| ABC alfabe ilkeler
| ALP alp
| African afrika ile ilgili afrika afrikalı zenci |
| Agency acenta ajans aracılık vasıta
| Air açılmak caka çalım eda esinti fiyaka gökyüzü güneşe sermek hafif rüzgâr hava havalandırmak kurutmak melodi nağme ortaya dökmek söylemek tavır yayın
| Airport havaalanı |
| All alayı büsbütün bütün bütünüyle hep hepsi her şey her herkes katışıksız saf tamamen tüm
| Amber kehribar rengi kehribar
| American amerikalı amerikan |
| Archbishop başpiskopos
| Architecture mimarlık mimari yapı
| Arena alan arena meydan mücâdele alanı sahne |
| Argentine arjantinli
| Army kalabalık ordu topluluk
| Art beceri bilim dalı hüner kurnazlık ressamlık sanat şeytanlık ustalık yaratıcılık |
| Arts şeytanlık
| Ash kül
| At asker (brit.) -da -de -e -ya -ye |
| August ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer
| Australian avustralya avustralyalı
| Austrian avusturya avusturyalı |
| Aviation havacılık
| Award hükmetmek karar vermek karar mükâfat ödenek ödül tazminat vermek (ödül) ihale etmek
| Bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş |
| Beach kumsal sahil sahile çekmek
| Belgian belçika belçikalı
| Belgium belçika |
| Belle güzel kadın güzel
| Bill afiş afişe etmek balta (eski) banknot beyanname burun fatura çıkarmak fatura etmek fatura gaga hesap kâğıt para poster senet sevişmek tahvil tasarı tiyatro programı uzantı ilan etmek
| Bishop fil (satranç) piskopos |
| Black kara karartmak kasvetli kızgın kötü koyu morarmış pis siyah boya siyah giysi siyah siyaha boyamak siyahlatmak uğursuz is zenci
| Bob ağzıyla yakalamaya çalışmak aşağı yukarı sallanmak çekül kesik kuyruk (at) kısa kesmek kısa saç modeli reverans yapmak saç lülesi sallamak (kafa) şilin
| Bobby aynasız polis |
| Bodkin biz
| Bolivia bolivya
| Bowman okçu |
| Branch branş çay dal budak salmak dal dallanmak dere göbek kol (bitki) kol kollara ayrılmak sınıf şube yayılmak
| British britanya ile ilgili
| By başında geçecek biçimde geçişli biçimde göre kadar (süre) kenarında tarafından vasıtasıyla yakın yakınında yakınından yanında yanından ile yolundan yoluyla |
| Canadian kanada ile ilgili kanadalı
| Cardinal ana asıl başlıca kardinal önemli
| Carpenter doğramacı marangoz marangozluk yapmak |
| Catholic genel katolik kilisesi ile ilgili katolik liberal yaygın
| Challenger meydan okuyan meydan okuyucu
| Championship şampiyonluk üstünlük |
| Chemistry kimya madde yapısı yapı
| Chinese çin ile ilgili çinli
| City kent şehir halkı şehir |
| Cold baygın donuk duygusuz kaçınılmaz kesin olarak nezle sakin sıkıcı soğuk soğukkanlı soğukluk üşümüş yapmacık
| Commission aracı kârı atama belgesi atama atamak görev görevlendirme görevlendirmek heyet ısmarlama ısmarlamak komisyon kurul sipariş vermek sipariş talimat tayin etmek terfi vazife yetkilendirmek
| Common adi alelâde alışılagelmiş bayağı bilinen genel kaba saba kaba meydan müşterek olağan ortak park sıradan |
| Congress kongre meclis oturumu meclis toplanma toplantı
| Contents içindekiler
| Convey devretmek getirmek nakletmek taşımak yaymak iletmek yollamak |
| Corporation belediye yetkilileri dernek kurum şirket tüzelkişi
| Corps birlik heyet kıta kolordu topluluk
| Corsican korsikalı kimse korsikalı |
| Council divan kurul meclis yönetim kurulu
| Court aranmak avlu celse dar sokak davet etmek hükümdarlık konak kort kur yapmak kur mahkeme oturum oyun alanı saltanat saray halkı saray toplantı yaltaklanmak istemek
| Dam baraj yapmak baraj engel engellemek hazne set çekmek set toplama havuzu |
| Day dönem gün zaman
| December aralık
| Defense davalı defans oyuncusu doğrulama koruma sanık savunma silahları savunma |
| Democratic demokratik partiye ait demokratik
| Desert ayrılmak boş bozkır çöl çorak hak edilen şey hak etme ıssız yer ıssız kaçmak sönüklük tatsızlık terk etmek terketmek yüzüstü bırakmak
| Dollar dolar |
| Dolphin yunus yunusbalığı türünden balık
| Don bey don giydirmek giymek uzman ispanyol efendisi
| Driver arabacı hayvan güden kimse makinist sert yönetici sürücü şoför |
| During boyunca esnasında iken
| Earl kont
| Economic ekonomik hesaplı iktisadi |
| Embassy elçilik sefaret
| England ingiltere
| English ingiltere ingiliz ingilizce |
| Environmental çevre çevresel
| European avrupalı avrupa'ya özgü
| Federal federal |
| Federation federasyon federe devlet ittifak
| Film film filme çekmek kaplamak (zar vb.) lif ince bir tabaka ile kaplamak ince tabaka zar
| Flight akış böcek sürüsü firar geri çekilme kaçış kaçma kuş sürüsü uçma uçuş yağmur (kurşun, ok vb.) |
| Foreign dış yabancı
| Fowler avcı (kuş)
| Frank açık sözlü dürüst frenk samimi sözünü esirgemeyen ücretsiz göndermek (mektup) içi dışı bir |
| Franklin arazi sahibi
| French fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| GNU gnu |
| Garden bahçe ile ilgili bahçe işiyle uğraşmak bahçe park
| German alman öz
| Glider kayık planör pilotu planör tekne |
| Government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim
| Grace erdem görgü heves kanuni süre lütfetmek lütuf merhamet nezaket onur vermek saygınlık süslemek teşrif etmek şereflendirmek incelik istek zarafet
| Guinea gine |
| High aşırı büyük vites büyük neşeli önemli rekor sarhoş soylu şiddetli uçma uçmuş üst üstün uyuşturucu almış ileri yüce yukarı yükseğe yüksek basınçlı bölge yüksek yer yüksek yüksekte zirve
| Holly çobanpüskülü
| House barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt |
| Hulk gemi iskeleti hurda gemi
| Hunter avcı
| Hurricane fırtına kasırga |
| In -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde
| Indian hindistan'a ait hint hintli kızılderili
| Initiative başlatan girişkenlik girişim neden olan ön önayak olma ilk adım ilk |
| Institute açmak atamak başlatmak enstitü klinik kurmak kurum tayin etmek
| Intelligence akıl akıllı kimse akıllılık anlama anlayış beyin bilgi haber alma kafa idrak zekâ zekilik
| International uluslararası |
| Iran iran
| Irish irlanda dilinde irlandalı
| Iron demir gibi demir kaplamak demir demirden yapılmış golf sopası güç güçlü sapasağlam sert sıkı turp gibi ütü ütülemek zincir zincire vurmak |
| Israeli israilli
| Italian italyan
| January ocak |
| Japanese japon
| Jean kot
| John tuvalet |
| Jordanian ürdün ürdünlü
| Kill av avlamak cinayet işlemek dindirmek gebertmek katletmek kesmek mahvetmek öldürme öldürmek ortadan kaldırmak söndürmek tahrip etme yalanlamak
| Killing av cinayet hayvan kesme öldürme öldürücü ölüm |
| King dama kral papaz şah
| Kingdom alem krallık kraliyet
| Korean kore'li |
| Labour çaba harcamak çalışma çalışmak doğum sancısı çekmek emek vermek emek hizmet uğraşmak işçi partisi (ing.) işçi sınıfı işgücü
| Lebanon lübnan
| Lech şehvet |
| Liberation azat kurtarma kurtuluş serbest bırakma serbest kalma
| Lists parmaklıklar yarışma pisti
| Literature edebiyat literatür yazın |
| Livelihood geçim
| Lotus lotus
| Madame bayan madam |
| March hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak
| Marine deniz denizcilik
| Martin kırlangıç |
| Mass aşai rabbani ayini küme kütle kitle toplamak yığın yığmak
| Mat bardak altlığı dolaşmak donuk hasır gibi yapmak hasır ile örmek hasır keçe mat paspas
| Matt donuk mat |
| May akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak
| Maze hayret labirent şaşkınlık
| Medicine büyü doktorluk tıp ilaç vermek ilaç |
| Memory akıl anı bellek hafıza hatıra
| Minister bakan papaz vaiz vekil
| Ministry bakanlık papazlık vekillik |
| Mountain dağ
| Music müzik
| National ulusal vatandaş yurttaş |
| New acemi keşfedilmemiş modern taze yeni
| Noble asil muhteşem soy soylu ulu yüce
| North kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru |
| Northern kuzey
| Norway norveç
| Old bayat eski zamanlar eski eskiden kalma eskimiş harika kart köhne önceki pişkin tecrübeli yaşlı ihtiyar |
| Only ağırbaşlı ancak bir tek biricik sade sadece sırf tek yalnız
| Opposition başkaldırma düşmanlık karşı koyma karşıtlık muhalefet rekabet zıtlık
| Other başka biçimde başka türlü başka bundan başka geçen öbür öteki sonraki |
| Party alem davet eğlence ekip grup hissedar ortak parti taraf şahıs topluluk
| Peace barış huzur rahat sessizlik sükunet sulh
| Peacock tavuskuşu züppe |
| Physics fizik
| Pioneer çığır açan çığır açmak kılavuz önayak olan kimse önayak olmak öncü olmak öncü öncülük etmek önder
| Plan niyet plan yapmak plan planlamak proje tasarı tasarlamak taslak |
| Poland polonya
| Pope papa
| Premier baş başbakan birinci ilk |
| President başkan cumhurbaşkanı devlet başkanı genel müdür
| Prime ağızotu koymak (tüfek) ana nota asal sayı astar sürmek baş başlangıç başlıca birincil en güzel zaman en önemli gençlik hayatın baharı mükemmel şey olgunluk çağı tulumbaya su koymak içirip sarhoş etmek ilk dönem ilk
| Prize çok istenen şey değer biçmek değer vermek ganimet almak ganimet kaldıraç kaldıraçla kaldırmak madalyalı manivela mükâfat ödül kazanan ödül olarak verilen ödül ödüle lâyık takdir etmek tam ikramiye |
| Protection haraç himaye koruma korunma muhafaza önlem tedbir
| Public aleni amme bar (brit.) devlete ait genel halk halka açık kamu seyirci ulusal umumi
| Radio radyo yayını radyo istasyonu radyo radyodan yayınlamak radyografi yapmak radyoterapi uygulamak röntgen çekmek telgraf (telsiz) telsiz telsizden yayınlamak |
| Rail ağzına geleni söylemek azarlamak demiryolu dil uzatmak korkuluk küfretmek parmaklık parmaklıkla çevirmek ray döşemek ray sövmek sutavuğu tırabzan koymak tırabzan trabzan yakınmak
| Red al borç kırmızı (renk) kırmızı kızarmış kızgın kızıl saçlı kızıl tüylü kızıl kızılderili komünist rus solcu
| Religious din dindar dinsel dini diyanet sofu tarikata ait inançlı |
| Reserve ayırmak ayırtmak çekingenlik ertelemek fon hakkı saklı tutmak kaynak korumaya alınmış arazi ön koşul rezerv rezerve ettirmek sonraya bırakmak stok şart tutmak yedek ihtiyat
| Ride arabaya binmek (sürmeden) arabayla gezmek binme binmek (at veya bisiklet) binmek dolaşma geçmek (yol) gezinti gırgıra almak havada kalmak kafa bulmak karara bağlanmamış olmak kayar gibi görünmek (ay, bulut vb) kullanmak sataşmak sürüklenmek süzülmek taşımak (omuzunda vb) üst üste binmek yüzmek
| Right çeki düzen vermek derleyip toplamak doğru doğrudan doğruya doğrultmak doğruluk dosdoğru dürüst düz düzeltmek düzen düzenli düzgün dik (açı) dik açılı dik konuma getirmek en uygun gayet gerçek hak haklı çıkarmak haklı sağ sağa sağda sağdan sağlıklı tam olarak tam telâfi etmek yolunda |
| Riot alem ayaklanma ayaklanmak azıtmak başkaldırmak cümbüş kargaşa kargaşaya yol açmak karışıklık patırtı şamata velvele isyan
| Road cadde demirleme yeri demiryolu (amer.) karayolu maden geçidi yol
| Rock belâ değerli taş dert dolar elmas kaya parçası kaya lolipop para rock yapmak (dans) sallamak sallanmak sallayarak uyutmak sarsılmak sarsmak sıkıntı taş şok etmek şok olmak zorlaştırmak |
| Rocky çürük kaya gibi kayalı kayalık sallanan sarsak taş gibi taşlı
| Roger roger
| Rose gül deseni gül pembesi gül pencere gül güzel kız hortum ağzı lâl pembe şarap pembe rüzgâr gülü süzgeçli ağızlık (bahçe sulama kovası) yılancık |
| Royal asil büyük tabaka kâğıt krala ait krallara lâyık kraliyet ailesinden kimse kraliyet muhteşem prens gibi royal
| Russian rus
| Sally çıkış hareketi dışarıya hücum dolaşma espri gezinti nükte |
| Science beceri bilim fen teknik ilim
| Sea dalga deniz denizle ilgili derya
| Secret bilinmeyen esrarlı giz gizem gizemli gizli mahrem saklı sır |
| Service askerlik ayin bakımını yapmak bildiri destek birliği dinsel tören dini tören faaliyet fayda görev hizmet vermek hizmet hizmetçilik kulluk memuriyet müşteriye bakmak servis atışı servis takımı servis tamir etmek tamirhane tebliğ uşaklık yardım etmek ibadet işleme
| Sheik şeyh
| Shuttle gidip gelmek karşılıklı sefer mekik dokumak mekik |
| Sing çağırmak çınlamak (kulak) ıslık gibi ses çıkarmak okumak (şiir) ötmek söylemek şakımak şarkı söyleme şarkı söylemek vınlamak vızıldamak
| Sir bay beyefendi efendi sör diye hitap ermek sör
| Smith demirci nalbant |
| Source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak
| South güney güneyden esen güneye lodos
| Soviet sovyet rusya idare meclisi sovyet |
| Space açıklık alan ara vermek ara aralık bırakmak aralık boşluk bırakmak boşluk espas koymak espas feza mekân mesafe süre uzaklık uzay yer
| Sport centilmen eğlence eğlenmek gösteriş yapmak örnek insan övünmek oyun oyuncak spor yapmak spor sporsever sportif takılmak şaka söylemek şaka zevk düşkünü kimse
| Star başrolde oynatmak büyük önemli parlak star şans yıldız olmak yıldız yapmak yıldız yıldızlamak yıldızlarla süslemek |
| State açıklamak alem belirlemek belirtmek bildirmek debdebe devlet devlete ait durum evre eyalet görkem hal konum koşul mevki özel resmi saptamak söylemek tek kişilik şart tören ifade etmek
| Stern acımasız amansız arka haşin katı kıç pupa sert şiddetli inatçı
| Story efsane hikâye makale martaval masal öykü rivayet söylenti |
| Strategic stratejik şartlara uygun
| Street cadde sokak
| Summit doruk tepe nokta zirve |
| Swatch parça kumaş
| Swedish isveç dili isveç
| Television televizyon |
| Territory arazi bölge toprak ülke
| That bu kadar o kadar öteki şu
| Theatre alan ameliyathane amfi sinema (amer.) tiyatro |
| This bu kadar bu
| Thrust basınç baskı dürtmek hücum etmek hücum saldırı saldırmak saplama saplamak sokmak süngüleme itme itmek itiş
| Times çağ defa kere kez |
| Train alıştırmak antrenman yapmak doğrultmak (silah) dizi eğitmek kafile katar kuyruk (elbise, kuş, yıldız) maiyet nişan almak sıra sürüklemek terbiye etmek tren yetiştirmek
| Turkish türk türkçe
| U soylu |
| Under alt altı altına altında altından altta aşağıda aşağısına az bağlı döneminde dibe emrinde etkisi altında
| Underwood ağaç altında büyüyen çalılar
| Union bilezik (boru) birleşme birlik darülaceze dernek evlilik kavuşma sendika ittifak |
| United birleşmiş birleşik
| Unknown bilinmeyen bilinmez gizli meçhul tanınmamış yabancı
| Upper üst diş üst parça üstteki uyarıcı |
| Valance karyola eteği kısa perde
| Victoria körüklü gezinti arabası nilüfer
| War harp mücâdele etmek mücâdele savaş ile ilgili savaş savaşmak uğraşma |
| West batı ülkeleri batı batıda batıdaki batıya doğru batıya
| White ak beyaz masum solgun temiz terbiyeli zararsız
| Word bilgi emir haber kelime laf lâkırdı lügat parola söylemek söz sözcük tabir ifade etmek iki çift lâf |
| World alem dünya yeryüzü
| Wrestling güreş güreşme
| abc alfabe ilkeler |
| abolish bozmak feshetmek kaldırmak ortadan kaldırmak iptal etmek
| about aksi yöne aşağı yukarı dair etrafına etrafında hakkında hemen hemen konusunda orada burada takriben üstünde yaklaşık ilgili
| above cennette daha çok önce öte sözü geçen üstün üstünde üzerinde üzerine yukarıda olan şey yukarıda yüksek |
| accident araz beklenmedik olay kaza rastlantı tesadüf
| acquit aklamak beraat ettirmek muaf tutmak ödemek suçsuz çıkarmak temize çıkarmak
| act amel cinsel ilişki davranış davranmak etki etmek eylem fiil görevini yapmak hareket etmek hareket kanun numara yapmak numara numarası yapmak oynamak oyun perde (tiyatro) resmi yazı rol oynamak rol yapmak rol yasa |
| actor aktör erkek oyuncu oyuncu
| actress aktris
| admit almak kabul etmek meydan vermek içeri almak itiraf etmek |
| adult ergin reşit yetişkin
| african afrika ile ilgili afrika afrikalı zenci
| after ardından arkasından daha sonra -den sonra göre peşinden sonra gelen sonra sonraki izleyen |
| agency acenta ajans aracılık vasıta
| agent acenta ajan distribütör etken etkili olan kimse etmen temsilci yapan kimse
| agreement anlaşma antlaşma aynı fikirde olma kabul etme kontrat mukavele pakt razı olma sözleşme uyma uyuşma uzlaşma ittifak |
| air açılmak caka çalım eda esinti fiyaka gökyüzü güneşe sermek hafif rüzgâr hava havalandırmak kurutmak melodi nağme ortaya dökmek söylemek tavır yayın
| aircraft uçak
| airport havaalanı |
| album albüm plak
| all alayı büsbütün bütün bütünüyle hep hepsi her şey her herkes katışıksız saf tamamen tüm
| allegation bahane mazeret özür sav iddia ileri sürme |
| allege kanıt olarak göstermek iddia etmek ileri sürmek
| alleged sözde sözümona iddia edilen
| allegedly sözde iddiaya göre |
| alp alp
| amber kehribar rengi kehribar
| american amerikalı amerikan |
| amid arasına arasında ortasına ortasında
| amnesty genel af genel afla serbest bırakmak
| announce anons etmek bildirmek duyurmak okumak ilan etmek |
| archbishop başpiskopos
| architect mimar planlamak tasarlamak yapmak yaratıcı
| architecture mimarlık mimari yapı |
| are ar
| arena alan arena meydan mücâdele alanı sahne
| argentine arjantinli |
| army kalabalık ordu topluluk
| arrest bloke etmek durdurma durdurmak el koymak önleme önlemek tevkif tutuklama tutuklamak
| arrive başarı kazanmak başarmak doğmak gelmek gelip çatmak ulaşmak varmak |
| arrive at varmak
| arson kundakçılık
| art beceri bilim dalı hüner kurnazlık ressamlık sanat şeytanlık ustalık yaratıcılık |
| as gibi kadar olarak
| ash kül
| assassinate öldürmek suikâst düzenlemek |
| astronaut astronot
| at asker (brit.) -da -de -e -ya -ye
| at the end nihayet |
| athlete atlet
| attempt denemek girişim girişimde bulunmak kalkışma kalkışmak teşebbüs etmek teşebbüs yeltenme yeltenmek
| august ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer |
| australian avustralya avustralyalı
| austrian avusturya avusturyalı
| autonomous otonom |
| available eldeki geçerli hazır kullanışlı mevcut müsait işe yarar
| avert başka tarafa çevirmek çevirmek gidermek önlemek
| aviation havacılık |
| award hükmetmek karar vermek karar mükâfat ödenek ödül tazminat vermek (ödül) ihale etmek
| b si notası
| bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş |
| bar bar baro bariyer çizgi demir çubuk -den başka engel engellemek hapsetmek hariç hoşlanmamak ışın kalıp katmamak menetmek meyhane önünü kesmek parmaklık takmak parmaklık parmaklıkla çevirmek saymamak sürgü sürgülemek yargı yasaklamak
| barracks kışla
| baseball beysbol |
| be anlamına gelmek bulunmak durmak mal olmak olmak var olmak
| beach kumsal sahil sahile çekmek
| become güzel durmak haline gelmek kesilmek -laşmak olmak uymak yakışmak yaraşmak |
| begin başlama başlamak başlatmak doğmak girişmek koyulmak meydana gelmek önayak olmak
| beginning baş başlangıç kaynak köken ilk
| belgian belçika belçikalı |
| belgium belçika
| belle güzel kadın güzel
| between arada arasına arasında araya ortada ortasında |
| bill afiş afişe etmek balta (eski) banknot beyanname burun fatura çıkarmak fatura etmek fatura gaga hesap kâğıt para poster senet sevişmek tahvil tasarı tiyatro programı uzantı ilan etmek
| birth doğma doğum doğurma doğuş kaynak köken nesil soy yavrulama
| birthday doğum günü |
| bishop fil (satranç) piskopos
| black kara karartmak kasvetli kızgın kötü koyu morarmış pis siyah boya siyah giysi siyah siyaha boyamak siyahlatmak uğursuz is zenci
| block apartman (brit.) blok bloke etmek durdurmak engel engellemek kalıplamak kapamak kütle kütük makara palanga sıkışıklık tıkamak tutukluk iki cadde arasındaki binalar (amer.) |
| board borda binmek daire heyet kara tahta komisyon kurul meclis mukavva pano sofra sörf tahta döşemek tahta kaplamak tahta ilan tahtası yiyecek sağlamak (parayla) yiyecek içecek
| bob ağzıyla yakalamaya çalışmak aşağı yukarı sallanmak çekül kesik kuyruk (at) kısa kesmek kısa saç modeli reverans yapmak saç lülesi sallamak (kafa) şilin
| bobby aynasız polis |
| bodkin biz
| bomb başarısızlığa uğramak başarısızlık bomba bombalamak bombardıman etmek fiyasko ile sonuçlanmak fiyasko
| bombed kafayı bulmuş sarhoş |
| both ikisi de
| bowman okçu
| branch branş çay dal budak salmak dal dallanmak dere göbek kol (bitki) kol kollara ayrılmak sınıf şube yayılmak |
| bribe ayartmak para yedirmek rüşvet vermek rüşvet
| brigade ekip takım tugay
| brink ağız eşik kenar kıyı |
| british britanya ile ilgili
| bungle acemice iş yapmak acemice iş becerememek beceriksizlik berbat etmek yüzüne gözüne bulaştırmak
| businessman işadamı |
| buy almak kiralamak pahasına elde etmek rüşvetle elde etmek satın alma satın almak inanmak yutmak
| by başında geçecek biçimde geçişli biçimde göre kadar (süre) kenarında tarafından vasıtasıyla yakın yakınında yakınından yanında yanından ile yolundan yoluyla
| calendar almanak kaydetmek kütük liste sicil takvim yıllık |
| call adlandırmak aramak (telefon) bağırmak çağırma çağırmak çağrı çağrıda bulunmak dava açmak davet etmek davet demek farzetmek lakap takmak ötüş ses seslenme seslenmek söylemek telefon etmek telefonda konuşma telefonda konuşmak uyandırmak ihtiyaç ziyaret etme ziyaret etmek ziyaret
| campaigner kampanyaya katılan kimse
| canadian kanada ile ilgili kanadalı |
| car araba kabin otomobil vagon
| cardinal ana asıl başlıca kardinal önemli
| carpenter doğramacı marangoz marangozluk yapmak |
| cartoonist karikatürist
| category bölüm grup kategori sınıf zümre
| catholic genel katolik kilisesi ile ilgili katolik liberal yaygın |
| cause amaç dava konusu dava doğurmak gaye haklı neden meydan vermek neden olmak neden problem sebep olmak sebep sorun yol açmak iş
| century asır
| challenger meydan okuyan meydan okuyucu |
| championship şampiyonluk üstünlük
| change aktarmak bozdurmak bozmak bozuk para değiş tokuş etmek değişmek değiştirmek değişiklik değişim demir para dönüşmek haline gelmek para üstü takas etmek yenilik
| chemistry kimya madde yapısı yapı |
| chinese çin ile ilgili çinli
| city kent şehir halkı şehir
| civil devlete ait hükümete ait kibar laik medeni hukuk ile ilgili medeni nazik resmi sivil vatandaşlarla ilgili iç yurttaşlık ile ilgili |
| civilian sivil
| claim alacak hakkı alacak dava açma dava açmak dava hak iddia etmek hak ısrar etmek ısrar sahip çıkmak talep etmek talep iddia etmek iddia istek istemek
| clamp ambar (yeraltı) kasmak kenet kenetlemek kıskaç küme mengene sıkıştırmak yığın |
| clear açık açıkça açıklamak açmak aklamak anlaşılır aşmak aşikâr aydınlatmak aydınlık belli belirgin belirli berrak berraklaşmak boşaltmak boşluk bulutsuz bütün bütünüyle bilgi vermek dağılmak elde etmek emin engelsiz geçmek gidermek kaldırmak kapatmak katışıksız kazanmak kurtarmak masum net ödemek parlak saf saydam sıyırıp geçmek tahliye etmek tam tamamen temiz temize çıkarmak temizlemek tüm uzağa uzakta zeki
| coast deniz kenarı deniz kıyısı kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak kıyı kızak için uygun yokuş kızakla yokuştan kaymak sahil boyunca gitmek sahil yokuş aşağı salıvermek
| cold baygın donuk duygusuz kaçınılmaz kesin olarak nezle sakin sıkıcı soğuk soğukkanlı soğukluk üşümüş yapmacık |
| combine birleşmek birleştirmek birlik karışmak kaynaştırmak kombine etmek toplamak toplanmak uzlaşma
| combined bileşik birleşik karışık karma
| comic gülünç karikatür öykü komedi komedyen komik mizah dergisi |
| commercial kârlı mesleki reklâm ticaret yapan ticari
| commission aracı kârı atama belgesi atama atamak görev görevlendirme görevlendirmek heyet ısmarlama ısmarlamak komisyon kurul sipariş vermek sipariş talimat tayin etmek terfi vazife yetkilendirmek
| common adi alelâde alışılagelmiş bayağı bilinen genel kaba saba kaba meydan müşterek olağan ortak park sıradan |
| community benzerlik cemaat cemiyet müşterek tasarruf ortaklık topluluk
| composer besteci kompozitör yaratıcı yazar
| computer bilgisayar |
| conductor biletçi kılavuz kondüktör koro şefi lider orkestra şefi rehber idareci iletken madde
| congress kongre meclis oturumu meclis toplanma toplantı
| consecutive ardışık birbirini izleyen |
| consent kabul etmek razı olmak rıza izin vermek izin
| construction anlam çizim kurma yapı yapma inşa etme inşa inşaat yorum
| contents içindekiler |
| convey devretmek getirmek nakletmek taşımak yaymak iletmek yollamak
| convict hükümlü mahkum etmek suçlu bulmak suçlu
| corner açı bölge bucak ele geçirmek kıstırmak köşe dönmek köşe oluşturmak köşe köşeye sıkıştırmak kuytu tekel oluşturma ücra yer |
| corporation belediye yetkilileri dernek kurum şirket tüzelkişi
| corps birlik heyet kıta kolordu topluluk
| corsican korsikalı kimse korsikalı |
| council divan kurul meclis yönetim kurulu
| coup başarılı vuruş darbe hükümet darbesi
| court aranmak avlu celse dar sokak davet etmek hükümdarlık konak kort kur yapmak kur mahkeme oturum oyun alanı saltanat saray halkı saray toplantı yaltaklanmak istemek |
| crash batmak çarpmak çatırtı davetsiz olarak gitmek düşmek gürültü etmek gürültü gürültüyle düşmek hızlı kaza kırılmak parçalanma parçalanmak sabahlamak seri iflas etmek iflas yoğun
| crash into bindirmek çarpmak
| crash-land mecburi iniş yapmak |
| create atamak meydana getirmek neden olmak oluşturmak yapmak yaratmak yetki vermek
| creator kurucu yaratıcı
| cricketer kriket oyuncusu |
| crime aptallık cezalandırmak cinayet sabıka suç suçlu bulmak yüz karası
| criminal canice ceza cinayet sabıkalı suç oluşturan suçlu
| critical ciddi eleştirici hassas kritik titiz |
| cruise gemi gezisi gemi ile dolaşmak seyir etmek yol almak
| current akım akıntı bugünkü cari cereyan eğilim geçer geçerli şimdiki
| dam baraj yapmak baraj engel engellemek hazne set çekmek set toplama havuzu |
| damage bozmak değerini düşürmek hasar yapmak hasar hasara uğratmak masraf zarar vermek zarar
| date bayatlamak buluşma buluşmak çıkmak dönem eski bir tarihten geliyor olmak eskiden kalmak eskimek flört etmek flört randevu tarih atmak tarih vade zaman zamanını belirlemek
| daughter bağ kız evlât kız ilişki |
| day dönem gün zaman
| dead acımasız aşırı bozuk büsbütün cansız çıkmaz çok dermansız donuk keskin kullanılmayan ölmüş ölü zaman ölü sönmüş tam tamamen unutulmuş
| death ecel ölme ölüm yıkım |
| debut sahneye ilk çıkış toplum önüne ilk çıkış
| december aralık
| declare açıklamak beyan etmek bildirmek deklârasyon yapmak fikrini belirtmek ifade vermek ilan etmek |
| defeat aleyhte oy aşmak başarısızlık boşa çıkarmak bozgun devirmek engellemek hayal kırıklığı hüsran mağlubiyet red ret yenmek yenilgi iptal
| defense davalı defans oyuncusu doğrulama koruma sanık savunma silahları savunma
| democratic demokratik partiye ait demokratik |
| desert ayrılmak boş bozkır çöl çorak hak edilen şey hak etme ıssız yer ıssız kaçmak sönüklük tatsızlık terk etmek terketmek yüzüstü bırakmak
| designer dalavereci kişi desinatör düzenbaz kişi modacı modelist stilist tasarımcı
| destroy harap etmek mahvetmek öldürmek tahrip etmek tüketmek ümidini yıkmak yıkmak imha etmek |
| destroyed berbat
| develop açıklamak açınım yapmak banyo etmek gelişmek geliştirmek tab etmek şekillendirmek ilerlemek ilgi göstermek yükselmek (ateş)
| diary günlük hatıra defteri |
| die canı çıkmak gebermek göçmek ölmek sıkılmak sıkıntıdan ölmek solmak sona ermek tatmak zar oyunu zar
| director direktör müdür orkestra şefi idareci yönetmen yönetici yönetim kurulu üyesi
| discotheque diskotek |
| dissolution bozma bozulma çözünme dağılma eritme feshetme fesih ölüm sarsılma tasfiye yok olma iptal
| diver balık adam dalgıç dalgıçkuşu dalış yapan kimse
| divers çeşitli |
| diving dalış dalma pike
| divorce ayırmak ayrılık ayrılma ayrılmak boşama boşamak boşanma boşanmak
| do ayağını kaydırmak dalavere dolandırıcılık dolandırmak düzenlemek eğlenceli toplantı etmek hile meydana getirmek neden olmak parti rolünü üstlenmek tamamlamak temizlemek uymak yapmak ilgilenmek |
| document belge belgelemek belgelere dayandırmak delil döküman dipnotlar koymak evrak kanıtlamak
| dollar dolar
| dolphin yunus yunusbalığı türünden balık |
| don bey don giydirmek giymek uzman ispanyol efendisi
| double benzer bükmek çift çifte duble dublör dublörlüğünü yapmak eğilmek katlamak katlanmak kopya koşar adım gitmek iki anlamlı iki enstrüman çalmak iki kat iki katına çıkmak iki kişilik iki misli yapmak iki misli iki rolü birden oynamak ikili bahis ikili oynamak ikili ikişerli ikiye katlamak ikiyle çarpmak ikiyüzlü yumruğunu sıkmak
| down altına altında aşağı aşağıda aşağısına doğru aşağısında aşağıya doğru aşağıya aşınmış bir şekilde ayva tüyü azalarak bağlanma beri boyunca bunalım bunalımlı bir şekilde çarşı doğrultusunda olan çökmüş depresyon devirmek düşen düşerek garez geride güneye hav hüzünle kayıpta keyifsiz kumul kuş tüyü kuştüyü londra'nın dışına morali bozuk mideye indirmek nefret neşesiz peşin olarak programlanmış tepe şansın ters dönmesi şehir merkezine giden şehir merkezine tüy yenmek yere sermek yıkılmış yüzü koyun |
| drive acele etmek araba gezintisi araba kullanmak araba yolu çakmak çalıştırmak dürtü düşmanı püskürtme enerji güdü gütmek hamle hareket ettirmek hayvan gütme kovalamak kullanmak önüne katmak saplamak sokmak sürek avı sürme sürmek sürücü (bilgisayar) top sürme zorlamak
| driver arabacı hayvan güden kimse makinist sert yönetici sürücü şoför
| driving canlı enerjik hareket ettirici sevk sürme sürücü şoför |
| dub ad takmak dublaj yapmak düzeltmek ünvan vermek isim vermek
| duration devam süre süreç süreklilik
| during boyunca esnasında iken |
| earl kont
| economic ekonomik hesaplı iktisadi
| educator eğitmen eğitici |
| elect atamak görevlendirmek seçmek
| election seçim
| embassy elçilik sefaret |
| empire imparatorluk ile ilgili imparatorluk
| end akıbet bitmek bitirmek erek kafa kalıntı ölmek ölüm son vermek son sona ermek sonuç sonuca ulaşmak sonuçlanmak taraf uç yok etmek izmarit
| enemy düşman hasım |
| england ingiltere
| english ingiltere ingiliz ingilizce
| enter gümrük beyanında bulunmak girmek (bilgisayar) girmek giriş yapmak katılmak kaydetmek kaydolmak sokmak yazılmak yazmak içeri girmek içeriye girmek |
| environmental çevre çevresel
| european avrupalı avrupa'ya özgü
| evacuate boşaltmak tahliye etmek |
| event akıbet durum hadise hal karşılaşma olay olgu sonuç vaka yarışma
| ever asla daima giderek gitgide hep her zaman hiç
| every bütün her bir her |
| evil aksi belâ dert fena günah günahkâr kem kötü kötülük musibet tâlihsiz şanssız uğursuz uğursuzluk zarar zararlı
| ex eski önceki sabık
| exercise alıştırma alıştırmak çalışma yapmak çalışma çalıştırmak egzersiz yapmak egzersiz göstermek kullanma kullanmnak talim tören uygulama uygulamak yapma idman yerine getirme yorum |
| exonerate aklamak muaf tutmak suçsuz çıkarmak temize çıkarmak
| expel çıkarmak dışarı atmak kovmak sürgün etmek sürmek
| explode aksini ispatlamak bozmak çürütmek havaya uçurmak kırılmak köpürmek patlamak patlatmak yıkmak infilak etmek |
| explosive çileden çıkaran patlamaya ait patlamaya hazır patlayıcı madde patlayıcı tartışmalı
| express açığa vurmak açık açıklamak anlatmak belli etmek belli ekspres olarak ekspres otobüs ekspres posta ekspres tren hızlı kesin özel ulak özel sıkıp suyunu çıkarmak süratli ifade etmek
| family aile ailevi aileye ait ev halkı familya soy sülale |
| fear çekinme çekinmek dehşet dert endişe etmek endişe kaygı korkmak korku kuruntu etmek kuşkulanmak risk sıkıntı
| fears endişe şüphe
| federal federal |
| federation federasyon federe devlet ittifak
| fighter avcı uçağı boksör kavgacı mücâdeleci kimse savaşçı
| film film filme çekmek kaplamak (zar vb.) lif ince bir tabaka ile kaplamak ince tabaka zar |
| find bakmak bulgu bulma bulmak buluş geçindirmek karara varmak keşfetmek keşif rastlamak sağlamak
| fire alev almak alev ateş almak ateş etme ateş ateşlemek çalışmak (motor vb.) heyecan hırs ısıtıcı ısıtmak kovmak ocak soruvermek tutuşturmak yakmak yangın yanmak işten atmak işten çıkarmak işten kovmak
| first baş başlangıç başta gelen başta birinci birincilik önce öncelikle önde gelen ilk kez ilk olarak ilk ilkönce |
| flexible değişken eğilebilir elastik esnek hareket kabiliyeti yüksek sabit olmayan uysal yumuşak başlı
| flies sinekler
| flight akış böcek sürüsü firar geri çekilme kaçış kaçma kuş sürüsü uçma uçuş yağmur (kurşun, ok vb.) |
| float batmamak dalgalanmak dolaşmak döner sermaye duba kurmak (şirket) olta mantarı piyasaya çıkarmak sal su üzerinde durmak süzülmek şamandıra yaymak yüzdürmek yüzen şey yüzme kesesi yüzmek
| fly açıkgöz atılmak atlayarak aşmak ayar dişlisi (saat) dalgalanmak firar etmek havalanmak kaçmak kiralık araba olta sineği pantolonun ön yırtmacı saçılmak savrulmak sinek uçakla gitmek uçma uçmak uçurmak uçuş uçuşmak uyanık üzerinden atlamak
| football futbol topu futbol |
| football player futbolcu
| footballer futbolcu
| for amacıyla doğru dolayı göre karşı nedeniyle uygun yarayan için yönünde |
| for life ömür boyu
| foreign dış yabancı
| forgery kalpazanlık sahte imza sahtecilik sahtekârlık imza taklidi |
| forgive affetmek bağışlamak kusuruna bakmamak silmek
| found dayandırmak dayanmak dökmek (demir) kurmak temelini atmak
| founded kurulmuş |
| fowler avcı (kuş)
| fraction bölme bölüm kesim kesir parça
| frank açık sözlü dürüst frenk samimi sözünü esirgemeyen ücretsiz göndermek (mektup) içi dışı bir |
| franklin arazi sahibi
| french fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| from beri -dan -den beri -den itibaren yüzünden |
| front alın arsızlık bakmak cephe cüret dönmek karşı olmak ön taraf ön öndeki önderlik etmek paravan kişi paravan şirket sima utanmazlık yol göstermek yönelmek yüz yüzsüzlük
| gain artırmak artma çoğalmak elde etmek kâr etmek kâr kazanç kazanmak ulaşmak yarar ilerleme ilerlemek yükselme yükselmek
| gangster çeteci gangster |
| garden bahçe ile ilgili bahçe işiyle uğraşmak bahçe park
| gate bilet hasılatı geçit kapı kapıyı gösterme kovma patika
| general baş genel general komutan orgeneral tahmini şef umumi yaygın |
| german alman öz
| girl kız arkadaş kız sevgili
| glider kayık planör pilotu planör tekne |
| gnu gnu
| gold altın para altın servet
| government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim |
| grace erdem görgü heves kanuni süre lütfetmek lütuf merhamet nezaket onur vermek saygınlık süslemek teşrif etmek şereflendirmek incelik istek zarafet
| grant bağış bağışlamak burs devir feragatname hibe kabul etmek nasip etmek nasip ödenek onaylamak vermek imtiyaz
| granted imtiyazlı |
| guard bekçi gard gardiyan gözetmek gözetim himaye etmek koruma görevlisi koruma korumak korunmak muhafız nöbet tutmak nöbetçi tutmak (dil) uyanıklık
| guilty günahkâr kabahatli suçlu
| guinea gine |
| guitarist gitarist
| gunman silâhlı soyguncu
| happen başına gelmek başından geçmek cereyan etmek meydana gelmek olmak rastlamak tesadüf etmek |
| happen on bulmak buluşmak gelivermek rastgelmek
| happened olmuş
| he erkek |
| her onun
| high aşırı büyük vites büyük neşeli önemli rekor sarhoş soylu şiddetli uçma uçmuş üst üstün uyuşturucu almış ileri yüce yukarı yükseğe yüksek basınçlı bölge yüksek yer yüksek yüksekte zirve
| high court yargıtay |
| hijack çalmak gasp gaspetmek hırsızlık kaçırmak uçak kaçırma uçak kaçırmak
| historian tarihçi
| hit başarı bulmak çarpmak çıkış darbe laf çaktırma olmak rastgelmek sarsmak taş şans ulaşmak üzmek varmak vurma vurmak vuruş yaralamak isabet etmek isabet ettirmek isabet yumruk atmak |
| hockey hokey
| hold alıkoymak almak ambar barındırmak çekmek dayanmak devam etmek durdurma durmak el koymak etki geçerli olmak gemi ambarı gözaltına almak kaldırmak karara bağlamak kavramak muhafaza etmek nüfuz sadık kalmak tıkamak tutma tutmak tutunacak yer tutunma
| holiday bayram bayramlık tatil yapmak tatil tatile çıkmak yortu izin |
| holly çobanpüskülü
| homosexual eşcinsel homoseksüel
| honor büyük koz haysiyet hürmet misafir ağırlama namus onur nişanı vermek onur onurlandırmak övünç özsaygı saygı göstermek saygınlık saymak şeref vermek şeref izzetinefis |
| hour saat vakit zaman
| house barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt
| hulk gemi iskeleti hurda gemi |
| hunter avcı
| hurricane fırtına kasırga
| imprisonment hapsedilme hapsetme hapis tutukluluk |
| in -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde
| independence bağımsızlık hürriyet özgürlük serbestlik istiklâl
| industrial endüstri endüstriyel sanayi sanayici |
| industrialist sanayici
| influence etki etkilemek etkili olmak nüfuz söz geçirmek tesir etmek tesir torpil ikna etmek
| initial baş harf baş baştaki ilk harf ilk |
| initiative başlatan girişkenlik girişim neden olan ön önayak olma ilk adım ilk
| injure sakatlamak yaralamak incitmek zarar vermek zedelemek
| injured dargın kırgın yaralı inciniş zarar görmüş |
| intent amaç dalmış dikkatli gaye hevesli kararlı maksat meşgul niyet niyetli istekli
| intercept alıkoymak durdurmak engel olmak önlemek sınırları çizilen kısım (geometri) tutmak yakalamak yolunu kesmek
| internment gözaltına alma hapsetme |
| into -e haline içeriye içine
| introduce başlamak getirmek göstermek öğretmek ortaya koymak sunmak takdim etmek tanıştırmak tanıtmak içeri sokmak
| invade akın etmek ele geçirmek saldırmak içini kaplamak ihlal etmek istila etmek |
| invasion akın nöbet saldırı tecâvüz ihlal istila
| invite çağırmak çekmek davet etmek neden olmak istemek
| it cazibe çekicilik cinsel ilişki önemli kimse şahsiyet ilişki |
| jail cezaevi hapsetmek hapis hapishane kafes tutuklamak
| january ocak
| japan vernik verniklemek |
| japanese japon
| jean kot
| jet fıskıye fışkırma fışkırtmak jet uçağı jet kapkara karakehribar oltu taşı simsiyah |
| john tuvalet
| jordanian ürdün ürdünlü
| judge anlam çıkarmak değer biçmek değerlendirmek ekspert hakem hakemlik etmek hakim hüküm vermek karara varmak muhakeme etmek tahmin etmek uzman yargıç yargılamak |
| jury eğreti geçici jüri yedek
| kill av avlamak cinayet işlemek dindirmek gebertmek katletmek kesmek mahvetmek öldürme öldürmek ortadan kaldırmak söndürmek tahrip etme yalanlamak
| killing av cinayet hayvan kesme öldürme öldürücü ölüm |
| king dama kral papaz şah
| kingdom alem krallık kraliyet
| know ayırt etmek başından geçmek bilmek farketmek tanımak tatmak ilişkisi olmak |
| korean kore'li
| labour çaba harcamak çalışma çalışmak doğum sancısı çekmek emek vermek emek hizmet uğraşmak işçi partisi (ing.) işçi sınıfı işgücü
| land arazi arsa çakmak düşmek diyar kara karaya ayak basmak karaya çıkartmak karaya çıkmak kazanmak memleket sokmak toprak ülke vatan vurmak yapmak yenmek yere inmek indirmek |
| last ayakkabı kalıbı dayanmak devam etmek en son geçen ölüm önceki son derece son kez son olarak son şey son sonuç olarak sonuncu kimse sonuncu sonunda sürmek yetmek
| later sonra
| laureate defne yaprakları ile süslü saray şairi |
| law dava hukuk kanun kural yasa ilke
| leader baş başmakale lider önayak önder
| leave ayrılmak bırakmak caymak kalkmak kalmak müsaade ruhsat terk etmek terketmek unutmak (eşya) vazgeçmek veda yola çıkmak izin |
| lebanon lübnan
| lech şehvet
| letter basmak belge betik evrak harf kitap harfiyle yazmak mektup |
| liberation azat kurtarma kurtuluş serbest bırakma serbest kalma
| life can canlı canlılık hayat ömür yaşam
| list cetvel geminin yan yatması kaydetmek kumaş kenarı liste listelemek listeye yazmak yana yatmak |
| literature edebiyat literatür yazın
| livelihood geçim
| lives hayatlar ömürler |
| lorry kamyon
| lotus lotus
| madame bayan madam |
| magazine cephanelik dergi fişek haznesi şarjör
| make biçim elde etmek etmek sağlamak varmak verim yapı yapılış şekli yapmak yaptırmak ilişki kurmak
| man adam atamak adam er erkek uşak insan işçi |
| mandatory manda uygulayan zorunlu
| march hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak
| marine deniz denizcilik |
| market borsa çarşı panayır pazar pazarlamak piyasa satmak
| martial askeri cesur savaşa ait savaşçı
| martin kırlangıç |
| mass aşai rabbani ayini küme kütle kitle toplamak yığın yığmak
| mat bardak altlığı dolaşmak donuk hasır gibi yapmak hasır ile örmek hasır keçe mat paspas
| matt donuk mat |
| may akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak
| maze hayret labirent şaşkınlık
| media basın medya |
| medicine büyü doktorluk tıp ilaç vermek ilaç
| member organ üye uzuv
| memory akıl anı bellek hafıza hatıra |
| men adamlar erkekler işçiler
| military askeri
| minister bakan papaz vaiz vekil |
| ministry bakanlık papazlık vekillik
| minute an ayrıntılı dakik dakika minik önemsiz tutanak tutmak ufacık zabıt tutmak
| minutes tutanak |
| missile atılan şey füze mermi
| model biçimlendirmek kalıbını çıkarmak kalıp manken model yapmak model modellik etmek numune örneğe göre yapmak örnek
| motel motel |
| mountain dağ
| murder adam öldürme bozmak cinayet işlemek cinayet kasten öldürmek öldürme öldürmek
| murderer cani katil |
| music müzik
| musical müziğe ait müzikal müzikli
| musician müzisyen |
| name ad koymak ad adını koymak nam söylemek tayin etmek ün ünlü kimse ismiyle çağırmak isim koymak isim vermek isim
| national ulusal vatandaş yurttaş
| nearly az daha az kalsın hemen hemen neredeyse takriben |
| neck boğaz boyun sarmaş dolaş olmak (amer.) yaka
| net ağ yapmak ağ ile yakalamak ağ file kâr etmek kazanmak kesintisiz net şebeke tül tuzağa düşürmek tuzak
| new acemi keşfedilmemiş modern taze yeni |
| noble asil muhteşem soy soylu ulu yüce
| north kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru
| northern kuzey |
| norway norveç
| not değil
| nuclear atom çekirdeksel nükleer başlıklı füze |
| nugget külçe
| object amaç cisim gaye hedef karşı çıkmak nesne obje razı olmamak şey itiraz etmek
| object to karşı çıkmak karşı gelmek itiraz etmek |
| of -den -ın -li -nin
| officer komuta etmek memur polis memuru subay subayları atamak (gemi) idare etmek
| official devlet memur resmi |
| offshore açık deniz dış kıyıdan esen kıyıdan uzak kıyıdan uzakta
| old bayat eski zamanlar eski eskiden kalma eskimiş harika kart köhne önceki pişkin tecrübeli yaşlı ihtiyar
| on beri çakırkeyif çalışmakta civarında -de devam etmekte olan devrede durmadan -e doğru giymiş olarak hazır olmakta olan sahnede sürekli olarak üstünde (giysi) üstünde üzerinde yanık ile yönünde |
| only ağırbaşlı ancak bir tek biricik sade sadece sırf tek yalnız
| open açık açılmak açmak açtırmak başlamak başlatmak dürüst ferah geniş karara bağlanmamış serbest içten
| opposition başkaldırma düşmanlık karşı koyma karşıtlık muhalefet rekabet zıtlık |
| other başka biçimde başka türlü başka bundan başka geçen öbür öteki sonraki
| others eller
| out açığa çıkmış açıkta atlanmış sözcük aut bozulmuş büyük bitmiş çıkar yol çıkarmak çıkış çıkmış çözüm çizgi dışı daha çok daha iyi dış dışarı dışarıda dışarıdaki dışarıya eksik eskimiş fazla grevde kalmamış kovmak kurtuluş modası geçmiş olanaksız pratiğini yitirmiş sesli olarak sönmüş uzakta uzaktaki yeni çıkmış yıpranmış işe yaramaz yüksek sesle |
| out of dışında haricinde yoksun
| outbreak başlama çıkma patlak verme salgın isyan
| outside açık havada dış kaynaklı dış dışarı dışarıda dışarıdaki dışarıya dışına dışında dıştan en çok en fazla miktar haricen harici ötesine |
| over adamakıllı altını üstüne aracılığı ile aşırı aşkın başkasına baştan sona boyunca bitmiş çok fazla çok daha fazla gereğinden fazla her yerinden her yerine kalan karşıya öbür tarafa öte ötede öteye tekrar tepesinde tersine üstün üstünde üstüne üzerinde üzerinden üzerine yüksek yine iyice
| overtime fazla mesai yaparak fazla mesai
| painter boyacı pruva halatı ressam |
| paralyze durdurmak felç etmek
| paralyzed kötürüm
| parliament parlamento |
| part ayırmak ayrılmak ayrım bölüm elden çıkarmak fragman görev katkı kesim kısım kısmi kopmak parça pay rol semt taraf tarakla ayırmak yedek parça
| party alem davet eğlence ekip grup hissedar ortak parti taraf şahıs topluluk
| passenger gezgin yolcu işten kaytaran kimse |
| peace barış huzur rahat sessizlik sükunet sulh
| peacock tavuskuşu züppe
| peg ağaç çivi ile çakmak ağaç çivi akort vidası askı kancası (elbise) bahane belirlemek çamaşır mandalı dübel kazık (kısa) kazık çakarak sabitlemek mazeret saptamak sodalı viski (brit.) vesile |
| people aile fertleri eller halk herkes millet ulus insan yerleştirmek insanlar
| perform canlandırmak konser vermek numara yapmak oynamak (rol) oynamak uygulamak yapmak yerine getirmek işlemek
| physicist fizikçi |
| physics fizik
| pilot deneme deney kılavuz kontrol kullanmak öncü pilot pilotluk yapmak rehber uçak kullanmak yedek yol göstermek
| pioneer çığır açan çığır açmak kılavuz önayak olan kimse önayak olmak öncü olmak öncü öncülük etmek önder |
| piston piston
| place basamak ev görevlendirmek hane ısmarlamak koymak mahal mekân mevki oturtmak sıra sorumluluk statü vermek (sipariş) yatırım yapmak yatırmak (para) yazdırmak (tel.) yer yerleştirmek yerleşim yeri yerini belirlemek iş
| plan niyet plan yapmak plan planlamak proje tasarı tasarlamak taslak |
| player çalan kimse çalar oyuncu
| playwright oyun yazarı
| point amaç an ana fikir anlam bitirmek çevirmek çıkmak (çıban vb) doğrultmak etki göstermek husus konu mesele neden nokta noktalamak oyma kalemi özellik puan sayı sivri uç sivrilmek sivriltmek uç vermek uç vurgu incelik işaret etmek |
| poland polonya
| police güvenliği sağlamak kontrol altında tutmak nöbet polis polislerle güvenliği sağlamak inzibat yönetmek zabıta
| political hükümet politik siyasal siyasi |
| pope papa
| power çalıştırmak derman enerji güç sağlamak güç kuvvet otorite üs (mat.) yetenek yetki iktidar
| practice adet edinmek alışkanlık haline getirmek alışkanlık alıştırma yapmak alıştırma çalışma çalışmak deneme deneyim kazanmak dolap çevirmek egzersiz entrika çevirmek etmek gerçekleştirmek hile ısınma pratik yapmak pratik tatbikat teknik usul uygulama uygulmak yapmak yöntem |
| premier baş başbakan birinci ilk
| president başkan cumhurbaşkanı devlet başkanı genel müdür
| prime ağızotu koymak (tüfek) ana nota asal sayı astar sürmek baş başlangıç başlıca birincil en güzel zaman en önemli gençlik hayatın baharı mükemmel şey olgunluk çağı tulumbaya su koymak içirip sarhoş etmek ilk dönem ilk |
| prime minister başbakan
| prison cezaevi delik hapsetme hapis hapishane kodes
| prisoner esir hükümlü mahpus tutsak tutuklu |
| prize çok istenen şey değer biçmek değer vermek ganimet almak ganimet kaldıraç kaldıraçla kaldırmak madalyalı manivela mükâfat ödül kazanan ödül olarak verilen ödül ödüle lâyık takdir etmek tam ikramiye
| program gösteri plan planlamak program programlamak yapım yazılım
| programmer programcı |
| project atmak çıkıntı oluşturmak fırlatmak plan planlamak proje projesini hazırlamak tasarı tasarlamak yansıtmak iz düşürmek
| proposal önerge önerme öneri plan tasarı teklif
| protection haraç himaye koruma korunma muhafaza önlem tedbir |
| protest karşı çıkmak protesto çekmek protesto etmek protesto reddetmek iddia etmek ihtarname itiraz etmek itiraz
| public aleni amme bar (brit.) devlete ait genel halk halka açık kamu seyirci ulusal umumi
| publicly alenen |
| publish basmak çıkarmak duyurmak kamuoyuna açıklamak yayınlamak yaymak ilan etmek ileri sürmek
| r r harfi
| race acele ile yapmak akıntı at yarışı cins döl familya hayat hızlı çalışmak (motor) ırk koşu mücâdele nesil ömür sınıf soy tad (şarap) tür yarış yarışa sokmak yarışmak yarıştırmak |
| radio radyo yayını radyo istasyonu radyo radyodan yayınlamak radyografi yapmak radyoterapi uygulamak röntgen çekmek telgraf (telsiz) telsiz telsizden yayınlamak
| rail ağzına geleni söylemek azarlamak demiryolu dil uzatmak korkuluk küfretmek parmaklık parmaklıkla çevirmek ray döşemek ray sövmek sutavuğu tırabzan koymak tırabzan trabzan yakınmak
| raise artırmak artış ayağa kaldırmak beslemek büyütmek çıkıntı dikmek kabartı kabartmak kaldırmak neden olmak rampa ruh çağırmak son vermek toplamak yetiştirmek yokuş yol açmak yükselme yükseltmek zam yapmak zam |
| raised kabarık kabartma kalkık mayalanmış mayalı yükseltilmiş zamlı
| rape gasp gaspetmek ırza tecavüz ırzına geçme ırzına geçmek kaçırmak kız kaçırma kolza (bitk.) kolza küçük şalgam kirletmek tecâvüz etmek tecâvüz zorla almak
| read anlamak anlamına gelmek aydın bilgili çözmek eğitimini görmek okuluna gitmek okumak okumuş okunan sökmek yorumlamak |
| record belge çekmek dosya kayda geçirmek kaydetmek kayıt kütük plak rapor rekor sicil şöhret tutanak vesika yazmak isim
| recover ayılmak davayı kazanmak değerlendirmek düzelmek geri kazanmak kendine gelmek kılıcı geri çekmek kurtarmak kurtulmak telafi etmek telâfi etmek toplamak yerine gelmek iyileşmek
| recruit acemi asker acemi er acemi askere almak kuvvetlendirmek silâh altına almak toplamak (asker) iyileşmek iyileştirmek |
| red al borç kırmızı (renk) kırmızı kızarmış kızgın kızıl saçlı kızıl tüylü kızıl kızılderili komünist rus solcu
| reform adam olmak devrim yapmak devrim düzelmek düzeltmek ıslah etmek ıslah reform yapmak reform yeniden biçimlendirmek yeniden düzenleme yeniden düzenlemek yeniden kurma yenilik
| release affetmek azat bırakma bırakmak davadan vazgeçme deklanşör devir feragat etmek feragat gevşetmek gösterime sokmak koyvermek kurtuluş muaf tutma muaf tutmak muafiyet salıverme salıvermek salmak serbest bırakma serbest bırakmak serbest kalma yay yayın izni vermek yayın izni ipoteğini çözmek |
| religious din dindar dinsel dini diyanet sofu tarikata ait inançlı
| replace değiştirmek geri ödemek vekâlet etmek yenisiyle değiştirmek yerine bakmak yerine geçmek yerine koymak yerini almak yerini tutmak
| report anlatmak bildirmek bildiri bilgi dedikodu görünmek haber hazır bulunmak karne patlama sesi rapor etmek rapor söylemek söylenti sunmak (yasa vb.) şöhret tutanak ün ihbar etmek |
| reserve ayırmak ayırtmak çekingenlik ertelemek fon hakkı saklı tutmak kaynak korumaya alınmış arazi ön koşul rezerv rezerve ettirmek sonraya bırakmak stok şart tutmak yedek ihtiyat
| response cevap etkilenme karşılık ses verme (motor) tepki yanıt yansıma
| retire ayrılmak (iş) çekilmek emekli etmek emekli olmak emekliye ayırmak geri çekmek geri çekilmek ödemek (senet) tedavülden kaldırmak uyumaya gitmek uzaklaşmak yatmaya gitmek inzivaya çekilmek |
| retire from elini çekmek
| ride arabaya binmek (sürmeden) arabayla gezmek binme binmek (at veya bisiklet) binmek dolaşma geçmek (yol) gezinti gırgıra almak havada kalmak kafa bulmak karara bağlanmamış olmak kayar gibi görünmek (ay, bulut vb) kullanmak sataşmak sürüklenmek süzülmek taşımak (omuzunda vb) üst üste binmek yüzmek
| rig alet edevat allayıp pullamak çıkarlarına göre değişiklik yapmak donanım donatım donatmak hile yapmak (seçimde vb.) hile ile yönetmek hile kılık kıyafet süslemek teçhiz etmek teçhizat uyduruvermek yalancıktan yapmak |
| right çeki düzen vermek derleyip toplamak doğru doğrudan doğruya doğrultmak doğruluk dosdoğru dürüst düz düzeltmek düzen düzenli düzgün dik (açı) dik açılı dik konuma getirmek en uygun gayet gerçek hak haklı çıkarmak haklı sağ sağa sağda sağdan sağlıklı tam olarak tam telâfi etmek yolunda
| riot alem ayaklanma ayaklanmak azıtmak başkaldırmak cümbüş kargaşa kargaşaya yol açmak karışıklık patırtı şamata velvele isyan
| road cadde demirleme yeri demiryolu (amer.) karayolu maden geçidi yol |
| robbery hırsızlık soygun soygunculuk
| rock belâ değerli taş dert dolar elmas kaya parçası kaya lolipop para rock yapmak (dans) sallamak sallanmak sallayarak uyutmak sarsılmak sarsmak sıkıntı taş şok etmek şok olmak zorlaştırmak
| rocky çürük kaya gibi kayalı kayalık sallanan sarsak taş gibi taşlı |
| roger roger
| rose gül deseni gül pembesi gül pencere gül güzel kız hortum ağzı lâl pembe şarap pembe rüzgâr gülü süzgeçli ağızlık (bahçe sulama kovası) yılancık
| rose garden gül bahçesi |
| route belli bir kanaldan yollamak göndermek güzergâh hat herzamanki yol nakletmek rota sevk etmek sevketmek yol
| royal asil büyük tabaka kâğıt krala ait krallara lâyık kraliyet ailesinden kimse kraliyet muhteşem prens gibi royal
| rugby ragbi |
| rule cetvel cetvelle çizmek çizgi çekmek çizmek düzeyinde olmak egemenlik emretmek geçerli olmak gönye hükmetmek hüküm vermek hüküm kanun karara varmak kural mahkeme kararı metre norm prensip saltanat sürmek sözü geçmek standart talimat tüzük idare etmek idare yönetmek yönetmelik
| russian rus
| sally çıkış hareketi dışarıya hücum dolaşma espri gezinti nükte |
| schoolgirl kız öğrenci
| science beceri bilim fen teknik ilim
| sea dalga deniz denizle ilgili derya |
| seat almak (salon) kıçını tamir etmek (pantolon) koltuk mevki oturacak yer oturağını tamir etmek oturak oturma yerini onarmak oturtmak oturuş pantolon kıçı sandâlye yer yerleştirmek yerine oturtmak
| secret bilinmeyen esrarlı giz gizem gizemli gizli mahrem saklı sır
| sell aldatmak beğenilmek dalavere dolap ele vermek hile kazıklamak satılmak satış yöntemi satış satmak sattırmak |
| sentence ceza vermek cümle hüküm giydirmek hüküm vermek hüküm karar mahkeme kararı mahkum etmek özdeyiş söz tümce vecize yargı
| service askerlik ayin bakımını yapmak bildiri destek birliği dinsel tören dini tören faaliyet fayda görev hizmet vermek hizmet hizmetçilik kulluk memuriyet müşteriye bakmak servis atışı servis takımı servis tamir etmek tamirhane tebliğ uşaklık yardım etmek ibadet işleme
| serviceman araba tamircisi asker servis görevlisi tamirci |
| set alıcı alışılmış avın yerini göstermek ayarlamak azimli basmakalıp batış batma batmak (güneş) batmak belirlemek belirlenmiş belirli çizmek değişmez durum düzenlemek dikmek dizmek dizi eğilim ekmek esmek fidan fide geleneksel gelmek grup gidiş yönü gidişat hal hazırlamak kakma işi yapmak (taş) kararlaştırmak kararlı kasılmak katılaşmak kesilmek (süt) koymak kuluçkaya yatırmak kurmak kurulmuş meyve vermek olgunlaşmak oturmak oturtmak pekişmek pıhtılaşmak riske atmak sabit sahne saldırtmak seri set süslemek takım takmak tehlikeye atmak şekil vermek topluluk üzerine salmak vaziyet yapmacık yapmak yaptırmak yazmak içten olmayan yemek takımı yerleşmek yerleştirmek inatçı yuva (porsuk vb.) zümre
| severely ağır ciddi bir şekilde ciddi olarak sert bir biçimde şiddetle
| she dişi hayvan dişi kadın |
| sheik şeyh
| shoot ateş etme ateş etmek aşı yapmak atış yapmak atış atma atmak av avlak avlamak avlanmak budak çekmek (fot.) çekmek çekim yapmak çekim fırlamak fırlatmak fışkın fotoğraf çekme füze fırlatma filiz filizlenmek hızla geçmek mesafe öldürmek perdahlamak (kereste) sancımak sürgün vermek sürgün şut çekmek şiddetli akıntı vurma vurmak vuruş iğne yapmak yuvarlanmak (varil vb.) zonklamak
| shoot down boşa çıkarmak |
| shooting atıcılık atış av sahası av avcılık çekim film çekme filizlenen filizlenme sızlama sızlayan zonklama zonklayan
| shopper müşteri
| shot aşı atış boşalma bir fırt içki çakırkeyif çekim cinsel ilişki deneme destek dolu erim fotoğraf film çekme gülle girişim kafası dumanlı lağım menzil saçma tahmin tahrip maddesi tek içki şans şut top mermisi vuruş yanardöner yardım iğne |
| show açıklamak başarı belli etmek belli olmak belirtmek delâlet etmek dışa vurmak fırsat görünmek göstermek gösteri gösterimde olmak gösteriş girişim kanıtlamak kendini göstermek meydana çıkarmak öğretmek renk vermek revü sahnelemek sergi sergilemek sonuç sükse teşhir şans şov ibraz etmek iş
| shuttle gidip gelmek karşılıklı sefer mekik dokumak mekik
| sign alâmet belirtmek belirti burç sembolü burç gösterge jest mucize işareti nişan sembol semptom simge tabela ifade etmek ima etmek imza atmak imza etmek imzalamak ismini yazmak istavroz isim levhası işaret etmek işaret işaretlemek iz |
| sing çağırmak çınlamak (kulak) ıslık gibi ses çıkarmak okumak (şiir) ötmek söylemek şakımak şarkı söyleme şarkı söylemek vınlamak vızıldamak
| singer aşık ötücü kuş şarkıcı
| sir bay beyefendi efendi sör diye hitap ermek sör |
| smith demirci nalbant
| soccer futbol
| socialite sosyetenin renkli siması |
| solar güneş
| source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak
| south güney güneyden esen güneye lodos |
| southeast güneydoğu
| soviet sovyet rusya idare meclisi sovyet
| space açıklık alan ara vermek ara aralık bırakmak aralık boşluk bırakmak boşluk espas koymak espas feza mekân mesafe süre uzaklık uzay yer |
| special ayrıcalıklı geçici polis günün yemeği has olağanüstü özel baskı özel muhabir özel sayı özel tren özel indirim özel özellikli spesiyalite
| speed amfitamin başarı başarılı olmak çabukluk devir sayısı hız yapmak hız hızlandırmak hızlı olma hızlı hızlılık ışığa duyarlık sürat süratli gitmek uğurlamak uyarıcı vites yolcu etmek yolunu açık etmek
| sport centilmen eğlence eğlenmek gösteriş yapmak örnek insan övünmek oyun oyuncak spor yapmak spor sporsever sportif takılmak şaka söylemek şaka zevk düşkünü kimse |
| spy ajan casus gözetlemek gözlemek gizlice gözetlemek hafiye köstebek ispiyon ispiyoncu
| star başrolde oynatmak büyük önemli parlak star şans yıldız olmak yıldız yapmak yıldız yıldızlamak yıldızlarla süslemek
| start avantaj başlama başlamak başlangıç başlatmak çalışmak (motor) çalıştırmak çıkarmak çıkış desteklemek fırlama fırlamak gevşetmek hareket etmek harekete geçme kalkmak kaynaklanmak korkutup kaçırmak koyulmak kurmak sıçrama start tartışmaya açmak ürkme ürkmek ürkütmek yola çıkma yola çıkmak yöneltmek irkilmek |
| starting başlama başlangıç çıkış
| state açıklamak alem belirlemek belirtmek bildirmek debdebe devlet devlete ait durum evre eyalet görkem hal konum koşul mevki özel resmi saptamak söylemek tek kişilik şart tören ifade etmek
| station atamak durak gar görevlendirmek kanal konum makam merkez mevki rütbe santral tayin etmek terminal üs yer yerleştirmek istasyon |
| step adım atmak adım adımlamak ayak sesi ayak uydurma ayak izi basamak basamaklı yapmak basmak derece etmek (dans) girmek girişim gitmek kademe nota çizgisi önlem plato porte aralığı step tedbir terfi üvey uygun adım yürümek
| step down düşmek düşürmek inmek istifa etmek
| steps adımlar ayaklı merdiven merdiven portatif merdiven taş merdiven |
| stern acımasız amansız arka haşin katı kıç pupa sert şiddetli inatçı
| store akılda tutmak ambar bellek bolluk depo depolamak doldurmak dükkân hafıza hafızaya almak mağaza mevcut stok içermek yüklemek
| story efsane hikâye makale martaval masal öykü rivayet söylenti |
| strategic stratejik şartlara uygun
| street cadde sokak
| suburb banliyö varoş |
| suicide intihar intiharla ilgili
| summit doruk tepe nokta zirve
| swatch parça kumaş |
| swear ant içmek kalaylamak küfretmek lânet okuma sövmek sövüp saymak yemin etmek yeminle söylemek
| swedish isveç dili isveç
| swimmer yüzgeç yüzücü |
| system ağ düzen evren katman sistem şebeke usul vücut yapı yöntem
| take alıntı almak atlatmak avalanan hayvan miktarı çekmek (foto) çıkarmak dayanmak elde etmek ele geçirmek etkili olmak etmek gerektirmek götürmek hasat hissetmek kabul edilmek kabul etme (vücut) kabul etmek kaplamak karşılamak katlanmak kazanmak ölçmek oltaya vurmak pay reaksiyon sanmak tahammül etmek tedavi etmek tepki tutma tutmak tutulan balık miktarı tutuş tutuşmak yakalamak yanmak yapmak icap etmek
| take from çıkarmak düşürmek indirmek |
| take place meydana gelmek olmak
| taking alış alma bulaşıcı çalkalanma cazip çekici ele geçirme heyecan sallanma telaş ilginç
| technology teknoloji |
| television televizyon
| tennis tenis
| territory arazi bölge toprak ülke |
| that bu kadar o kadar öteki şu
| the north kuzey
| the old eskiler |
| the people avam halk
| theatre alan ameliyathane amfi sinema (amer.) tiyatro
| third üçüncü |
| this bu kadar bu
| thrust basınç baskı dürtmek hücum etmek hücum saldırı saldırmak saplama saplamak sokmak süngüleme itme itmek itiş
| thus böyle böylece bu nedenle bunun için nitekim |
| time aralık ayarlamak çağ doğum zamanı kurmak saat tutmak süre tutmak süre tempo temposunu belirlemek uygun zaman vade vakit zaman zamanlama yapmak zamanlamak
| timepiece kronometre
| to -e doğru -e göre -ya -ye |
| topic konu mesele mevzu söz konusu tema
| train alıştırmak antrenman yapmak doğrultmak (silah) dizi eğitmek kafile katar kuyruk (elbise, kuş, yıldız) maiyet nişan almak sıra sürüklemek terbiye etmek tren yetiştirmek
| training alıştırma antrenman çalışma çalıştırma ders eğitim egzersiz öğretme staj süresi idman |
| transport coşma coşturmak heyecanlandırmak kendinden geçme nakletmek nakliye nakil sürgün sürmek taşıma taşımak taşıt
| treasurer hazinedar mali işler sorumlusu veznedar
| triple üç kat üç katına çıkarmak üç misli üçlü |
| try çaba çalışmak (yapmaya) deneme denemek gayret etmek sınamak taşırmak (sabır) tatmak teşebbüs etmek yargılamak yormak
| trying kalkışan sabrı zorlayan sıkıcı uğraştırıcı üzücü yorucu zahmetli
| turkish türk türkçe |
| u soylu
| under alt altı altına altında altından altta aşağıda aşağısına az bağlı döneminde dibe emrinde etkisi altında
| underwood ağaç altında büyüyen çalılar |
| union bilezik (boru) birleşme birlik darülaceze dernek evlilik kavuşma sendika ittifak
| united birleşmiş birleşik
| unknown bilinmeyen bilinmez gizli meçhul tanınmamış yabancı |
| upper üst diş üst parça üstteki uyarıcı
| use adet edinmek adet alışkanlık amaç davranmak fayda faydalanma faydalanmak kullanım kullanma kullanmak kullnım hakkı menfaat muamele etmek yarar yararlanmak
| valance karyola eteği kısa perde |
| vault atlama atlamak engel atlamak kasa dairesi kubbe mahzen mezar sıçrama sıçramak sırıkla atlamak tonoz
| vehicle araç taşıt vasıta
| violate bozmak çiğnemek ırzına geçmek tutmamak (söz) ihlal etmek |
| visit çektirmek çene çalmak gezmek laflamak musallat olmak misafir olmak misafirlik teftiş etmek uğramak ziyaret etmek ziyaret ziyarete gitmek
| visiting ziyaret eden ziyaret
| wale çizgi kenar kırbaç izi pervaz iz |
| war harp mücâdele etmek mücâdele savaş ile ilgili savaş savaşmak uğraşma
| west batı ülkeleri batı batıda batıdaki batıya doğru batıya
| wheel araba ile götürmek araba bisiklet çark etmek çark döndürmek dönme dönmek dümen direksiyon dişli el arabasıyla götürmek teker tekerlek tekerlekli birşeyi itmek işkence çarkı yuvarlanmak |
| when -dığı zaman ne zaman vakit zaman
| where nerede nereye
| which hangi hangisi |
| white ak beyaz masum solgun temiz terbiyeli zararsız
| who kim kimi
| win başarı dostluğunu kazanmak elde etmek ele geçirmek galibiyet galip gelmek kazanma kazanmak ulaşmak ikna etmek |
| winning birinci olan dostça galibiyet hoş kazanan kazanma sevimli
| with beraber birlikte ile
| withdrawal bırakma çekme çekilme geri alma gerileme para çekme tedavülden kaldırma vazgeçme iptal |
| woman bayan kadın
| word bilgi emir haber kelime laf lâkırdı lügat parola söylemek söz sözcük tabir ifade etmek iki çift lâf
| world alem dünya yeryüzü |
| worldwide dünya çapında
| worst en kötü biçimde en kötü en kötüsü yenmek
| worth bedel değer değmek layık |
| wound bere kâlbini kırmak yara yaralamak incitmek
| wrestling güreş güreşme
| writer yazar |
| year sene yıl
|