçalanmak patlamak pot solo bölüm (caz) söylemek teneffüs uymamak yenmek iflas etmek ihlal etmek |
| break out çıkmak patlak vermek
| brink ağız eşik kenar kıyı
| british britanya ile ilgili |
| broadcast duyurmak ekmek (tohum) radyo veya televizyonla ilgili radyo yayını saçmak yayımlamak yayın (radyo, televizyon) yayın yapmak (radyo, tv) yaymak
| broadcaster yayımcı yayın yapan (radyo, televizyon)
| brown kahverengi karamak kızarmak |
| bud ahbap arkadaş aşılamak filiz filizlenmek gelişmemiş şey veya kimse gelişmeye başlamak gonca kafadar sürgün tomurcuk tomurcuklanmak
| building apartman bina kurma yapı inşa etme inşa inşaat
| burgess kasaba sakini kasabalı |
| business alım satım faaliyet firma görev konu mesele ticaret ticarethane iş işyeri
| by başında geçecek biçimde geçişli biçimde göre kadar (süre) kenarında tarafından vasıtasıyla yakın yakınında yakınından yanında yanından ile yolundan yoluyla
| c do (nota) orta yüz dolarlık banknot |
| calendar almanak kaydetmek kütük liste sicil takvim yıllık
| call adlandırmak aramak (telefon) bağırmak çağırma çağırmak çağrı çağrıda bulunmak dava açmak davet etmek davet demek farzetmek lakap takmak ötüş ses seslenme seslenmek söylemek telefon etmek telefonda konuşma telefonda konuşmak uyandırmak ihtiyaç ziyaret etme ziyaret etmek ziyaret
| call for çağırmak gerektirmek istemek |
| calling çağrı davet görev aşkı meslek seslenme iş
| canadian kanada ile ilgili kanadalı
| canal kanal suyolu |
| candidate aday namzet
| candy bonbon şeker şekerleme
| cannon bombardıman etmek bombardıman silahı çarpışmak çarpmak karambol (bilardo) karambol yapmak mil top topa tutmak incik kemiği |
| capital ana baş başkent büyük harf büyük cezası ölüm olan çıkar ciddi kapital kâr kazanç kusursuz mühim mükemmel ölüm önde gelen önemli sermaye ile ilgili sermaye
| capture almak el koymak ele geçirme ele geçirmek esir alma esir almak esir ganimet almak ganimet tutsak etmek zaptetme zaptetmek
| car araba kabin otomobil vagon |
| carpenter doğramacı marangoz marangozluk yapmak
| case çanta ciltlemek dava delil durum dikizlemek görüş gözetlemek hasta hukuksal olay husus kanıt kap kaplamak kasa kılıf kutu kutulamak mahfaza neden olay örtmek sorun tuhaf tip valiz yerine koymak (kasa, kılıf vb.)
| category bölüm grup kategori sınıf zümre |
| century asır
| chamber bölme boşluk büro kabul salonu oda yasama meclisi yatak odası
| channel bağlantı kanal kanala dökmek maceraya sevketmek nehir yatağı oluk su yolu suyolu iletişim yol yön |
| charge aydınlatmak bilgi vermek doldurmak doluluk miktarı doz emir görev gözaltı hapis hücum etmek hücum kredi kartından almak masraf nezaret ödetmek saldırı saldırmak sorumlu tutmak sorumluluk suçlama suçlamak talep talimat tembihlemek şarj etme şarj etmek ücret uyarmak üzerine atmak iddia ipotek itham etmek yük yükleme yüklemek yükümlülük
| charged yüklü
| charity hayır işi hayır hayırseverlik merhamet sadaka yardımseverlik |
| chemist eczacı kimyager
| chemistry kimya madde yapısı yapı
| chief amir ana baş belli başlı en üst rütbeli reis şef |
| child çocuk evlat küçük ürün velet
| china çini porselen kap porselen
| chinese çin ile ilgili çinli |
| choir koro koroda şarkı söylemek kilise korosu
| choreographer kareograf
| christian dürüst hristiyan kimse hristiyan merhametli saygıdeğer iyi insan |
| church hristiyan din adamları hristiyanlıkla ilgili cemaat kilise ile ilgili kilise
| circumnavigate etrafını dolaşmak (gemi)
| city kent şehir halkı şehir |
| claim alacak hakkı alacak dava açma dava açmak dava hak iddia etmek hak ısrar etmek ısrar sahip çıkmak talep etmek talep iddia etmek iddia istek istemek
| clash anlaşamamak ayrılık bindirmek çarpışma sesi çarpışma çarpışmak çarpmak çatırdamak çatışma çatışmak gümbürdemek gümbürtü gitmemek uymamak uyumsuzluk uyuşmamak uyuşmazlık
| club çomak dernek dövmek dipçiklemek katılmak kulüp lobut ortak olmak ortakça yatırmak sopa sopalamak toplamak toplanmak |
| coal bir yakımlık kömür kömür vermek kömür maden kömürü
| coast deniz kenarı deniz kıyısı kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak kıyı kızak için uygun yokuş kızakla yokuştan kaymak sahil boyunca gitmek sahil yokuş aşağı salıvermek
| cold baygın donuk duygusuz kaçınılmaz kesin olarak nezle sakin sıkıcı soğuk soğukkanlı soğukluk üşümüş yapmacık |
| collapse başarısız olmak başarısızlık bozulmak cesaretini yitirmek çökme çökmek çöküntü çöküş düşmek düşüş portatif olmak suya düşme suya düşmek yığılma yıkılma yıkılmak
| collide çarpışmak çarpmak çatışmak zıt düşmek
| color abartmak bet beniz boya boyamak canlılık çarpıtmak dış görünüş forma gerçek yüz kızarmak maske nüans renk katmak renk vermek renk renklendirmek saptırmak ten rengi ton içyüzü yüz rengi |
| comedian komedi yazarı komedyen komik
| comic gülünç karikatür öykü komedi komedyen komik mizah dergisi
| commercial kârlı mesleki reklâm ticaret yapan ticari |
| commission aracı kârı atama belgesi atama atamak görev görevlendirme görevlendirmek heyet ısmarlama ısmarlamak komisyon kurul sipariş vermek sipariş talimat tayin etmek terfi vazife yetkilendirmek
| committee heyet komisyon komite
| common adi alelâde alışılagelmiş bayağı bilinen genel kaba saba kaba meydan müşterek olağan ortak park sıradan |
| communication bağlantı haber haberleşme kominikasyon mesaj nakletme tebliğ temas yayma iletişim irtibat
| communist komünist solcu
| composer besteci kompozitör yaratıcı yazar |
| confess günah çıkarmak kabullenmek söylemek itiraf etmek
| confiscate haczetmek kamulaştırmak kanunen el koymak
| conflict anlaşmazlığa düşmek anlaşmazlık bağdaşmamak çarpışma çatışma çekişme çekişmek fikir ayrılığı kavga keşmekeş savaş savaşmak tutmamak |
| congregation cemaat dinsel örgüt toplama toplanma
| consider addetmek düşünmek dikkate almak görmek göz önüne almak hesaba katmak saygı göstermek saymak
| considered saygıdeğer |
| constitution anayasa bünye huy karakter kurma meydana getirme oluşturma tüzük yapı yaradılış
| contents içindekiler
| continental avrupa ile ilgili avrupalı karasal kıta kıtasal |
| control denetlemek denetim güç hakim olmak hakimiyet kontrol etmek kontrol otorite sorumluluk idare etmek idare işletmek
| convict hükümlü mahkum etmek suçlu bulmak suçlu
| council divan kurul meclis yönetim kurulu |
| counterattack karşı saldırı karşı saldırıda bulunmak
| crash batmak çarpmak çatırtı davetsiz olarak gitmek düşmek gürültü etmek gürültü gürültüyle düşmek hızlı kaza kırılmak parçalanma parçalanmak sabahlamak seri iflas etmek iflas yoğun
| crash into bindirmek çarpmak |
| creation alem atama buluş eser evren hilkat kreasyon oluşum yaradılış
| crime aptallık cezalandırmak cinayet sabıka suç suçlu bulmak yüz karası
| critic eleştirmen eleştirici karşı olan kimse kusur bulup duran kimse muhalif |
| criticize eleştirmek kritiğini yapmak kusur bulmak tenkit etmek
| cuban küba purosu küba ile ilgili kübalı puro
| cup çanak gibi yapmak fincan kavramak kupa |
| cygnet kuğu yavrusu
| dancer dans eden kimse dansçı kız dansçı dansöz rakkas
| danish danimarkalı |
| data bilgi bilgiler data girdi veri veriler
| date bayatlamak buluşma buluşmak çıkmak dönem eski bir tarihten geliyor olmak eskiden kalmak eskimek flört etmek flört randevu tarih atmak tarih vade zaman zamanını belirlemek
| datum bilgiler data haber veri |
| dead acımasız aşırı bozuk büsbütün cansız çıkmaz çok dermansız donuk keskin kullanılmayan ölmüş ölü zaman ölü sönmüş tam tamamen unutulmuş
| dean başkan dekan en kıdemli üye
| death ecel ölme ölüm yıkım |
| december aralık
| decide azmetmek belirlemek hüküm vermek karar verdirmek karar vermek karar vermesini sağlamak kararlaştırmak sonuca varmak
| declaration açıklama beyan beyanname bildirme bildirim demeç ifade |
| declare açıklamak beyan etmek bildirmek deklârasyon yapmak fikrini belirtmek ifade vermek ilan etmek
| decree buyurmak emretmek emir ferman hüküm vermek karara bağlamak kararname
| defeat aleyhte oy aşmak başarısızlık boşa çıkarmak bozgun devirmek engellemek hayal kırıklığı hüsran mağlubiyet red ret yenmek yenilgi iptal |
| defect arıza ayrılmak bozukluk döneklik etmek eksiklik kaçmak kusur noksan özür sakatlık sığınmak iltica etmek
| defense davalı defans oyuncusu doğrulama koruma sanık savunma silahları savunma
| define belirlemek belirtmek tanımlamak tarif etmek |
| demand gereksinim hak iddia etmek rağbet sormak talep etmek talep ihtiyaç istek istem isteme istemek
| demonstration arz gösterme gösteri kanıt kanıtlama ispat
| denounce aleyhinde olmak kehanette bulunmak kınamak ihbar etmek |
| department bakanlık bölge bölüm daire departman şube
| deploy açılma dağıtım dağıtmak görevlendirmek harekete geçirmek uygulamak yayılma yaymak
| designer dalavereci kişi desinatör düzenbaz kişi modacı modelist stilist tasarımcı |
| desperate aşırı azgın çaresiz korkunç vahim
| destruction öldürme tahribat tahrip yıkma imha yok edilme
| detail ayrıntı ayrıntılı anlatmak ayrıntılı plân ayrıntısıyla uğraşma detay detayına girmek detaylar özel göreve verme |
| details ayrıntılar
| develop açıklamak açınım yapmak banyo etmek gelişmek geliştirmek tab etmek şekillendirmek ilerlemek ilgi göstermek yükselmek (ateş)
| developed gelişmiş |
| dignity ağırbaşlılık asalet haysiyet temkin şeref itibar yücelik yüksek makam
| diner lokanta yemekli vagon
| director direktör müdür orkestra şefi idareci yönetmen yönetici yönetim kurulu üyesi |
| disaster afet facia felâket yıkım
| discover anlamak bulmak farketmek keşfetmek ortaya çıkarmak
| dispute çekişmek karşı koymak münakaşa etmek münakaşa reddetmek tartışma tartışmak şüphe etmek ihtilaf itiraz etmek |
| dissident karşı gelen kimse karşıt görüşlü kimse karşıt görüşlü muhalif
| district bölge bucak havali kaza mahalle semt ilçe
| do ayağını kaydırmak dalavere dolandırıcılık dolandırmak düzenlemek eğlenceli toplantı etmek hile meydana getirmek neden olmak parti rolünü üstlenmek tamamlamak temizlemek uymak yapmak ilgilenmek |
| document belge belgelemek belgelere dayandırmak delil döküman dipnotlar koymak evrak kanıtlamak
| dogfight dalaş göğüs göğüse çarpışma meydan kavgası it dalaşı
| dogma dogma dini sistem inak inanç |
| down altına altında aşağı aşağıda aşağısına doğru aşağısında aşağıya doğru aşağıya aşınmış bir şekilde ayva tüyü azalarak bağlanma beri boyunca bunalım bunalımlı bir şekilde çarşı doğrultusunda olan çökmüş depresyon devirmek düşen düşerek garez geride güneye hav hüzünle kayıpta keyifsiz kumul kuş tüyü kuştüyü londra'nın dışına morali bozuk mideye indirmek nefret neşesiz peşin olarak programlanmış tepe şansın ters dönmesi şehir merkezine giden şehir merkezine tüy yenmek yere sermek yıkılmış yüzü koyun
| driver arabacı hayvan güden kimse makinist sert yönetici sürücü şoför
| drummer davulcu trampetçi |
| during boyunca esnasında iken
| dutch alman eş
| duty görev hizmet ödev vergi yükümlülük |
| e zayıf not
| earl kont
| earnest ağırbaşlı avans çalışkan ciddi delil gerçek hevesli samimi tadım teminât içten |
| earthquake deprem yer sarsıntısı zelzele
| east doğu doğudaki bölüm doğudaki doğuya doğru olan doğuya doğru
| eat aşındırmak kemirmek tüketmek içmek (çorba) yemek yemek yemek |
| effect anlam etki etkisi olmak gerçekleştirmek gerçeklik meydana getirmek netice reaksiyon sonuç sonuca vardırmak tesir ulaşmak uygulama verim yürürlük izlenim
| elect atamak görevlendirmek seçmek
| election seçim |
| element ana unsur atmosferik güçler bir parça doğa şartları eleman element esas faktör öğe unsur
| enact canlandırmak çıkarmak (yasa) oynamak (rol) sahnelemek yasallaştırmak
| end akıbet bitmek bitirmek erek kafa kalıntı ölmek ölüm son vermek son sona ermek sonuç sonuca ulaşmak sonuçlanmak taraf uç yok etmek izmarit |
| ending bitirme ecel ölüm son sona erme sonek takı
| engineer düzenlemek makine mühendisi makinist mühendis mühendisliğini yapmak tekniker teknisyen yapmak
| england ingiltere |
| english ingiltere ingiliz ingilizce
| entrepreneur girişimci müteahhit
| erupt çıkmak fışkırmak patlak vermek patlamak püskürmek |
| escape aklına gelmemek atlatmak firar etmek firar gözünden kaçmak hatırından çıkmak kaçak kaçıp kurtulmak kaçış yolu kaçış kaçma kaçmak kurtulma kurtulmak kurtuluş paçayı sıyırmak sızıntı sızmak
| espionage casusluk
| ethiopian habeş |
| european avrupalı avrupa'ya özgü
| event akıbet durum hadise hal karşılaşma olay olgu sonuç vaka yarışma
| ever asla daima giderek gitgide hep her zaman hiç |
| examination kontrol muayene sınav soruşturma teftiş tetkik inceleme yoklama
| exile kovmak sürgün etmek sürgün sürgüne göndermek sürmek sürülme
| fact durum gerçek hakikat olay olgu unsur |
| fail açmamak ateş almamak başaramamak başarısız olmak başarısızlığa uğramak batmak becerememek bırakmak boşa çıkarmak boşa çıkmak bozulmak fiyasko ile sonuçlanmak kalmak suya düşmek tükenmek ümidini kırmak yapamamak yapmamak iflas etmek ihmal etmek yüzüstü bırakmak zayıf not
| favor ayrıcalık beğenilme benzemek desteklemek hediye (sürpriz) kabul etmek kayırma kayırmak koruma lütuf sevilme şeref nişanı şereflendirmek tutmak yardım yardımda bulunmak iltimas iyilik etmek iyilik
| federal federal |
| few az miktar az azıcık kıt
| field alan bilgi alanı bilim dalı çalışma alanı cevabı yapıştırmak kır otlak saha sahaya çıkarmak savaş alanı tarla
| fill dolduracak miktar doldurmak dolgu yapmak dolmak dolusu doyma doyurmak şişmek şişirmek |
| filled dolu
| film film filme çekmek kaplamak (zar vb.) lif ince bir tabaka ile kaplamak ince tabaka zar
| finance finanse etmek mali durum para durumu para sağlamak |
| find bakmak bulgu bulma bulmak buluş geçindirmek karara varmak keşfetmek keşif rastlamak sağlamak
| finish bitmek bitirmek bitiş cila cilalamak kusursuzluk mahvetmek mükemmelleştirmek mükemmellik rötuş yapmak son kat boya son vermek son sona erdirmek sona erme sona ermek sonuçlanmak tamamlama tamamlamak tüketmek
| finished bitmiş cilalı hazır mükemmel sona ermiş tamam tamamlanmış tükenmiş işlenmiş |
| fire alev almak alev ateş almak ateş etme ateş ateşlemek çalışmak (motor vb.) heyecan hırs ısıtıcı ısıtmak kovmak ocak soruvermek tutuşturmak yakmak yangın yanmak işten atmak işten çıkarmak işten kovmak
| first baş başlangıç başta gelen başta birinci birincilik önce öncelikle önde gelen ilk kez ilk olarak ilk ilkönce
| flamenco flamenko |
| flood akın etmek basmak bolluk sel basmak sel su baskını su basmak taşkın tufan yağdırmak istila etmek
| footballer futbolcu
| for amacıyla doğru dolayı göre karşı nedeniyle uygun yarayan için yönünde |
| force baskı yapmak baskı birlik çabuklaştırmak etki geçerlilik güç ırzına geçmek kudret kütle kuvvet mecbur etmek nüfuz sıkıştırmak şiddet yığın yükseltmek (fiyat) yürürlük zor zorlama zorlamak
| foreign dış yabancı
| form beden biçim almak biçim biçimlendirmek davranış düzenlemek form kalıp karakter kurmak model oluşturmak sınıf sıra tarz tavır şekil almak şekil vermek şekil şekillendirmek vücut yapı yöntem |
| formally resmen şeklen usulen
| formation biçimlenme düzen formasyon oluşturma oluşum yapım
| found dayandırmak dayanmak dökmek (demir) kurmak temelini atmak |
| founded kurulmuş
| fragment bölüm fragman kırıntı kısım parça
| frank açık sözlü dürüst frenk samimi sözünü esirgemeyen ücretsiz göndermek (mektup) içi dışı bir |
| free açık bağımsız bedava boş doğal hür kısıtlanmamış kurtarmak masrafsız muaf tutmak muaf özgür parasız salıvermek samimi serbest bırakmak serbest serbestçe tahliye etmek ücretsiz vergiden muaf
| french fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| from beri -dan -den beri -den itibaren yüzünden |
| game aksak av eti av hayvanı cesur dolap eğlenme hazır hevesli kumar oynamak maç meslek oyun sakat şaka topal yiğit
| gay canlı eşcinsel homoseksüel hoppa hovarda keyifli neşeli nonoş pasaklı şen utanmaz yüzsüz
| general baş genel general komutan orgeneral tahmini şef umumi yaygın |
| german alman öz
| give düzenlemek esneklik esnemek gitmek hediye etmek ödemek uçlanmak uysallık vermek yapıvermek yumuşaklık
| giving bağışlama |
| god allah put tanrı ilah
| gold altın para altın servet
| government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim |
| governor baba bey eyalet valisi (amer.) müdür (banka, hapishane) patron vali yönetici
| grant bağış bağışlamak burs devir feragatname hibe kabul etmek nasip etmek nasip ödenek onaylamak vermek imtiyaz
| great büyük çok iyi hevesli muazzam mükemmel önemli ulu ünlü iyi |
| group filo (ing.) grup gruplandırmak gruplaşmak heyet kafile küme manga öbek sınıflandırmak takım toplanmak topluluk
| guerilla çeteci gerilla savaşı gerilla
| guitarist gitarist |
| guru guru hintli bilge
| hall antre hol kabul salonu konak koridor salon yemekhane yurt
| harry bozmak eziyet etmek sinirini bozmak yağmalamak yakıp yıkmak |
| have aldatmak almak bulunmak dolandırmak elde etmek etmek göz yummak hile kabul etmek olmak sahip olmak üçkâğıt varlıklı kimse yapmak zorunda olmak
| he erkek
| head akıl ana baş vermek baş ile ilgili baş başı çekmek başında olmak başkan baştaki gitmek kafa kaymak kelle konu başlığı konu köpük kullanmak kişi başı kişi lider müdür olgunlaşmak pınar başı reis tepe şef tura uç kısım yönelmek yönetmek yönetici yönlendirmek zirve |
| hearing açıklama celse duruşma duyma dinleme görüşme oturum savunma ses erimi sorgu soruşturma söz hakkı işitme
| heaven allah cennet gök gökyüzü mutluluk sema tanrı
| her onun |
| highest en yüksek
| hiss alaylı olarak tıslamak beğenmeyerek tıslamak ıslık ıslıklamak küçük görerek tıslamak tıs tıslama tıslamak yuhalamak
| history geçmiş gelişim aşmaları kayıtlar tarih |
| hit başarı bulmak çarpmak çıkış darbe laf çaktırma olmak rastgelmek sarsmak taş şans ulaşmak üzmek varmak vurma vurmak vuruş yaralamak isabet etmek isabet ettirmek isabet yumruk atmak
| hoard aklında tutmak stok stoklamak toplamak toplu haldeki mal istif etmek istif
| homeless evsiz evi barkı olmayan |
| host ağırlamak çokluk ev sahibi ev sahipliği yapmak hancı kalabalık konuk eden kimse konuk etmek kutsanmış ekmek
| hotel otel
| hour saat vakit zaman |
| house barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt
| however her halükârda her nasılsa nasıl olursa olsun
| hungarian macar |
| hurt acı acımak acıtmak ağrımak bere canını yakmak gücenmiş ızdırap kâlbini kırmak kırgın kırmak küstürmek rencide etmek sızı üzüntü yara yaralamak incinmek incitmek zarar görmek zarar vermek zarar
| husband eş koca idare etmek idareli kullanmak
| hydrogen hidrojen |
| i bir (romen)
| idea amaç düşünce fikir görüş kanı niyet plan
| illegal gayri meşru kaçak kanunsuz usulsüz yasadışı illegal |
| illegitimate gayri meşru hatalı mantıksız piç ters uygunsuz yasadışı
| illegitimate child evlilik dışı çocuk piç
| immigrate göç etmek göçmek göçmen olarak getirmek |
| in -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde
| in favor of lehinde
| in force geçerli yürürlükte |
| indispensable gerekli kaçınılmaz mecburi öncelikli zaruri zorunlu
| initially ilk olarak
| injure sakatlamak yaralamak incitmek zarar vermek zedelemek |
| injured dargın kırgın yaralı inciniş zarar görmüş
| intend amaçlamak azmetmek düşünmek hedeflemek kastetmek niyet etmek niyetlenmek niyeti olmak seçmek istemek
| intercept alıkoymak durdurmak engel olmak önlemek sınırları çizilen kısım (geometri) tutmak yakalamak yolunu kesmek |
| interrogator sorgu yargıcı sorgulayan kimse soru soran kimse
| into -e haline içeriye içine
| introduce başlamak getirmek göstermek öğretmek ortaya koymak sunmak takdim etmek tanıştırmak tanıtmak içeri sokmak |
| ire kızgınlık öfke
| isolation ayırma karantina soyutlanma tecrit izolasyon
| issue akıntı akmak basım bildirmek çıkarma çıkarmak çıkış çıkmak çocuklar dağıtmak konu mesele nesil piyasaya çıkarmak piyasaya sürme sayı son sonuç sonuçlanmak sorun yayınlama yayınlamak yayınlanmak ihraç etmek ihraç iltihap irin |
| it cazibe çekicilik cinsel ilişki önemli kimse şahsiyet ilişki
| jane kadın
| january ocak |
| japanese japon
| jay alakarga kestane kargası önüne bakmayan kimse
| jerry alman askeri jerry lazımlık |
| jew kazıklamak musevi tefeci yahudi ibrani
| john tuvalet
| journalist gazeteci |
| ken bilgi alanı bilmek tanımak
| kill av avlamak cinayet işlemek dindirmek gebertmek katletmek kesmek mahvetmek öldürme öldürmek ortadan kaldırmak söndürmek tahrip etme yalanlamak
| king dama kral papaz şah |
| kingdom alem krallık kraliyet
| know ayırt etmek başından geçmek bilmek farketmek tanımak tatmak ilişkisi olmak
| known belli bilinen |
| korean kore'li
| labour çaba harcamak çalışma çalışmak doğum sancısı çekmek emek vermek emek hizmet uğraşmak işçi partisi (ing.) işçi sınıfı işgücü
| labourer amele emekçi ırgat işçi |
| lake göl koyu kırmızı boya
| land arazi arsa çakmak düşmek diyar kara karaya ayak basmak karaya çıkartmak karaya çıkmak kazanmak memleket sokmak toprak ülke vatan vurmak yapmak yenmek yere inmek indirmek
| last ayakkabı kalıbı dayanmak devam etmek en son geçen ölüm önceki son derece son kez son olarak son şey son sonuç olarak sonuncu kimse sonuncu sonunda sürmek yetmek |
| late eski geç kalan geç geçen gecikmiş son zamanlarda olan son
| launch atmak başlamak başlatmak çıkmak denize indirmek fırlatmak girişmek piyasaya sürmek savaş gemisi filikası
| laureate defne yaprakları ile süslü saray şairi |
| law dava hukuk kanun kural yasa ilke
| lazy ağır haylaz miskin tembel uyuşuk
| lead açmak (kartlarını) başı olmak başında olmak etkilemek götürmek kablo kılavuz kurşun kurşundan yapılmış öncülük etmek öncülük önde gitmek önde olma önderlik etmek önderlik örnek rehberlik sürdürmek sürmek ilk oynama hakkı (iskambil) yol göstermek yönetmek yönlendirmek iskandil |
| leader baş başmakale lider önayak önder
| league antlaşma birlik dernek küme lig işbirliği
| lee rüzgâr almayan yer rüzgâraltı |
| liberation azat kurtarma kurtuluş serbest bırakma serbest kalma
| libyan libya libya'lı
| license ruhsat vermek yetki vermek izin vermek |
| line astarlamak bilgi çizgi çizmek çizgi çizmek doldurmak dize halat hat hiza kablo kaplamak kırıştırmak kuyruk satır sıra yöntem
| link bağ bağlamak bağlantı kurmak bağlantı birleşmek eklem eklemek halka kol düğmesi ulamak
| list cetvel geminin yan yatması kaydetmek kumaş kenarı liste listelemek listeye yazmak yana yatmak |
| literature edebiyat literatür yazın
| lord allah bey beyefendi efendi lord ünvanı vermek lord rab sahip
| lyricist lirik güfte yazarı |
| maintenance bakım geçindirme koruma nafaka onarım
| major başlıca branş branşı doğrultusunda yoğunlaşmak büyük binbaşı majör önemli reşit kimse yetişkin
| man adam atamak adam er erkek uşak insan işçi |
| mandate emir manda altına almak manda vekâlet
| march hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak
| mark alman markı belirti çizgi çizmek damga damgalamak dikkate almak hedef mark marka mimlemek not vermek not nişan puan işaret işaretlemek iz |
| market borsa çarşı panayır pazar pazarlamak piyasa satmak
| marshal dizmek mareşal sıralamak
| massive ağır masif som yekpare iri |
| master ağa akıl hocası ana asıl baş efendi esas hakim olmak hoca kaptan master derecesi öğrenmek öğretmen sahip usta üstâd yenmek
| mathematician matematikçi
| may akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak |
| medalist madalya kazanan kimse
| medicine büyü doktorluk tıp ilaç vermek ilaç
| member organ üye uzuv |
| military askeri
| mine kazıp çıkarmak kazmak lağım maden ocağı maden mayın döşemek mayın memba sinsice bozmak torpil tünel kazmak
| miner lâğımcı madenci mayıncı |
| minister bakan papaz vaiz vekil
| minute an ayrıntılı dakik dakika minik önemsiz tutanak tutmak ufacık zabıt tutmak
| minutes tutanak |
| modus tarz usul yöntem
| monarchist monarşi yanlısı
| monarchy monarşi |
| more çok daha çok daha fazla şey fazlalık
| mother ana anne annelik etmek
| mountain dağ |
| move hareket etmek hareket kımıldamak kımıldatmak kıpırdamak kıpırdanmak kıpırdatmak nakil oynama sırası oynama oynamak oynatmak tahrik etmek taşınma taşınmak teklif etmek yer değiştirmek ilerlemek
| moving dokunaklı etkili hareket eden hareket etme hareketli oynama taşınma
| murderer cani katil |
| music müzik
| musician müzisyen
| mutual karşılıklı müşterek ortak iki taraflı |
| name ad koymak ad adını koymak nam söylemek tayin etmek ün ünlü kimse ismiyle çağırmak isim koymak isim vermek isim
| named adlı
| nation millet ulus |
| national ulusal vatandaş yurttaş
| nationalist milliyetçi
| near bitişik cimri eli sıkı samimi yakın yakında yaklaşık olarak yaklaşmak |
| negotiate aşmak başarmak ciro etmek geçmek görüşmek kırdırmak paraya çevirmek tartışmak
| negro zenci
| new acemi keşfedilmemiş modern taze yeni |
| newspaper gazete
| next bir dahaki bir sonra bir sonraki bitişik daha sonra en yakın ertesi neredeyse sonraki yanına yanında yanısıra
| night akşam gece karanlık |
| north kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru
| norwegian norveç norveçli
| not değil |
| nova nova
| now acilen derhal halen hemen şu an şu anda şimdi
| nuclear atom çekirdeksel nükleer başlıklı füze |
| occupied dolu meşgul
| occupy almak (zaman) oturmak tutmak işgal etmek
| ocean derya okyanus |
| of -den -ın -li -nin
| off baş başlangıç bozuk çıkarılmış çıkmış -dan -den devre dışı dışında geçersiz haricinde kapalı kesik kopuk kötü olası öldürmek öteki sağdaki sapa tamamen ters uzağa uzak uzakta yorgun izinli
| office ambar bakanlık büro devlet dairesi dini tören görev kiler ofis sorumluluk ima |
| official devlet memur resmi
| oil gaz petrol sıvı yağ yağ çekmek yağ yağcılık yapma yağcılık yapmak yağlamak yağlıboya
| oil tanker tanker |
| on beri çakırkeyif çalışmakta civarında -de devam etmekte olan devrede durmadan -e doğru giymiş olarak hazır olmakta olan sahnede sürekli olarak üstünde (giysi) üstünde üzerinde yanık ile yönünde
| only ağırbaşlı ancak bir tek biricik sade sadece sırf tek yalnız
| open açık açılmak açmak açtırmak başlamak başlatmak dürüst ferah geniş karara bağlanmamış serbest içten |
| operate ameliyat etmek borsada işlem yapmak çalışmak çalıştırmak etki etmek etkilemek kullanmak spekülasyon yapmak işlemek işletmek
| operating çalıştırma işletme
| organization bünye organizasyon örgüt örgütlenme |
| organize düzenlemek kurmak organize etmek örgütlemek
| organized düzenlenmiş düzenli organize olmuş örgütlü tertipli
| orthodox akılcı ortodoks |
| other başka biçimde başka türlü başka bundan başka geçen öbür öteki sonraki
| out açığa çıkmış açıkta atlanmış sözcük aut bozulmuş büyük bitmiş çıkar yol çıkarmak çıkış çıkmış çözüm çizgi dışı daha çok daha iyi dış dışarı dışarıda dışarıdaki dışarıya eksik eskimiş fazla grevde kalmamış kovmak kurtuluş modası geçmiş olanaksız pratiğini yitirmiş sesli olarak sönmüş uzakta uzaktaki yeni çıkmış yıpranmış işe yaramaz yüksek sesle
| over adamakıllı altını üstüne aracılığı ile aşırı aşkın başkasına baştan sona boyunca bitmiş çok fazla çok daha fazla gereğinden fazla her yerinden her yerine kalan karşıya öbür tarafa öte ötede öteye tekrar tepesinde tersine üstün üstünde üstüne üzerinde üzerinden üzerine yüksek yine iyice |
| pager çağrı cihazı
| painter boyacı pruva halatı ressam
| park koruma altına alınmış arazi koymak otopark park parketmek |
| party alem davet eğlence ekip grup hissedar ortak parti taraf şahıs topluluk
| pass açmak (kilit) aşmak bildirmek çalım dar yol devretmek dönüşmek durum dinmek el çabukluğu geçme geçmek geçirmek geçit geçiş izni geçiş giriş kartı giriş hokkabazlık kanal kur pas vermek pas pasaport paso piyasaya sürmek ruhsat söylemek uzatmak vaziyet vermek izin
| passenger gezgin yolcu işten kaytaran kimse |
| peace barış huzur rahat sessizlik sükunet sulh
| peaceful barışsever huzurlu sakin uysal
| peak doruk tepe noktası tepe şapka siperi uç zayıflamak zirve |
| peanut çerez parası fıstık küçük önemsiz kimse önemsiz yer fıstığı yerfıstığı
| people aile fertleri eller halk herkes millet ulus insan yerleştirmek insanlar
| perjury yalan yere yemin yalancı şahitlik |
| person adam beden birey kimse kişi şahıs tip vücut zat
| personnel eleman kadro personel
| peter çük kasa para kasası penis peter |
| philologist dilbilimci filoloji bilgini
| photographer fotoğrafçı
| physicist fizikçi |
| physics fizik
| pianist piyanist
| pioneer çığır açan çığır açmak kılavuz önayak olan kimse önayak olmak öncü olmak öncü öncülük etmek önder |
| plane çınar dümdüz düz düzeltmek düzey düzlem düzlemek kanat (uçak) planya rende ile düzeltmek rende rendelemek seviye süzülmek uçak uçmak (motorsuz) yassı yüzey
| player çalan kimse çalar oyuncu
| playwright oyun yazarı |
| poland polonya
| police güvenliği sağlamak kontrol altında tutmak nöbet polis polislerle güvenliği sağlamak inzibat yönetmek zabıta
| policy hareket tarzı önlem poliçe politika siyaset tedbir |
| polish boya (ayakkabı) boyamak (ayakkabı) cila cilalama cilalamak düzeltmek kibarlık nezaket parlaklık parlatma parlatmak perdah perdahlamak polonya dili polonya polonyalı terbiye etmek incelik
| political hükümet politik siyasal siyasi
| politician devlet adamı politikacı |
| pope papa
| present aday göstermek armağan arzetmek belge bu bulunmak (iltifat) çıkarmak doğrultmak (silah) doğrultmak halihazırdaki hazır hediye mevcut nişan almak ortaya koymak sahnelemek sahneye koymak sunmak takdim etmek tanıtmak şu an şimdiki zaman şimdiki vermek ibraz etmek ileri sürmek
| president başkan cumhurbaşkanı devlet başkanı genel müdür |
| presidential başkanlığa ait başkanlık
| prime ağızotu koymak (tüfek) ana nota asal sayı astar sürmek baş başlangıç başlıca birincil en güzel zaman en önemli gençlik hayatın baharı mükemmel şey olgunluk çağı tulumbaya su koymak içirip sarhoş etmek ilk dönem ilk
| prime minister başbakan |
| princess prenses
| prize çok istenen şey değer biçmek değer vermek ganimet almak ganimet kaldıraç kaldıraçla kaldırmak madalyalı manivela mükâfat ödül kazanan ödül olarak verilen ödül ödüle lâyık takdir etmek tam ikramiye
| producer prodüktör üretici yapımcı yetiştirici |
| professional azimli fikir işçisi kararlı meslek meslekten yetişme mesleki mütehassıs para için yapan kimse para için yapan profesyonel uzman
| program gösteri plan planlamak program programlamak yapım yazılım
| promulgate resmen ilan etmek yayınlamak yaymak |
| property emlâk eşya mal mülk nitelik özellik sahne elbiseleri sahne eşyaları servet varlık
| proposal önerge önerme öneri plan tasarı teklif
| protect gözetmek himaye etmek kayırmak korumak muhafaza etmek savunmak |
| public aleni amme bar (brit.) devlete ait genel halk halka açık kamu seyirci ulusal umumi
| publish basmak çıkarmak duyurmak kamuoyuna açıklamak yayınlamak yaymak ilan etmek ileri sürmek
| put atış atmak bırakmak çevirisini yapmak denemek fırlatma hareketsiz koymak kurmak para koyma para koymak sabit sınamak sokmak tercüme etmek tıkmak yatırım yapmak yatırma yerleştirmek yüklemek |
| quell bastırmak yatıştırmak
| quick alevli (ateş) atik çabucak çabuk can alıcı nokta can evi canlı hassas hayat dolu hazır hızla hızlı keskin kıvrak öz seri sıcak (ocak) süratli tez şipşak tırnak altındaki hassas et yaşayan
| rabbi haham |
| race acele ile yapmak akıntı at yarışı cins döl familya hayat hızlı çalışmak (motor) ırk koşu mücâdele nesil ömür sınıf soy tad (şarap) tür yarış yarışa sokmak yarışmak yarıştırmak
| racer koşucu yarış arabası yarış atı yarış bisikleti yarış motoru yarışçı
| racing koşma yarış yarışma |
| radio radyo yayını radyo istasyonu radyo radyodan yayınlamak radyografi yapmak radyoterapi uygulamak röntgen çekmek telgraf (telsiz) telsiz telsizden yayınlamak
| rail ağzına geleni söylemek azarlamak demiryolu dil uzatmak korkuluk küfretmek parmaklık parmaklıkla çevirmek ray döşemek ray sövmek sutavuğu tırabzan koymak tırabzan trabzan yakınmak
| randy arsız azgın erkek azgın kuduruk şehvetli inatçı |
| ration karne ile vermek istihkak yiyecek payı
| ready amade becerikli çabuk eldeki gönüllü hazır para hazır hazırlıklı her günkü hızlı klişeleşmiş kolay kullanıma hazır nakit peşin para razı istekli
| reason akıl bulmak çözmek düşünmek düşünüp taşınmak etraflıca düşünmek gerekçe görüşmek hikmet kanıtlamaya çalışmak konuşmak mantık mantıklı davranmak muhakeme etmek neden sağduyu sebep sonuç çıkarmak sonuca varmak us usavurmak uslamlamak ikna etmeye çalışmak insaf |
| recognize ayırt etmek farketmek farkına varmak kabul etmek onaylamak takdir etmek tanımak itiraf etmek
| red al borç kırmızı (renk) kırmızı kızarmış kızgın kızıl saçlı kızıl tüylü kızıl kızılderili komünist rus solcu
| referendum referandum |
| reform adam olmak devrim yapmak devrim düzelmek düzeltmek ıslah etmek ıslah reform yapmak reform yeniden biçimlendirmek yeniden düzenleme yeniden düzenlemek yeniden kurma yenilik
| rehearsal prova (tiyatro) tekrarlama
| reinstate eski durumuna getirmek eski görevine vermek görevine geri vermek haklarını iade etmek yeniden kurmak |
| relation akrabalık alâka anlatma bağ bağıntı bağlantı nispet oran söyleme ilgi ilişki ilişik
| relations aile
| religious din dindar dinsel dini diyanet sofu tarikata ait inançlı |
| remote çok eski çok uzak dolaylı küçük mesafeli naklen yayın sapa soğuk (davranış) ücra uzak
| remove başka yere götürmek çıkarmak derece elini çekmek görevden almak götürmek gidermek kademe kaldırmak mesafe nakletmek ortadan kaldırmak sonra gelen yemek (brit.) taşımak taşınma taşınmak uzaklaşma uzaklaştırma uzaklaştırmak uzaklık yerinden etmek
| repair barınak çekilmek durum gidermek gitmek hal onarım onarmak sığınak tamir etmek tamir tamirat telâfi etmek yamamak zararını ödemek |
| repairs tamirat
| report anlatmak bildirmek bildiri bilgi dedikodu görünmek haber hazır bulunmak karne patlama sesi rapor etmek rapor söylemek söylenti sunmak (yasa vb.) şöhret tutanak ün ihbar etmek
| republic cumhuriyet |
| republican cumhuriyetçi
| rescue hacizden kurtarmak hayat kurtarma kurtarma kurtarmak muaf tutmak yardım imdadına yetişmek imdat
| researcher araştırmacı |
| residential meskun oturmaya elverişli yerleşim
| residential area yerleşim bölgesi
| resolution ayırma ayrışma azim çözülüm (müz.) çözüm çözünme karar kararlılık niyet önerge teklif iltihabın iyileşmesi |
| response cevap etkilenme karşılık ses verme (motor) tepki yanıt yansıma
| restaurant restoran
| restaurateur lokantacı |
| result akıbet netice semere son sonuç sonucu olmak ürün
| resume geri almak kaldığı yerden devam etmek kavuşmak özet özetlemek özgeçmiş yeniden başlamak
| retirement çekilme emeklilik emekliye ayrılma geri çekilme gizli yer köşesine çekilme tedavülden kaldırma inziva |
| retreat enstitü geri çekilme geri çekilmek geri hamle yapmak gerileme gerilemek kaçmak kafa dinleme yeri köşesine çekilme köşesine çekilmek rehabilite merkezi yat borusu inzivaya çekilme inzivaya çekilmek
| return aynı kâğıttan oynamak beyan etmek bülten dönmek dönüş geri dönme geri dönmek geri dönüş geri gelme geri gelmek geri göndermek geri tepme geri verme geri vermek geri vurmak geriye gitme getirmek (faiz vb) getiri sağlamak getiri hüküm vermek kâr karar vermek (mahk.) karşılık milletvekili seçmek misilleme yapmak nüksetme nüksetmek rapor resmen bildirmek resmi açıklama rövanş seçim sonucu tazminat tekrarlama tekrarlamak topa geri vurma topu karşılamak tornistan iade etmek iade yansıtmak ince kıyım tütün
| rice pilav pirinç |
| rick bükülme burkmak burkulma kuru ot yığını saman yığını tınaz
| right çeki düzen vermek derleyip toplamak doğru doğrudan doğruya doğrultmak doğruluk dosdoğru dürüst düz düzeltmek düzen düzenli düzgün dik (açı) dik açılı dik konuma getirmek en uygun gayet gerçek hak haklı çıkarmak haklı sağ sağa sağda sağdan sağlıklı tam olarak tam telâfi etmek yolunda
| riot alem ayaklanma ayaklanmak azıtmak başkaldırmak cümbüş kargaşa kargaşaya yol açmak karışıklık patırtı şamata velvele isyan |
| river akış ırmak nehir
| robbery hırsızlık soygun soygunculuk
| roman katolik |
| royal asil büyük tabaka kâğıt krala ait krallara lâyık kraliyet ailesinden kimse kraliyet muhteşem prens gibi royal
| russian rus
| sally çıkış hareketi dışarıya hücum dolaşma espri gezinti nükte |
| scare ani korku korkmak korku korkutmak ödü patlama ödünü koparmak ürkme ürkmek ürkütmek
| scholar alim burslu öğrenci bilge bilgin bilim adamı edip eğitimini almış kimse mektepli öğrenci okumuş kimse
| science beceri bilim fen teknik ilim |
| scientist bilgin bilim adamı
| scone saç pidesi
| scottish iskoçyalı |
| secret bilinmeyen esrarlı giz gizem gizemli gizli mahrem saklı sır
| secretary bakan kâtip sekreter yazı masası yazman
| see anlamak bakmak farketmek görmek görüp geçirmek görüşmek göz önüne almak papalık seyretmek sezmek uğurlamak yolcu etmek |
| segregate ayırmak ayrı tutmak ayrılmak ayrılmış ayrım yapmak ırkçılık yapmak tecrit etmek
| senate senato
| senator senatör |
| send atmak coşturmak etmek fırlatmak göndermek sevk etmek sevketmek sokmak (duruma) yollamak
| sentence ceza vermek cümle hüküm giydirmek hüküm vermek hüküm karar mahkeme kararı mahkum etmek özdeyiş söz tümce vecize yargı
| serve çalışmak çektirmek elvermek görev yapmak hapis yatmak hizmet etmek hizmet vermek kötü davranmak kulluk etmek müşteriye bakmak olanak tanımak servis atışı servis yapmak servis vermek yaramak yararı dokunmak yerine getirmek yetmek işine yaramak |
| set alıcı alışılmış avın yerini göstermek ayarlamak azimli basmakalıp batış batma batmak (güneş) batmak belirlemek belirlenmiş belirli çizmek değişmez durum düzenlemek dikmek dizmek dizi eğilim ekmek esmek fidan fide geleneksel gelmek grup gidiş yönü gidişat hal hazırlamak kakma işi yapmak (taş) kararlaştırmak kararlı kasılmak katılaşmak kesilmek (süt) koymak kuluçkaya yatırmak kurmak kurulmuş meyve vermek olgunlaşmak oturmak oturtmak pekişmek pıhtılaşmak riske atmak sabit sahne saldırtmak seri set süslemek takım takmak tehlikeye atmak şekil vermek topluluk üzerine salmak vaziyet yapmacık yapmak yaptırmak yazmak içten olmayan yemek takımı yerleşmek yerleştirmek inatçı yuva (porsuk vb.) zümre
| setting batış beste bileme bir kişilik yemek takımı dekor düzenleme dizme hikâyenin geçtiği yer olay yeri sahne sertleşme (çimento vb.) set
| sever ayırmak ayrılmak bölmek kesmek kopmak paylaştırmak yarmak |
| ship gemi ile yollamak gemi gemiye bindirmek gemiye binmek göndermek kürekleri içeri almak nakletmek tayfa olarak almak tayfa olmak tekne yerine takmak
| shoot ateş etme ateş etmek aşı yapmak atış yapmak atış atma atmak av avlak avlamak avlanmak budak çekmek (fot.) çekmek çekim yapmak çekim fırlamak fırlatmak fışkın fotoğraf çekme füze fırlatma filiz filizlenmek hızla geçmek mesafe öldürmek perdahlamak (kereste) sancımak sürgün vermek sürgün şut çekmek şiddetli akıntı vurma vurmak vuruş iğne yapmak yuvarlanmak (varil vb.) zonklamak
| shortage açık eksiklik yokluk |
| shot aşı atış boşalma bir fırt içki çakırkeyif çekim cinsel ilişki deneme destek dolu erim fotoğraf film çekme gülle girişim kafası dumanlı lağım menzil saçma tahmin tahrip maddesi tek içki şans şut top mermisi vuruş yanardöner yardım iğne
| show açıklamak başarı belli etmek belli olmak belirtmek delâlet etmek dışa vurmak fırsat görünmek göstermek gösteri gösterimde olmak gösteriş girişim kanıtlamak kendini göstermek meydana çıkarmak öğretmek renk vermek revü sahnelemek sergi sergilemek sonuç sükse teşhir şans şov ibraz etmek iş
| show business sinemacılık |
| sicilian sicilya sicilyalı
| sicily sicilya
| sign alâmet belirtmek belirti burç sembolü burç gösterge jest mucize işareti nişan sembol semptom simge tabela ifade etmek ima etmek imza atmak imza etmek imzalamak ismini yazmak istavroz isim levhası işaret etmek işaret işaretlemek iz |
| singer aşık ötücü kuş şarkıcı
| sir bay beyefendi efendi sör diye hitap ermek sör
| sister abla hastabakıcı hemşire kardeş kızkardeş rahibe |
| smith demirci nalbant
| smut açık saçık konuşma kara çalmak kara karalamak kurum pislik iftira etmek is yapmak is
| society çevre dernek topluluk toplum |
| soldier asker askerlik yapmak er nefer işçi
| son çocuk erkek evlât oğlum oğul
| soul can gönül kimse kişi öz ruh |
| source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak
| south güney güneyden esen güneye lodos
| soviet sovyet rusya idare meclisi sovyet |
| space açıklık alan ara vermek ara aralık bırakmak aralık boşluk bırakmak boşluk espas koymak espas feza mekân mesafe süre uzaklık uzay yer
| speak haberleşmek konuşma yapmak konuşmak ses çıkarmak söylemek söz söylemek
| speech anlatma demeç dil hitabe konuşma şekli konuşma yeteneği konuşma nutuk savunma söylev söz söyleme şive |
| sport centilmen eğlence eğlenmek gösteriş yapmak örnek insan övünmek oyun oyuncak spor yapmak spor sporsever sportif takılmak şaka söylemek şaka zevk düşkünü kimse
| spy ajan casus gözetlemek gözlemek gizlice gözetlemek hafiye köstebek ispiyon ispiyoncu
| standing ayakta durma ayakta yapılan ayakta daimi durgun dik duran dikilen eskilik konum mevki sabit saygınlık sürekli yer itibar |
| start avantaj başlama başlamak başlangıç başlatmak çalışmak (motor) çalıştırmak çıkarmak çıkış desteklemek fırlama fırlamak gevşetmek hareket etmek harekete geçme kalkmak kaynaklanmak korkutup kaçırmak koyulmak kurmak sıçrama start tartışmaya açmak ürkme ürkmek ürkütmek yola çıkma yola çıkmak yöneltmek irkilmek
| starting başlama başlangıç çıkış
| state açıklamak alem belirlemek belirtmek bildirmek debdebe devlet devlete ait durum evre eyalet görkem hal konum koşul mevki özel resmi saptamak söylemek tek kişilik şart tören ifade etmek |
| station atamak durak gar görevlendirmek kanal konum makam merkez mevki rütbe santral tayin etmek terminal üs yer yerleştirmek istasyon
| stay alıkoyma alıkoymak beklemek bırakmamak dayanma dayanmak destek durdurmak durma durmak engel erteleme ertelemek gergi germek kalma kalmak önlemek oturma oyalanmak sabitlemek ikamet etmek ikamet istralya ziyaret
| staying oturma |
| steal aşırmak çaktırmadan yapmak çalıntı eşya çalmak gizlice koymak hırsızlama yapmak hırsızlık yapmak hırsızlık
| still daha da daha damıtıcı durdurmak durgun halâ hâlâ hareketsiz hareketsizlik henüz sakin sakinleşmek sessiz sükunet sükut susturmak tanıtım fotoğrafı (film) yatışmak yatıştırmak imbik yine de yine
| stone çekirdeğini çıkarmak çekirdek (meyve) çekirdek değerli taş haya taş döşemek taş taşa tutmak taşlamak taştan testis |
| strike basmak (çalgı, para) beklenmedik başarı bulmak çakmak çalma çalmak (saat) çarpmak çıkarmak etki bırakmak gelip çatmak gözüne ilişmek grev yapmak grev gibi gelmek hava saldırısı hesap bakiyesini tespit etmek kök salmak maden bulma petrol bulma takınmak vurgun vurma vurmak vuruş yer etmek indirmek yolunu tutmak isabet etmek işlemek izlenim bırakmak
| strip açmak bant boşaltmak çıkarmak çubuk dilim forma kazımak örtüsünü kaldırmak pist soymak soyunma soyunmak striptiz sütünü iyice sağmak tahliye etmek şerit üstünü çıkarmak uzun ve dar parça
| submarine denizaltı |
| sunday pazar
| supplies levazım
| support altlık arka çıkma arka bakmak cesaret vermek dayamak dayanak destek olmak destek desteklemek doğrulama doğrulamak geçindirmek güç vermek ısrar etmek kanıtlamak kuvvetlendirmek özendirmek para sağlamak para yardımı yapmak payanda sürdürmek takviye etmek takviye taraftarı olmak tutmak üstlenmek yardım etmek yardım yardımcı oyuncu |
| surrender bırakma bırakmak boyun eğmek feragat etmek feragat kapılmak pes etmek teslim etme teslim etmek teslim olma teslim olmak teslim vazgeçme vazgeçmek iptal etme
| swear ant içmek kalaylamak küfretmek lânet okuma sövmek sövüp saymak yemin etmek yeminle söylemek
| swedish isveç dili isveç |
| swim baş dönmesi dolmak dönmek taşmak yüzdürmek yüzme yüzmek
| swimming dönen (baş) yüzme yüzmeye yarayan yüzücülük
| take alıntı almak atlatmak avalanan hayvan miktarı çekmek (foto) çıkarmak dayanmak elde etmek ele geçirmek etkili olmak etmek gerektirmek götürmek hasat hissetmek kabul edilmek kabul etme (vücut) kabul etmek kaplamak karşılamak katlanmak kazanmak ölçmek oltaya vurmak pay reaksiyon sanmak tahammül etmek tedavi etmek tepki tutma tutmak tutulan balık miktarı tutuş tutuşmak yakalamak yanmak yapmak icap etmek |
| taking alış alma bulaşıcı çalkalanma cazip çekici ele geçirme heyecan sallanma telaş ilginç
| talk dedikodu görüşme görüşmek hoşbeş konuşma konuşmak laf sohbet söylenti söz
| tanker tanker |
| target amaç hedef nişan
| task angarya çalıştırmak görev külfet ödev suçlamak yormak iş vermek iş
| task force tim |
| technology teknoloji
| television televizyon
| temple mabet sinagog tapınak şakak ibadethane |
| term adet dönemi adlandırmak demek devre dönem koşul regl dönemi sınır taşı söz süre terim ifade isim vermek
| that bu kadar o kadar öteki şu
| the great seçkinler |
| the people avam halk
| the vote oy hakkı
| thief hırsız |
| think aklından geçirmek anmak düşünmek sanmak saymak tasavvur etmek zannetmek
| think of düşünmek
| this bu kadar bu |
| thought düşünce düşünme felsefe fikir görüş kanı niyet özen sanı sanılan ilgi
| threaten gözdağı vermek gözünü korkutmak korkutmak tehdit etmek tehlike belirtisi olmak
| time aralık ayarlamak çağ doğum zamanı kurmak saat tutmak süre tutmak süre tempo temposunu belirlemek uygun zaman vade vakit zaman zamanlama yapmak zamanlamak |
| to -e doğru -e göre -ya -ye
| top alt etmek aşmak baş doruk en yüksek en iyi geçmek kapak kapamak tepe nokta tepe uç üst parça üst üstünü kapamak zirve
| topic konu mesele mevzu söz konusu tema |
| torch cep feneri el feneri meşale
| town kasaba kent şehir merkezi şehir ilçe
| traffic değiş tokuş etmek gidiş geliş karanlık işler yapmak trafik yolculuk etmek iş yapmak |
| transport coşma coşturmak heyecanlandırmak kendinden geçme nakletmek nakliye nakil sürgün sürmek taşıma taşımak taşıt
| treaty antlaşma
| troops asker birlikler |
| truculent acımasız vahşi zalim
| try çaba çalışmak (yapmaya) deneme denemek gayret etmek sınamak taşırmak (sabır) tatmak teşebbüs etmek yargılamak yormak
| tunnel tünel açmak tünel |
| turkey başarısız film hindi türk türkiye
| tv televizyon
| u soylu |
| under alt altı altına altında altından altta aşağıda aşağısına az bağlı döneminde dibe emrinde etkisi altında
| unification birleşme
| union bilezik (boru) birleşme birlik darülaceze dernek evlilik kavuşma sendika ittifak |
| united birleşmiş birleşik
| university üniversite
| unknown bilinmeyen bilinmez gizli meçhul tanınmamış yabancı |
| up artırmak artış ayaklanmış ayakta çıkış çıkmış dik keyifli kuzeye olmakta olmuş önde tepesinde ümitli üstün uyarıcı yukarı giden yukarı yukarıya yükselmiş yükseltmek
| use adet edinmek adet alışkanlık amaç davranmak fayda faydalanma faydalanmak kullanım kullanma kullanmak kullnım hakkı menfaat muamele etmek yarar yararlanmak
| vocalist şarkıcı voklalist |
| volcano volkan
| vote karar önermek oy kullanmak oy vermek oy oylama oylamak oylanan şey oylayarak kararlaştırmak seçim sonucu
| war harp mücâdele etmek mücâdele savaş ile ilgili savaş savaşmak uğraşma |
| warn haber vermek öğütlemek tembih etmek uyarmak ihbar etmek ihtar etmek ikaz etmek
| wartime savaş zamanı savaş
| weapon silâh |
| week hafta
| west batı ülkeleri batı batıda batıdaki batıya doğru batıya
| what hangi |
| when -dığı zaman ne zaman vakit zaman
| which hangi hangisi
| while vakit iken zaman |
| white ak beyaz masum solgun temiz terbiyeli zararsız
| who kim kimi
| will amaç amaçlamak arzu arzulamak azmetmek azim buyurmak dilek dilemek emretmek niyet etmek niyet vasiyet vasiyetname irade istek istekte bulunmak istemek |
| win başarı dostluğunu kazanmak elde etmek ele geçirmek galibiyet galip gelmek kazanma kazanmak ulaşmak ikna etmek
| with beraber birlikte ile
| woman bayan kadın |
| wonder harika hayret etmek hayret merak etmek mucize şaşılacak şey şaşkınlık şaşmak
| work başarılı olmak çabalamak çalışma çalışmak emek eser etkili olmak görev koparmak (para) mayalanmak meşgul olmak meşguliyet oynamak oynatmak seğirmek yapıt iş yapmak iş işe yaramak işleme işlemek işletmek işyeri
| work in sokuşturmak |
| works atölye eserler fabrika tesis yapı yapıtlar imalathane istihkâm iş işler
| world alem dünya yeryüzü
| wrestler güreşçi |
| writer yazar
| year sene yıl
| yule noel |
| zenith başucu doruk zirve
|