| About aksi yöne aşağı yukarı dair etrafına etrafında hakkında hemen hemen konusunda orada burada takriben üstünde yaklaşık ilgili
| Action amel çalışma çarpışma dava davranış etki etkileme eylem faaliyet hareket olayların gelişimi
| Afghan afgan afganlı |
| Agency acenta ajans aracılık vasıta
| Aid alet aygıt çare destek yardım etmek yardım yardımcı olmak yardımcı
| Air açılmak caka çalım eda esinti fiyaka gökyüzü güneşe sermek hafif rüzgâr hava havalandırmak kurutmak melodi nağme ortaya dökmek söylemek tavır yayın |
| Alliance akrabalık anlaşma antlaşma bağ birleşme birlik pakt ittifak
| American amerikalı amerikan
| Another ayrı başka farklı öbür |
| As gibi kadar olarak
| Asia asya
| Asian asya asyalı |
| Assistance destek yardım
| Association akla getirme arkadaşlık birleşme çağrıştırma dernek ortaklık işbirliği iştirak
| At asker (brit.) -da -de -e -ya -ye |
| Attack atak aşındırmak çatma çatmak dil uzatma dil uzatmak eleştirmek girişme girişmek hamle yapmak hücum etmek hücum koyulma koyulmak kriz nöbet saldırı saldırmak taarruz etmek tecâvüz etmek tutulma tutulmak uğraşmak yakalanma yakalanmak
| Bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş
| Bay bölme defne doru dikme (yapı) havlamak körfez koy peron revir (gemi) uluma |
| Between arada arasına arasında araya ortada ortasında
| Bill afiş afişe etmek balta (eski) banknot beyanname burun fatura çıkarmak fatura etmek fatura gaga hesap kâğıt para poster senet sevişmek tahvil tasarı tiyatro programı uzantı ilan etmek
| Bin ambar çöp kovası çöp kutusu kutu |
| Bob ağzıyla yakalamaya çalışmak aşağı yukarı sallanmak çekül kesik kuyruk (at) kısa kesmek kısa saç modeli reverans yapmak saç lülesi sallamak (kafa) şilin
| Border benzer olmak bitişik olmak çerçevelemek hudut kenar sınır komşusu olmak sınır koymak sınır tarh
| Bridge köprü kurmak köprü |
| British britanya ile ilgili
| Briton büyük britanyalı
| Bush burç (mekan.) çalı çalılık arazi çalıya benzer şey gür saç |
| But hiç olmazsa sadece yalnızca itiraz
| C do (nota) orta yüz dolarlık banknot
| Camp adi adileştirmek aşırı bayağı eşcinsel gülünç homoseksüel kamp kurmak kamp kampa yerleştirmek konak yeri konaklamak ordugâh ilgi çekmek için dikkat çekici giyinmek |
| Center çevresini dönüp dolaşmak göbek ılımlı kimse ılımlı politik görüş kemer inşaat desteği konsantre olmak merkez merkezde toplamak merkezde toplanmak odak orta alan oyuncusu orta alan orta ortalamak ortaya gelmek ortaya yerleştirmek punta santra sente yoğunlaşmak
| Central asıl baş esas merkezde olan merkezi önde gelen orta santral (amer.)
| Chapman seyyar satıcı |
| Chief amir ana baş belli başlı en üst rütbeli reis şef
| Chuck atış atma atmak bırakmak çenesini okşama çenesini okşamak fırlatma fırlatmak gıdaklama gıdaklamak gurklama kavrama savurmak sevimli şey son vermek
| Class bölüm çeşit cins ders dershane derslik grup kalite kur kurs mevki mükemmellik öğrenciler (aynı yıl mezun olan) saymak sınıf sınıflandırmak tür üstünlük zümre |
| Command buyruk buyurmak emretmek emir vermek emir genelkurmay güç hakim olmak hakimiyet hükmetmek komuta etmek komuta kontrol etmek kumanda kuvvet telkin etmek tepeden görmek yetki yönetmek
| Commander amir komutan kumandan şef
| Commissioner delege komiser komisyon üyesi komisyonca atanan görevli vekil yargıç yetkili kimse |
| Committee heyet komisyon komite
| Contents içindekiler
| Cooperation beraberlik dayanışma destek ortaklık etme yardım işbirliği |
| Council divan kurul meclis yönetim kurulu
| Cross aksi artı işareti bozmak çapraz çizgiler çizmek çapraz çaprazlama çaprazlaştırmak dargın darılmak dert düzenbaz engellemek geçmek haç işareti yapmak haç hile hilekâr karşılaşmak karşıt kesişen kızgın melez melezlemek üst üste atmak
| December aralık |
| Declaration açıklama beyan beyanname bildirme bildirim demeç ifade
| Defense davalı defans oyuncusu doğrulama koruma sanık savunma silahları savunma
| Deputy delege milletvekili temsilci vekil olarak bakan vekil yardımcı |
| Development büyüme gelişme geliştirme geliştirilmiş ürün kalkınma son durum tab etme
| Due beklenen hak tam uygun vadesi dolmuş zamanı gelmiş
| During boyunca esnasında iken |
| Economic ekonomik hesaplı iktisadi
| Embassy elçilik sefaret
| Emergency acil vaka tehlike |
| Essential asıl gerekli şey başlıca esas özellik esaslı gerekli köklü zorunlu
| European avrupalı avrupa'ya özgü
| Exchange borsa bozdurmak bozma bozmak çevirmek değiş tokuş etmek değiş tokuş değiştirme değiştirmek kambiyo karşılıklı alıp verme karşılıklı alıp vermek karşılıklı olarak yapma takas etmek takas trampa |
| F başarısız not fa notası
| Favoured avantajlı ayrıcalıklı
| Finance finanse etmek mali durum para durumu para sağlamak |
| Food besin gıda yem yemek yiyecek
| Force baskı yapmak baskı birlik çabuklaştırmak etki geçerlilik güç ırzına geçmek kudret kütle kuvvet mecbur etmek nüfuz sıkıştırmak şiddet yığın yükseltmek (fiyat) yürürlük zor zorlama zorlamak
| Foreign dış yabancı |
| Free açık bağımsız bedava boş doğal hür kısıtlanmamış kurtarmak masrafsız muaf tutmak muaf özgür parasız salıvermek samimi serbest bırakmak serbest serbestçe tahliye etmek ücretsiz vergiden muaf
| French fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| Friendship arkadaşlık dostluk |
| Gen bilgi vermek bilgi
| General baş genel general komutan orgeneral tahmini şef umumi yaygın
| German alman öz |
| Global dünya çapında evrensel global küre biçiminde
| Governor baba bey eyalet valisi (amer.) müdür (banka, hapishane) patron vali yönetici
| Green acemi çimenlik genç gençlik golf sahası ham para rengi atmış taze toy yeni yeşermek yeşil alan yeşil yeşile boyamak yeşillendirmek yeşillik zindelik |
| Halo ayla hale ışık halkası
| He erkek
| Health sağlık durumu sağlık sıhhat |
| Heritage kalıt miras
| High aşırı büyük vites büyük neşeli önemli rekor sarhoş soylu şiddetli uçma uçmuş üst üstün uyuşturucu almış ileri yüce yukarı yükseğe yüksek basınçlı bölge yüksek yer yüksek yüksekte zirve
| Hindu hindu |
| House barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt
| However her halükârda her nasılsa nasıl olursa olsun
| If belirsizlik şart şüphe |
| In -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde
| Information bildirme bilgi edinme bilgi danışma enformasyon haber malumat iddia istihbarat
| International uluslararası |
| Iran iran
| It cazibe çekicilik cinsel ilişki önemli kimse şahsiyet ilişki
| Jack adam erkek eşek erkek kaldıraç kaldırmak kriko ile kaldırmak kriko mangır para priz sancak (gemi) vale yükseltmek |
| January ocak
| Japan vernik verniklemek
| Jean kot |
| John tuvalet
| Joint batakhane birleşme yeri birleşmiş birleştirmek birleşik birlikte bitiştirmek ek yeri eklem eklemek esrar mafsal müşterek ortak ortaklaşa ot
| Khan han kaan |
| Kingdom alem krallık kraliyet
| Laden dolu yüklü
| Later sonra |
| Liberty hürriyet özgürlük saygısızlık istiklâl izin
| Major başlıca branş branşı doğrultusunda yoğunlaşmak büyük binbaşı majör önemli reşit kimse yetişkin
| Many bir çoğu bir hayli bir yığın çok |
| March hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak
| Marine deniz denizcilik
| Mark alman markı belirti çizgi çizmek damga damgalamak dikkate almak hedef mark marka mimlemek not vermek not nişan puan işaret işaretlemek iz |
| Media basın medya
| Migration göç göçme göçmenlik
| Mine kazıp çıkarmak kazmak lağım maden ocağı maden mayın döşemek mayın memba sinsice bozmak torpil tünel kazmak |
| Minister bakan papaz vaiz vekil
| Ministry bakanlık papazlık vekillik
| More çok daha çok daha fazla şey fazlalık |
| Most en çok en fazla miktar en fazla en fazlası en
| Mullah molla
| Nation millet ulus |
| Navy donanma
| Nearly az daha az kalsın hemen hemen neredeyse takriben
| Northern kuzey |
| Norway norveç
| Office ambar bakanlık büro devlet dairesi dini tören görev kiler ofis sorumluluk ima
| Organization bünye organizasyon örgüt örgütlenme |
| Over adamakıllı altını üstüne aracılığı ile aşırı aşkın başkasına baştan sona boyunca bitmiş çok fazla çok daha fazla gereğinden fazla her yerinden her yerine kalan karşıya öbür tarafa öte ötede öteye tekrar tepesinde tersine üstün üstünde üstüne üzerinde üzerinden üzerine yüksek yine iyice
| Pacific barışçı barışsever sakin
| Pakistan pakistan |
| Pakistani pakistan pakistanlı
| Pentagon beşgen pentagon
| Poland polonya |
| Polish boya (ayakkabı) boyamak (ayakkabı) cila cilalama cilalamak düzeltmek kibarlık nezaket parlaklık parlatma parlatmak perdah perdahlamak polonya dili polonya polonyalı terbiye etmek incelik
| President başkan cumhurbaşkanı devlet başkanı genel müdür
| Previous eski evvelki geçmiş önceki sabık |
| Prime ağızotu koymak (tüfek) ana nota asal sayı astar sürmek baş başlangıç başlıca birincil en güzel zaman en önemli gençlik hayatın baharı mükemmel şey olgunluk çağı tulumbaya su koymak içirip sarhoş etmek ilk dönem ilk
| Program gösteri plan planlamak program programlamak yapım yazılım
| Programme gösteri plan planlamak program programlamak yapım yazılım |
| Protection haraç himaye koruma korunma muhafaza önlem tedbir
| Province branş uzmanlık alanı uzmanlık dalı vilâyet il iş sahası
| Radio radyo yayını radyo istasyonu radyo radyodan yayınlamak radyografi yapmak radyoterapi uygulamak röntgen çekmek telgraf (telsiz) telsiz telsizden yayınlamak |
| Recent son yeni
| Red al borç kırmızı (renk) kırmızı kızarmış kızgın kızıl saçlı kızıl tüylü kızıl kızılderili komünist rus solcu
| Reed düdük jüdorg kamış kaval saz sipsi |
| Regional bölgesel lokal yerel yöresel
| Relations aile
| Rescue hacizden kurtarmak hayat kurtarma kurtarma kurtarmak muaf tutmak yardım imdadına yetişmek imdat |
| Resource beceri çare çözüm bulma yeteneği kaynak oyalayıcı şey uğraş vasıta yardımına başvurulacak kimse
| Revival ayılma ayıltma canlanma dirilme diriltme uyanış yeniden canlandırma yeniden gösterme yeniden yayınlama
| Rhino gergedan mangır |
| River akış ırmak nehir
| Sea dalga deniz denizle ilgili derya
| Secretary bakan kâtip sekreter yazı masası yazman |
| Security depozito emniyet güvence güvenlik önlemleri güvenlik kefalet rehin selamet teminât ipotek
| Senate senato
| She dişi hayvan dişi kadın |
| Shortly kabaca kısaca sözün kısası yakında
| Smith demirci nalbant
| Society çevre dernek topluluk toplum |
| Some acayip amma aşağı yukarı bazı bir parça bir biraz birtakım çok iyi çok civarında epey kimi ne biçim süper takriben yaklaşık
| Source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak
| South güney güneyden esen güneye lodos |
| Soviet sovyet rusya idare meclisi sovyet
| Spin çakmak (sınav) çevirme çevirmek devir döndürmek dönme dönmek dönüş diklemesine indirmek (uçak) eğirmek fırıl fırıl çevirmek fırıl fırıl dönmek kaybettirmek (seçim, sınav) örmek (ağ, koza vb) tasarlamak uydurmak vril yapmak iplik yapmak
| Stinger arı iğnesi ısırgan otu kırıcı söz sokan hayvan iğne (akrep vb.) incitici davranış |
| Sudan sudan
| Support altlık arka çıkma arka bakmak cesaret vermek dayamak dayanak destek olmak destek desteklemek doğrulama doğrulamak geçindirmek güç vermek ısrar etmek kanıtlamak kuvvetlendirmek özendirmek para sağlamak para yardımı yapmak payanda sürdürmek takviye etmek takviye taraftarı olmak tutmak üstlenmek yardım etmek yardım yardımcı oyuncu
| Syria suriye |
| Terrorist terörist
| This bu kadar bu
| To -e doğru -e göre -ya -ye |
| Tommy ingiliz askeri
| Tony lüks
| Transition değişme geçiş intikal |
| Trust emanet etmek emanet güven güvenmek kredi vermek kredi sorumluluk tröst ummak ümit veresiye vermek inancı olmak inanma inanmak itimat etmek itimat
| Turkey başarısız film hindi türk türkiye
| U soylu |
| Union bilezik (boru) birleşme birlik darülaceze dernek evlilik kavuşma sendika ittifak
| United birleşmiş birleşik
| University üniversite |
| Voice akort etmek düşünce dile getirmek fikir ses kalitesi ses tonu ses söylemek söz şarkı sesi ifade etmek ifade
| WHO kim kimi
| Walker yaya yürüyen kimse yürüyüşçü |
| Working çaba çalışan çalışma halletme mayalanma temel üretme yeterli iş işleme işletme işleyen
| World alem dünya yeryüzü
| aboard atobüse gemide gemiye trene uçağa |
| about aksi yöne aşağı yukarı dair etrafına etrafında hakkında hemen hemen konusunda orada burada takriben üstünde yaklaşık ilgili
| above cennette daha çok önce öte sözü geçen üstün üstünde üzerinde üzerine yukarıda olan şey yukarıda yüksek
| abuse kötü davranmak kötü emellerine alet etmek kötüye kullanma kötüye kullanmak küfretmek suistimal etmek suistimal taciz etmek taciz tecâvüz etmek |
| academic akademik bilimsel kuramsal teorik
| accommodate alışmak alıştırmak bağdaştırmak kalacak yer sağlamak sağlamak uydurmak uyum sağlamak uzlaştırmak yerleştirmek
| accord ahenk anlaşma bağdaşmak birleşme göre uygun olarak uymak uyum sağlamak uyum uzlaşma vermek |
| account açıklama açıklamak açıklamasını yapmak avlamak banka hesabı göz önünde tutma gözüyle bakmak hesaba katma hesap verme hesap önem saymak sebep söylenti yarar
| accuse suçlamak itham etmek
| accused sanık |
| acquire edinmek elde etmek kazanmak
| across çapraz genişliğinde karşıdan karşıya karşısında ortasından üstünden içinden
| act amel cinsel ilişki davranış davranmak etki etmek eylem fiil görevini yapmak hareket etmek hareket kanun numara yapmak numara numarası yapmak oynamak oyun perde (tiyatro) resmi yazı rol oynamak rol yapmak rol yasa |
| acting davranan hareket eden oynama oyun oyunculuk temsil eden temsil vekâlet eden yapan
| action amel çalışma çarpışma dava davranış etki etkileme eylem faaliyet hareket olayların gelişimi
| add artırmak eklemek karıştırmak katmak toplamak ilave etmek |
| address adres yazmak adres beceri dilekçe göndermek hitabe konuşma tarzı konuşma yapmak konuşma nutuk çekmek söylev vermek söylev tavır
| administration bakanlar kurulu ettirme uygulama idare idarecilik yerine getirme yönetim
| admit almak kabul etmek meydan vermek içeri almak itiraf etmek |
| adopt benimsemek çalmak evlât edinmek kabul etmek nüfusuna geçirmek sahip çıkmak seçmek (pol.)
| adopted benimsenen evlat edinilmiş kabul edilen
| affair konu mesele olay şey ilişki iş |
| affaire ilişki
| afghan afgan afganlı
| after ardından arkasından daha sonra -den sonra göre peşinden sonra gelen sonra sonraki izleyen |
| against aleyhte aleyhinde aykırı dayalı karşı ters olarak
| agency acenta ajans aracılık vasıta
| agreement anlaşma antlaşma aynı fikirde olma kabul etme kontrat mukavele pakt razı olma sözleşme uyma uyuşma uzlaşma ittifak |
| agriculture çiftçilik tarım ziraat
| aid alet aygıt çare destek yardım etmek yardım yardımcı olmak yardımcı
| aide yardımcı yaver |
| aim amaç çalışmak (-e) doğrultmak erek gaye hedef hedefleme hedeflemek kastetmek maksat nişan alma nişan almak niyet etmek niyet ideal yöneltmek
| aim at amaçlamak hedeflemek kastetmek
| air açılmak caka çalım eda esinti fiyaka gökyüzü güneşe sermek hafif rüzgâr hava havalandırmak kurutmak melodi nağme ortaya dökmek söylemek tavır yayın |
| aircraft uçak
| airfield havaalanı pist uçak pisti
| airline hava yolu |
| airport havaalanı
| airstrip küçük havaalanı uçak pisti iniş pisti (amer.)
| all alayı büsbütün bütün bütünüyle hep hepsi her şey her herkes katışıksız saf tamamen tüm |
| all over the tüm
| alliance akrabalık anlaşma antlaşma bağ birleşme birlik pakt ittifak
| allocate ayırmak bölüştürmek paylaştırmak |
| allow ayırmak bırakmak düşünmek göz önüne almak hesaba katmak kabul etmek koyvermek vermek imkân vermek indirim yapmak itiraf etmek izin vermek
| almost az daha az kalsın hemen hemen neredeyse yaklaşık olarak
| along beraberine boyunca süresince yanı sıra yanına ileri ileriye |
| already bile çoktan önceden şimdiden zaten
| also ayrıca da dahi de hem de hem keza üstelik
| ambassador büyükelçi elçi temsilci |
| ambush pusu pusuya düşürmek pusuya yatmak tuzak kurmak tuzak
| american amerikalı amerikan
| among arasına arasında |
| amount anlamına gelmek değer eşit olmak miktar önem sonuca varmak toplam toplama ulaşmak tutar ifade etmek
| animal hayvan hayvansal
| announce anons etmek bildirmek duyurmak okumak ilan etmek |
| another ayrı başka farklı öbür
| any biraz daha her hiç hiçbir
| any time her zaman |
| applied pratik uygulamalı
| apply başvurmak gitmek (birine) kullanmak müracaat etmek sürmek uygulamak uygun düşmek uygun olmak ilgili olmak ilgisi olmak
| approach andırmak başlangıç başvurmak benzemek benzerlik ele almak görüşmek girişmek girişim koyulmak teşebbüs ulaşmak varmak yaklaşım yaklaşma yaklaşmak yanaşma yanaşmak ilk adım yol |
| appropriate ayırmak biçilmiş kaftan el koymak has kendine mal etmek özelleştirmek özgü üstüne oturmak uygun yakışık alır iç etmek yerinde
| area alan bodrum girişi bölge yüzölçümü
| arm cephane dal destek olmak donatmak elini uzatmak güç kol koy otorite pazı sağlamak sarılmak silâh silâhlandırmak silâhlanmak şube zırh giydirmek |
| armed ateşli silâhlı zırhlı
| arms arma cephane kucak silâh
| army kalabalık ordu topluluk |
| around arada burada aşağı yukarı bu civarda çevrede çevresinde çevresine etrafına etrafında etrafta
| arrangement anlaşma ayarlama düzen düzenleme diziliş hazırlık plan sıra sıralama tertip
| arrive başarı kazanmak başarmak doğmak gelmek gelip çatmak ulaşmak varmak |
| arrive at varmak
| as gibi kadar olarak
| asian asya asyalı |
| asset değerli şey mal mülk varlık
| assets aktif mal varlığı servet varlıklar
| assistance destek yardım |
| association akla getirme arkadaşlık birleşme çağrıştırma dernek ortaklık işbirliği iştirak
| asylum akıl hastanesi barınak himaye koruma sığınak sığınma iltica
| at asker (brit.) -da -de -e -ya -ye |
| attack atak aşındırmak çatma çatmak dil uzatma dil uzatmak eleştirmek girişme girişmek hamle yapmak hücum etmek hücum koyulma koyulmak kriz nöbet saldırı saldırmak taarruz etmek tecâvüz etmek tutulma tutulmak uğraşmak yakalanma yakalanmak
| attend bakmak devam etmek dikkatini vermek dinlemek eşlik etmek hazır bulunmak hizmet etmek katılmak kulak vermek
| attraction alımlılık atraksiyon cazibe çekicilik çekim |
| audience dinleyiciler huzur okuyucu kitlesi resmi görüşme seyirci seyirciler izleyici izleyiciler
| authority bilirkişi hak hüküm nüfuz otorite uzman yetki belgesi yetki itibar
| authorize onaylamak ruhsat vermek yetki vermek izin vermek |
| authorized resmi yetkili izinli
| available eldeki geçerli hazır kullanışlı mevcut müsait işe yarar
| away deplasman maçı deplasmanda devamlı durmadan uzağa uzak uzakta yok |
| back arka çıkmak arka arkadaki arkalık arkaya astarlamak bek belkemiği ciro etmek defans oyuncusu destek olmak elin tersi eski tarihli geçmişte geri geri gitmek geri geride geriye doğru giden geriye doğru sürmek geriye kaplamak (kitap) kayırmak kitap sırtı ödemesi gecikmiş ödenmemiş önce sırt sırtına binmek takviye etmek ters taraf uzak tekrar
| bag aşırmak av çantası avlamak çalmak çanta çantaya koymak çuval çuvala koymak germek kese sarkmak sevimsiz kadın şişirmek torba torbalanmak torbaya koymak yakalamak iç etmek
| ban boykot etmek menetmek yasak yasaklamak |
| bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş
| base adi alçak alt altlık aşağılık başlangıç sayısı baz dayanak dayandırmak dip esas kaba kalp katışık kaide kök kurmak saha kenarı sahte taban temel üs
| based yerleşik |
| batter bombalamak dövmek hırpalamak meyilli duvar meyilli olmak (duvar) sulu hamur yıpratmak yumruklamak
| battered hırpalanmış paralanmış yıpranmış
| battery akü atıcı (beysbol) batarya borda topları dizi kötü muamele pil seri takım vurmalı çalgılar vuruş |
| bay bölme defne doru dikme (yapı) havlamak körfez koy peron revir (gemi) uluma
| be anlamına gelmek bulunmak durmak mal olmak olmak var olmak
| be clear belli olmak |
| be shut kapanmak
| beam direk gözleri parlamak huzme ışık saçmak ışımak ışın kalça genişliği kemere kiriş parlamak radyo sinyalleri saban oku sinyâl vermek tatlı bakış terazi kolu yayın yapmak
| before evvel huzurunda karşı karşısında önce önceki önde önünde önüne |
| begin başlama başlamak başlatmak doğmak girişmek koyulmak meydana gelmek önayak olmak
| being olma varlık varoluş yapı yaradılış
| believe güvenmek inancı olmak inanmak |
| belong -nin olmak uygun olmak yararlı olmak yeri olmak ilgili olmak
| belong to ait olmak
| belongings eşya kişisel eşya kişisel eşyalar özel eşya pılı pırtı |
| beret bere
| better daha iyi şekilde daha iyi yapmak daha iyi daha iyisi düzeltmek geçmek geliştirmek iyileştirmek
| between arada arasına arasında araya ortada ortasında |
| bid davet etmek davet deklarasyon deklare etmek demek elde etmeye çalışmak emretmek fiyat teklifi fiyat vermek girişim para sürme söylemek teklif vermek teklif teşebbüs ihale
| bill afiş afişe etmek balta (eski) banknot beyanname burun fatura çıkarmak fatura etmek fatura gaga hesap kâğıt para poster senet sevişmek tahvil tasarı tiyatro programı uzantı ilan etmek
| bin ambar çöp kovası çöp kutusu kutu |
| biological biyolojik
| block apartman (brit.) blok bloke etmek durdurmak engel engellemek kalıplamak kapamak kütle kütük makara palanga sıkışıklık tıkamak tutukluk iki cadde arasındaki binalar (amer.)
| bloodshed katliam |
| bob ağzıyla yakalamaya çalışmak aşağı yukarı sallanmak çekül kesik kuyruk (at) kısa kesmek kısa saç modeli reverans yapmak saç lülesi sallamak (kafa) şilin
| body beden büyük kısım birlik ceset gövde grup hacim karoser kuruluş kütle vücut
| bomb başarısızlığa uğramak başarısızlık bomba bombalamak bombardıman etmek fiyasko ile sonuçlanmak fiyasko |
| bombed kafayı bulmuş sarhoş
| bomber bombardıman uçağı
| bombing bombalama |
| border benzer olmak bitişik olmak çerçevelemek hudut kenar sınır komşusu olmak sınır koymak sınır tarh
| both ikisi de
| boy delikanlı erkek (genç) erkek çocuk oğlan oğul |
| bridge köprü kurmak köprü
| bring getirmek kazandırmak neden olmak razı etmek ikna etmek
| bring together kavuşturmak toplamak |
| british britanya ile ilgili
| briton büyük britanyalı
| broadcast duyurmak ekmek (tohum) radyo veya televizyonla ilgili radyo yayını saçmak yayımlamak yayın (radyo, televizyon) yayın yapmak (radyo, tv) yaymak |
| budget ayarlamak bütçe mali program stok yığın
| build bel bağlamak güvenmek kurmak örmek toplamak toplanmak vücut yapısı yapı yapmak yaradılış inşa etmek inşaatçılık yapmak
| building apartman bina kurma yapı inşa etme inşa inşaat |
| buildings site
| bush burç (mekan.) çalı çalılık arazi çalıya benzer şey gür saç
| businessman işadamı |
| but hiç olmazsa sadece yalnızca itiraz
| but the hariç
| buy almak kiralamak pahasına elde etmek rüşvetle elde etmek satın alma satın almak inanmak yutmak |
| by başında geçecek biçimde geçişli biçimde göre kadar (süre) kenarında tarafından vasıtasıyla yakın yakınında yakınından yanında yanından ile yolundan yoluyla
| c do (nota) orta yüz dolarlık banknot
| cache gizleme yeri gizlemek gizli bir yere saklamak gizli yer |
| cage asansör kabini basket çelik bina iskeleti esir kampı hapsetmek hapishane kafes kafese koymak kafeslemek kodes kuş kafesi sayı
| call adlandırmak aramak (telefon) bağırmak çağırma çağırmak çağrı çağrıda bulunmak dava açmak davet etmek davet demek farzetmek lakap takmak ötüş ses seslenme seslenmek söylemek telefon etmek telefonda konuşma telefonda konuşmak uyandırmak ihtiyaç ziyaret etme ziyaret etmek ziyaret
| call for çağırmak gerektirmek istemek |
| called adlı
| camp adi adileştirmek aşırı bayağı eşcinsel gülünç homoseksüel kamp kurmak kamp kampa yerleştirmek konak yeri konaklamak ordugâh ilgi çekmek için dikkat çekici giyinmek
| campaign adaylığını koymak kampanya kampanyaya katılmak mücâdele vermek mücâdele savaş savaşmak sefer seferberlik sefere çıkmak |
| candidature adaylık
| cap başlık geçmek kapak kapatmak kasket kep takmak (simge) kep örtmek tepe şapka zirve
| captive baskı altında esir tutsak |
| capture almak el koymak ele geçirme ele geçirmek esir alma esir almak esir ganimet almak ganimet tutsak etmek zaptetme zaptetmek
| carrier hamal kurye nakliye şirketi nakliyeci portbagaj portör taşıyıcı ulak
| carry başarı kazanmak bulundurmak çekmek elde etmek geçirmek getirmek golfte topun vurulmadan önceki gidişi götürmek kaldırmak menzil nakletmek sağlamak satışa sunmak sevketmek taşımak taşıyıcılık yapmak yayımlamak |
| carrying nakliye taşıma
| case çanta ciltlemek dava delil durum dikizlemek görüş gözetlemek hasta hukuksal olay husus kanıt kap kaplamak kasa kılıf kutu kutulamak mahfaza neden olay örtmek sorun tuhaf tip valiz yerine koymak (kasa, kılıf vb.)
| casualty felâket kaza ölü yaralı |
| catch aldatmaca anlamak av baskın yapmak basmak bulaşmak bityeniği çalışmak (mekanizma) çekmek cezbetmek edinmek (alışkanlık) enselemek gafil avlamak geçmek hile kanca kapmak kâr kavramak kilit dili maruz kalmak sıkışmak takılmak tokat atmak tutma tutmak tutunmak tutuşmak tuzak voli vurmak yakalama yakalamak yakalanmak yetişmek
| category bölüm grup kategori sınıf zümre
| cattle sığırlar |
| cause amaç dava konusu dava doğurmak gaye haklı neden meydan vermek neden olmak neden problem sebep olmak sebep sorun yol açmak iş
| cave açmak batmak boyun eğmek çökmek kazmak mağara oymak pes etmek siyasi partiden kopma yıkılmak in
| cent sent |
| center çevresini dönüp dolaşmak göbek ılımlı kimse ılımlı politik görüş kemer inşaat desteği konsantre olmak merkez merkezde toplamak merkezde toplanmak odak orta alan oyuncusu orta alan orta ortalamak ortaya gelmek ortaya yerleştirmek punta santra sente yoğunlaşmak
| central asıl baş esas merkezde olan merkezi önde gelen orta santral (amer.)
| centre çevresinde dönüp dolaşmak göbek ılımlı kimse ılımlı politik görüş kemer inşaat desteği konsantre olmak merkez merkezde toplamak merkezde toplanmak odak orta alan oyuncusu orta alan orta ortalamak ortaya gelmek ortaya yerleştirmek punta santra sente yoğunlaşmak |
| ceremony ayin dinsel tören dini tören merasim nezaket kuralları protokol resmilik resmiyet seremoni tören
| chairman başkan reis tekerlekli sandalye sürücüsü
| chapman seyyar satıcı |
| charge aydınlatmak bilgi vermek doldurmak doluluk miktarı doz emir görev gözaltı hapis hücum etmek hücum kredi kartından almak masraf nezaret ödetmek saldırı saldırmak sorumlu tutmak sorumluluk suçlama suçlamak talep talimat tembihlemek şarj etme şarj etmek ücret uyarmak üzerine atmak iddia ipotek itham etmek yük yükleme yüklemek yükümlülük
| charged yüklü
| chemical kimyasal kimyevi |
| chief amir ana baş belli başlı en üst rütbeli reis şef
| child çocuk evlat küçük ürün velet
| chuck atış atma atmak bırakmak çenesini okşama çenesini okşamak fırlatma fırlatmak gıdaklama gıdaklamak gurklama kavrama savurmak sevimli şey son vermek |
| city kent şehir halkı şehir
| civil devlete ait hükümete ait kibar laik medeni hukuk ile ilgili medeni nazik resmi sivil vatandaşlarla ilgili iç yurttaşlık ile ilgili
| civil servant memur |
| civilian sivil
| claim alacak hakkı alacak dava açma dava açmak dava hak iddia etmek hak ısrar etmek ısrar sahip çıkmak talep etmek talep iddia etmek iddia istek istemek
| class bölüm çeşit cins ders dershane derslik grup kalite kur kurs mevki mükemmellik öğrenciler (aynı yıl mezun olan) saymak sınıf sınıflandırmak tür üstünlük zümre |
| clear açık açıkça açıklamak açmak aklamak anlaşılır aşmak aşikâr aydınlatmak aydınlık belli belirgin belirli berrak berraklaşmak boşaltmak boşluk bulutsuz bütün bütünüyle bilgi vermek dağılmak elde etmek emin engelsiz geçmek gidermek kaldırmak kapatmak katışıksız kazanmak kurtarmak masum net ödemek parlak saf saydam sıyırıp geçmek tahliye etmek tam tamamen temiz temize çıkarmak temizlemek tüm uzağa uzakta zeki
| clearing açıklık alan takas
| cleric papaz rahip |
| close amansız anlaşmak avlu (okul, kilise) bağlantılı bunaltıcı bitirmek bitişik cimri detaylı geçit göğüs göğüse kavga kapalı kapamak kapatmak kesmek ketum kıt kilitlemek mahrem örtmek saklı sık sıkı fıkı sıkı son vermek son sonsöz sonuç sürgülemek uzlaşmak yakın yakından yaklaşmak yanaşık içli dışlı
| closed kapalı kapatılmış
| cluster bir araya gelmek demet haline gelmek demet dizi hevenk küme oğul (arı) salkım toplanmak tutam |
| coalition birleşme koalisyon
| collapse başarısız olmak başarısızlık bozulmak cesaretini yitirmek çökme çökmek çöküntü çöküş düşmek düşüş portatif olmak suya düşme suya düşmek yığılma yıkılma yıkılmak
| combat çarpışma çarpışmak dövüşmek mücâdele etmek mücâdele savaş |
| combatant kavgacı tip kavgacı savaşan savaşçı
| come buyurmak gelmek görünmek sperma tatmin olmak tavır takınmak ulaşmak
| come after takip etmek |
| come up çıkmak sokulmak tutulmak yaklaşmak yaygın olmak
| come up with öne sürmek ulaşmak yetişmek ileri sürmek
| coming gelecek gelen gelme geliş varış yaklaşma |
| command buyruk buyurmak emretmek emir vermek emir genelkurmay güç hakim olmak hakimiyet hükmetmek komuta etmek komuta kontrol etmek kumanda kuvvet telkin etmek tepeden görmek yetki yönetmek
| commander amir komutan kumandan şef
| commercial kârlı mesleki reklâm ticaret yapan ticari |
| commissioner delege komiser komisyon üyesi komisyonca atanan görevli vekil yargıç yetkili kimse
| committee heyet komisyon komite
| communication bağlantı haber haberleşme kominikasyon mesaj nakletme tebliğ temas yayma iletişim irtibat |
| complete bütün bitirmek doldurmak eksiksiz mükemmel tam tamam tamamı tamamlamak tamamlanmış uygulamak yerine getirmek iyice
| completely bütün bütün bütünüyle düpedüz tam olarak tamamen iyice
| complex blok bileşik şey bileşik karışık şey karışık karmaşık kompleks komplike |
| compound ağıl alaşım anlaşmak artırmak bileşik kelime bileşik bileşim birleştirmek çözmek halletmek karışık karıştırılma karıştırma mandıra örtbas etmek taksitle ödemek takipten vazgeçmek uzlaşmak
| concern alâka bağlantı endişe endişelendirmek etkilemek karışmak kaygılandırmak kuruluş merak pay tasa şey şirket ilgi ilgilendirmek ilişkisi olmak irtibat iş
| condition alem alıştırmak belirlemek denemek durum eğitmek form forma sokmak hal kayıt kondisyon koşul koşullandırmak medeni durum mevki programlamak şart koşmak şart şarta bağlamak ikmal |
| conditions şartlar
| conduct davranış geçirmek gidiş hareket rehberlik etmek idare etmek idare iletmek yönetmek yönetim yönlendirmek
| conference birlik görüşme konferans kongre toplantı |
| confidence güven kendine güven sır inanç inanma itimat
| confirm doğrulamak kuvvetlendirmek onaylamak takviye etmek tasdik etmek tasdiklemek
| confirmed bağımlı müzmin onaylı tiryaki yerleşmiş |
| conflict anlaşmazlığa düşmek anlaşmazlık bağdaşmamak çarpışma çatışma çekişme çekişmek fikir ayrılığı kavga keşmekeş savaş savaşmak tutmamak
| congressional kongre ile ilgili
| consist dayanmak meydana gelmek oluşmak uymak var olmak |
| consist of meydana gelmek oluşmak
| conspiracy anlaşma gizli anlaşma suikâst
| conspire anlaşmak birlik olmak fesat çıkarmak gizlice anlaşmak komplo kurmak kurmak suikâst hazırlamak |
| construction anlam çizim kurma yapı yapma inşa etme inşa inşaat yorum
| contents içindekiler
| context bağlam durum kaynak sözün gelişi şartlar |
| contingent beklenmedik olay birlik muhtemel olası rastlantı
| continue devam etmek kalmak sürdürmek sürmek uzamak uzatmak
| continued aralıksız devamlı |
| contrast çelişki karşılaştırmak kontrast kontrastı olmak tezat oluşturmak tezat zıtlık
| contribute bağışta bulunmak katılmak katkıda bulunmak payı olmak vermek
| contribution bağış destek katkı makale yardım yazı iştirak |
| control denetlemek denetim güç hakim olmak hakimiyet kontrol etmek kontrol otorite sorumluluk idare etmek idare işletmek
| controlling idare etme
| cooperation beraberlik dayanışma destek ortaklık etme yardım işbirliği |
| coordinator koordinatör
| cope başa çıkmak çare bulmak örtmek örtü papaz cüppesi uğraşmak üstesinden gelmek üstünü kapamak
| corpse ceset ölü |
| council divan kurul meclis yönetim kurulu
| country arazi diyar kırsal köy memleket sayfiye taşra taşraya ait toprak ülke
| coupon bono faiz kuponu kupon |
| cover av yeri bahane kapak kapamak kapatmak kaplamak kaplık kapsamak kılıf korumak kuver örtmek örtü paket sığınak üzerini kapatmak içermek yetmek zarf
| covering kabuk kapama kaplama kaplayan koruma örten örtü sığınak tabaka üst
| crash batmak çarpmak çatırtı davetsiz olarak gitmek düşmek gürültü etmek gürültü gürültüyle düşmek hızlı kaza kırılmak parçalanma parçalanmak sabahlamak seri iflas etmek iflas yoğun |
| credit alacak beğeni emniyet güven güvenmek hesaptaki para miktarı kredi vermek kredi kredisine yazmak saygınlık vade yatırmak inanma inanmak itibar
| criminal canice ceza cinayet sabıkalı suç oluşturan suçlu
| crisis buhran bunalım dönüm noktası kriz |
| criterion ayırıcı özellik kıstas kriter ölçüt
| cross aksi artı işareti bozmak çapraz çizgiler çizmek çapraz çaprazlama çaprazlaştırmak dargın darılmak dert düzenbaz engellemek geçmek haç işareti yapmak haç hile hilekâr karşılaşmak karşıt kesişen kızgın melez melezlemek üst üste atmak
| crossing geçit kesit |
| cultivation görgü tarım terbiye yetişme yetiştirme işleme ziraat
| custody bakım gözaltı gözetim koruma sorumluluk
| dam baraj yapmak baraj engel engellemek hazne set çekmek set toplama havuzu |
| damage bozmak değerini düşürmek hasar yapmak hasar hasara uğratmak masraf zarar vermek zarar
| damaged bozuk
| date bayatlamak buluşma buluşmak çıkmak dönem eski bir tarihten geliyor olmak eskiden kalmak eskimek flört etmek flört randevu tarih atmak tarih vade zaman zamanını belirlemek |
| dawn aydınlanmak başlangıç gün ağarmak ortaya çıkma tan şafak sökmek şafak vakti şafak uyanma
| day dönem gün zaman
| deal alış veriş etmek alışveriş anlaşma çam tahtası dağıtmak daha da fazla olma davranış değinmek ele almak kâğıt dağıtma kâğıt dağıtmak meşgul olmak muamele miktar pazarlık uğraşmak uyuşturucu işi yapmak vurmak ilgilenmek yöntem iş yapmak |
| death ecel ölme ölüm yıkım
| death penalty ölüm cezası
| december aralık |
| decide azmetmek belirlemek hüküm vermek karar verdirmek karar vermek karar vermesini sağlamak kararlaştırmak sonuca varmak
| decided açık azimli kararlaştırılmış kararlı kesin tartışmasız şüphesiz
| decimate çoğunu öldürmek her onuncu adamı öldürmek kırıp geçirmek |
| declaration açıklama beyan beyanname bildirme bildirim demeç ifade
| defense davalı defans oyuncusu doğrulama koruma sanık savunma silahları savunma
| delay alıkoymak erteleme ertelemek geç kalma gecikme gecikmek geciktirme geciktirmek mühlet oyalamak oyalanmak savsaklamak tecil tehir |
| delayed ertelenmiş gecikmeli gecikmiş geciktirmeli oyalama rötarlı
| delegation delege atama delegeler grubu temsilciler kurulu yetkilendirme
| deliver atmak dağıtmak devretmek kurtarmak serbest bırakmak söylemek teslim etmek vermek iletmek |
| depart ayrılmak caymak gitmek ölmek yola çıkmak yolundan sapmak
| departed geçmiş ölmüş
| depend bağlı olmak güvenmek tabi olmak |
| dependent asılı bağımlı kimse bağımlı bağlı başkasına muhtaç kimse muhtaç sarkan tabi
| deployment açılma savaş düzeni alma yayılma
| deport dışlamak sınırdışı etmek sürgün etmek uzaklaştırmak |
| depose azletmek görevden almak tahttan indirmek şahitlik etmek ifade vermek
| deputy delege milletvekili temsilci vekil olarak bakan vekil yardımcı
| derivative türetme türetilmiş şey türetilmiş türev ikincil |
| desert ayrılmak boş bozkır çöl çorak hak edilen şey hak etme ıssız yer ıssız kaçmak sönüklük tatsızlık terk etmek terketmek yüzüstü bırakmak
| desire arzu etmek arzu arzulamak cinsel istek dilek dilemek rağbet rica etmek şehvet şevk tutku yalvarmak ihtiras imrenmek istek isteme istemek iştah
| desperate aşırı azgın çaresiz korkunç vahim |
| destruction öldürme tahribat tahrip yıkma imha yok edilme
| detain alıkoymak gözaltına almak hapsetmek mahrum etmek
| detainee tutuklu |
| detention alıkoyma engellenme evci çıkarmama cezası gecikme gözaltına alma tutuklama
| determine belirlemek karara bağlanmak karara varmak kararlaştırmak neden olmak sabitleştirmek saptamak
| develop açıklamak açınım yapmak banyo etmek gelişmek geliştirmek tab etmek şekillendirmek ilerlemek ilgi göstermek yükselmek (ateş) |
| developing gelişen ilerleyen
| development büyüme gelişme geliştirme geliştirilmiş ürün kalkınma son durum tab etme
| die canı çıkmak gebermek göçmek ölmek sıkılmak sıkıntıdan ölmek solmak sona ermek tatmak zar oyunu zar |
| differ anlaşamamak benzememek farklı olmak farlı düşünmek ters düşmek
| different başka çeşitli değişik diğer farklı
| direct açık adres yazmak (gönderiye) anlaşılır atfetmek doğru doğrudan doğruya dolaysız dürüst direkt direktif vermek emretmek kestirme komuta etmek idare etmek yol göstermek yöneltmek yönetmek yönlendirmek |
| disaster afet facia felâket yıkım
| discover anlamak bulmak farketmek keşfetmek ortaya çıkarmak
| discuss görüşmek tadına varmak tadını çıkarmak tartışmak |
| dismay bunalım dehşet dehşete düşürmek korku korkutmak umutsuzluk
| distribute dağıtmak paylaştırmak saçmak vermek yaymak
| distribution bölüştürme dağılım dağılma dağıtım düzenleme serpme yayılma yayma |
| district bölge bucak havali kaza mahalle semt ilçe
| do ayağını kaydırmak dalavere dolandırıcılık dolandırmak düzenlemek eğlenceli toplantı etmek hile meydana getirmek neden olmak parti rolünü üstlenmek tamamlamak temizlemek uymak yapmak ilgilenmek
| document belge belgelemek belgelere dayandırmak delil döküman dipnotlar koymak evrak kanıtlamak |
| domestic aile ailevi ehli ev evcil eve ait evine bağlı hizmetçi iç yerli
| donkey eşek merkep yardımcı yedek
| donor bağışta bulunan kimse kan veren kimse veren kimse verici |
| down altına altında aşağı aşağıda aşağısına doğru aşağısında aşağıya doğru aşağıya aşınmış bir şekilde ayva tüyü azalarak bağlanma beri boyunca bunalım bunalımlı bir şekilde çarşı doğrultusunda olan çökmüş depresyon devirmek düşen düşerek garez geride güneye hav hüzünle kayıpta keyifsiz kumul kuş tüyü kuştüyü londra'nın dışına morali bozuk mideye indirmek nefret neşesiz peşin olarak programlanmış tepe şansın ters dönmesi şehir merkezine giden şehir merkezine tüy yenmek yere sermek yıkılmış yüzü koyun
| draught ağ çekme askere almak bir fırt çekme çekiş cereyan dama oyunu fıçıdan içki çekme foroz görevlendirmek hava akımı müsvedde tasarı hazırlamak tasarı tasarlamak taslağını çizmek taslak yudum
| drop alçalmak atmak az miktar azalma bırakmak bitmek çıkarmak dalmak damla damlamak damlatmak düşme düşmek düşürmek düşüş görüşmemek kesmek kesilmek öldürmek söylemek söyleyememek (harf) şeker tutulmak yavrulamak ilişkisini kesmek iniş |
| due beklenen hak tam uygun vadesi dolmuş zamanı gelmiş
| due to yüklenebilir
| durable dayanıklı sürekli uzun süren |
| during boyunca esnasında iken
| each her tanesi
| earlier daha erken daha evvel eski sabık |
| early acele başlangıç çabuk erken erkenden eski evvel önce ilk olarak ilk
| earthquake deprem yer sarsıntısı zelzele
| eastern doğu |
| economic ekonomik hesaplı iktisadi
| economy ekonomi ekonomik tasarruf idare iktisat
| elder ata büyük daha yaşlı kıdemli kimse kıdemli yaşça büyük kimse yaşça büyük yaşlı kimse |
| elders yaşlılar
| electricity elektrik
| embargo ambargo koymak ambargo el koymak yasaklama yasaklamak |
| embassy elçilik sefaret
| emergency acil vaka tehlike
| emirate emirlik |
| employment çalıştırma görev görevlendirme hizmet uğraş iş verme iş
| enable olanak tanımak olanak vermek yetki vermek izin vermek
| encourage cesaret vermek cesaretlendirmek desteklemek korumak özendirmek teşvik etmek |
| encouraging cesaret verici teşvik edici teşvik etme ümit verici yüreklendirici
| end akıbet bitmek bitirmek erek kafa kalıntı ölmek ölüm son vermek son sona ermek sonuç sonuca ulaşmak sonuçlanmak taraf uç yok etmek izmarit
| engineer düzenlemek makine mühendisi makinist mühendis mühendisliğini yapmak tekniker teknisyen yapmak |
| ensure garantiye almak sağlama almak sağlamak sigorta etmek
| entrance antre atılma büyülemek girme giriş hayran bırakmak kapı kendinden geçirmek mest etmek sahneye çıkma
| entrepreneur girişimci müteahhit |
| envoy delege elçi resul temsilci
| epicenter can alıcı nokta deprem merkezi merkez üssü
| equal akran aynı başabaş bir olmak dengeli denk düzenli emsal eş değerde olmak eş eşit hayır demez sakin uygun yanlı yaşıt yeterli yetişmek |
| escape aklına gelmemek atlatmak firar etmek firar gözünden kaçmak hatırından çıkmak kaçak kaçıp kurtulmak kaçış yolu kaçış kaçma kaçmak kurtulma kurtulmak kurtuluş paçayı sıyırmak sızıntı sızmak
| essential asıl gerekli şey başlıca esas özellik esaslı gerekli köklü zorunlu
| establish belirlemek kanıtlamak kurmak pekiştirmek saptamak yapmak yerleştirmek |
| established belirlenmiş kurulmuş sabit yerleşmiş
| establishment birlik kadro kuruluş kurum resmi kilise şirket
| estimate değer biçmek değerlendirme hesap kestirmek ölçüm tahmin etmek tahmin takdir etmek takdir |
| estimated tahmini
| european avrupalı avrupa'ya özgü
| evacuate boşaltmak tahliye etmek |
| eventually neticede nihayet sonunda
| ever asla daima giderek gitgide hep her zaman hiç
| evidence açıklamak açıklık belirginlik belirtmek belirti bulgu delil göstermek göze çarpma kanıt kanıtlamak tanık tanıklık şahit şahitlik ifade ispat ispatlamak iz |
| examination kontrol muayene sınav soruşturma teftiş tetkik inceleme yoklama
| examine denetlemek eleştirmek muayene etmek sınamak sınav yapmak sorgulamak sorguya çekmek incelemek yoklamak
| exchange borsa bozdurmak bozma bozmak çevirmek değiş tokuş etmek değiş tokuş değiştirme değiştirmek kambiyo karşılıklı alıp verme karşılıklı alıp vermek karşılıklı olarak yapma takas etmek takas trampa |
| expand açılmak açmak büyümek büyütmek dönüşmek gelişmek genişlemek genişletmek şişmek şişirmek yayılmak
| expanding büyüyen genişleyen
| expect beklemek sanmak ummak ümit etmek |
| expecting gebe hamile
| expert bilirkişi eksper erbap usta üstâd uzman ihtisas
| explosive çileden çıkaran patlamaya ait patlamaya hazır patlayıcı madde patlayıcı tartışmalı |
| express açığa vurmak açık açıklamak anlatmak belli etmek belli ekspres olarak ekspres otobüs ekspres posta ekspres tren hızlı kesin özel ulak özel sıkıp suyunu çıkarmak süratli ifade etmek
| extend büyümek devam ettirmek genişlemek genişletmek uzamak uzatmak vermek yardım eli uzatmak yaymak
| extended büyük büyütülmüş geniş genişletilmiş uzatılan uzayan uzun yayılmış |
| extending uzatma
| eye bakış açısı bakış dikkatle bakmak görüş göz gözetlemek kanı nazar süzmek tomurcuk ilmik ilik izlemek
| f başarısız not fa notası |
| face astarlamak bakmak biçim çehre cephe dönmek eda göğüs germek görünüş göze almak hal kadran kaplamak karşı çıkmak karşı karşıya gelmek karşı koymak karşı olmak katlanmak ön yüz ön onur resimli taraf surat sima tavır şekil üst taraf yönelmek itibar yüz ifadesi yüz yüze gelmek yüz yüzey yüzleşmek yüzünü dönmek
| facing dönme dönüş kaplama karşı olan karşı koruyucu katman üst tabaka
| factory fabrika imalathane |
| fail açmamak ateş almamak başaramamak başarısız olmak başarısızlığa uğramak batmak becerememek bırakmak boşa çıkarmak boşa çıkmak bozulmak fiyasko ile sonuçlanmak kalmak suya düşmek tükenmek ümidini kırmak yapamamak yapmamak iflas etmek ihmal etmek yüzüstü bırakmak zayıf not
| fall çağlayan çöküş dağılmak devrilmek dökülme dökülmek döküm düşme düşmek düşüş eğim eğimli olmak fırfır gece çökmek hastalanmak karanlık bastırmak kat oturmak (lâf) sonbahar tam yerine denk gelmek şelâle tuş ucuzlama ucuzlamak yağış yağmak yamaç yaprak dökümü yatağa düşmek yavrulama yıkılma yıkılmak inme inmek
| falling düşen düşük düşüş |
| family aile ailevi aileye ait ev halkı familya soy sülale
| far ırak (mes.) öbür öteki uzağa uzak uzakta
| favor ayrıcalık beğenilme benzemek desteklemek hediye (sürpriz) kabul etmek kayırma kayırmak koruma lütuf sevilme şeref nişanı şereflendirmek tutmak yardım yardımda bulunmak iltimas iyilik etmek iyilik |
| favoured avantajlı ayrıcalıklı
| female dişi dişil kadın kadınlara ait kız
| few az miktar az azıcık kıt |
| field alan bilgi alanı bilim dalı çalışma alanı cevabı yapıştırmak kır otlak saha sahaya çıkarmak savaş alanı tarla
| fight anlaşmazlık çekişme dalaş dövüş dövüşmek karşılaşma kavga etmek kavga mücâdele etmek mücâdele savaş vermek savaş savaşmak savunmak uğraşma uğraşmak
| fighter avcı uçağı boksör kavgacı mücâdeleci kimse savaşçı |
| fighting mücâdele savaş savaşan savaşçı
| figure anlamı olmak desen desenlemek düşünmek endam figür fiyat rakam resmetmek resim rol oynamak sayı süslemek tasvir etmek şahıs şahsiyet şekil şekillendirmek vücut yapısı yer almak ifade etmek insan tasviri
| figure out anlamak çözmek halletmek hesaplamak |
| finance finanse etmek mali durum para durumu para sağlamak
| financial finansal mali parasal
| find bakmak bulgu bulma bulmak buluş geçindirmek karara varmak keşfetmek keşif rastlamak sağlamak |
| finish bitmek bitirmek bitiş cila cilalamak kusursuzluk mahvetmek mükemmelleştirmek mükemmellik rötuş yapmak son kat boya son vermek son sona erdirmek sona erme sona ermek sonuçlanmak tamamlama tamamlamak tüketmek
| finished bitmiş cilalı hazır mükemmel sona ermiş tamam tamamlanmış tükenmiş işlenmiş
| fire alev almak alev ateş almak ateş etme ateş ateşlemek çalışmak (motor vb.) heyecan hırs ısıtıcı ısıtmak kovmak ocak soruvermek tutuşturmak yakmak yangın yanmak işten atmak işten çıkarmak işten kovmak |
| first baş başlangıç başta gelen başta birinci birincilik önce öncelikle önde gelen ilk kez ilk olarak ilk ilkönce
| fiscal mali
| flatten dümdüz etmek düzlemek düzleşmek düzleştirmek keyfini kaçırmak matlaştırmak yaslamak yassılaştırmak yerle bir etmek |
| flattened basık
| flee aceleyle çıkmak akıp gitmek kaçınmak kaçmak sıvışmak terketmek tüymek
| flee from çekinmek kaçınmak sakınmak |
| flight akış böcek sürüsü firar geri çekilme kaçış kaçma kuş sürüsü uçma uçuş yağmur (kurşun, ok vb.)
| flour öğütmek un haline getirmek un unlamak
| flush ağzına kadar dolu ankastre ateş (hasta) bol boşlukları doldurup sıvamak bir hizada çıkıntısız cömert coşkunluk coşturmak düz düzlemek fışkırmak floş (poker) gömme hararet heyecan heyecanlandırmak heyecanlanmak kanatlanıp uçmak kırmızılık kızarma paralı renk su fışkırması sifon sifonu çekmek taşkınlık uçmak yüzü kızarmak yüzü kızartmak |
| fly açıkgöz atılmak atlayarak aşmak ayar dişlisi (saat) dalgalanmak firar etmek havalanmak kaçmak kiralık araba olta sineği pantolonun ön yırtmacı saçılmak savrulmak sinek uçakla gitmek uçma uçmak uçurmak uçuş uçuşmak uyanık üzerinden atlamak
| fly out fırlamak öfkelenmek
| flying acele dalgalanan geçici havacılık hızla geçen kısa savrulan uçan uçma uçuş |
| focus bir noktada toplamak odak noktası odak odaklamak
| focus on bir noktada toplamak
| follower baskıcı havari hayran hizmetli mürit peyk takipçi taraftar yandaş |
| food besin gıda yem yemek yiyecek
| for amacıyla doğru dolayı göre karşı nedeniyle uygun yarayan için yönünde
| force baskı yapmak baskı birlik çabuklaştırmak etki geçerlilik güç ırzına geçmek kudret kütle kuvvet mecbur etmek nüfuz sıkıştırmak şiddet yığın yükseltmek (fiyat) yürürlük zor zorlama zorlamak |
| foreign dış yabancı
| forensic mahkemeye ait
| formally resmen şeklen usulen |
| former biçimlendirici eski geçen geçmiş gövde (uçak) önceki sabık
| found dayandırmak dayanmak dökmek (demir) kurmak temelini atmak
| frank açık sözlü dürüst frenk samimi sözünü esirgemeyen ücretsiz göndermek (mektup) içi dışı bir |
| free açık bağımsız bedava boş doğal hür kısıtlanmamış kurtarmak masrafsız muaf tutmak muaf özgür parasız salıvermek samimi serbest bırakmak serbest serbestçe tahliye etmek ücretsiz vergiden muaf
| freeze buz tutmak buzlanmak don donakalmak dondurmak dondurucu olmak donma donmak
| french fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili |
| friendship arkadaşlık dostluk
| from beri -dan -den beri -den itibaren yüzünden
| front alın arsızlık bakmak cephe cüret dönmek karşı olmak ön taraf ön öndeki önderlik etmek paravan kişi paravan şirket sima utanmazlık yol göstermek yönelmek yüz yüzsüzlük |
| front line cephe
| frozen değişmez donakalmış dondurulmuş donmuş kesin soğuk
| fugitive çabuk geçen firari geçici kaçak kaçan |
| full balıketi bol dolu şey dolu doluluk elinden gelenin en iyisi etine dolgun geniş meşgul öz son tam tok yıkayıp çektirmek
| fund fon kaynak ödenek para kaynağı sermaye sermayeye çevirmek yatırım yapmak yatırmak
| gather büzgü yapmak büzmek (dikiş) büzmek bir araya getirmek biriktirmek kazanmak kendini toplamak toparlanmak toplamak toplanmak tutmak iltihaplanmak irin toplamak |
| gathering apse büzgü biriktirme çıban kalabalık meclis toplama toplanma toplantı topluluk iltihap
| gen bilgi vermek bilgi
| general baş genel general komutan orgeneral tahmini şef umumi yaygın |
| german alman öz
| gesture jest yapmak jest işaret iyi niyet gösterisi
| get açığını bulmak almak anlamak başına gelmek başlamak canına okumak edinmek elde etmek ele geçirmek etmek ettirmek gelmek getirmek götürmek kavramak kazanmak öldürmek olmak satın almak varmak yapmak yaptırmak idrak etmek |
| give düzenlemek esneklik esnemek gitmek hediye etmek ödemek uçlanmak uysallık vermek yapıvermek yumuşaklık
| given belli belirlenmiş bilinen doğuştan olan verilmiş
| global dünya çapında evrensel global küre biçiminde |
| go bahse girmek bardak başarı başlamak deneme gayret geçmek güdü gidiş girmek girişim gitme gitmek haline gelmek hazır kaybolmak koyulmak moda olmak ölmek sonuçlanmak tükenmek tutulma uymak yapılmak yayılmak iddiaya girmek işlemek
| going giden gidiş gidişat tempo
| government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim |
| governor baba bey eyalet valisi (amer.) müdür (banka, hapishane) patron vali yönetici
| green acemi çimenlik genç gençlik golf sahası ham para rengi atmış taze toy yeni yeşermek yeşil alan yeşil yeşile boyamak yeşillendirmek yeşillik zindelik
| grenade el bombası |
| ground buzlu çakmak çekilmiş dayanak dayandırmak dayanmak dip hareket izni vermemek kara karaya oturtmak kurmak neden öğütülmüş saha sebep temel toprak topraklamak yer yere sermek yere indirmek zemin
| group filo (ing.) grup gruplandırmak gruplaşmak heyet kafile küme manga öbek sınıflandırmak takım toplanmak topluluk
| grow bırakmak büyümek büyütmek dönüşmek gelişmek -lenmek -leşmek üretmek uzatmak yetişmek yetiştirmek |
| growing artan büyüme büyüyen gelişen gelişme tarım yetiştirme
| guerrilla çeteci gerilla savaşı gerilla
| half buçuk devre hemen hemen yarı yarıya yarı yarım |
| halo ayla hale ışık halkası
| hand akrep alkış demet el hevenk kurt parmak parti pay salkım taraf usta ustalık uzatmak vermek yardım etmek yardım ibre yelkovan yetenek
| hand over bağışlamak devretmek teslim etmek vermek yüklemek |
| handle başa çıkmak çıkar yol dokunmak eğitmek ele almak ele gelmek ellemek eline almak geçinmek kabza kıvırmak kol kullanmak kulp meşgul olmak olanak sap tutacak üstesinden gelmek vesile idare etmek imkân yol işlemek
| hangar hangar
| harbor barınak barındırmak barınmak beslemek demir atmak gütmek liman sığınak sığınmak |
| hardship cefa güçlük sıkıntı yokluk yoksulluk zorluk
| have aldatmak almak bulunmak dolandırmak elde etmek etmek göz yummak hile kabul etmek olmak sahip olmak üçkâğıt varlıklı kimse yapmak zorunda olmak
| hay esrar kuru ot ot saman |
| he erkek
| head akıl ana baş vermek baş ile ilgili baş başı çekmek başında olmak başkan baştaki gitmek kafa kaymak kelle konu başlığı konu köpük kullanmak kişi başı kişi lider müdür olgunlaşmak pınar başı reis tepe şef tura uç kısım yönelmek yönetmek yönetici yönlendirmek zirve
| head off önlemek önüne geçmek savmak yolunu kesmek yönünü değiştirmek |
| headquarters garnizon genel merkez karargâh kumanda merkezi merkez
| health sağlık durumu sağlık sıhhat
| helicopter helikopter ile uçmak helikopter |
| help çare çözüm elinde olmak hizmetçi kurtarmak muavin yararı olmak yardım etmek yardım yardımcı olmak yardımcı imdadına yetişmek imdat
| herd eşlik etmek gütmek sürmek sürü toplamak toplanmak topluluk
| heritage kalıt miras |
| heroin beyaz eroin
| hide cilt dayak atmak deri derisini yüzmek dövmek gizlemek pataklamak post saklamak saklanmak saklı tutmak
| hideout gizlenme yeri saklanma yeri |
| hiding dayak gizleme gizlenme saklama saklanma
| high aşırı büyük vites büyük neşeli önemli rekor sarhoş soylu şiddetli uçma uçmuş üst üstün uyuşturucu almış ileri yüce yukarı yükseğe yüksek basınçlı bölge yüksek yer yüksek yüksekte zirve
| hindu hindu |
| history geçmiş gelişim aşmaları kayıtlar tarih
| hold alıkoymak almak ambar barındırmak çekmek dayanmak devam etmek durdurma durmak el koymak etki geçerli olmak gemi ambarı gözaltına almak kaldırmak karara bağlamak kavramak muhafaza etmek nüfuz sadık kalmak tıkamak tutma tutmak tutunacak yer tutunma
| hold in kendini tutmak sınırlamak tutmak zaptetmek |
| hole boşluk çukur delmek deliğe girmek deliğe sokmak delik açmak delik derin yer hücre kapanmak kazmak kodes köşesine çekilmek kovuk oyuk in yuvasına girmek zor durum
| hole up kapanmak köşesine çekilmek
| home aile ocağı bakımevi ev evde yapılan evde evdeki eve ait eve hedef (bomba) hedefe ait hedefe hedeflemek kale sinyâllere göre yönelmek tam yerine ülkesinde vatan vatana ait yurda dönmek (kuş) yurda yurt yuva yuvasına dönmek |
| hospital bakımevi darülaceze hastane
| host ağırlamak çokluk ev sahibi ev sahipliği yapmak hancı kalabalık konuk eden kimse konuk etmek kutsanmış ekmek
| hour saat vakit zaman |
| house barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt
| household ev halkı ev eve ait
| however her halükârda her nasılsa nasıl olursa olsun |
| hub merkez poyra tekerlek göbeği
| humanitarian yardımsever kimse yardımsever insancıl kimse insancıl iyiliksever
| hunt aramak av bölgesi av avlamak avlanmak kovalamak |
| hunt for aramak
| hunting arama av avcı avcılık avlanma takip
| identify aynı saymak belirlemek bir tutmak destek vermek desteklemek kimliğini saptamak tanımak |
| if belirsizlik şart şüphe
| immediate acil derhal doğrudan dolaysız hemen şu an ki yakın
| immediately derhal doğrudan doğruya hemen |
| implementation uygulama yerine getirme
| implied ima edilen
| imply anlamına gelmek demek olmak demeye gelmek gerektirmek kastetmek içermek ima etmek |
| impose etkilenmek kötüye kullanmak uygulmaya koymak yararlanmak yük olmak yüklemek zorlamak
| improve artırmak düzelmek düzeltmek gelişmek geliştirmek ıslah etmek ilerlemek ilerletmek yükselmek iyileşmek iyileştirmek
| improving geliştirme geliştirici |
| in -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde
| in charge amir sorumlu kimse
| in charge of sorumlu yükümlü |
| in favor of lehinde
| in need muhtaç yoksul
| inability acizlik gücü olmama yetersizlik iktidarsızlık |
| incident ayrıcalık getiren ayrıcalık hadise kaza olay özel durum perde (tiy.) yük
| include dahil etmek kapsamak katmak içermek içine almak
| included dahil |
| including dahil kapsayan içeren
| increase artırmak artış artma artmak büyüme büyümek çoğalma çoğalmak çoğaltma çoğaltmak üreme üremek yavrulama yükselme yükseltmek zam yapmak
| increasing artırma |
| indicate belirtmek bildirmek çıtlatmak gerektirmek göstermek işaret etmek
| individual başlıbaşına birey bireysel fert kişi kişisel özel özgün tek şahıs şahsi
| industrial endüstri endüstriyel sanayi sanayici |
| industry çaba endüstri gayret hamaratlık sanayi işletmecilik
| inflation abartı enflasyon kendini beğenmişlik şişkinlik şişirme
| influx akın akış giriş içeriye akma |
| inform bildirmek bilgi vermek haber vermek haberdar etmek ihbar etmek
| information bildirme bilgi edinme bilgi danışma enformasyon haber malumat iddia istihbarat
| informed aydın bilgi alan bilgili haberdar haberi olan |
| infrastructure altyapı tesisleri
| initiate başlatmak göstermek öğretmek önayak olmak sunmak üye (yeni) üyeliğe kabul etmek
| initiated üyeliğe kabul edilmiş |
| injection enjeksiyon enjekte etme lavman iğne zerk
| injure sakatlamak yaralamak incitmek zarar vermek zedelemek
| injured dargın kırgın yaralı inciniş zarar görmüş |
| institute açmak atamak başlatmak enstitü klinik kurmak kurum tayin etmek
| institution atama dernek hapishane kurma kuruluş kurum binası kurum tanınan kimse tesis etme tesis tımarhane yerleşmiş uygulama
| insure garantiye almak sağlama almak sigorta etmek sigorta ettirmek sigortalamak temin etmek |
| intelligence akıl akıllı kimse akıllılık anlama anlayış beyin bilgi haber alma kafa idrak zekâ zekilik
| intend amaçlamak azmetmek düşünmek hedeflemek kastetmek niyet etmek niyetlenmek niyeti olmak seçmek istemek
| intended kasıtlı kasti müstakbel tasarlanmış yönelik istenilen |
| interest alâka çıkar dikkatini çekmek etki faiz görüş hisse merak nüfuz önem ortak olmak pay ikna etmek ilgi çeken şey ilgi ilgilendirmek ilgisini çekmek istek uyandırmak
| interim ara geçici şey geçici
| interior dahili iç dünya iç içerisi içteki içten |
| international uluslararası
| interview görüşme görüşmek röportaj
| into -e haline içeriye içine |
| investment abluka atama dışderi ektoderm kuşatma para yatırma tayin yatırım
| involve bulaştırmak gerektirmek kapsamak karıştırmak sarmak sokmak yol açmak
| involved bulaşmış dalmış kapsayan karışık karışmış ilgili ilişkili |
| involvement bağlanma karışma sarma ilgi ilişki
| irrigation sulama
| it cazibe çekicilik cinsel ilişki önemli kimse şahsiyet ilişki |
| jack adam erkek eşek erkek kaldıraç kaldırmak kriko ile kaldırmak kriko mangır para priz sancak (gemi) vale yükseltmek
| january ocak
| japan vernik verniklemek |
| jean kot
| jet fıskıye fışkırma fışkırtmak jet uçağı jet kapkara karakehribar oltu taşı simsiyah
| job alet estetik ameliyat görev görevi kötüye kullanmak kârlı iş komişyonculuk yapmak kiralamak kiraya vermek meslek suç tip ufak tefek işler yapmak iş yapmak iş zimmetine geçirmek |
| john tuvalet
| join birleşme noktası birleşmek birleştirmek ek yeri eklemek katılmak katmak kaynamak üye olmak iştirak etmek
| joint batakhane birleşme yeri birleşmiş birleştirmek birleşik birlikte bitiştirmek ek yeri eklem eklemek esrar mafsal müşterek ortak ortaklaşa ot |
| jumbo kocaman şey
| just adil az kalsın az önce berrak doğru dürüst haklı henüz kıl payı makul mantıklı net sade sadece tam anlamıyla tam tek kelimeyle şimdi yalnız yalnızca yerinde insaflı yine de iyi
| justice adalet doğruluk dürüstlük hak hakim yargı |
| khan han kaan
| kill av avlamak cinayet işlemek dindirmek gebertmek katletmek kesmek mahvetmek öldürme öldürmek ortadan kaldırmak söndürmek tahrip etme yalanlamak
| killing av cinayet hayvan kesme öldürme öldürücü ölüm |
| kilometer kilometre
| kingdom alem krallık kraliyet
| know ayırt etmek başından geçmek bilmek farketmek tanımak tatmak ilişkisi olmak |
| known belli bilinen
| lack eksik olmak eksiklik noksan olmamak yokluk yoksun olmak yoksunluk
| laden dolu yüklü |
| land arazi arsa çakmak düşmek diyar kara karaya ayak basmak karaya çıkartmak karaya çıkmak kazanmak memleket sokmak toprak ülke vatan vurmak yapmak yenmek yere inmek indirmek
| large büyük geniş iri
| last ayakkabı kalıbı dayanmak devam etmek en son geçen ölüm önceki son derece son kez son olarak son şey son sonuç olarak sonuncu kimse sonuncu sonunda sürmek yetmek |
| later sonra
| launch atmak başlamak başlatmak çıkmak denize indirmek fırlatmak girişmek piyasaya sürmek savaş gemisi filikası
| lead açmak (kartlarını) başı olmak başında olmak etkilemek götürmek kablo kılavuz kurşun kurşundan yapılmış öncülük etmek öncülük önde gitmek önde olma önderlik etmek önderlik örnek rehberlik sürdürmek sürmek ilk oynama hakkı (iskambil) yol göstermek yönetmek yönlendirmek iskandil |
| lead in giriş tanıtma
| leader baş başmakale lider önayak önder
| leave ayrılmak bırakmak caymak kalkmak kalmak müsaade ruhsat terk etmek terketmek unutmak (eşya) vazgeçmek veda yola çıkmak izin |
| left artık sol sola soldaki
| length boy süre uzunluk
| less daha az şey daha az daha küçük eksi eksik miktar eksik içermeyen |
| liberty hürriyet özgürlük saygısızlık istiklâl izin
| lift asansör çalmak germek havalanmak kaldırma kaldırmak kalkmak teleferik topraktan çıkarmak yardım yukarı kaldırmak yükseltme yükseltmek yürütmek
| light açık aydınlanmak aydınlatmak aydınlık denk gelmek deniz feneri fingirdek hafif ışık saçmak ışık tutmak ışık ışıltı ışımak kolayca konmak lamba neşelendirmek nur rastlamak tasasız umursamaz yakmak yanmak inmek yumuşak |
| lights gözler ışıklar
| line astarlamak bilgi çizgi çizmek çizgi çizmek doldurmak dize halat hat hiza kablo kaplamak kırıştırmak kuyruk satır sıra yöntem
| link bağ bağlamak bağlantı kurmak bağlantı birleşmek eklem eklemek halka kol düğmesi ulamak |
| links golf sahası
| lion aslan başarılı ve aranan kimse cesur kimse
| list cetvel geminin yan yatması kaydetmek kumaş kenarı liste listelemek listeye yazmak yana yatmak |
| little adi az miktar az azıcık bayağı dar görüşlü küçük ufak şey ufak
| live canlı diri elektrik yüklü elektrikli güncel hareketli hayat dolu hayatta kalmak naklen oturmak parlak sönmemiş yanmamış yaşamak yaşayan
| living canlı geçim güncel hayat oturma sağ yaşam yaşama yaşayan |
| local bölgesel kısmi lokal sakin şehir içi yerel yerli
| locate oturmak yerleşmek yerleştirmek yerini saptamak
| location konum mevki yer belirleme yer yerleştirme |
| logistics lojistik
| long arzu etmek büyük epeydir gözlemek hasret kalmak hasret olmak özlemek özlemini çekmek susamak uzun süre uzun vadeli uzun zaman uzun zamandır uzun uzunluk istemek
| loot ganimet talan vurgun yağma yağmalamak |
| lose azıtmak heba etmek kaçırmak kaybetmek kaybolmak mahrum etmek
| lost dalgın düşünceye dalmış kaybolmuş kayıp mahvolmuş şaşırmış
| magnitude büyüklük önem |
| main ana boru ana asıl başlıca belli başlı deniz esas kuvvet okyanus zor
| mainly başlıca
| major başlıca branş branşı doğrultusunda yoğunlaşmak büyük binbaşı majör önemli reşit kimse yetişkin |
| majority çoğunluk ekseriyet reşitlik
| make biçim elde etmek etmek sağlamak varmak verim yapı yapılış şekli yapmak yaptırmak ilişki kurmak
| make sure bakmak sağlama almak sağlama bağlamak temin etmek unutmamak |
| makeshift eğreti geçici önlem geçici
| man adam atamak adam er erkek uşak insan işçi
| mandate emir manda altına almak manda vekâlet |
| many bir çoğu bir hayli bir yığın çok
| march hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak
| marine deniz denizcilik |
| mark alman markı belirti çizgi çizmek damga damgalamak dikkate almak hedef mark marka mimlemek not vermek not nişan puan işaret işaretlemek iz
| mass aşai rabbani ayini küme kütle kitle toplamak yığın yığmak
| massacre katliam kılıçtan geçirme kılıçtan geçirmek toplu katliam yapmak |
| material bedensel gereç gerekli kumaş madde maddeci maddesel maddi malzeme zaruri
| materials bez kumaş malzemeler
| matter cerahat cisim husus konu madde mesele önem önemli olmak önemi olmak öz şey iltihap iltihaplanmak irin |
| maximum azami en fazla en yüksek maksimum
| mean adi ahlaksız anlamına gelmek aşağılık cimri demek olmak demek istemek demeye gelmek eli sıkı hasis huysuz kastetmek keyifsiz kılıksız niyet etmek orantılı orta ortalama tasarlamak utangaç ifade etmek zor
| means araç para servet varlık vesile |
| measles kızamık
| measure ayarlamak dikkatle bakmak had miktar ölçek ölçmek ölçü ölçüm ölçüsünü almak önlem oran süzmek tartmak tedbir vezin
| media basın medya |
| medical tedavi edici tıbbi
| meet başına gelmek bulmak buluşmak görüşme yapmak görüşmek karşılamak karşılaşma karşılaşmak kavuşmak münasip rastlamak tanışmak toplanmak uğramak uygun yarışma yerine getirmek
| meeting buluşma birleşme görüşme karşılama karşılaşma miting oturum toplantı |
| member organ üye uzuv
| men adamlar erkekler işçiler
| migration göç göçme göçmenlik |
| mile mil
| military askeri
| mine kazıp çıkarmak kazmak lağım maden ocağı maden mayın döşemek mayın memba sinsice bozmak torpil tünel kazmak |
| minister bakan papaz vaiz vekil
| ministry bakanlık papazlık vekillik
| missile atılan şey füze mermi |
| mission amaç elçilik görev heyet misyon vazife ideal iş
| month ay
| more çok daha çok daha fazla şey fazlalık |
| mosque cami
| most en çok en fazla miktar en fazla en fazlası en
| mother ana anne annelik etmek |
| mount altlık bindirmek binmek çerçeve çerçevelemek çıkmak dağ dayanak düzenlemek monte etmek oturtmak tepe üzerine çıkmak üzerine yerleştirmek
| mountain dağ
| mountain range dağ sırası dağ silsilesi |
| mounting altlık binme destek montaj
| move hareket etmek hareket kımıldamak kımıldatmak kıpırdamak kıpırdanmak kıpırdatmak nakil oynama sırası oynama oynamak oynatmak tahrik etmek taşınma taşınmak teklif etmek yer değiştirmek ilerlemek
| movement akım hareket manevra işleme |
| much çok şey çok çokça fazla fazlaca hayli pek
| mullah molla
| multinational çok uluslu |
| must gereklilik kızgın fil kızgınlık kızmış (fil) küf kokusu küflülük -meli şart şıra
| name ad koymak ad adını koymak nam söylemek tayin etmek ün ünlü kimse ismiyle çağırmak isim koymak isim vermek isim
| named adlı |
| nation millet ulus
| national ulusal vatandaş yurttaş
| native doğal doğuştan yerli hayvan yerli kimse yerli |
| natural doğal natürel tabii
| naval deniz harp deniz savaş gemisi
| navy donanma |
| near bitişik cimri eli sıkı samimi yakın yakında yaklaşık olarak yaklaşmak
| nearby yakında yanında
| nearly az daha az kalsın hemen hemen neredeyse takriben |
| need gerek gereksinim lüzum muhtaç olmak ihtiyaç ihtiyacı olmak yoksulluk
| needed lazım
| needs ihtiyaçlar ister istemez |
| neglect aldırmamak asmak boşlama boşlamak unutmak ihmal etmek ihmal ilgisizlik
| negotiation anlaşmaya varma ciro etme görüşme müzakere paraya çevirme
| neighbor bitişik olmak bitişik komşu olmak komşu yanında olmak |
| neighboring bitişik komşu
| network ağ şebeke iletişim ağı
| new acemi keşfedilmemiş modern taze yeni |
| next bir dahaki bir sonra bir sonraki bitişik daha sonra en yakın ertesi neredeyse sonraki yanına yanında yanısıra
| night akşam gece karanlık
| no aleyhte oy artık değil değil gereksiz hayır hiç hiçbir numara red ret yasak yok |
| north kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru
| northern kuzey
| northwest kuzey batı |
| norway norveç
| not değil
| now acilen derhal halen hemen şu an şu anda şimdi |
| nuclear atom çekirdeksel nükleer başlıklı füze
| number adet hesaplamak katılmak katmak müzik parçası miktar numara numaralamak rakam sayı saymak sayı saymak tip içermek
| occupation kullanan meşguliyet oturma uğraş uğraşı iş işgal |
| of -den -ın -li -nin
| off baş başlangıç bozuk çıkarılmış çıkmış -dan -den devre dışı dışında geçersiz haricinde kapalı kesik kopuk kötü olası öldürmek öteki sağdaki sapa tamamen ters uzağa uzak uzakta yorgun izinli
| offer açmak (savaş) adak adamak arz arzetmek bağış bildirmek öneri ortaya çıkmak satışa çıkarma sunma sunmak sunum teklif etmek teklif vermek ikram etmek |
| office ambar bakanlık büro devlet dairesi dini tören görev kiler ofis sorumluluk ima
| officer komuta etmek memur polis memuru subay subayları atamak (gemi) idare etmek
| official devlet memur resmi |
| old bayat eski zamanlar eski eskiden kalma eskimiş harika kart köhne önceki pişkin tecrübeli yaşlı ihtiyar
| on beri çakırkeyif çalışmakta civarında -de devam etmekte olan devrede durmadan -e doğru giymiş olarak hazır olmakta olan sahnede sürekli olarak üstünde (giysi) üstünde üzerinde yanık ile yönünde
| only ağırbaşlı ancak bir tek biricik sade sadece sırf tek yalnız |
| operate ameliyat etmek borsada işlem yapmak çalışmak çalıştırmak etki etmek etkilemek kullanmak spekülasyon yapmak işlemek işletmek
| operating çalıştırma işletme
| operation ameliyat çalıştırma cerrahi müdahale etkinlik hüküm kullanma operasyon tatbikat iş işlem işletme işleyiş yürürlük |
| opinion düşünce fikir görüş kanaat kanı önemseme takdir inanç
| opium afyon
| opium poppy afyon |
| oppose başkaldırmak engel olmak kafa tutmak karşı çıkmak karşı gelmek karşı olmak karşısına koymak muhalefet etmek itiraz etmek
| opposing karşı karşılıklı muhalif ters
| opposition başkaldırma düşmanlık karşı koyma karşıtlık muhalefet rekabet zıtlık |
| or altın sarısı
| order asayiş basamak buyruk buyurmak çalışır durum düzen düzenlemek dizi emretmek emir vermek emir hane ısmarlamak mezhep nişan ödeme emri rütbe sınıf sıra sıraya koymak söylemek sipariş vermek sipariş tabaka tarikat tavsiye etmek (doktor) tertip usul yöntem
| organization bünye organizasyon örgüt örgütlenme |
| organize düzenlemek kurmak organize etmek örgütlemek
| organized düzenlenmiş düzenli organize olmuş örgütlü tertipli
| other başka biçimde başka türlü başka bundan başka geçen öbür öteki sonraki |
| others eller
| our bizim
| oust çıkarmak mahrum etmek yerinden etmek yerini almak (zorla) |
| out açığa çıkmış açıkta atlanmış sözcük aut bozulmuş büyük bitmiş çıkar yol çıkarmak çıkış çıkmış çözüm çizgi dışı daha çok daha iyi dış dışarı dışarıda dışarıdaki dışarıya eksik eskimiş fazla grevde kalmamış kovmak kurtuluş modası geçm |