At the beginning of the 21st century, the United States' strongest allies in west Asia are Turkey (a member of NATO), Israel and Egypt. All of these nations receive financial aid from the U.S. In 2001, the U.S. also had military bases in Saudi Arabia, Bahrain, Kuwait, Qatar, and Oman.
1953-1979: Following nationalization of British oil interests in Iran, in 1953 the U.S. helps overthrow Iran's secular democratic government with a CIA-backed coup against elected President Mohammed Mossadegh, then supports the dictatorship of Shah Mohammad Reza Pahlavi. Fundamentalist Shi'ite Islam gains appeal as an alternative to failed or dictatorial secular alternatives.
1967: United States holds that Israel should withdraw from territory won in the Six-Day War (Gaza Strip, West Bank, Golan Heights), and agrees with both the UN and Israel that it should do so as part of a comprehensive peace agreement (see UN Security Council Resolution 242).
There are a number of unresolved claims regarding prior warning in addition to the list below. See the discussion at: 9/11 conspiracy theories.
In the months preceding September 11, the governments of at least four countries"”Germany, Egypt, Russia and Israel"”gave specific "urgent" warnings to the US of an impending terrorist attack, indicating that hijacked commercial aircraft might well be used to attack targets in the USA. [1], full list of July-August 2001 intelligence warnings here. The Egyptian and French warnings to the USA are said to have originated from Mossad and German intelligence. [2].
| Adviser akıl hocası danışman müşavir
| Afghan afgan afganlı
| After ardından arkasından daha sonra -den sonra göre peşinden sonra gelen sonra sonraki izleyen |
| Aftermath akıbet hasattan sonra çıkan otlar sonuç
| Agency acenta ajans aracılık vasıta
| Ages uzun süre uzun zaman |
| Air açılmak caka çalım eda esinti fiyaka gökyüzü güneşe sermek hafif rüzgâr hava havalandırmak kurutmak melodi nağme ortaya dökmek söylemek tavır yayın
| Aircraft uçak
| Airport havaalanı |
| All alayı büsbütün bütün bütünüyle hep hepsi her şey her herkes katışıksız saf tamamen tüm
| Alliance akrabalık anlaşma antlaşma bağ birleşme birlik pakt ittifak
| Ambassador büyükelçi elçi temsilci |
| American amerikalı amerikan
| Armed ateşli silâhlı zırhlı
| Asia asya |
| At asker (brit.) -da -de -e -ya -ye
| Audiovisual görsel-işitsel
| August ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer |
| Author yaratıcı yazar
| Background arka plân fon geçmiş deneyimler geçmiş geri plân özgeçmiş zemin
| Bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş |
| Base adi alçak alt altlık aşağılık başlangıç sayısı baz dayanak dayandırmak dip esas kaba kalp katışık kaide kök kurmak saha kenarı sahte taban temel üs
| Bin ambar çöp kovası çöp kutusu kutu
| Brief belge dava özeti evrak kısa ve öz kısa özet özetlemek özlü talimat veya bilgi vermek |
| British britanya ile ilgili
| Bush burç (mekan.) çalı çalılık arazi çalıya benzer şey gür saç
| C do (nota) orta yüz dolarlık banknot |
| Carter arabacı yük arabası kullanan kimse
| Center çevresini dönüp dolaşmak göbek ılımlı kimse ılımlı politik görüş kemer inşaat desteği konsantre olmak merkez merkezde toplamak merkezde toplanmak odak orta alan oyuncusu orta alan orta ortalamak ortaya gelmek ortaya yerleştirmek punta santra sente yoğunlaşmak
| Cold baygın donuk duygusuz kaçınılmaz kesin olarak nezle sakin sıkıcı soğuk soğukkanlı soğukluk üşümüş yapmacık |
| Commission aracı kârı atama belgesi atama atamak görev görevlendirme görevlendirmek heyet ısmarlama ısmarlamak komisyon kurul sipariş vermek sipariş talimat tayin etmek terfi vazife yetkilendirmek
| Committee heyet komisyon komite
| Communication bağlantı haber haberleşme kominikasyon mesaj nakletme tebliğ temas yayma iletişim irtibat |
| Communist komünist solcu
| Complete bütün bitirmek doldurmak eksiksiz mükemmel tam tamam tamamı tamamlamak tamamlanmış uygulamak yerine getirmek iyice
| Congress kongre meclis oturumu meclis toplanma toplantı |
| Conspirator suikâstçi
| Contents içindekiler
| Cooperative kooperatif yardıma hazır yardımcı işbirliği yapmak isteyen işbirliği |
| Council divan kurul meclis yönetim kurulu
| Daily gündelik günden güne günlük gazete günlük her gün
| Dated bayat demode eskimiş |
| Day dönem gün zaman
| Debate çekişme çekişmek danışmak düşünüp taşınmak dikkate almak görüşme müzakere tartışma tartışmak
| December aralık |
| Defense davalı defans oyuncusu doğrulama koruma sanık savunma silahları savunma
| Department bakanlık bölge bölüm daire departman şube
| Desert ayrılmak boş bozkır çöl çorak hak edilen şey hak etme ıssız yer ıssız kaçmak sönüklük tatsızlık terk etmek terketmek yüzüstü bırakmak |
| Drought darlık kıtlık
| Easily kolayca kolaylıkla muhtemelen şüphesiz
| East doğu doğudaki bölüm doğudaki doğuya doğru olan doğuya doğru |
| Eastern doğu
| Effects bakiye ev eşyası kişisel eşyalar menkul kıymetler nakit toplamı servet
| Egyptian mısır mısır'a ait mısırlı |
| Embassy elçilik sefaret
| Engagement birbirine geçme çarpışma nişan nişanlanma randevu sorumluluk söz sözleşme taahhüt uğraş yükümlülük
| Eve akşam arife havva |
| Every bütün her bir her
| Exact dakik dayatmak doğru gerçek gerçekçi gerektirmek ısrarla istemek kati kesin sert tam tamı tamına titiz istemek zorla almak zorlamak
| Exploratory araştırma ile ilgili araştırma keşif türünden |
| External dış dışarıdan gelen dıştan harici
| Financial finansal mali parasal
| Flight akış böcek sürüsü firar geri çekilme kaçış kaçma kuş sürüsü uçma uçuş yağmur (kurşun, ok vb.) |
| Following ertesi hayran kitlesi sonra sonraki taraftarlar izleyen
| For amacıyla doğru dolayı göre karşı nedeniyle uygun yarayan için yönünde
| Force baskı yapmak baskı birlik çabuklaştırmak etki geçerlilik güç ırzına geçmek kudret kütle kuvvet mecbur etmek nüfuz sıkıştırmak şiddet yığın yükseltmek (fiyat) yürürlük zor zorlama zorlamak |
| Foreign dış yabancı
| Fox aldatmak kurnaz kurnazlık etmek sararmak (kitap) tilki
| Frankfurter baharatlı alman sosisi |
| French fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| From beri -dan -den beri -den itibaren yüzünden
| Fundamentalist aşırı tutucu kimse |
| G bin dolar sol notası
| German alman öz
| Government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim |
| Governor baba bey eyalet valisi (amer.) müdür (banka, hapishane) patron vali yönetici
| Great büyük çok iyi hevesli muazzam mükemmel önemli ulu ünlü iyi
| Green acemi çimenlik genç gençlik golf sahası ham para rengi atmış taze toy yeni yeşermek yeşil alan yeşil yeşile boyamak yeşillendirmek yeşillik zindelik |
| Gulf anafor boşluk girdap körfez uçurum
| He erkek
| Historical önemli tarihe geçmiş tarihsel tarihi |
| Hour saat vakit zaman
| House barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt
| However her halükârda her nasılsa nasıl olursa olsun |
| I bir (romen)
| If belirsizlik şart şüphe
| In -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde |
| Independent bağımsız hür kendi geçimini sağlayan özgür serbest
| Indian hindistan'a ait hint hintli kızılderili
| Inquiries araştırma kaynak soruşturma |
| Inquiry anket araştırma bahis danışma sorgu soru soruşturma
| Institute açmak atamak başlatmak enstitü klinik kurmak kurum tayin etmek
| Intelligence akıl akıllı kimse akıllılık anlama anlayış beyin bilgi haber alma kafa idrak zekâ zekilik |
| International uluslararası
| Introduction başlangıç getirme giriş önsöz takdim tanıştırma tanıtım tanıtma
| Iran iran |
| Iranian iran iran'lı
| Iraqi ırak ırak'lı
| Israeli israilli |
| It cazibe çekicilik cinsel ilişki önemli kimse şahsiyet ilişki
| January ocak
| Japanese japon |
| Jimmy levye ile açmak levye
| Jordanian ürdün ürdünlü
| Khan han kaan |
| Kingdom alem krallık kraliyet
| Laden dolu yüklü
| Late eski geç kalan geç geçen gecikmiş son zamanlarda olan son |
| Lebanon lübnan
| March hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak
| Marine deniz denizcilik |
| May akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak
| Mecca mekke
| Memorial abide anıt anma töreni bildiri hatırlatıcı önerge |
| Middle orta kısım orta yer orta ortadaki
| Miscellaneous çeşitli karışık
| Misinformation yanlış bilgi |
| Moslem müslüman
| National ulusal vatandaş yurttaş
| New acemi keşfedilmemiş modern taze yeni |
| North kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru
| Northern kuzey
| Not değil |
| Numerous bir hayli çok sayıda çok sayısız
| On beri çakırkeyif çalışmakta civarında -de devam etmekte olan devrede durmadan -e doğru giymiş olarak hazır olmakta olan sahnede sürekli olarak üstünde (giysi) üstünde üzerinde yanık ile yönünde
| Once bir defa bir kere bir zamanlar |
| Operation ameliyat çalıştırma cerrahi müdahale etkinlik hüküm kullanma operasyon tatbikat iş işlem işletme işleyiş yürürlük
| Our bizim
| Over adamakıllı altını üstüne aracılığı ile aşırı aşkın başkasına baştan sona boyunca bitmiş çok fazla çok daha fazla gereğinden fazla her yerinden her yerine kalan karşıya öbür tarafa öte ötede öteye tekrar tepesinde tersine üstün üstünde üstüne üzerinde üzerinden üzerine yüksek yine iyice |
| Overview genel bakış
| Pakistan pakistan
| Pentagon beşgen pentagon |
| Peril tehlike tehlikeye atmak
| Planning düzene sokma planlama tasarım
| Policy hareket tarzı önlem poliçe politika siyaset tedbir |
| President başkan cumhurbaşkanı devlet başkanı genel müdür
| Presidential başkanlığa ait başkanlık
| Primer ağızotu alfabe astar boya ateşleme fitili dua kitabı el kitabı falya barutu kapsül püskürtme düzeni ilk okuma kitabı |
| Quadrennial dört sene süren dört yıl süren olay dört yıllık
| Recent son yeni
| Related akraba bağlı ilgili ilişkili ilişkin |
| Rescue hacizden kurtarmak hayat kurtarma kurtarma kurtarmak muaf tutmak yardım imdadına yetişmek imdat
| Research arama çalışmaları arama araştırma yapmak araştırma araştırmak etüt inceleme incelemek
| Resolution ayırma ayrışma azim çözülüm (müz.) çözüm çözünme karar kararlılık niyet önerge teklif iltihabın iyileşmesi |
| Response cevap etkilenme karşılık ses verme (motor) tepki yanıt yansıma
| Responsibility güvenilirlik mesuliyet ödeme gücü sağlamlık sorumluluk yükümlülük
| Rest artık bakiye çıkarmak dayamak dayanak dayanmak destek durak durmak dikmek (bakış) dinlendirmek dinlenme yeri dinlenme dinlenmek ebedi istirahatte olmak es geri gerisi gömülü olmak hareketsizlik kalan kalıntı koymak mezar mola vermek misafirhane olmaya devam etmek ölüm rahat uyku uyumak uzanmak yaslanmak yatmak istirahat etmek |
| Review araştırma bir bakışta kavramak denetim yapmak denetim dergi detayları ile görmek eleştirmek eleştiri yazısı eleştiri geçmişi anmak geçmişi düşünmek geçit töreni gözden geçirmek kritik revü revizyon teftiş etmek teftiş tekrar (ders) tekrar etmek (ders) yeniden gözatmak yeniden inceleme yeniden incelemek
| Roots kaynak memba
| Rules tüzük |
| Russian rus
| Salaam selam vermek selam selamlamak
| Security depozito emniyet güvence güvenlik önlemleri güvenlik kefalet rehin selamet teminât ipotek |
| See anlamak bakmak farketmek görmek görüp geçirmek görüşmek göz önüne almak papalık seyretmek sezmek uğurlamak yolcu etmek
| Senate senato
| Senator senatör |
| Sending gönderme sevk
| Services servis takımı
| Shah şah |
| Sheik şeyh
| So aynen böyle böylece çok da de demek kadar o kadar öyle öyleki pek sol notası şöyle
| Source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak |
| South güney güneyden esen güneye lodos
| Southern güney güneyli
| Soviet sovyet rusya idare meclisi sovyet |
| Stark büsbütün ıssız kati kesin sade sert sırf tam tamamen
| State açıklamak alem belirlemek belirtmek bildirmek debdebe devlet devlete ait durum evre eyalet görkem hal konum koşul mevki özel resmi saptamak söylemek tek kişilik şart tören ifade etmek
| Strip açmak bant boşaltmak çıkarmak çubuk dilim forma kazımak örtüsünü kaldırmak pist soymak soyunma soyunmak striptiz sütünü iyice sağmak tahliye etmek şerit üstünü çıkarmak uzun ve dar parça |
| Sudan sudan
| Sudanese sudan sudanlı
| Summit doruk tepe nokta zirve |
| Sunday pazar
| TIME aralık ayarlamak çağ doğum zamanı kurmak saat tutmak süre tutmak süre tempo temposunu belirlemek uygun zaman vade vakit zaman zamanlama yapmak zamanlamak
| Telegraph belli etmek telgraf çekmek telgraf makinesi telgraf telgrafla göndermek ima etmek |
| There orada oralarda oraya şurada şuradaki
| These bu
| This bu kadar bu |
| Throughout baştan başa boyunca her tarafında
| Time aralık ayarlamak çağ doğum zamanı kurmak saat tutmak süre tutmak süre tempo temposunu belirlemek uygun zaman vade vakit zaman zamanlama yapmak zamanlamak
| Times çağ defa kere kez |
| Tomorrow yarın
| Trade alım satım meslek takas etmek ticaret yapmak ticaret iş yapmak iş zanaat
| Turkey başarısız film hindi türk türkiye |
| U soylu
| Union bilezik (boru) birleşme birlik darülaceze dernek evlilik kavuşma sendika ittifak
| United birleşmiş birleşik |
| War harp mücâdele etmek mücâdele savaş ile ilgili savaş savaşmak uğraşma
| West batı ülkeleri batı batıda batıdaki batıya doğru batıya
| Western batı ile ilgili batı batılı kovboy filmi kovboy romanı |
| White ak beyaz masum solgun temiz terbiyeli zararsız
| Wilderness bakımsız bahçe çöl el değmemiş yer kalabalık kır sahra
| World alem dünya yeryüzü |
| above cennette daha çok önce öte sözü geçen üstün üstünde üzerinde üzerine yukarıda olan şey yukarıda yüksek
| accord ahenk anlaşma bağdaşmak birleşme göre uygun olarak uymak uyum sağlamak uyum uzlaşma vermek
| accuse suçlamak itham etmek |
| accused sanık
| action amel çalışma çarpışma dava davranış etki etkileme eylem faaliyet hareket olayların gelişimi
| activity etkinlik eylem faaliyet iş |
| addition artış ek ekleme eklenti katılan şey katılma katkı katma toplama ilave zam
| administration bakanlar kurulu ettirme uygulama idare idarecilik yerine getirme yönetim
| adviser akıl hocası danışman müşavir |
| advisory akıl veren danışma tavsiye niteliğinde
| aerial anten hava havai hayali
| afghan afgan afganlı |
| after ardından arkasından daha sonra -den sonra göre peşinden sonra gelen sonra sonraki izleyen
| aftermath akıbet hasattan sonra çıkan otlar sonuç
| afterthought sonradan akla gelen düşünce |
| against aleyhte aleyhinde aykırı dayalı karşı ters olarak
| age asır çağ devir erginlik reşit olma yaş yaşlandırmak yaşlanmak yaşlılık ihtiyarlamak yıpratmak
| agency acenta ajans aracılık vasıta |
| agree anlaşmak aynı fikirde olmak bağdaşmak birleşmek hemfikir olmak kabul etmek kararlaştırmak razı olmak uymak uyuşmak yaramak
| agree with aynı fikirde olmak yaramak iyi gelmek
| agreement anlaşma antlaşma aynı fikirde olma kabul etme kontrat mukavele pakt razı olma sözleşme uyma uyuşma uzlaşma ittifak |
| aid alet aygıt çare destek yardım etmek yardım yardımcı olmak yardımcı
| aimless amaçsız gayesiz hedefsiz
| air açılmak caka çalım eda esinti fiyaka gökyüzü güneşe sermek hafif rüzgâr hava havalandırmak kurutmak melodi nağme ortaya dökmek söylemek tavır yayın |
| aircraft uçak
| airline hava yolu
| airplane uçak |
| airport havaalanı
| algerian cezayir cezayirli
| all alayı büsbütün bütün bütünüyle hep hepsi her şey her herkes katışıksız saf tamamen tüm |
| allegedly sözde iddiaya göre
| alliance akrabalık anlaşma antlaşma bağ birleşme birlik pakt ittifak
| allied akraba bağlaşık birlik olan müttefik |
| allow ayırmak bırakmak düşünmek göz önüne almak hesaba katmak kabul etmek koyvermek vermek imkân vermek indirim yapmak itiraf etmek izin vermek
| ally birleşmek birleştirmek dost katılmak katmak müttefik
| also ayrıca da dahi de hem de hem keza üstelik |
| alternative alternatif başka değişik öbür seçenek şık
| ambassador büyükelçi elçi temsilci
| american amerikalı amerikan |
| among arasına arasında
| analysis analiz çözümleme tahlil inceleme
| any biraz daha her hiç hiçbir |
| apart ayrı bir yere ayrı olarak ayrı uzağa
| apartment apartman dairesi daire
| appeal başvurmak başvuru cazibe çekicilik hoşuna gitmek müracaat etmek müracaat rica etmek rica temyize gitmek yakarış yalvarma yalvarmak ilgi çekme ilgisini çekmek |
| are ar
| area alan bodrum girişi bölge yüzölçümü
| arm cephane dal destek olmak donatmak elini uzatmak güç kol koy otorite pazı sağlamak sarılmak silâh silâhlandırmak silâhlanmak şube zırh giydirmek |
| armed ateşli silâhlı zırhlı
| arming arma donatım silâhlandırma teçhizat
| arms arma cephane kucak silâh |
| around arada burada aşağı yukarı bu civarda çevrede çevresinde çevresine etrafına etrafında etrafta
| arrest bloke etmek durdurma durdurmak el koymak önleme önlemek tevkif tutuklama tutuklamak
| arrive başarı kazanmak başarmak doğmak gelmek gelip çatmak ulaşmak varmak |
| article bent eşya fıkra (huk.) makale nesne sözleşmeyle bağlamak şey yazı
| articles sözleşme şirket sözleşmesi
| as gibi kadar olarak |
| assassination adam öldürme suikâst
| assault hücum etmek hücum saldırı saldırmak tecâvüz etmek tecâvüz
| assert öne sürmek söylemek iddia etmek ileri sürmek |
| assistance destek yardım
| associate arkadaş olan arkadaş arkadaşlık etmek bağdaştırmak bağlı olan benzetmek birleşmiş birleştirmek çağrıştırmak dost ortak etmek ortak olmak ortak üye işbirliği yapmak
| associated birleşmiş |
| assume addetmek farzetmek hükmetmek sanmak saymak takınmak taslamak üstlenmek üstüne almak
| assure garanti etmek güvenceye almak sağlama almak sağlamak söz vermek sigortalamak temin etmek ikna etmek inandırmak
| assured emin kendinden emin önceden belli olan sigortalı kimse sigortalı inançlı |
| at asker (brit.) -da -de -e -ya -ye
| at home evde
| attack atak aşındırmak çatma çatmak dil uzatma dil uzatmak eleştirmek girişme girişmek hamle yapmak hücum etmek hücum koyulma koyulmak kriz nöbet saldırı saldırmak taarruz etmek tecâvüz etmek tutulma tutulmak uğraşmak yakalanma yakalanmak |
| attempt denemek girişim girişimde bulunmak kalkışma kalkışmak teşebbüs etmek teşebbüs yeltenme yeltenmek
| attend bakmak devam etmek dikkatini vermek dinlemek eşlik etmek hazır bulunmak hizmet etmek katılmak kulak vermek
| attribute araz atfetmek bağlamak dayandırmak nitelik özellik sembol sıfat simge yormak |
| audiovisual görsel-işitsel
| august ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer
| author yaratıcı yazar |
| authority bilirkişi hak hüküm nüfuz otorite uzman yetki belgesi yetki itibar
| available eldeki geçerli hazır kullanışlı mevcut müsait işe yarar
| back arka çıkmak arka arkadaki arkalık arkaya astarlamak bek belkemiği ciro etmek defans oyuncusu destek olmak elin tersi eski tarihli geçmişte geri geri gitmek geri geride geriye doğru giden geriye doğru sürmek geriye kaplamak (kitap) kayırmak kitap sırtı ödemesi gecikmiş ödenmemiş önce sırt sırtına binmek takviye etmek ters taraf uzak tekrar |
| background arka plân fon geçmiş deneyimler geçmiş geri plân özgeçmiş zemin
| backing arka arkalık ciro destek destekçiler onay takviye torpil yardım
| bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş |
| barracks kışla
| base adi alçak alt altlık aşağılık başlangıç sayısı baz dayanak dayandırmak dip esas kaba kalp katışık kaide kök kurmak saha kenarı sahte taban temel üs
| base on dayamak dayandırmak |
| based yerleşik
| battery akü atıcı (beysbol) batarya borda topları dizi kötü muamele pil seri takım vurmalı çalgılar vuruş
| be anlamına gelmek bulunmak durmak mal olmak olmak var olmak |
| be possible mümkün olmak
| because of nedeniyle
| become güzel durmak haline gelmek kesilmek -laşmak olmak uymak yakışmak yaraşmak |
| before evvel huzurunda karşı karşısında önce önceki önde önünde önüne
| begin başlama başlamak başlatmak doğmak girişmek koyulmak meydana gelmek önayak olmak
| beginning baş başlangıç kaynak köken ilk |
| being olma varlık varoluş yapı yaradılış
| believe güvenmek inancı olmak inanmak
| belong -nin olmak uygun olmak yararlı olmak yeri olmak ilgili olmak |
| belong to ait olmak
| below alt katta altında altta aşağı aşağıda cehennemde düşük rütbede yeryüzünde
| best alt etmek birinci sınıf en çok en iyi şekilde en iyi en geçmek yenmek |
| between arada arasına arasında araya ortada ortasında
| bin ambar çöp kovası çöp kutusu kutu
| blame ayıplama ayıplamak kabahat kınama kınamak kusur sorumlu tutmak sorumluluk suç suçlama suçlamak |
| block apartman (brit.) blok bloke etmek durdurmak engel engellemek kalıplamak kapamak kütle kütük makara palanga sıkışıklık tıkamak tutukluk iki cadde arasındaki binalar (amer.)
| bloody çok kan dökülen kanayan kanlı lanet olası uğursuz
| boast böbürlenmek büyük konuşmak övünç duymak övünç kaynağı övünç övünme övünmek palavra atmak iftihar etmek iftihar |
| boat bot filika gemi kayık kayıkla gezmek sandal tekne
| bomb başarısızlığa uğramak başarısızlık bomba bombalamak bombardıman etmek fiyasko ile sonuçlanmak fiyasko
| bombardment bombalama bombardıman |
| bombed kafayı bulmuş sarhoş
| bombing bombalama
| bond bağ bağlamak bono örmek (duvar) pranga senet tahvil tutkal tutturmak yapışma yapıştırıcı yapıştırmak ilişki zincir |
| border benzer olmak bitişik olmak çerçevelemek hudut kenar sınır komşusu olmak sınır koymak sınır tarh
| both ikisi de
| brief belge dava özeti evrak kısa ve öz kısa özet özetlemek özlü talimat veya bilgi vermek |
| british britanya ile ilgili
| budget ayarlamak bütçe mali program stok yığın
| building apartman bina kurma yapı inşa etme inşa inşaat |
| buildings site
| bush burç (mekan.) çalı çalılık arazi çalıya benzer şey gür saç
| businessman işadamı |
| but hiç olmazsa sadece yalnızca itiraz
| but the hariç
| by başında geçecek biçimde geçişli biçimde göre kadar (süre) kenarında tarafından vasıtasıyla yakın yakınında yakınından yanında yanından ile yolundan yoluyla |
| c do (nota) orta yüz dolarlık banknot
| call adlandırmak aramak (telefon) bağırmak çağırma çağırmak çağrı çağrıda bulunmak dava açmak davet etmek davet demek farzetmek lakap takmak ötüş ses seslenme seslenmek söylemek telefon etmek telefonda konuşma telefonda konuşmak uyandırmak ihtiyaç ziyaret etme ziyaret etmek ziyaret
| called adlı |
| camp adi adileştirmek aşırı bayağı eşcinsel gülünç homoseksüel kamp kurmak kamp kampa yerleştirmek konak yeri konaklamak ordugâh ilgi çekmek için dikkat çekici giyinmek
| cancellation bozma çıkarma damga (pul) fesih geçersiz kılma kaldırılma silme iptal
| capital ana baş başkent büyük harf büyük cezası ölüm olan çıkar ciddi kapital kâr kazanç kusursuz mühim mükemmel ölüm önde gelen önemli sermaye ile ilgili sermaye |
| capitalize çıkar sağlamak katılımcı olmak sermaye olarak kullanmak sermayeleştirmek yararlanmak
| car araba kabin otomobil vagon
| carter arabacı yük arabası kullanan kimse |
| casualty felâket kaza ölü yaralı
| catch aldatmaca anlamak av baskın yapmak basmak bulaşmak bityeniği çalışmak (mekanizma) çekmek cezbetmek edinmek (alışkanlık) enselemek gafil avlamak geçmek hile kanca kapmak kâr kavramak kilit dili maruz kalmak sıkışmak takılmak tokat atmak tutma tutmak tutunmak tutuşmak tuzak voli vurmak yakalama yakalamak yakalanmak yetişmek
| catch on anlamak kavramak tutulmak |
| category bölüm grup kategori sınıf zümre
| caution dikkat dikkatini çekmek garip şey kefalet sakınma tedbir tembih etmek teminât uyarı uyarma uyarmak ihtar etmek ihtiyat ikaz
| cease bitmek bitirmek durdurmak durmak dinmek kesmek kesilmek son vermek sona ermek vazgeçmek |
| center çevresini dönüp dolaşmak göbek ılımlı kimse ılımlı politik görüş kemer inşaat desteği konsantre olmak merkez merkezde toplamak merkezde toplanmak odak orta alan oyuncusu orta alan orta ortalamak ortaya gelmek ortaya yerleştirmek punta santra sente yoğunlaşmak
| century asır
| chemical kimyasal kimyevi |
| child çocuk evlat küçük ürün velet
| cite aktarmak alıntı yapmak anmak bahsetmek çağırmak (mahkemeye) celbetmek
| citizen hemşehri sakin uyruk vatandaş ikamet eden kimse yurttaş |
| citizenship vatandaşlık yurttaşlık
| city kent şehir halkı şehir
| civil devlete ait hükümete ait kibar laik medeni hukuk ile ilgili medeni nazik resmi sivil vatandaşlarla ilgili iç yurttaşlık ile ilgili |
| civilian sivil
| civilization medenileştirme medenilik medeniyet uygarlaştırma uygarlık
| claim alacak hakkı alacak dava açma dava açmak dava hak iddia etmek hak ısrar etmek ısrar sahip çıkmak talep etmek talep iddia etmek iddia istek istemek |
| closing kapanış
| coalition birleşme koalisyon
| cold baygın donuk duygusuz kaçınılmaz kesin olarak nezle sakin sıkıcı soğuk soğukkanlı soğukluk üşümüş yapmacık |
| come buyurmak gelmek görünmek sperma tatmin olmak tavır takınmak ulaşmak
| come to ayılmak gelmek kalmak kendine gelmek payına düşmek tutmak ulaşmak varmak ilgili olmak iyileşmek
| commercial kârlı mesleki reklâm ticaret yapan ticari |
| commission aracı kârı atama belgesi atama atamak görev görevlendirme görevlendirmek heyet ısmarlama ısmarlamak komisyon kurul sipariş vermek sipariş talimat tayin etmek terfi vazife yetkilendirmek
| committee heyet komisyon komite
| commonly alelâde bayağıca çoğunlukla müşterek biçimde ortak olarak sıradan biçimde |
| communication bağlantı haber haberleşme kominikasyon mesaj nakletme tebliğ temas yayma iletişim irtibat
| communism komünizm
| communist komünist solcu |
| complete bütün bitirmek doldurmak eksiksiz mükemmel tam tamam tamamı tamamlamak tamamlanmış uygulamak yerine getirmek iyice
| completely bütün bütün bütünüyle düpedüz tam olarak tamamen iyice
| comprehensive anlayışlı etraflı geniş kapsamlı geniş kapsamlı meslek ortaokulu (brit.) idrak edebilen |
| computer bilgisayar
| condemn ayıplamak çarptırmak el koymak hüküm vermek kamulaştırmak kınamak mahkum etmek suçlamak
| conditional bağlı koşullara bağlı şartlı |
| confirm doğrulamak kuvvetlendirmek onaylamak takviye etmek tasdik etmek tasdiklemek
| confirmed bağımlı müzmin onaylı tiryaki yerleşmiş
| confront karşı koymak karşılaştırmak yüz yüze getirmek yüzleştirmek |
| congress kongre meclis oturumu meclis toplanma toplantı
| connect bağlamak bağlanmak birleştirmek bitiştirmek devreye sokmak iletişim sağlamak ilgili olmak
| connected akraba bağlı birleşik bitişik yakın ilgili ilişkili |
| consistent bağıntılı kalıcı sürekli tutarlı uygun istikrarlı
| conspiracy anlaşma gizli anlaşma suikâst
| conspirator suikâstçi |
| contain eşit olmak frenlemek kapsamak tutmak içermek içine almak ihtiva etmek zaptetmek
| contents içindekiler
| control denetlemek denetim güç hakim olmak hakimiyet kontrol etmek kontrol otorite sorumluluk idare etmek idare işletmek |
| convict hükümlü mahkum etmek suçlu bulmak suçlu
| cooperative kooperatif yardıma hazır yardımcı işbirliği yapmak isteyen işbirliği
| corrupt ahlaksız ayartmak baştan çıkarmak bayağı bozmak bozulmuş bulaştırmak çürütmek mahvetmek rüşvet vermek rüşvetçi yozlaşmış yiyici |
| council divan kurul meclis yönetim kurulu
| country arazi diyar kırsal köy memleket sayfiye taşra taşraya ait toprak ülke
| coup başarılı vuruş darbe hükümet darbesi |
| crash batmak çarpmak çatırtı davetsiz olarak gitmek düşmek gürültü etmek gürültü gürültüyle düşmek hızlı kaza kırılmak parçalanma parçalanmak sabahlamak seri iflas etmek iflas yoğun
| create atamak meydana getirmek neden olmak oluşturmak yapmak yaratmak yetki vermek
| creation alem atama buluş eser evren hilkat kreasyon oluşum yaradılış |
| creature alet olan kimse kul varlık yaratık
| crime aptallık cezalandırmak cinayet sabıka suç suçlu bulmak yüz karası
| critic eleştirmen eleştirici karşı olan kimse kusur bulup duran kimse muhalif |
| crucial kritik zor
| cruise gemi gezisi gemi ile dolaşmak seyir etmek yol almak
| crush aşk baskı buruşmak ezme ezmek kahretmek kalabalık kırılmak meyve suyu öğütmek parçalanmak sıkıştırmak sıkmak tutku itişmek |
| culture bakteri kültürü kültür medenilik medeniyet üretme yetiştirme
| daily gündelik günden güne günlük gazete günlük her gün
| dangerous riskli tehlikeli |
| date bayatlamak buluşma buluşmak çıkmak dönem eski bir tarihten geliyor olmak eskiden kalmak eskimek flört etmek flört randevu tarih atmak tarih vade zaman zamanını belirlemek
| dated bayat demode eskimiş
| day dönem gün zaman |
| death ecel ölme ölüm yıkım
| debate çekişme çekişmek danışmak düşünüp taşınmak dikkate almak görüşme müzakere tartışma tartışmak
| december aralık |
| declare açıklamak beyan etmek bildirmek deklârasyon yapmak fikrini belirtmek ifade vermek ilan etmek
| defend korumak müdafaa etmek savunmak
| defense davalı defans oyuncusu doğrulama koruma sanık savunma silahları savunma |
| define belirlemek belirtmek tanımlamak tarif etmek
| delegate delege atamak delege olarak yetkilendirmek delege elçi temsilci vekil ihale etmek
| deliver atmak dağıtmak devretmek kurtarmak serbest bırakmak söylemek teslim etmek vermek iletmek |
| democratic demokratik partiye ait demokratik
| deny mahrum etmek reddetmek yadsımak yalanlamak inkâr etmek yoksun bırakmak
| department bakanlık bölge bölüm daire departman şube |
| departure ayrılış ayrılma başlangıç geri çekilme gidiş kalkış ölüm sapma yenilik yola çıkma
| deployment açılma savaş düzeni alma yayılma
| describe anlatmak betimlemek çizmek tanımlamak tarif etmek tasvir etmek ifade etmek |
| desert ayrılmak boş bozkır çöl çorak hak edilen şey hak etme ıssız yer ıssız kaçmak sönüklük tatsızlık terk etmek terketmek yüzüstü bırakmak
| destroy harap etmek mahvetmek öldürmek tahrip etmek tüketmek ümidini yıkmak yıkmak imha etmek
| destruction öldürme tahribat tahrip yıkma imha yok edilme |
| deter caydırmak gözünü korkutup vazgeçirmek yıldırmak
| determine belirlemek karara bağlanmak karara varmak kararlaştırmak neden olmak sabitleştirmek saptamak
| determined azimli kararlı kesin |
| deterrence caydırıcılık engelleyicilik
| devastating çarpıcı etkileyici ezici müthiş tahrip etme yıkıcı
| dictator diktatör dikte eden kimse |
| dictatorial amirane
| dictatorship diktatörlük
| die canı çıkmak gebermek göçmek ölmek sıkılmak sıkıntıdan ölmek solmak sona ermek tatmak zar oyunu zar |
| different başka çeşitli değişik diğer farklı
| disastrous feci korkunç tâlihsiz
| discover anlamak bulmak farketmek keşfetmek ortaya çıkarmak |
| discussion bahis görüşme münazara müzakere tartışma
| disperse açılmak dağılmak dağıtmak gidermek serpilmek yayılmak yaymak
| dispersed dağınık |
| dispute çekişmek karşı koymak münakaşa etmek münakaşa reddetmek tartışma tartışmak şüphe etmek ihtilaf itiraz etmek
| do ayağını kaydırmak dalavere dolandırıcılık dolandırmak düzenlemek eğlenceli toplantı etmek hile meydana getirmek neden olmak parti rolünü üstlenmek tamamlamak temizlemek uymak yapmak ilgilenmek
| document belge belgelemek belgelere dayandırmak delil döküman dipnotlar koymak evrak kanıtlamak |
| down altına altında aşağı aşağıda aşağısına doğru aşağısında aşağıya doğru aşağıya aşınmış bir şekilde ayva tüyü azalarak bağlanma beri boyunca bunalım bunalımlı bir şekilde çarşı doğrultusunda olan çökmüş depresyon devirmek düşen düşerek garez geride güneye hav hüzünle kayıpta keyifsiz kumul kuş tüyü kuştüyü londra'nın dışına morali bozuk mideye indirmek nefret neşesiz peşin olarak programlanmış tepe şansın ters dönmesi şehir merkezine giden şehir merkezine tüy yenmek yere sermek yıkılmış yüzü koyun
| draw almak berabere biten oyun cazibe çekme çekmek çekiliş çekim çekiş çizmek demlemek devam etmek düzenlemek fıçıdan çekmek germek karalamak kazanmak keşide etmek kura çekmek kura resmetmek sorguya çekmek silâh çekmek taslağını çizmek teşvik etmek yaklaşmak yazmak yem ikna etmek ilgi çekici şey
| drawing çekme çizgi çizme çizim eskiz resim taslağı resim taslak |
| drought darlık kıtlık
| dub ad takmak dublaj yapmak düzeltmek ünvan vermek isim vermek
| due beklenen hak tam uygun vadesi dolmuş zamanı gelmiş |
| due to yüklenebilir
| during boyunca esnasında iken
| duty görev hizmet ödev vergi yükümlülük |
| e zayıf not
| each her tanesi
| easily kolayca kolaylıkla muhtemelen şüphesiz |
| east doğu doğudaki bölüm doğudaki doğuya doğru olan doğuya doğru
| eastern doğu
| economic ekonomik hesaplı iktisadi |
| effect anlam etki etkisi olmak gerçekleştirmek gerçeklik meydana getirmek netice reaksiyon sonuç sonuca vardırmak tesir ulaşmak uygulama verim yürürlük izlenim
| effects bakiye ev eşyası kişisel eşyalar menkul kıymetler nakit toplamı servet
| effort başarı çaba çabalama deneme eser gayret girişim uğraşma |
| egyptian mısır mısır'a ait mısırlı
| eighty seksen
| elect atamak görevlendirmek seçmek |
| embassy elçilik sefaret
| emirate emirlik
| employ çalıştırmak görevlendirmek harcamak kullanmak iş vermek |
| end akıbet bitmek bitirmek erek kafa kalıntı ölmek ölüm son vermek son sona ermek sonuç sonuca ulaşmak sonuçlanmak taraf uç yok etmek izmarit
| endless bitmek bilmeyen bitmez tükenmez daimi ebedi ölümsüz sonsuz uçsuz bucaksız
| engagement birbirine geçme çarpışma nişan nişanlanma randevu sorumluluk söz sözleşme taahhüt uğraş yükümlülük |
| enough kâfi yeterli miktar yeterli yeterince
| ensue ardından gelmek doğmak sonradan gelmek sonucu olmak
| entertainment ağırlama alem davet eğlence gösteri misafir etme ziyafet |
| equip donatmak giydirmek hazırlamak kuşatmak
| equipped donanımlı
| error falso hata suç yanılgı yanlış yanlışlık |
| ethnic etnik grup üyesi etnik
| eve akşam arife havva
| every bütün her bir her |
| evidence açıklamak açıklık belirginlik belirtmek belirti bulgu delil göstermek göze çarpma kanıt kanıtlamak tanık tanıklık şahit şahitlik ifade ispat ispatlamak iz
| exact dakik dayatmak doğru gerçek gerçekçi gerektirmek ısrarla istemek kati kesin sert tam tamı tamına titiz istemek zorla almak zorlamak
| execution düzenleme sergileme uygulama yapma icra idam yerine getirme infaz yorum biçimi |
| expel çıkarmak dışarı atmak kovmak sürgün etmek sürmek
| expire bitmek geçerliliğini yitirmek geçmek nefes vermek ölmek son nefesini vermek sona ermek
| explain açıklama yapmak açıklamak anlatmak hesap vermek izah etmek |
| explode aksini ispatlamak bozmak çürütmek havaya uçurmak kırılmak köpürmek patlamak patlatmak yıkmak infilak etmek
| exploratory araştırma ile ilgili araştırma keşif türünden
| explosive çileden çıkaran patlamaya ait patlamaya hazır patlayıcı madde patlayıcı tartışmalı |
| expulsion akma çıkarma çıkma kovma kovulma
| external dış dışarıdan gelen dıştan harici
| extremely aşırı boyutta aşırı derecede aşırı fazlasıyla son derece |
| extremist aşırı uç görüşteki kimse aşırılık yapan kimse
| face astarlamak bakmak biçim çehre cephe dönmek eda göğüs germek görünüş göze almak hal kadran kaplamak karşı çıkmak karşı karşıya gelmek karşı koymak karşı olmak katlanmak ön yüz ön onur resimli taraf surat sima tavır şekil üst taraf yönelmek itibar yüz ifadesi yüz yüze gelmek yüz yüzey yüzleşmek yüzünü dönmek
| faction ayrılık gruplaşma nifak |
| fail açmamak ateş almamak başaramamak başarısız olmak başarısızlığa uğramak batmak becerememek bırakmak boşa çıkarmak boşa çıkmak bozulmak fiyasko ile sonuçlanmak kalmak suya düşmek tükenmek ümidini kırmak yapamamak yapmamak iflas etmek ihmal etmek yüzüstü bırakmak zayıf not
| failure aksatma başarısızlık batma bozukluk bulunmama dinme eksiklik fiyasko kıtlık kusur sekte tükenme yapmama yetmezlik iflas ihmal yokluk
| fall çağlayan çöküş dağılmak devrilmek dökülme dökülmek döküm düşme düşmek düşüş eğim eğimli olmak fırfır gece çökmek hastalanmak karanlık bastırmak kat oturmak (lâf) sonbahar tam yerine denk gelmek şelâle tuş ucuzlama ucuzlamak yağış yağmak yamaç yaprak dökümü yatağa düşmek yavrulama yıkılma yıkılmak inme inmek |
| faulty arızalı bozuk hatalı kusurlu
| field alan bilgi alanı bilim dalı çalışma alanı cevabı yapıştırmak kır otlak saha sahaya çıkarmak savaş alanı tarla
| fighter avcı uçağı boksör kavgacı mücâdeleci kimse savaşçı |
| figure anlamı olmak desen desenlemek düşünmek endam figür fiyat rakam resmetmek resim rol oynamak sayı süslemek tasvir etmek şahıs şahsiyet şekil şekillendirmek vücut yapısı yer almak ifade etmek insan tasviri
| financial finansal mali parasal
| financier finanse etmek maliyeci sermayedar yatırımcı |
| find bakmak bulgu bulma bulmak buluş geçindirmek karara varmak keşfetmek keşif rastlamak sağlamak
| fire alev almak alev ateş almak ateş etme ateş ateşlemek çalışmak (motor vb.) heyecan hırs ısıtıcı ısıtmak kovmak ocak soruvermek tutuşturmak yakmak yangın yanmak işten atmak işten çıkarmak işten kovmak
| first baş başlangıç başta gelen başta birinci birincilik önce öncelikle önde gelen ilk kez ilk olarak ilk ilkönce |
| flies sinekler
| flight akış böcek sürüsü firar geri çekilme kaçış kaçma kuş sürüsü uçma uçuş yağmur (kurşun, ok vb.)
| floppy gevşek sarkık yumuşak |
| fly açıkgöz atılmak atlayarak aşmak ayar dişlisi (saat) dalgalanmak firar etmek havalanmak kaçmak kiralık araba olta sineği pantolonun ön yırtmacı saçılmak savrulmak sinek uçakla gitmek uçma uçmak uçurmak uçuş uçuşmak uyanık üzerinden atlamak
| follow bilardoda bir vuruş dinlemek sonra gelmek sonucu olmak sürdürmek takip etmek uymak izlemek
| follower baskıcı havari hayran hizmetli mürit peyk takipçi taraftar yandaş |
| following ertesi hayran kitlesi sonra sonraki taraftarlar izleyen
| for amacıyla doğru dolayı göre karşı nedeniyle uygun yarayan için yönünde
| force baskı yapmak baskı birlik çabuklaştırmak etki geçerlilik güç ırzına geçmek kudret kütle kuvvet mecbur etmek nüfuz sıkıştırmak şiddet yığın yükseltmek (fiyat) yürürlük zor zorlama zorlamak |
| forced mecbur mecburi zoraki zorunlu
| foreign dış yabancı
| form beden biçim almak biçim biçimlendirmek davranış düzenlemek form kalıp karakter kurmak model oluşturmak sınıf sıra tarz tavır şekil almak şekil vermek şekil şekillendirmek vücut yapı yöntem |
| former biçimlendirici eski geçen geçmiş gövde (uçak) önceki sabık
| found dayandırmak dayanmak dökmek (demir) kurmak temelini atmak
| fox aldatmak kurnaz kurnazlık etmek sararmak (kitap) tilki |
| frankfurter baharatlı alman sosisi
| free açık bağımsız bedava boş doğal hür kısıtlanmamış kurtarmak masrafsız muaf tutmak muaf özgür parasız salıvermek samimi serbest bırakmak serbest serbestçe tahliye etmek ücretsiz vergiden muaf
| freedom açık sözlülük bağımsızlık fahri üyelik hürriyet laubalilik muafiyet özgürlük seçme hakkı irade istiklâl |
| french fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| from beri -dan -den beri -den itibaren yüzünden
| full balıketi bol dolu şey dolu doluluk elinden gelenin en iyisi etine dolgun geniş meşgul öz son tam tok yıkayıp çektirmek |
| fundamentalist aşırı tutucu kimse
| g bin dolar sol notası
| gain artırmak artma çoğalmak elde etmek kâr etmek kâr kazanç kazanmak ulaşmak yarar ilerleme ilerlemek yükselme yükselmek |
| garage garaj garaja çekmek tamirhane
| german alman öz
| get açığını bulmak almak anlamak başına gelmek başlamak canına okumak edinmek elde etmek ele geçirmek etmek ettirmek gelmek getirmek götürmek kavramak kazanmak öldürmek olmak satın almak varmak yapmak yaptırmak idrak etmek |
| get to başlamak varmak
| give düzenlemek esneklik esnemek gitmek hediye etmek ödemek uçlanmak uysallık vermek yapıvermek yumuşaklık
| given belli belirlenmiş bilinen doğuştan olan verilmiş |
| giving bağışlama
| go bahse girmek bardak başarı başlamak deneme gayret geçmek güdü gidiş girmek girişim gitme gitmek haline gelmek hazır kaybolmak koyulmak moda olmak ölmek sonuçlanmak tükenmek tutulma uymak yapılmak yayılmak iddiaya girmek işlemek
| goal amaç erek gol hedef kale sayı ideal |
| government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim
| governor baba bey eyalet valisi (amer.) müdür (banka, hapishane) patron vali yönetici
| great büyük çok iyi hevesli muazzam mükemmel önemli ulu ünlü iyi |
| great britain ingiltere
| green acemi çimenlik genç gençlik golf sahası ham para rengi atmış taze toy yeni yeşermek yeşil alan yeşil yeşile boyamak yeşillendirmek yeşillik zindelik
| greet çarpmak karşılamak karşılaşmak kutlamak selam vermek selamlamak |
| grievance dert kindarlık sorun şikâyet yakınma
| group filo (ing.) grup gruplandırmak gruplaşmak heyet kafile küme manga öbek sınıflandırmak takım toplanmak topluluk
| guilty günahkâr kabahatli suçlu |
| gulf anafor boşluk girdap körfez uçurum
| half buçuk devre hemen hemen yarı yarıya yarı yarım
| hand akrep alkış demet el hevenk kurt parmak parti pay salkım taraf usta ustalık uzatmak vermek yardım etmek yardım ibre yelkovan yetenek |
| hands eller
| have aldatmak almak bulunmak dolandırmak elde etmek etmek göz yummak hile kabul etmek olmak sahip olmak üçkâğıt varlıklı kimse yapmak zorunda olmak
| he erkek |
| headquarters garnizon genel merkez karargâh kumanda merkezi merkez
| hear duymak dinlemek haber almak kulak vermek mektup almak öğrenmek onaylamak ifadesini almak işitmek
| height boy doruk tepe irtifa yükseklik zirve |
| help çare çözüm elinde olmak hizmetçi kurtarmak muavin yararı olmak yardım etmek yardım yardımcı olmak yardımcı imdadına yetişmek imdat
| here burada buraya burda işte
| heroin beyaz eroin |
| high aşırı büyük vites büyük neşeli önemli rekor sarhoş soylu şiddetli uçma uçmuş üst üstün uyuşturucu almış ileri yüce yukarı yükseğe yüksek basınçlı bölge yüksek yer yüksek yüksekte zirve
| hijack çalmak gasp gaspetmek hırsızlık kaçırmak uçak kaçırma uçak kaçırmak
| hijacking gasp uçak kaçırma |
| hint çıtlatma çıtlatmak dokundurma dokundurmak fikir hissettirmek tavsiye üstü kapalı söylemek üstü kapalı söz ima ipucu işaret iz
| hint at ima etmek
| historical önemli tarihe geçmiş tarihsel tarihi |
| history geçmiş gelişim aşmaları kayıtlar tarih
| hold alıkoymak almak ambar barındırmak çekmek dayanmak devam etmek durdurma durmak el koymak etki geçerli olmak gemi ambarı gözaltına almak kaldırmak karara bağlamak kavramak muhafaza etmek nüfuz sadık kalmak tıkamak tutma tutmak tutunacak yer tutunma
| holy kutsal yer kutsal mübarek tanrısal tanrı'ya ait tapılası |
| home aile ocağı bakımevi ev evde yapılan evde evdeki eve ait eve hedef (bomba) hedefe ait hedefe hedeflemek kale sinyâllere göre yönelmek tam yerine ülkesinde vatan vatana ait yurda dönmek (kuş) yurda yurt yuva yuvasına dönmek
| homeland anayurt memleket vatan
| hostage rehin rehine teminât |
| hour saat vakit zaman
| house barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt
| how nasıl ne durumda ne nereden yapma yöntemi yöntem |
| however her halükârda her nasılsa nasıl olursa olsun
| ideology ideoloji
| if belirsizlik şart şüphe |
| imminent yakın
| impending olmak üzere
| important ciddi kendini beğenmiş kibirli mühim nüfuzlu okkalı önemli saygın sözü geçer |
| in -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde
| in addition bir de
| in addition to ayrıca ilaveten |
| in order ahenkli düzenli sıralı
| include dahil etmek kapsamak katmak içermek içine almak
| including dahil kapsayan içeren |
| independent bağımsız hür kendi geçimini sağlayan özgür serbest
| indicate belirtmek bildirmek çıtlatmak gerektirmek göstermek işaret etmek
| infidel gâvur kâfir imansız kimse imansız |
| inform bildirmek bilgi vermek haber vermek haberdar etmek ihbar etmek
| informed aydın bilgi alan bilgili haberdar haberi olan
| injure sakatlamak yaralamak incitmek zarar vermek zedelemek |
| injured dargın kırgın yaralı inciniş zarar görmüş
| innocent aptal günahsız masum saf saftrik suçsuz zararsız kimse zararsız
| inspection denetleme kontrol muayene teftiş yoklama |
| installation atama kurma montaj tesisat üs yerleştirme
| intelligence akıl akıllı kimse akıllılık anlama anlayış beyin bilgi haber alma kafa idrak zekâ zekilik
| intent amaç dalmış dikkatli gaye hevesli kararlı maksat meşgul niyet niyetli istekli |
| intercept alıkoymak durdurmak engel olmak önlemek sınırları çizilen kısım (geometri) tutmak yakalamak yolunu kesmek
| interest alâka çıkar dikkatini çekmek etki faiz görüş hisse merak nüfuz önem ortak olmak pay ikna etmek ilgi çeken şey ilgi ilgilendirmek ilgisini çekmek istek uyandırmak
| intermittent aralıklı kesik kesik |
| international uluslararası
| interview görüşme görüşmek röportaj
| into -e haline içeriye içine |
| introduce başlamak getirmek göstermek öğretmek ortaya koymak sunmak takdim etmek tanıştırmak tanıtmak içeri sokmak
| introduction başlangıç getirme giriş önsöz takdim tanıştırma tanıtım tanıtma
| invade akın etmek ele geçirmek saldırmak içini kaplamak ihlal etmek istila etmek |
| invasion akın nöbet saldırı tecâvüz ihlal istila
| investigation araştırma gözlem soruşturma teftiş inceleme
| investigator araştırmacı dedektif müfettiş |
| involve bulaştırmak gerektirmek kapsamak karıştırmak sarmak sokmak yol açmak
| involved bulaşmış dalmış kapsayan karışık karışmış ilgili ilişkili
| issue akıntı akmak basım bildirmek çıkarma çıkarmak çıkış çıkmak çocuklar dağıtmak konu mesele nesil piyasaya çıkarmak piyasaya sürme sayı son sonuç sonuçlanmak sorun yayınlama yayınlamak yayınlanmak ihraç etmek ihraç iltihap irin |
| it cazibe çekicilik cinsel ilişki önemli kimse şahsiyet ilişki
| january ocak
| japanese japon |
| jet fıskıye fışkırma fışkırtmak jet uçağı jet kapkara karakehribar oltu taşı simsiyah
| jihad cihat
| jimmy levye ile açmak levye |
| jordanian ürdün ürdünlü
| just adil az kalsın az önce berrak doğru dürüst haklı henüz kıl payı makul mantıklı net sade sadece tam anlamıyla tam tek kelimeyle şimdi yalnız yalnızca yerinde insaflı yine de iyi
| keep alıkoymak bakım bakmak bulundurmak devam ettirmek durmak geçim gözkulak olmak kale kalmak korumak kutlamak sağlamak sürdürmek temelli almak tutmak uymak iç kale işletmek yiyecek |
| khan han kaan
| kill av avlamak cinayet işlemek dindirmek gebertmek katletmek kesmek mahvetmek öldürme öldürmek ortadan kaldırmak söndürmek tahrip etme yalanlamak
| killing av cinayet hayvan kesme öldürme öldürücü ölüm |
| kingdom alem krallık kraliyet
| know ayırt etmek başından geçmek bilmek farketmek tanımak tatmak ilişkisi olmak
| laden dolu yüklü |
| language dil lisan
| large büyük geniş iri
| large-scale büyük |
| late eski geç kalan geç geçen gecikmiş son zamanlarda olan son
| later sonra
| launch atmak başlamak başlatmak çıkmak denize indirmek fırlatmak girişmek piyasaya sürmek savaş gemisi filikası |
| launching ateşleme başlama fırlatma yayınlama
| law dava hukuk kanun kural yasa ilke
| lawn çim çimen çimenlik |
| lead açmak (kartlarını) başı olmak başında olmak etkilemek götürmek kablo kılavuz kurşun kurşundan yapılmış öncülük etmek öncülük önde gitmek önde olma önderlik etmek önderlik örnek rehberlik sürdürmek sürmek ilk oynama hakkı (iskambil) yol göstermek yönetmek yönlendirmek iskandil
| leader baş başmakale lider önayak önder
| least asgari en az derece en az en küçük en ufak |
| leave ayrılmak bırakmak caymak kalkmak kalmak müsaade ruhsat terk etmek terketmek unutmak (eşya) vazgeçmek veda yola çıkmak izin
| lebanon lübnan
| less daha az şey daha az daha küçük eksi eksik miktar eksik içermeyen |
| liberal bol cömert genel hür liberal görüşlü kimse liberal oldukça büyük özgür düşünceli serbest fikirli serbest
| likely büyük ihtimalle mantıklı muhtemel muhtemelen mümkün olası inandırıcı
| liner astar yolcu gemisi |
| link bağ bağlamak bağlantı kurmak bağlantı birleşmek eklem eklemek halka kol düğmesi ulamak
| links golf sahası
| list cetvel geminin yan yatması kaydetmek kumaş kenarı liste listelemek listeye yazmak yana yatmak |
| local bölgesel kısmi lokal sakin şehir içi yerel yerli
| location konum mevki yer belirleme yer yerleştirme
| long arzu etmek büyük epeydir gözlemek hasret kalmak hasret olmak özlemek özlemini çekmek susamak uzun süre uzun vadeli uzun zaman uzun zamandır uzun uzunluk istemek |
| made üretilmiş yapılmış
| mainly başlıca
| maintain bakmak geçindirmek korumak sağlamak sürdürmek |
| major başlıca branş branşı doğrultusunda yoğunlaşmak büyük binbaşı majör önemli reşit kimse yetişkin
| majority çoğunluk ekseriyet reşitlik
| make biçim elde etmek etmek sağlamak varmak verim yapı yapılış şekli yapmak yaptırmak ilişki kurmak |
| make up barışmak makyaj yapmak telâfi etmek toparlamak uydurmak uyduruvermek
| man adam atamak adam er erkek uşak insan işçi
| manufacture üretmek üretim uydurmak yapım imal etmek imal |
| many bir çoğu bir hayli bir yığın çok
| march hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak
| marine deniz denizcilik |
| match benzemek benzer birleştirmek denk eş eşlemek evlendirmek evlenme karşılaşma karşılaştırmak kibrit maç rakip uygun olmak uymak yarışma
| may akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak
| mecca mekke |
| medicine büyü doktorluk tıp ilaç vermek ilaç
| meet başına gelmek bulmak buluşmak görüşme yapmak görüşmek karşılamak karşılaşma karşılaşmak kavuşmak münasip rastlamak tanışmak toplanmak uğramak uygun yarışma yerine getirmek
| meeting buluşma birleşme görüşme karşılama karşılaşma miting oturum toplantı |
| member organ üye uzuv
| memorial abide anıt anma töreni bildiri hatırlatıcı önerge
| mention anma anmak bahsetmek dile getirmek söyleme söz etmek ima etmek ima |
| mentioned adı geçen
| message mesaj
| middle orta kısım orta yer orta ortadaki |
| might -abilmek -ebilmek güç kuvvet mümkün olmak olası olmak zor
| militant atak azimli kavgacı militan saldırgan tip saldırgan
| military askeri |
| millennium bin yıllık dönem
| minority azınlık azlık
| miscellaneous çeşitli karışık |
| misinformation yanlış bilgi
| missile atılan şey füze mermi
| mission amaç elçilik görev heyet misyon vazife ideal iş |
| moment an nüfuz önem
| monarchy monarşi
| month ay |
| morale manevi güç maneviyat moral
| more çok daha çok daha fazla şey fazlalık
| moslem müslüman |
| most en çok en fazla miktar en fazla en fazlası en
| movement akım hareket manevra işleme
| muslim müslüman |
| must gereklilik kızgın fil kızgınlık kızmış (fil) küf kokusu küflülük -meli şart şıra
| nation millet ulus
| national ulusal vatandaş yurttaş |
| nationalization devletleştirme ulusallaştırma
| nature alem doğa dünya huy mizaç tabiat yapı
| navy donanma |
| near bitişik cimri eli sıkı samimi yakın yakında yaklaşık olarak yaklaşmak
| need gerek gereksinim lüzum muhtaç olmak ihtiyaç ihtiyacı olmak yoksulluk
| needed lazım |
| needs ihtiyaçlar ister istemez
| negotiate aşmak başarmak ciro etmek geçmek görüşmek kırdırmak paraya çevirmek tartışmak
| new acemi keşfedilmemiş modern taze yeni |
| newspaper gazete
| next bir dahaki bir sonra bir sonraki bitişik daha sonra en yakın ertesi neredeyse sonraki yanına yanında yanısıra
| ninety doksan |
| nitroglycerin nitrogliserin
| no aleyhte oy artık değil değil gereksiz hayır hiç hiçbir numara red ret yasak yok
| north kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru |
| northern kuzey
| not değil
| notify bildirmek haber vermek ihtar etmek |
| nuclear atom çekirdeksel nükleer başlıklı füze
| number adet hesaplamak katılmak katmak müzik parçası miktar numara numaralamak rakam sayı saymak sayı saymak tip içermek
| numerous bir hayli çok sayıda çok sayısız |
| occur akla gelmek cereyan etmek çıkmak görülmek meydana gelmek olmak oluşmak ortaya çıkmak
| of -den -ın -li -nin
| off baş başlangıç bozuk çıkarılmış çıkmış -dan -den devre dışı dışında geçersiz haricinde kapalı kesik kopuk kötü olası öldürmek öteki sağdaki sapa tamamen ters uzağa uzak uzakta yorgun izinli |
| official devlet memur resmi
| oil gaz petrol sıvı yağ yağ çekmek yağ yağcılık yapma yağcılık yapmak yağlamak yağlıboya
| oil tanker tanker |
| on beri çakırkeyif çalışmakta civarında -de devam etmekte olan devrede durmadan -e doğru giymiş olarak hazır olmakta olan sahnede sürekli olarak üstünde (giysi) üstünde üzerinde yanık ile yönünde
| once bir defa bir kere bir zamanlar
| only ağırbaşlı ancak bir tek biricik sade sadece sırf tek yalnız |
| operation ameliyat çalıştırma cerrahi müdahale etkinlik hüküm kullanma operasyon tatbikat iş işlem işletme işleyiş yürürlük
| opportunist fırsatçı
| opposition başkaldırma düşmanlık karşı koyma karşıtlık muhalefet rekabet zıtlık |
| or altın sarısı
| order asayiş basamak buyruk buyurmak çalışır durum düzen düzenlemek dizi emretmek emir vermek emir hane ısmarlamak mezhep nişan ödeme emri rütbe sınıf sıra sıraya koymak söylemek sipariş vermek sipariş tabaka tarikat tavsiye etmek (doktor) tertip usul yöntem
| ordered düzenli düzgün ısmarlama |
| organizer düzenleyen kimse düzenleyici organizatör
| originally aslen aslında
| originate çıkmak esinlenmek kaynaklanmak meydana gelmek neden olmak örnek alınmak yaratmak icat etmek |
| other başka biçimde başka türlü başka bundan başka geçen öbür öteki sonraki
| others eller
| our bizim |
| outrage çiğnemek hakaret etmek hakaret kırmak kötü davranmak rezalet tecâvüz etmek tecâvüz yasa dışı hareket zedelemek (onur vb.) zorbalık zorlamak
| outsider aykırı tip dışarıdaki görgüsüz kimse yabancı ilgisi olmayan kimse
| over adamakıllı altını üstüne aracılığı ile aşırı aşkın başkasına baştan sona boyunca bitmiş çok fazla çok daha fazla gereğinden fazla her yerinden her yerine kalan karşıya öbür tarafa öte ötede öteye tekrar tepesinde tersine üstün üstünde üstüne üzerinde üzerinden üzerine yüksek yine iyice |
| overthrow çökertmek devirmek düşürme düşürmek hükümeti devirme yıkmak
| overview genel bakış
| pack ambalaj ambalajlamak bavul hazırlamak bohça defetmek defolup gitmek deste (iskambil) eşyalarını toplamak kütle paket paketlemek sargı sarmak sırt çantası sürü tıka basa doldurmak toparlanmak toplamak vurmak yığın yığmak istiflemek |
| pakistan pakistan
| part ayırmak ayrılmak ayrım bölüm elden çıkarmak fragman görev katkı kesim kısım kısmi kopmak parça pay rol semt taraf tarakla ayırmak yedek parça
| partly kısmen |
| passenger gezgin yolcu işten kaytaran kimse
| patrol devriye gezme devriye gezmek devriye
| peace barış huzur rahat sessizlik sükunet sulh |
| pentagon beşgen pentagon
| people aile fertleri eller halk herkes millet ulus insan yerleştirmek insanlar
| peril tehlike tehlikeye atmak |
| perpetrator fail
| persecution eziyet işkence zulüm
| pharmaceutical eczacılığa ait |
| pick ayıklamak çapalamak çekiştirmek delmek didiklemek gagası ile toplamak hasat karıştırmak (burun) kazma kazmak kemirmek koparmak küçük küçük yemek kürdan seçenek seçme seçmek seçip almak sivri birşeyle açmak (kilit vb.) toplamak toplanan ürün miktarı yankesicilik yapmak yolmak
| pick up kaldırmak kavramak kazmak toparlamak toparlanmak toplamak tutuklamak iyileşmek
| picked seçkin seçme seçilmiş |
| pilot deneme deney kılavuz kontrol kullanmak öncü pilot pilotluk yapmak rehber uçak kullanmak yedek yol göstermek
| place basamak ev görevlendirmek hane ısmarlamak koymak mahal mekân mevki oturtmak sıra sorumluluk statü vermek (sipariş) yatırım yapmak yatırmak (para) yazdırmak (tel.) yer yerleştirmek yerleşim yeri yerini belirlemek iş
| plan niyet plan yapmak plan planlamak proje tasarı tasarlamak taslak |
| plane çınar dümdüz düz düzeltmek düzey düzlem düzlemek kanat (uçak) planya rende ile düzeltmek rende rendelemek seviye süzülmek uçak uçmak (motorsuz) yassı yüzey
| planning düzene sokma planlama tasarım
| plant ağaç olmak ağaçlandırmak adam koymak aşılamak (fikir) bırakmak bitki çarpmak demirbaş dolandırıcılık dikme dikmek (bitki) dikmek ekmek fabrika gizlemek hile kök salmak koymak kurmak malzemeler saklamak tesis vurmak yapıştırmak yeşillendirmek ihbarcı indirmek işletme yüklemek yutturmak |
| plot arazi parçası arsa entrika fesat grafiğini çizmek hedef noktası komplo kroki üzerinde göstermek kumpas kurmak kumpas olaylar dizisi parsel parsellemek plân üzerinde işaretlemek plan radarda görünen nokta suikâst tema yerini belirlemek
| point amaç an ana fikir anlam bitirmek çevirmek çıkmak (çıban vb) doğrultmak etki göstermek husus konu mesele neden nokta noktalamak oyma kalemi özellik puan sayı sivri uç sivrilmek sivriltmek uç vermek uç vurgu incelik işaret etmek
| policy hareket tarzı önlem poliçe politika siyaset tedbir |
| political hükümet politik siyasal siyasi
| poppy afyon gelincik haşhaş
| popular halk halka özgü popüler sevilen tutulan |
| population nüfus
| possible akla uygun makul mümkün olabilir olanaklı olası rekor (spor)
| power çalıştırmak derman enerji güç sağlamak güç kuvvet otorite üs (mat.) yetenek yetki iktidar |
| precaution önlem tedbir ihtiyat
| precede önce davranmak önce gelmek önce olmak önünde gitmek üstün olmak
| preceding önceki |
| predict kehanette bulunmak önceden haber vermek
| preparation akort yapma giriş müziği hazırlama hazırlanan ilâç hazırlanma hazırlık yapma hazırlık
| prepare düzmek hazırlamak |
| presence hazır bulunma huzur ön tavır varlık varoluş yapı
| president başkan cumhurbaşkanı devlet başkanı genel müdür
| presidential başkanlığa ait başkanlık |
| price bedel değer eder fiyat fiyatını belirlemek fiyatlandırmak paha biçmek paha
| primer ağızotu alfabe astar boya ateşleme fitili dua kitabı el kitabı falya barutu kapsül püskürtme düzeni ilk okuma kitabı
| prior dini kuruluş yetkilisi eski kıdemli manastır başrahibi önce önceki öncelikli sabık |
| priority kıdem öncelik rüçhan hakkı
| prison cezaevi delik hapsetme hapis hapishane kodes
| process aşama çıkıntı dava açmak dava gidiş özel işlem uygulamak süreç usul yönlendirmek yöntem işlem işleme tabi tutmak işlemek |
| production eser üretme üretim yapım yapıt imal
| protect gözetmek himaye etmek kayırmak korumak muhafaza etmek savunmak
| protection haraç himaye koruma korunma muhafaza önlem tedbir |
| protest karşı çıkmak protesto çekmek protesto etmek protesto reddetmek iddia etmek ihtarname itiraz etmek itiraz
| provide karşılamak koşul koymak önlem almak sağlamak temin etmek şart koşmak ihtiyacını karşılamak
| public aleni amme bar (brit.) devlete ait genel halk halka açık kamu seyirci ulusal umumi |
| publication duyuru neşriyat yayın yayınlama ilan
| publish basmak çıkarmak duyurmak kamuoyuna açıklamak yayınlamak yaymak ilan etmek ileri sürmek
| punish azarlamak ceza vermek cezalandırmak dayak atmak dövmek hırpalamak silip süpürmek yalayıp yutmak |
| quadrennial dört sene süren dört yıl süren olay dört yıllık
| radical ana nota esas kök halinde olan kök işareti kök köke ait olan köken köklü köksel kökten köktenci radikal
| rallying toplama toplanma |
| re-establish yeniden kurmak
| rebel asi ayaklanmak başkaldırmak isyan etmek isyancı
| rebellion ayaklanma başkaldırma isyan |
| receive ağırlamak almak başına gelmek çekmek (yayın) ev sahipliği yapmak kabul etmek kaldırmak karşılamak (haber vb.) parasını almak teslim almak uğramak
| received geçer geçerli kabul edilmiş teslim alınmış
| recent son yeni |
| recognize ayırt etmek farketmek farkına varmak kabul etmek onaylamak takdir etmek tanımak itiraf etmek
| recovery düzelme geri kazanma kurtarma kurtulma tazmin iyileşme
| reduce alçaltmak ayırmak azalma azaltmak bölmek dönüştürmek düşürmek eksiltmek ergitmek eritmek (metal) haline getirmek kırmak (fiyat) kısaltmak kısmak küçültmek mecbur etmek özetlemek sadeleştirmek sarsmak yerine oturtmak (kırık vb.) inceltmek (boya) indirgemek indirmek zayıflamak zayıflatmak zorunda bırakmak |
| reducing zayıflama
| reference ait olma bakma başvurma belge bonservis bilirkişi raporu gönderme havale kastetme kaynakçayı işaretlemek (kitap) örnek referans veren kişi referans yararlanılan kaynak ilgi ilişki ima
| regard anlamlı bakış ait olmak bakım bakış bakmak beğeni çok beğenmek dikkat dikkate almak göz önüne almak hesaba katmak nazar önem vermek önem saygı duymak saygı saymak takdir etmek takdir ilgi ilgili olmak ilişki itibar |
| regard as kabul etmek olarak görmek saymak
| regarding dair gelince hakkında konusunda ilişkin
| regime düzen diyet rejim sistem yönetim şekli |
| region alan bölge çevre nahiye iklim yöre
| regular değişmez devamlı müşteri devamlı dürüst düzenli düzgün gedikli güvenilir her zamanki kadrolu keşiş kurallı mazbut meslekten olan asker meslekten müdavim muntazam muvazzaf asker normal olağan sıradan inişleri ve çıkışları olmayan
| related akraba bağlı ilgili ilişkili ilişkin |
| relation akrabalık alâka anlatma bağ bağıntı bağlantı nispet oran söyleme ilgi ilişki ilişik
| relations aile
| release affetmek azat bırakma bırakmak davadan vazgeçme deklanşör devir feragat etmek feragat gevşetmek gösterime sokmak koyvermek kurtuluş muaf tutma muaf tutmak muafiyet salıverme salıvermek salmak serbest bırakma serbest bırakmak serbest kalma yay yayın izni vermek yayın izni ipoteğini çözmek |
| religious din dindar dinsel dini diyanet sofu tarikata ait inançlı
| remain artmak aynen kalmak durmak geriye kalmak kalmak sürdürmek
| remaining artan kalan |
| remains artıklar ceset kalıntısı kalanlar kalıntılar kalıtlar ölünün kemikleri yemek artıkları
| removal görevden alınma giderme halletme nakil ortadan kaldırma taşıma uzaklaştırma yer değiştirme
| remove başka yere götürmek çıkarmak derece elini çekmek görevden almak götürmek gidermek kademe kaldırmak mesafe nakletmek ortadan kaldırmak sonra gelen yemek (brit.) taşımak taşınma taşınmak uzaklaşma uzaklaştırma uzaklaştırmak uzaklık yerinden etmek |
| renew bakım yapmak tazelemek tekrarlamak uzatmak yenilemek yinelemek
| repeatedly aralıksız olarak defalarca durmadan tekrar tekrar
| replace değiştirmek geri ödemek vekâlet etmek yenisiyle değiştirmek yerine bakmak yerine geçmek yerine koymak yerini almak yerini tutmak |
| report anlatmak bildirmek bildiri bilgi dedikodu görünmek haber hazır bulunmak karne patlama sesi rapor etmek rapor söylemek söylenti sunmak (yasa vb.) şöhret tutanak ün ihbar etmek
| representative acenta kişileştiren mümessil milletvekili örnek sembolik temsil eden temsilci temsilen tipik vekil
| republic cumhuriyet |
| rescue hacizden kurtarmak hayat kurtarma kurtarma kurtarmak muaf tutmak yardım imdadına yetişmek imdat
| research arama çalışmaları arama araştırma yapmak araştırma araştırmak etüt inceleme incelemek
| resistance dayanıklılık dayanma gücü dayanma direnç direnme karşı çıkma karşı gelme karşı koyma metanet mukavemet rezistans tahammül |
| resolution ayırma ayrışma azim çözülüm (müz.) çözüm çözünme karar kararlılık niyet önerge teklif iltihabın iyileşmesi
| respond cevap vermek cevap yazmak etkilenmek karşılık vermek yanıtlamak
| response cevap etkilenme karşılık ses verme (motor) tepki yanıt yansıma |
| responsibility güvenilirlik mesuliyet ödeme gücü sağlamlık sorumluluk yükümlülük
| rest artık bakiye çıkarmak dayamak dayanak dayanmak destek durak durmak dikmek (bakış) dinlendirmek dinlenme yeri dinlenme dinlenmek ebedi istirahatte olmak es geri gerisi gömülü olmak hareketsizlik kalan kalıntı koymak mezar mola vermek misafirhane olmaya devam etmek ölüm rahat uyku uyumak uzanmak yaslanmak yatmak istirahat etmek
| restore eski haline getirmek geri vermek görevine iade etmek kavuşturmak onarmak restore etmek iade etmek yenileştirmek |
| result akıbet netice semere son sonuç sonucu olmak ürün
| retaliation misilleme öç
| review araştırma bir bakışta kavramak denetim yapmak denetim dergi detayları ile görmek eleştirmek eleştiri yazısı eleştiri geçmişi anmak geçmişi düşünmek geçit töreni gözden geçirmek kritik revü revizyon teftiş etmek teftiş tekrar (ders) tekrar etmek (ders) yeniden gözatmak yeniden inceleme yeniden incelemek |
| revoke geri almak yerdeki kâğıttan oynamamak iptal etmek yürürlükten kaldırmak
| right çeki düzen vermek derleyip toplamak doğru doğrudan doğruya doğrultmak doğruluk dosdoğru dürüst düz düzeltmek düzen düzenli düzgün dik (açı) dik açılı dik konuma getirmek en uygun gayet gerçek hak haklı çıkarmak haklı sağ sağa sağda sağdan sağlıklı tam olarak tam telâfi etmek yolunda
| rival çekişmek rakip rekabet etmek |
| rogue çapkın dolandırıcı düzenbaz kerata köftehor muzip serseri yaramaz ipsiz sapsız tip
| root altında yatan neden araştırmak burnu ile eşelemek çakmak deşmek esas neden eşelemek kaynak kök salmak kök köken kökleşmek kökleştirmek temel yerleşmek
| rule cetvel cetvelle çizmek çizgi çekmek çizmek düzeyinde olmak egemenlik emretmek geçerli olmak gönye hükmetmek hüküm vermek hüküm kanun karara varmak kural mahkeme kararı metre norm prensip saltanat sürmek sözü geçmek standart talimat tüzük idare etmek idare yönetmek yönetmelik |
| rumor dedikodu rivayet söylenti yaymak
| run aday göstermek aday olmak adaylığını koymak akış akmak balık sürüsü çalıştırmak çarpmak çay çoğunluk çorap kaçığı dere devam süresi erimek geçerli olmak geçmek geçip gitmek gezinti göstermek (film) gösterim gidip gelmek (arasında) gitmek (gemi) kaçak kaçakçılığını yapmak kaçamak kaçık kaçmak koşarak geçmek koşma koşmak koşturmak koşu kullanmak kümes bahçesi maden damarı otlak otlatmak oynatmak rağbet sefer seyir sızmak süre sürmek sürü halinde gitmek sürü tabanları yağlamak talep taşımak uzanmak verim yarış yarışa katılmak yarışmak yayınlamak yönetmek işlemek işletmek yürürlükte olmak
| russian rus |
| safety emniyet güvenlik koruyucu selamet
| said adı geçen denilen
| sailor denizci gemici |
| salaam selam vermek selam selamlamak
| sanction müeyyide müsaade onay onaylamak uygun görmek yaptırım izin vermek izin
| say bildirmek demek etmek (dua) farzetmek laf okumak (dua) son söz söylemek söz tekrarlamak varsaymak |
| scrutinize dikkatle incelemek ince eleyip sık dokumak iyice incelemek
| seaman denizci er denizci gemici
| secular dünyasal dünyevi dinsel olmayan laik sürekli sivil yüzyılda bir olan yüzyıllardır süregelen yüzyıllık |
| security depozito emniyet güvence güvenlik önlemleri güvenlik kefalet rehin selamet teminât ipotek
| see anlamak bakmak farketmek görmek görüp geçirmek görüşmek göz önüne almak papalık seyretmek sezmek uğurlamak yolcu etmek
| seize almak anlamak benimsemek el koymak ele geçirmek ganimet almak gaspetmek havada kapmak kabullenmek kaçırmamak kapmak kavramak takılmak (makine) tutmak tutuklamak tutukluk yapmak yakalamak yapışmak zaptetmek |
| senate senato
| senator senatör
| send atmak coşturmak etmek fırlatmak göndermek sevk etmek sevketmek sokmak (duruma) yollamak |
| sending gönderme sevk
| sentence ceza vermek cümle hüküm giydirmek hüküm vermek hüküm karar mahkeme kararı mahkum etmek özdeyiş söz tümce vecize yargı
| separate ayırma işareti ayırmak ayırt etmek ayrı yaşamak ayrı ayrık ayrılmak ayrışmak ayrıştırmak bölmek bireysel çıkmak dağılmak ferdi kaymağını almak kopmak müstakil |
| seriously ağır şekilde ağır cidden ciddi olarak
| service askerlik ayin bakımını yapmak bildiri destek birliği dinsel tören dini tören faaliyet fayda görev hizmet vermek hizmet hizmetçilik kulluk memuriyet müşteriye bakmak servis atışı servis takımı servis tamir etmek tamirhane tebliğ uşaklık yardım etmek ibadet işleme
| services servis takımı |
| set alıcı alışılmış avın yerini göstermek ayarlamak azimli basmakalıp batış batma batmak (güneş) batmak belirlemek belirlenmiş belirli çizmek değişmez durum düzenlemek dikmek dizmek dizi eğilim ekmek esmek fidan fide geleneksel gelmek grup gidiş yönü gidişat hal hazırlamak kakma işi yapmak (taş) kararlaştırmak kararlı kasılmak katılaşmak kesilmek (süt) koymak kuluçkaya yatırmak kurmak kurulmuş meyve vermek olgunlaşmak oturmak oturtmak pekişmek pıhtılaşmak riske atmak sabit sahne saldırtmak seri set süslemek takım takmak tehlikeye atmak şekil vermek topluluk üzerine salmak vaziyet yapmacık yapmak yaptırmak yazmak içten olmayan yemek takımı yerleşmek yerleştirmek inatçı yuva (porsuk vb.) zümre
| seventy yetmiş yetmişlik
| several birbirinden farklı birkaç birtakım değişik farklı |
| shah şah
| sheik şeyh
| shoot ateş etme ateş etmek aşı yapmak atış yapmak atış atma atmak av avlak avlamak avlanmak budak çekmek (fot.) çekmek çekim yapmak çekim fırlamak fırlatmak fışkın fotoğraf çekme füze fırlatma filiz filizlenmek hızla geçmek mesafe öldürmek perdahlamak (kereste) sancımak sürgün vermek sürgün şut çekmek şiddetli akıntı vurma vurmak vuruş iğne yapmak yuvarlanmak (varil vb.) zonklamak |
| shoot down boşa çıkarmak
| shooting atıcılık atış av sahası av avcılık çekim film çekme filizlenen filizlenme sızlama sızlayan zonklama zonklayan
| should -malıydı -meli -meliydi |
| show açıklamak başarı belli etmek belli olmak belirtmek delâlet etmek dışa vurmak fırsat görünmek göstermek gösteri gösterimde olmak gösteriş girişim kanıtlamak kendini göstermek meydana çıkarmak öğretmek renk vermek revü sahnelemek sergi sergilemek sonuç sükse teşhir şans şov ibraz etmek iş
| side böğür bölüm çalım hava kenar kıyı takım (brit.) taraf tutmak taraf taraftar yan yandaki yanındaki ikinci derecede ikincil
| sink alçalmak alçaltmak azalmak azaltmak basmak batak bataklık batırmak batmak çökmek çukur dalmak durumu bozulmak düşmek düşürmek fakirleşmek fenalaşmak feragat etmek gömmek gömülmek hafiflemek kafasına girmek kazmak kırılmak kötüleşmek lağım çukuru lavabo mahvetmek musluk taşı örtbas etmek pislik çukuru saplanmak unutulmak vazgeçmek yatırmak (sermaye) yerleştirmek inmek işlemek |
| site açmak konum mekân mevki oturtmak sahne yer yerleştirmek yerleşim yeri
| sky bölge gök gökyüzü hava sahası hava havaya atmak sema iklim yükseğe atmak
| slip aksilik aşı kalemi (bitk.) atlatmak ayağı kaymak çıta çözülmek evlat gaf geçirmek gemi kızağı gerilemek gizlice vermek hata yapmak hata kaçırmak kaçmak kaybetmek kaydırmak kayış kayma kaymak külot salıvermek serbest bırakmak sıyırmak sürçme sürçmek tasma kayışı toprak kayması yanılmak yanlışlık yastık kılıfı |
| slip into girmek sıkıştırmak sokuvermek
| slogan parola reklâm sloganı slogan
| small arka az basit fakir hafif küçücük küçük mütevazi mini minik önemsiz sıradan ufacık ufak tefek ufak zayıf |
| so aynen böyle böylece çok da de demek kadar o kadar öyle öyleki pek sol notası şöyle
| solely bir tek yalnızca
| solvent çözgen çözücü çözümleyen eritken eritici gevşetici ödeyebilir rahatlatıcı |
| some acayip amma aşağı yukarı bazı bir parça bir biraz birtakım çok iyi çok civarında epey kimi ne biçim süper takriben yaklaşık
| source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak
| south güney güneyden esen güneye lodos |
| southern güney güneyli
| soviet sovyet rusya idare meclisi sovyet
| speak haberleşmek konuşma yapmak konuşmak ses çıkarmak söylemek söz söylemek |
| speak of bahsetmek söylemek söz etmek
| specific belli belirli kendine özgü kesin özel ilaç özel özellikli özgül spesifik
| splitting acı aşırı bölme bölünme delice farkı paylaştırma gülmekten öldüren kahkahalara boğan keskin şiddetli yarılma yarma |
| spoke fren düzeni portatif merdiven basamağı tekerleğe çomak sokmak tekerlek parmaklığı
| sponsor arka çıkan kimse arka çıkmak desteklemek finanse etmek hami kefil olmak kefil korumak maddi destek sağlayan kimse para sağlayan kimse parasal destek sağlamak sponsor vaftiz babası
| spread açık açıklık açılmak açmak ara ayırmak aynı konuyu yazan karşılıklı iki sayfa (gazete) bulaşma bulaştırmak dağılma dağılmak dağılmış döşemek ekmeğe sürülen şey genişleme genişlemiş genişlik gergin göz alabildiğine uzanmak kâr oranı örtü sermek sürmek sürülen sürülmek şölen şişmanlık uzanmak uzatma uzatmak yayılım yayılma yayılmak yayılmış yaymak iki yana açmak iyice açılmış ziyafet |
| stark büsbütün ıssız kati kesin sade sert sırf tam tamamen
| start avantaj başlama başlamak başlangıç başlatmak çalışmak (motor) çalıştırmak çıkarmak çıkış desteklemek fırlama fırlamak gevşetmek hareket etmek harekete geçme kalkmak kaynaklanmak korkutup kaçırmak koyulmak kurmak sıçrama start tartışmaya açmak ürkme ürkmek ürkütmek yola çıkma yola çıkmak yöneltmek irkilmek
| starting başlama başlangıç çıkış |
| state açıklamak alem belirlemek belirtmek bildirmek debdebe devlet devlete ait durum evre eyalet görkem hal konum koşul mevki özel resmi saptamak söylemek tek kişilik şart tören ifade etmek
| statement açıklama beyan bilanço bildirme demeç rapor söz ifade
| station atamak durak gar görevlendirmek kanal konum makam merkez mevki rütbe santral tayin etmek terminal üs yer yerleştirmek istasyon |
| stay alıkoyma alıkoymak beklemek bırakmamak dayanma dayanmak destek durdurmak durma durmak engel erteleme ertelemek gergi germek kalma kalmak önlemek oturma oyalanmak sabitlemek ikamet etmek ikamet istralya ziyaret
| staying oturma
| steam buğu buğulama yapmak buğulamak buhar çıkarmak buhar enerji güç öfke istim |
| stop alıkoymak bırakmak bitmek devam etmemek dolgu yapmak durak duraksama durdurmak durma durmak dindirmek engel kalmak kapamak kesmek kesilmek mercek perdesi (foto) mola yeri nokta noktalama işareti noktalamak savmak son vermek stop etme stop ettirmek tıkamak ünsüz ses istasyon
| strategic stratejik şartlara uygun
| strategy savaş bilimi strateji taktik |
| strict harfi harfine hoşgörüsüz katı müsamahasız mutlâk otoriter sert sıkı tam
| strike basmak (çalgı, para) beklenmedik başarı bulmak çakmak çalma çalmak (saat) çarpmak çıkarmak etki bırakmak gelip çatmak gözüne ilişmek grev yapmak grev gibi gelmek hava saldırısı hesap bakiyesini tespit etmek kök salmak maden bulma petrol bulma takınmak vurgun vurma vurmak vuruş yer etmek indirmek yolunu tutmak isabet etmek işlemek izlenim bırakmak
| strip açmak bant boşaltmak çıkarmak çubuk dilim forma kazımak örtüsünü kaldırmak pist soymak soyunma soyunmak striptiz sütünü iyice sağmak tahliye etmek şerit üstünü çıkarmak uzun ve dar parça |
| struck grevde
| stuff doldurmak eşya hammadde hamur kâğıt hamuru kereste kumaş madde öz saçma saçmalık sürmek şey tıka basa yemek tıkamak tıkınmak tıkıştırmak tıkmak uyuşturucu içini doldurmak yünlü kumaş (brit.) zırva
| stuffed doldurulmuş |
| subject bağımlı bağlı boyun eğdirmek branş çeken çektirmek denek ders etmek fail husus kadavra karşı karşıya olan kobay konu olan şey konu maruz bırakmak maruz mecbur etmek mevzu özne sebep söz konusu tabi tema uyruk vatandaş
| submission alçakgönüllülük arz boyun eğme sunuş teslim olma tevazu ibraz iddia itaat
| successive peş peşe üst üste olan |
| such böyle böylesine bu gibi bu tür çok o kadar öyle öylesine
| sudan sudan
| sudanese sudan sudanlı |
| suicide intihar intiharla ilgili
| summer gençlik çağı hayatın baharı kapı üstü kirişi refah dönemi taban kirişi yaz yazı geçirmek yazla ilgili
| summit doruk tepe nokta zirve |
| sunday pazar
| supply arz başkasının yerine bakan besleme bütçe elastik olarak erzak esnek olarak gidermek karşılama karşılamak karşılayan levazım mevcut miktar ödenek sağlama sağlamak sağlayan sunu tedarik eden tedarik etmek tedarik temin etmek uysalca vekil verme yerine geçen kimse yerini doldurmak ihtiyacı karşılamak ikmal
| support altlık arka çıkma arka bakmak cesaret vermek dayamak dayanak destek olmak destek dest |