2002 : January - February - March - April - May - June - July - August - September - October - November - December - →
A timeline of events in the news for December, 2002.
| Abed yatakta
| Administration bakanlar kurulu ettirme uygulama idare idarecilik yerine getirme yönetim
| Afghan afgan afganlı |
| African afrika ile ilgili afrika afrikalı zenci
| After ardından arkasından daha sonra -den sonra göre peşinden sonra gelen sonra sonraki izleyen
| Agency acenta ajans aracılık vasıta |
| Akin akraba benzeyen yakın
| American amerikalı amerikan
| Another ayrı başka farklı öbür |
| Article bent eşya fıkra (huk.) makale nesne sözleşmeyle bağlamak şey yazı
| Association akla getirme arkadaşlık birleşme çağrıştırma dernek ortaklık işbirliği iştirak
| At asker (brit.) -da -de -e -ya -ye |
| Attorney avukat dava vekili vekil
| August ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer
| Authority bilirkişi hak hüküm nüfuz otorite uzman yetki belgesi yetki itibar |
| Bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş
| Basic ana basit bazal esas temel
| Best alt etmek birinci sınıf en çok en iyi şekilde en iyi en geçmek yenmek |
| Between arada arasına arasında araya ortada ortasında
| Bill afiş afişe etmek balta (eski) banknot beyanname burun fatura çıkarmak fatura etmek fatura gaga hesap kâğıt para poster senet sevişmek tahvil tasarı tiyatro programı uzantı ilan etmek
| Board borda binmek daire heyet kara tahta komisyon kurul meclis mukavva pano sofra sörf tahta döşemek tahta kaplamak tahta ilan tahtası yiyecek sağlamak (parayla) yiyecek içecek |
| Board of Directors yönetim kurulu
| Bowl bovling oynamak çanak çevirmek (çember) kadeh kâse leğen stadyum (amer.) tas top (bowling vb.) yolunda gitmek yuvarlamak yuvarlanmak
| British britanya ile ilgili |
| Brown kahverengi karamak kızarmak
| Bush burç (mekan.) çalı çalılık arazi çalıya benzer şey gür saç
| Cardinal ana asıl başlıca kardinal önemli |
| Center çevresini dönüp dolaşmak göbek ılımlı kimse ılımlı politik görüş kemer inşaat desteği konsantre olmak merkez merkezde toplamak merkezde toplanmak odak orta alan oyuncusu orta alan orta ortalamak ortaya gelmek ortaya yerleştirmek punta santra sente yoğunlaşmak
| Central asıl baş esas merkezde olan merkezi önde gelen orta santral (amer.)
| Chairman başkan reis tekerlekli sandalye sürücüsü |
| Chapter bahis bölüm dini meclis toplantısı kısım
| China çini porselen kap porselen
| Circuit çember çevrim daire çevresi devre (elektrik) devre devretmek dolambaçlı yol dolaşıp aynı noktaya gelen yol dolaşma dolaşmak etrafında dönmek gezici dava vekili gezici hakim lig tur turneye çıkmak |
| Coalition birleşme koalisyon
| Coast deniz kenarı deniz kıyısı kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak kıyı kızak için uygun yokuş kızakla yokuştan kaymak sahil boyunca gitmek sahil yokuş aşağı salıvermek
| College akademi dernek enstitü fakülte heyet kolej kurul okul üniversite yüksek okul |
| Colonel albay
| Coming gelecek gelen gelme geliş varış yaklaşma
| Consultation danışma muayene |
| Contents içindekiler
| Cooper fıçı yapmak fıçıcı fıçılamak şarapçı
| Council divan kurul meclis yönetim kurulu |
| Court aranmak avlu celse dar sokak davet etmek hükümdarlık konak kort kur yapmak kur mahkeme oturum oyun alanı saltanat saray halkı saray toplantı yaltaklanmak istemek
| Crude basit ham kaba nezaketsiz yavan ilkel işlenmemiş
| Cup çanak gibi yapmak fincan kavramak kupa |
| Czech çek çekoslovakyalı kimse çekoslovakyalı
| Day dönem gün zaman
| Death ecel ölme ölüm yıkım |
| December aralık
| Defense davalı defans oyuncusu doğrulama koruma sanık savunma silahları savunma
| Democracy demokrasi |
| Director direktör müdür orkestra şefi idareci yönetmen yönetici yönetim kurulu üyesi
| Drug uyuşturmak uyuşturucu madde uyuşturucu vermek uyuşturucu ilaç vermek ilaç ilaçla uyutmak
| During boyunca esnasında iken |
| Early acele başlangıç çabuk erken erkenden eski evvel önce ilk olarak ilk
| Earth dünya kara toprak toprakla örtmek topraklamak yer yeryüzü in
| Eastern doğu |
| European avrupalı avrupa'ya özgü
| Eve akşam arife havva
| Exercise alıştırma alıştırmak çalışma yapmak çalışma çalıştırmak egzersiz yapmak egzersiz göstermek kullanma kullanmnak talim tören uygulama uygulamak yapma idman yerine getirme yorum |
| Expansion büyüme gelişme genleşme genişleme genişlik ilerleme
| Explorer araştırmacı kâşif
| Family aile ailevi aileye ait ev halkı familya soy sülale |
| First baş başlangıç başta gelen başta birinci birincilik önce öncelikle önde gelen ilk kez ilk olarak ilk ilkönce
| Food besin gıda yem yemek yiyecek
| Football futbol topu futbol |
| Foreign dış yabancı
| Former biçimlendirici eski geçen geçmiş gövde (uçak) önceki sabık
| Frank açık sözlü dürüst frenk samimi sözünü esirgemeyen ücretsiz göndermek (mektup) içi dışı bir |
| French fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| Fringe kenarını bastırmak perçem pervaz püskül saçak takmak saçak
| Gasoline benzin gazolin |
| General baş genel general komutan orgeneral tahmini şef umumi yaygın
| Golden altın gibi altın sarısı altın üstün
| Gore boynuzlamak kan pıhtısı peş (kumaş) peş kesmek peş koymak süsmek |
| Government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim
| Governor baba bey eyalet valisi (amer.) müdür (banka, hapishane) patron vali yönetici
| Grid ızgara parmaklık sistem şebeke |
| Gulf anafor boşluk girdap körfez uçurum
| He erkek
| House barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt |
| If belirsizlik şart şüphe
| Illustrated resimli
| In -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde |
| Indian hindistan'a ait hint hintli kızılderili
| Information bildirme bilgi edinme bilgi danışma enformasyon haber malumat iddia istihbarat
| Institute açmak atamak başlatmak enstitü klinik kurmak kurum tayin etmek |
| Insurance sigorta
| Intelligence akıl akıllı kimse akıllılık anlama anlayış beyin bilgi haber alma kafa idrak zekâ zekilik
| Intercontinental kıtalararası |
| Iran iran
| Iraqi ırak ırak'lı
| Israeli israilli |
| It cazibe çekicilik cinsel ilişki önemli kimse şahsiyet ilişki
| Italian italyan
| Jack adam erkek eşek erkek kaldıraç kaldırmak kriko ile kaldırmak kriko mangır para priz sancak (gemi) vale yükseltmek |
| January ocak
| Japanese japon
| John tuvalet |
| Kenyan kenya'lı
| Kicker golcü şikâyetçi
| King dama kral papaz şah |
| Korean kore'li
| Lance mızrak mızraklamak mızraklı süvari zıpkın
| Lancet neşter |
| Latvia letonya
| Law dava hukuk kanun kural yasa ilke
| Lay bahse girmek durum dinmek hal hazırlamak konum koymak kurmak meslekten olmayan mevki sermek sevişme sevişmek sunmak şarkı sözü şarkı yatma yatmak yerleştirmek ileri sürmek yüklemek yumurtlamak |
| Leader baş başmakale lider önayak önder
| Legion birlik kalabalık lejyon
| Magazine cephanelik dergi fişek haznesi şarjör |
| Majority çoğunluk ekseriyet reşitlik
| Man adam atamak adam er erkek uşak insan işçi
| March hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak |
| Marsh batak bataklık
| May akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak
| Mexico meksika |
| Middle orta kısım orta yer orta ortadaki
| Minutes tutanak
| Miss aramak bayan (evlenmemiş) eksik olmak gözlemek hanım ıska ıskalamak kaçırmak karavana kız matmazel özlem duymak özlemek vuramamak |
| Morris bahar dansı (ing.)
| Mother ana anne annelik etmek
| Museum müze |
| Muslim müslüman
| National ulusal vatandaş yurttaş
| New acemi keşfedilmemiş modern taze yeni |
| North kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru
| Norway norveç
| Old bayat eski zamanlar eski eskiden kalma eskimiş harika kart köhne önceki pişkin tecrübeli yaşlı ihtiyar |
| Others eller
| Pakistan pakistan
| Pakistani pakistan pakistanlı |
| Paraguay paraguay
| Parliament parlamento
| Party alem davet eğlence ekip grup hissedar ortak parti taraf şahıs topluluk |
| Pi pi sayısı
| Pier dalgakıran kapılar arasındaki duvar mendirek payanda rıhtım iskele
| Poland polonya |
| Pope papa
| Post afişe etmek aktarmak (kayıt) asmak (afiş) atamak aydınlatmak bilgi vermek dikmek (nöbetçi) direk garnizon görevlendirmek karakol kazık kışla kolon küçük ticaret merkezi kurye mektup (brit.) nöbet yeri nöbet nokta posta ile göndermek posta postalamak sütun tayin etmek yapıştırmak (ilan) yer yerleştirmek (asker) ilan etmek ilan yapıştırmak iş
| Presidency başkanlık cumhurbaşkanlığı |
| President başkan cumhurbaşkanı devlet başkanı genel müdür
| Presidential başkanlığa ait başkanlık
| Prince prens şehzade |
| Professor profesör
| Province branş uzmanlık alanı uzmanlık dalı vilâyet il iş sahası
| Rainbow gökkuşağı |
| Ramadan ramazan
| Real asıl cidden etkin gerçek gerçekten hakiki reel sabit saf sahici sahiden taşınmaz
| Reform adam olmak devrim yapmak devrim düzelmek düzeltmek ıslah etmek ıslah reform yapmak reform yeniden biçimlendirmek yeniden düzenleme yeniden düzenlemek yeniden kurma yenilik |
| Representative acenta kişileştiren mümessil milletvekili örnek sembolik temsil eden temsilci temsilen tipik vekil
| Republic cumhuriyet
| River akış ırmak nehir |
| Royal asil büyük tabaka kâğıt krala ait krallara lâyık kraliyet ailesinden kimse kraliyet muhteşem prens gibi royal
| Ruling başlıca belli başlı cetvelle çizme çizgi (cetvelle) egemen geçerli hakim olan hüküm mahkeme kararı yargı idare yöneten yönetim
| Russian rus |
| Science beceri bilim fen teknik ilim
| Security depozito emniyet güvence güvenlik önlemleri güvenlik kefalet rehin selamet teminât ipotek
| See anlamak bakmak farketmek görmek görüp geçirmek görüşmek göz önüne almak papalık seyretmek sezmek uğurlamak yolcu etmek |
| Senate senato
| Senator senatör
| Serb hırvat sırbistan sırp sırpça |
| She dişi hayvan dişi kadın
| Singer aşık ötücü kuş şarkıcı
| Source kaynak kaynakça memba menşe yararlanılan kaynak |
| South güney güneyden esen güneye lodos
| Southern güney güneyli
| Speed amfitamin başarı başarılı olmak çabukluk devir sayısı hız yapmak hız hızlandırmak hızlı olma hızlı hızlılık ışığa duyarlık sürat süratli gitmek uğurlamak uyarıcı vites yolcu etmek yolunu açık etmek |
| Sports spor
| Sportsman centilmen sporcu sportmen
| State açıklamak alem belirlemek belirtmek bildirmek debdebe devlet devlete ait durum evre eyalet görkem hal konum koşul mevki özel resmi saptamak söylemek tek kişilik şart tören ifade etmek |
| Strip açmak bant boşaltmak çıkarmak çubuk dilim forma kazımak örtüsünü kaldırmak pist soymak soyunma soyunmak striptiz sütünü iyice sağmak tahliye etmek şerit üstünü çıkarmak uzun ve dar parça
| Sun güneş ışığı güneş güneşe sermek güneşlendirmek güneşlenmek güneşte bırakmak yıl (şiir)
| Sunday pazar |
| Supreme azami en son en üstün en yüksek son yüce
| Technology teknoloji
| Terrorism terörizm |
| This bu kadar bu
| Time aralık ayarlamak çağ doğum zamanı kurmak saat tutmak süre tutmak süre tempo temposunu belirlemek uygun zaman vade vakit zaman zamanlama yapmak zamanlamak
| Titan dev (mit.) titan |
| Today bugün
| Town kasaba kent şehir merkezi şehir ilçe
| Trail patika peşinden sürüklemek sürüklemek sürüklenmek sürünmek yerde uzamak (bitki) incecik tütmek yol iz izlemek |
| Trophy ganimet hayvan başları ile süslemek zafer hatırası
| Turkey başarısız film hindi türk türkiye
| U soylu |
| Ukrainian ukrayna ukraynalı
| Union bilezik (boru) birleşme birlik darülaceze dernek evlilik kavuşma sendika ittifak
| United birleşmiş birleşik |
| University üniversite
| Van elebaşı harman savurma makinesi kamyonet kanat karavan keşif kolu minibüs yük vagonu
| Venezuelan venezuela venezuelalı |
| Vice ahlaksızlık çapkınlık huysuzluk (at) kötülük kusur mengene özür vekil yerine zaaf
| Victor galip kazanan
| War harp mücâdele etmek mücâdele savaş ile ilgili savaş savaşmak uğraşma |
| West batı ülkeleri batı batıda batıdaki batıya doğru batıya
| Western batı ile ilgili batı batılı kovboy filmi kovboy romanı
| White ak beyaz masum solgun temiz terbiyeli zararsız |
| World alem dünya yeryüzü
| Yahoo cahil hayvan gibi tip insan azmanı
| Year sene yıl |
| Yemeni yemenli
| abduction kaçırma
| abed yatakta |
| about aksi yöne aşağı yukarı dair etrafına etrafında hakkında hemen hemen konusunda orada burada takriben üstünde yaklaşık ilgili
| above cennette daha çok önce öte sözü geçen üstün üstünde üzerinde üzerine yukarıda olan şey yukarıda yüksek
| abstention kaçınma uzak durma |
| accept almak anlamak hazmetmek kabul etmek kabullenmek katlanmak onaylamak üstlenmek
| accepted kabul edilen makbul
| accord ahenk anlaşma bağdaşmak birleşme göre uygun olarak uymak uyum sağlamak uyum uzlaşma vermek |
| account açıklama açıklamak açıklamasını yapmak avlamak banka hesabı göz önünde tutma gözüyle bakmak hesaba katma hesap verme hesap önem saymak sebep söylenti yarar
| account for açıklamak
| accounting muhasebe |
| accuse suçlamak itham etmek
| accused sanık
| act amel cinsel ilişki davranış davranmak etki etmek eylem fiil görevini yapmak hareket etmek hareket kanun numara yapmak numara numarası yapmak oynamak oyun perde (tiyatro) resmi yazı rol oynamak rol yapmak rol yasa |
| action amel çalışma çarpışma dava davranış etki etkileme eylem faaliyet hareket olayların gelişimi
| activist eylemci
| activity etkinlik eylem faaliyet iş |
| address adres yazmak adres beceri dilekçe göndermek hitabe konuşma tarzı konuşma yapmak konuşma nutuk çekmek söylev vermek söylev tavır
| administration bakanlar kurulu ettirme uygulama idare idarecilik yerine getirme yönetim
| administrator müdür vasi vekil idareci yönetici |
| admit almak kabul etmek meydan vermek içeri almak itiraf etmek
| admitted kabul edilmiş
| advance artış artmak atamak atılım avans vermek avans avantaj gelişme gelişmek geliştirmek öncü öne almak (tarih) peşinat vermek ilerleme ilerlemek ilerletmek ileri almak ileri sürmek yükselme yükseltmek |
| advancing ilerleyen
| afghan afgan afganlı
| african afrika ile ilgili afrika afrikalı zenci |
| after ardından arkasından daha sonra -den sonra göre peşinden sonra gelen sonra sonraki izleyen
| afterward sonra sonradan
| afterwards ondan sonra sonra sonradan |
| against aleyhte aleyhinde aykırı dayalı karşı ters olarak
| age asır çağ devir erginlik reşit olma yaş yaşlandırmak yaşlanmak yaşlılık ihtiyarlamak yıpratmak
| aged yaşında yaşlı ihtiyar yıllanmış |
| agency acenta ajans aracılık vasıta
| agent acenta ajan distribütör etken etkili olan kimse etmen temsilci yapan kimse
| agree anlaşmak aynı fikirde olmak bağdaşmak birleşmek hemfikir olmak kabul etmek kararlaştırmak razı olmak uymak uyuşmak yaramak |
| agreed kararlaştırılmış
| agreement anlaşma antlaşma aynı fikirde olma kabul etme kontrat mukavele pakt razı olma sözleşme uyma uyuşma uzlaşma ittifak
| aim amaç çalışmak (-e) doğrultmak erek gaye hedef hedefleme hedeflemek kastetmek maksat nişan alma nişan almak niyet etmek niyet ideal yöneltmek |
| aim at amaçlamak hedeflemek kastetmek
| air açılmak caka çalım eda esinti fiyaka gökyüzü güneşe sermek hafif rüzgâr hava havalandırmak kurutmak melodi nağme ortaya dökmek söylemek tavır yayın
| airline hava yolu |
| airport havaalanı
| akin akraba benzeyen yakın
| alert açıkgöz alârm alârma geçirmek atik gözünü açmak tehlike işareti tetik tetikte olma uyanık uyarmak |
| alien ecnebi farklı haklardan mahrum bırakılan kimse uymayan yabancı kelime yabancı uyruklu kimse yabancı uyruklu yabancı yaratık
| all alayı büsbütün bütün bütünüyle hep hepsi her şey her herkes katışıksız saf tamamen tüm
| allege kanıt olarak göstermek iddia etmek ileri sürmek |
| alleged sözde sözümona iddia edilen
| allow ayırmak bırakmak düşünmek göz önüne almak hesaba katmak kabul etmek koyvermek vermek imkân vermek indirim yapmak itiraf etmek izin vermek
| ally birleşmek birleştirmek dost katılmak katmak müttefik |
| along beraberine boyunca süresince yanı sıra yanına ileri ileriye
| also ayrıca da dahi de hem de hem keza üstelik
| ambush pusu pusuya düşürmek pusuya yatmak tuzak kurmak tuzak |
| amendment düzeltme yasayı değiştirme iyileştirme
| american amerikalı amerikan
| amid arasına arasında ortasına ortasında |
| among arasına arasında
| amount anlamına gelmek değer eşit olmak miktar önem sonuca varmak toplam toplama ulaşmak tutar ifade etmek
| anger dargınlık darıltmak hırs hiddet kızdırmak kızgınlık kızma öfke öfkelendirmek sinirlendirmek |
| animal hayvan hayvansal
| announce anons etmek bildirmek duyurmak okumak ilan etmek
| anonymous anonim imzasız isimsiz |
| another ayrı başka farklı öbür
| antibiotic antibiyotik
| any biraz daha her hiç hiçbir |
| apologize özür dilemek
| apparent açık anlaşılır aşikâr bariz belli besbelli ortada
| apparently anlaşılan belli ki görünen o ki görünürde |
| appeal başvurmak başvuru cazibe çekicilik hoşuna gitmek müracaat etmek müracaat rica etmek rica temyize gitmek yakarış yalvarma yalvarmak ilgi çekme ilgisini çekmek
| appear anlaşılmak belli olmak belirmek benzemek görünmek gözükmek gibi gelmek ortaya çıkmak
| appearance dış görünüş görünme görünüm görünüş kılık kıyafet kılık ortaya çıkma |
| approval beğenme onama onay onaylama uygun bulma
| approve beğenmek kabul etmek onaylamak razı olmak uygun bulmak uygun görmek
| approximately aşağı yukarı tahminen yaklaşık olarak |
| are ar
| area alan bodrum girişi bölge yüzölçümü
| arm cephane dal destek olmak donatmak elini uzatmak güç kol koy otorite pazı sağlamak sarılmak silâh silâhlandırmak silâhlanmak şube zırh giydirmek |
| around arada burada aşağı yukarı bu civarda çevrede çevresinde çevresine etrafına etrafında etrafta
| arrest bloke etmek durdurma durdurmak el koymak önleme önlemek tevkif tutuklama tutuklamak
| arrive başarı kazanmak başarmak doğmak gelmek gelip çatmak ulaşmak varmak |
| article bent eşya fıkra (huk.) makale nesne sözleşmeyle bağlamak şey yazı
| as gibi kadar olarak
| as a result sonuç olarak |
| as per gereğince
| ask aranmak davet etmek hak etmek rica etmek sormak soru sormak istemek
| assistance destek yardım |
| association akla getirme arkadaşlık birleşme çağrıştırma dernek ortaklık işbirliği iştirak
| asylum akıl hastanesi barınak himaye koruma sığınak sığınma iltica
| at asker (brit.) -da -de -e -ya -ye |
| athlete atlet
| atomic atom atomsal atomik
| attack atak aşındırmak çatma çatmak dil uzatma dil uzatmak eleştirmek girişme girişmek hamle yapmak hücum etmek hücum koyulma koyulmak kriz nöbet saldırı saldırmak taarruz etmek tecâvüz etmek tutulma tutulmak uğraşmak yakalanma yakalanmak |
| attempt denemek girişim girişimde bulunmak kalkışma kalkışmak teşebbüs etmek teşebbüs yeltenme yeltenmek
| attorney avukat dava vekili vekil
| auditor denetçi denetici dinleyici öğrenci hesap kontrolörü |
| august ağustos aziz muhterem muhteşem saygıdeğer
| authority bilirkişi hak hüküm nüfuz otorite uzman yetki belgesi yetki itibar
| availability bulunma geçerlik geçerlilik hazır bulunma mevcut olma müsait olma |
| available eldeki geçerli hazır kullanışlı mevcut müsait işe yarar
| avoid kaçınmak korunmak önlemek sakınmak savuşturmak uzak durmak iptal etmek
| award hükmetmek karar vermek karar mükâfat ödenek ödül tazminat vermek (ödül) ihale etmek |
| awareness farkında olma
| axis anlaşma eksen mihver uyuşma
| baby bebek bebeksi çocuk çocuksu kimse eser küçük piliç (kız) sorumluluk şımartmak yavru |
| back arka çıkmak arka arkadaki arkalık arkaya astarlamak bek belkemiği ciro etmek defans oyuncusu destek olmak elin tersi eski tarihli geçmişte geri geri gitmek geri geride geriye doğru giden geriye doğru sürmek geriye kaplamak (kitap) kayırmak kitap sırtı ödemesi gecikmiş ödenmemiş önce sırt sırtına binmek takviye etmek ters taraf uzak tekrar
| badly ağır berbat bir şekilde berbat çok fena halde fena kötü
| bail çember emanet etmek kefalet kefaletle serbest bırakmak kefil kurtarmak teminât |
| ballistic balistik
| ban boykot etmek menetmek yasak yasaklamak
| bank banka banko kıyı küme önlemek para sürmek para yatırmak parasal işlerini yapmak sahil set çekmek set tuş arası (müz.) uçağın bir yana yatması yığın yokuş |
| bankruptcy başarısızlık batış mahvolma yenilgi iflas
| barrel çark fıçı fıçılamak hızlı gitmek kovan namlu uçmak varil
| base adi alçak alt altlık aşağılık başlangıç sayısı baz dayanak dayandırmak dip esas kaba kalp katışık kaide kök kurmak saha kenarı sahte taban temel üs |
| baseball beysbol
| based yerleşik
| basic ana basit bazal esas temel |
| battle çatışma dalaş mücâdele etmek mücâdele savaş savaşmak
| be anlamına gelmek bulunmak durmak mal olmak olmak var olmak
| be possible mümkün olmak |
| be valid geçerli olmak geçmek
| beat açmak (yol) alt etmek asi atış atmak (kalp) bitkin çalmak (davul) çarpma çırpmak çok yorgun darbe dayak atmak devriye dövmek geçmek pataklamak ritm ritim serseri sürgün avı tempo turşu gibi titreşim üstünlük vurma sesi vurmak vuruş yenmek yuvasından çıkarmak (av)
| beatify çok sevindirmek şad etmek |
| beating bozgun dayak atma dayak dövme pataklama sopa vuruş yenilgi
| because of nedeniyle
| become güzel durmak haline gelmek kesilmek -laşmak olmak uymak yakışmak yaraşmak |
| becoming uygun yakışan yakışık alır yerinde
| before evvel huzurunda karşı karşısında önce önceki önde önünde önüne
| begin başlama başlamak başlatmak doğmak girişmek koyulmak meydana gelmek önayak olmak |
| being olma varlık varoluş yapı yaradılış
| believe güvenmek inancı olmak inanmak
| belong -nin olmak uygun olmak yararlı olmak yeri olmak ilgili olmak |
| belong to ait olmak
| best alt etmek birinci sınıf en çok en iyi şekilde en iyi en geçmek yenmek
| between arada arasına arasında araya ortada ortasında |
| bid davet etmek davet deklarasyon deklare etmek demek elde etmeye çalışmak emretmek fiyat teklifi fiyat vermek girişim para sürme söylemek teklif vermek teklif teşebbüs ihale
| bill afiş afişe etmek balta (eski) banknot beyanname burun fatura çıkarmak fatura etmek fatura gaga hesap kâğıt para poster senet sevişmek tahvil tasarı tiyatro programı uzantı ilan etmek
| biological biyolojik |
| birthday doğum günü
| blazer spor ceket
| board borda binmek daire heyet kara tahta komisyon kurul meclis mukavva pano sofra sörf tahta döşemek tahta kaplamak tahta ilan tahtası yiyecek sağlamak (parayla) yiyecek içecek |
| body beden büyük kısım birlik ceset gövde grup hacim karoser kuruluş kütle vücut
| bomb başarısızlığa uğramak başarısızlık bomba bombalamak bombardıman etmek fiyasko ile sonuçlanmak fiyasko
| border benzer olmak bitişik olmak çerçevelemek hudut kenar sınır komşusu olmak sınır koymak sınır tarh |
| both ikisi de
| bowl bovling oynamak çanak çevirmek (çember) kadeh kâse leğen stadyum (amer.) tas top (bowling vb.) yolunda gitmek yuvarlamak yuvarlanmak
| brain akıl beyin kafa yarmak kafalı kimse zekâ zeki kimse |
| breach bozma (anlaşmayı) bozulma çiğneme gedik açmak gedik kırmak uymama yarık yarmak ihlal
| break ağarmak ani fiyat düşüşü ara vermek ara batırmak batmak bozdurmak bozmak çatlak çözmek çiğnemek dalmak fırlamak fırsat fren firar gaf kaçma kaçmak kesmek kırık kırılma kırılmak kırma kırmak koparmak kopmak mola parçalanmak patlamak pot solo bölüm (caz) söylemek teneffüs uymamak yenmek iflas etmek ihlal etmek
| brief belge dava özeti evrak kısa ve öz kısa özet özetlemek özlü talimat veya bilgi vermek |
| bring getirmek kazandırmak neden olmak razı etmek ikna etmek
| british britanya ile ilgili
| brown kahverengi karamak kızarmak |
| bush burç (mekan.) çalı çalılık arazi çalıya benzer şey gür saç
| but hiç olmazsa sadece yalnızca itiraz
| by başında geçecek biçimde geçişli biçimde göre kadar (süre) kenarında tarafından vasıtasıyla yakın yakınında yakınından yanında yanından ile yolundan yoluyla |
| by itself kendi kendine
| calculate bel bağlamak düşünüp taşınmak güvenmek hesap etmek hesap yapmak hesaplamak ölçüp biçmek planlamak saymak tahmin etmek tasarlamak ihtimal vermek
| calculated hesaba katılmış hesaplanmış hesaplı tahmini uygun yerinde |
| call adlandırmak aramak (telefon) bağırmak çağırma çağırmak çağrı çağrıda bulunmak dava açmak davet etmek davet demek farzetmek lakap takmak ötüş ses seslenme seslenmek söylemek telefon etmek telefonda konuşma telefonda konuşmak uyandırmak ihtiyaç ziyaret etme ziyaret etmek ziyaret
| call for çağırmak gerektirmek istemek
| call off durdurmak feshetmek sınırlamak son vermek sona erdirmek yasaklamak iptal etmek |
| called adlı
| camera fotoğraf makinesi gizli hakimin özel odası kamera mahrem
| camp adi adileştirmek aşırı bayağı eşcinsel gülünç homoseksüel kamp kurmak kamp kampa yerleştirmek konak yeri konaklamak ordugâh ilgi çekmek için dikkat çekici giyinmek |
| campaign adaylığını koymak kampanya kampanyaya katılmak mücâdele vermek mücâdele savaş savaşmak sefer seferberlik sefere çıkmak
| cancer kanser kötü şey
| candidate aday namzet |
| capability güç kabiliyet kapasite yetenek iktidar
| capable becerikli duyarlı ehliyetli kabiliyetli kapasiteye sahip yetenekli
| capital ana baş başkent büyük harf büyük cezası ölüm olan çıkar ciddi kapital kâr kazanç kusursuz mühim mükemmel ölüm önde gelen önemli sermaye ile ilgili sermaye |
| capture almak el koymak ele geçirme ele geçirmek esir alma esir almak esir ganimet almak ganimet tutsak etmek zaptetme zaptetmek
| car araba kabin otomobil vagon
| cardinal ana asıl başlıca kardinal önemli |
| carelessness aldırışsızlık aldırmazlık dikkatsizlik kayıtsızlık ihmal ihmalcilik ihmalkârlık
| carrier hamal kurye nakliye şirketi nakliyeci portbagaj portör taşıyıcı ulak
| carry başarı kazanmak bulundurmak çekmek elde etmek geçirmek getirmek golfte topun vurulmadan önceki gidişi götürmek kaldırmak menzil nakletmek sağlamak satışa sunmak sevketmek taşımak taşıyıcılık yapmak yayımlamak |
| carry out başarmak gerçekleştirmek uygulamak
| carrying nakliye taşıma
| case çanta ciltlemek dava delil durum dikizlemek görüş gözetlemek hasta hukuksal olay husus kanıt kap kaplamak kasa kılıf kutu kutulamak mahfaza neden olay örtmek sorun tuhaf tip valiz yerine koymak (kasa, kılıf vb.) |
| cast alçı (tıp) atma atmak az bir miktar boşaltım (hayvanlarda) biçim vermek biçim çarpıklık çeşit cins dökmek (deri, tırnak, kabuk, tüy) döküm dökümcülük eğrilmek eğrilik erken doğum yapmak fırlatma fırlatmak kalıba dökmek kalıp kehanette bulunmak kokuyu takip etmek nüans olta iğnesi oyuncular rol alanlar rol dağıtımı yapmak rol dağıtımı rol vermek ton tip voli yem atmak yöntem zarda gelen sayı zoka
| category bölüm grup kategori sınıf zümre
| catholic genel katolik kilisesi ile ilgili katolik liberal yaygın |
| cause amaç dava konusu dava doğurmak gaye haklı neden meydan vermek neden olmak neden problem sebep olmak sebep sorun yol açmak iş
| celebrated meşhur ünlü
| cell göz hücre oda (manastır vb) petek gözü pil |
| center çevresini dönüp dolaşmak göbek ılımlı kimse ılımlı politik görüş kemer inşaat desteği konsantre olmak merkez merkezde toplamak merkezde toplanmak odak orta alan oyuncusu orta alan orta ortalamak ortaya gelmek ortaya yerleştirmek punta santra sente yoğunlaşmak
| central asıl baş esas merkezde olan merkezi önde gelen orta santral (amer.)
| chairman başkan reis tekerlekli sandalye sürücüsü |
| chapter bahis bölüm dini meclis toplantısı kısım
| charge aydınlatmak bilgi vermek doldurmak doluluk miktarı doz emir görev gözaltı hapis hücum etmek hücum kredi kartından almak masraf nezaret ödetmek saldırı saldırmak sorumlu tutmak sorumluluk suçlama suçlamak talep talimat tembihlemek şarj etme şarj etmek ücret uyarmak üzerine atmak iddia ipotek itham etmek yük yükleme yüklemek yükümlülük
| charged yüklü |
| chemical kimyasal kimyevi
| chief amir ana baş belli başlı en üst rütbeli reis şef
| china çini porselen kap porselen |
| choice elit güzide kalburüstü kaliteli seçenek seçkin seçkinler seçme hakkı seçme seçilen şey seçim tercih şık üstün
| choose ayırmak seçmek tercih etmek istemek
| chose şey |
| chosen cennetlik seçilmiş
| circuit çember çevrim daire çevresi devre (elektrik) devre devretmek dolambaçlı yol dolaşıp aynı noktaya gelen yol dolaşma dolaşmak etrafında dönmek gezici dava vekili gezici hakim lig tur turneye çıkmak
| cite aktarmak alıntı yapmak anmak bahsetmek çağırmak (mahkemeye) celbetmek |
| citizen hemşehri sakin uyruk vatandaş ikamet eden kimse yurttaş
| city kent şehir halkı şehir
| civil devlete ait hükümete ait kibar laik medeni hukuk ile ilgili medeni nazik resmi sivil vatandaşlarla ilgili iç yurttaşlık ile ilgili |
| claim alacak hakkı alacak dava açma dava açmak dava hak iddia etmek hak ısrar etmek ısrar sahip çıkmak talep etmek talep iddia etmek iddia istek istemek
| class bölüm çeşit cins ders dershane derslik grup kalite kur kurs mevki mükemmellik öğrenciler (aynı yıl mezun olan) saymak sınıf sınıflandırmak tür üstünlük zümre
| client alıcı bağımlı ülke hasta müşteri müvekkil |
| clone çoğaltmak (eşeysiz) klon
| close amansız anlaşmak avlu (okul, kilise) bağlantılı bunaltıcı bitirmek bitişik cimri detaylı geçit göğüs göğüse kavga kapalı kapamak kapatmak kesmek ketum kıt kilitlemek mahrem örtmek saklı sık sıkı fıkı sıkı son vermek son sonsöz sonuç sürgülemek uzlaşmak yakın yakından yaklaşmak yanaşık içli dışlı
| closed kapalı kapatılmış |
| cloud berbat etmek bulandırmak bulanıklık bulut bulutla kaplamak bulutlanmak gölge gölgelemek kapatmak karartmak küme leke lekelemek örtmek sıkıntı veren şey sürü
| coalition birleşme koalisyon
| coast deniz kenarı deniz kıyısı kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak kıyı kızak için uygun yokuş kızakla yokuştan kaymak sahil boyunca gitmek sahil yokuş aşağı salıvermek |
| collaborate birlik olmak el ele vermek iş birliği yapmak
| collapse başarısız olmak başarısızlık bozulmak cesaretini yitirmek çökme çökmek çöküntü çöküş düşmek düşüş portatif olmak suya düşme suya düşmek yığılma yıkılma yıkılmak
| collapsed çökmüş çökük |
| college akademi dernek enstitü fakülte heyet kolej kurul okul üniversite yüksek okul
| colonel albay
| come buyurmak gelmek görünmek sperma tatmin olmak tavır takınmak ulaşmak |
| come into girmek katılmak
| come to ayılmak gelmek kalmak kendine gelmek payına düşmek tutmak ulaşmak varmak ilgili olmak iyileşmek
| commander amir komutan kumandan şef |
| comment açıklama boş lâf değerlendirmek eleştirmek eleştiri gevezelik yorum yorumlamak
| commission aracı kârı atama belgesi atama atamak görev görevlendirme görevlendirmek heyet ısmarlama ısmarlamak komisyon kurul sipariş vermek sipariş talimat tayin etmek terfi vazife yetkilendirmek
| commit adamak emanet etmek önermek söz vermek suç işlemek teslim etmek vâât etmek işlemek |
| communication bağlantı haber haberleşme kominikasyon mesaj nakletme tebliğ temas yayma iletişim irtibat
| companion ahbap arkadaş arkadaşlık etmek ait olan bakıcı el kitabı eş eşlik etmek kavalye refakât etmek refakâtçi ilgili yoldaş
| company arkadaşlık bölük birlik eşlik misafir ortaklık tayfa şirket toplantı topluluk |
| compare benzemek benzetmek karşılaştırılmak karşılaştırmak kıyaslamak
| competition çekişme rekabet yarışma
| complicate karıştırmak içinden çıkılmaz hale getirmek zorlaştırmak |
| conclude anlaşma yapmak bitmek bitirmek karara varmak sonuç çıkarmak sonuçlandırmak sonuçlanmak
| condemn ayıplamak çarptırmak el koymak hüküm vermek kamulaştırmak kınamak mahkum etmek suçlamak
| confirm doğrulamak kuvvetlendirmek onaylamak takviye etmek tasdik etmek tasdiklemek |
| conflict anlaşmazlığa düşmek anlaşmazlık bağdaşmamak çarpışma çatışma çekişme çekişmek fikir ayrılığı kavga keşmekeş savaş savaşmak tutmamak
| conscientious dürüst vicdanlı insaflı
| constitutional bünye ile ilgili esaslı yapısal |
| consultation danışma muayene
| contact bağlantı dokunma dokunmak görüşmek portör tanıdık taşıyıcı temas etmek temas temasa geçmek ilişki kurmak ilişki irtibat kurmak
| contain eşit olmak frenlemek kapsamak tutmak içermek içine almak ihtiva etmek zaptetmek |
| contend çekişmek rekabet etmek savaşmak tartışmak uğraşmak yarışmak iddia etmek ileri sürmek
| contents içindekiler
| continue devam etmek kalmak sürdürmek sürmek uzamak uzatmak |
| continued aralıksız devamlı
| contractor anlaşmalı taraf doğumda kasılan adaleler müteahhit taraf
| controversial anlaşmazlığa neden olan tartışmalı ihtilaflı |
| cooper fıçı yapmak fıçıcı fıçılamak şarapçı
| copy çoğaltmak kopya çekmek kopya etmek kopya kopyasını çıkarmak metin nüsha örnek almak örnek poz senet suret taklit etmek
| council divan kurul meclis yönetim kurulu |
| count addetmek dava maddesi hesaba katma hesaba katmak hesap önemseme önemi olmak sayı saymak sayı sayılmak sayma saymak varsaymak iddialar
| country arazi diyar kırsal köy memleket sayfiye taşra taşraya ait toprak ülke
| court aranmak avlu celse dar sokak davet etmek hükümdarlık konak kort kur yapmak kur mahkeme oturum oyun alanı saltanat saray halkı saray toplantı yaltaklanmak istemek |
| cover av yeri bahane kapak kapamak kapatmak kaplamak kaplık kapsamak kılıf korumak kuver örtmek örtü paket sığınak üzerini kapatmak içermek yetmek zarf
| cover up bürümek gizlemek örtbas etmek örtmek
| covering kabuk kapama kaplama kaplayan koruma örten örtü sığınak tabaka üst |
| cramped kasılmış kramp girmiş okunaksız sıkışık
| crash batmak çarpmak çatırtı davetsiz olarak gitmek düşmek gürültü etmek gürültü gürültüyle düşmek hızlı kaza kırılmak parçalanma parçalanmak sabahlamak seri iflas etmek iflas yoğun
| crime aptallık cezalandırmak cinayet sabıka suç suçlu bulmak yüz karası |
| criminal canice ceza cinayet sabıkalı suç oluşturan suçlu
| critic eleştirmen eleştirici karşı olan kimse kusur bulup duran kimse muhalif
| criticize eleştirmek kritiğini yapmak kusur bulmak tenkit etmek |
| croat hırvat
| crude basit ham kaba nezaketsiz yavan ilkel işlenmemiş
| cult mezhep tapınma tarikat tutku inanç |
| culture bakteri kültürü kültür medenilik medeniyet üretme yetiştirme
| cup çanak gibi yapmak fincan kavramak kupa
| custody bakım gözaltı gözetim koruma sorumluluk |
| cyclist bisikletçi
| czech çek çekoslovakyalı kimse çekoslovakyalı
| damages tazminat zarar ziyan |
| date bayatlamak buluşma buluşmak çıkmak dönem eski bir tarihten geliyor olmak eskiden kalmak eskimek flört etmek flört randevu tarih atmak tarih vade zaman zamanını belirlemek
| daughter bağ kız evlât kız ilişki
| dawn aydınlanmak başlangıç gün ağarmak ortaya çıkma tan şafak sökmek şafak vakti şafak uyanma |
| day dönem gün zaman
| dead acımasız aşırı bozuk büsbütün cansız çıkmaz çok dermansız donuk keskin kullanılmayan ölmüş ölü zaman ölü sönmüş tam tamamen unutulmuş
| deadly amansız çok müthiş öldürücü ölü gibi bir halde ölüm ölümcül ölümüne son derece |
| death ecel ölme ölüm yıkım
| death penalty ölüm cezası
| debt borç |
| december aralık
| declaration açıklama beyan beyanname bildirme bildirim demeç ifade
| declare açıklamak beyan etmek bildirmek deklârasyon yapmak fikrini belirtmek ifade vermek ilan etmek |
| decline azalma azalmak batma batmak bozulmak çekilmek çevirmek çökme çökmek çöküş çürümek düşmek düşüş eğmek eğimi olmak geri çevirmek gerileme kabul etmemek yolun sonu zayıflamak
| dedicate adamak hizmete sunmak tahsis etmek vermek ithaf etmek
| dedication tahsis edilmiş |
| deep ağır anlaşılmaz aşırı dalgın derin derinlik esrarlı karanlık karışık keskin koyu içten yürekten
| defeat aleyhte oy aşmak başarısızlık boşa çıkarmak bozgun devirmek engellemek hayal kırıklığı hüsran mağlubiyet red ret yenmek yenilgi iptal
| defend korumak müdafaa etmek savunmak |
| defense davalı defans oyuncusu doğrulama koruma sanık savunma silahları savunma
| definition açıklama belirleme belirtme kesinleştirme tanım tanımlama tarif
| degrading küçültücü onur kırıcı |
| delay alıkoymak erteleme ertelemek geç kalma gecikme gecikmek geciktirme geciktirmek mühlet oyalamak oyalanmak savsaklamak tecil tehir
| delivery dağıtma devretme doğum doğurma konuşma teslim etme teslim verim
| demand gereksinim hak iddia etmek rağbet sormak talep etmek talep ihtiyaç istek istem isteme istemek |
| democracy demokrasi
| democratic demokratik partiye ait demokratik
| demonstration arz gösterme gösteri kanıt kanıtlama ispat |
| demonstrator gösteren kimse gösterici sergilenen şey ispat eden şey
| denial red reddetme ret tekzip yalanlama inkâr
| deny mahrum etmek reddetmek yadsımak yalanlamak inkâr etmek yoksun bırakmak |
| department bakanlık bölge bölüm daire departman şube
| deploy açılma dağıtım dağıtmak görevlendirmek harekete geçirmek uygulamak yayılma yaymak
| deprivation mahrum etme mahrumiyet ihtiyaç yoksunluk |
| design amaç dizayn etmek dizayn kastetmek komplo kurmak model modelini çizmek niyet plan planlamak proje stilize etmek tasarı tasarlamak taslak
| designed kasıtlı planlanmış tasarlanmış
| destitute fakir muhtaç sefil yoksun |
| destroy harap etmek mahvetmek öldürmek tahrip etmek tüketmek ümidini yıkmak yıkmak imha etmek
| destroyed berbat
| destruction öldürme tahribat tahrip yıkma imha yok edilme |
| detention alıkoyma engellenme evci çıkarmama cezası gecikme gözaltına alma tutuklama
| detonate patlamak patlatmak infilak etmek
| develop açıklamak açınım yapmak banyo etmek gelişmek geliştirmek tab etmek şekillendirmek ilerlemek ilgi göstermek yükselmek (ateş) |
| developed gelişmiş
| development büyüme gelişme geliştirme geliştirilmiş ürün kalkınma son durum tab etme
| device alet arma cihaz eğilim hile makine nişan oyun istek işaret |
| diamond baklava şekli camcı keskisi elmas karo
| die canı çıkmak gebermek göçmek ölmek sıkılmak sıkıntıdan ölmek solmak sona ermek tatmak zar oyunu zar
| digit basamak hane parmak tek haneli rakam |
| digital dijital parmağa ait sayısal tuş
| diocese piskoposluk bölgesi
| director direktör müdür orkestra şefi idareci yönetmen yönetici yönetim kurulu üyesi |
| discover anlamak bulmak farketmek keşfetmek ortaya çıkarmak
| discovery bulgu buluş ortaya çıkarma
| disease hastalık rahatsızlık illet |
| distribute dağıtmak paylaştırmak saçmak vermek yaymak
| division anlaşmazlık ayırma bölge bölme bölüm bölünme dağıtım küme (futbol) uyuşmazlık ikiye ayrılma
| do ayağını kaydırmak dalavere dolandırıcılık dolandırmak düzenlemek eğlenceli toplantı etmek hile meydana getirmek neden olmak parti rolünü üstlenmek tamamlamak temizlemek uymak yapmak ilgilenmek |
| doctor değiştirmek doktor gemi aşçısı hadım etmek hekim onarmak sulandırmak tedavi etmek üzerinde oynama yapmak yamamak ileri gelen
| document belge belgelemek belgelere dayandırmak delil döküman dipnotlar koymak evrak kanıtlamak
| dormant hareketsiz keşfedilmemiş uyku halinde uyuşuk uyuyan |
| doubt emin olmamak endişe güvenmemek güvensizlik kararsız olmak kararsızlık kuşku kuşkulanmak tereddüd şüphe etmek şüphe şüphesi olmak
| down altına altında aşağı aşağıda aşağısına doğru aşağısında aşağıya doğru aşağıya aşınmış bir şekilde ayva tüyü azalarak bağlanma beri boyunca bunalım bunalımlı bir şekilde çarşı doğrultusunda olan çökmüş depresyon devirmek düşen düşerek garez geride güneye hav hüzünle kayıpta keyifsiz kumul kuş tüyü kuştüyü londra'nın dışına morali bozuk mideye indirmek nefret neşesiz peşin olarak programlanmış tepe şansın ters dönmesi şehir merkezine giden şehir merkezine tüy yenmek yere sermek yıkılmış yüzü koyun
| drop alçalmak atmak az miktar azalma bırakmak bitmek çıkarmak dalmak damla damlamak damlatmak düşme düşmek düşürmek düşüş görüşmemek kesmek kesilmek öldürmek söylemek söyleyememek (harf) şeker tutulmak yavrulamak ilişkisini kesmek iniş |
| drug uyuşturmak uyuşturucu madde uyuşturucu vermek uyuşturucu ilaç vermek ilaç ilaçla uyutmak
| due beklenen hak tam uygun vadesi dolmuş zamanı gelmiş
| due to yüklenebilir |
| duress baskı şantaj tutuklama zorlama
| during boyunca esnasında iken
| early acele başlangıç çabuk erken erkenden eski evvel önce ilk olarak ilk |
| earn hak etmek kazanmak
| earth dünya kara toprak toprakla örtmek topraklamak yer yeryüzü in
| east doğu doğudaki bölüm doğudaki doğuya doğru olan doğuya doğru |
| eastern doğu
| education eğitim öğrenim öğretim terbiye
| effective efektif etken etkileyici etkili etkin geçerli tesirli yürürlükte olan |
| effectiveness etki etkileyicilik geçerlilik itibar
| effort başarı çaba çabalama deneme eser gayret girişim uğraşma
| elder ata büyük daha yaşlı kıdemli kimse kıdemli yaşça büyük kimse yaşça büyük yaşlı kimse |
| election seçim
| electoral seçmenler ile ilgili
| electricity elektrik |
| electronic elektronik
| enact canlandırmak çıkarmak (yasa) oynamak (rol) sahnelemek yasallaştırmak
| enclosure çevreleme çevirme çit duvar eklenmiş belge kapama kuşatma |
| end akıbet bitmek bitirmek erek kafa kalıntı ölmek ölüm son vermek son sona ermek sonuç sonuca ulaşmak sonuçlanmak taraf uç yok etmek izmarit
| ending bitirme ecel ölüm son sona erme sonek takı
| enforce güçlendirmek sözünü geçirmek uygulamak zorla yaptırmak zorlamak |
| epidemic epidemi salgın
| episode bölüm olay perde
| equipment araç gereç donanım gereç teçhizat |
| era çağ çığır devir tarih başlangıcı
| escalation gerginlik kızışma pahalanma yükselme
| escape aklına gelmemek atlatmak firar etmek firar gözünden kaçmak hatırından çıkmak kaçak kaçıp kurtulmak kaçış yolu kaçış kaçma kaçmak kurtulma kurtulmak kurtuluş paçayı sıyırmak sızıntı sızmak |
| estimate değer biçmek değerlendirme hesap kestirmek ölçüm tahmin etmek tahmin takdir etmek takdir
| estimated tahmini
| european avrupalı avrupa'ya özgü |
| evaluate değer biçmek değerlendirmek ölçmek paha biçmek
| evaluation değer tahmini değerlendirme ölçüm paha biçme
| eve akşam arife havva |
| even başabaş bile çift dahi dengeli düz düzenli düzlemek düzleşmek düzleştirmek eşit olarak bölüştürmek eşit fit olmuş hatta sakin tam üstelik
| event akıbet durum hadise hal karşılaşma olay olgu sonuç vaka yarışma
| ever asla daima giderek gitgide hep her zaman hiç |
| evil aksi belâ dert fena günah günahkâr kem kötü kötülük musibet tâlihsiz şanssız uğursuz uğursuzluk zarar zararlı
| exact dakik dayatmak doğru gerçek gerçekçi gerektirmek ısrarla istemek kati kesin sert tam tamı tamına titiz istemek zorla almak zorlamak
| exchange borsa bozdurmak bozma bozmak çevirmek değiş tokuş etmek değiş tokuş değiştirme değiştirmek kambiyo karşılıklı alıp verme karşılıklı alıp vermek karşılıklı olarak yapma takas etmek takas trampa |
| exercise alıştırma alıştırmak çalışma yapmak çalışma çalıştırmak egzersiz yapmak egzersiz göstermek kullanma kullanmnak talim tören uygulama uygulamak yapma idman yerine getirme yorum
| exhibition gösteri sergi sergileme sunma teşhir etme teşhir ibraz etme
| exist bulunmak olmak var olmak yaşamak |
| expansion büyüme gelişme genleşme genişleme genişlik ilerleme
| expect beklemek sanmak ummak ümit etmek
| expel çıkarmak dışarı atmak kovmak sürgün etmek sürmek |
| explorer araştırmacı kâşif
| explosive çileden çıkaran patlamaya ait patlamaya hazır patlayıcı madde patlayıcı tartışmalı
| export dışsatım ihraç edilen ihraç etmek ihraç ihracat |
| extremist aşırı uç görüşteki kimse aşırılık yapan kimse
| face astarlamak bakmak biçim çehre cephe dönmek eda göğüs germek görünüş göze almak hal kadran kaplamak karşı çıkmak karşı karşıya gelmek karşı koymak karşı olmak katlanmak ön yüz ön onur resimli taraf surat sima tavır şekil üst taraf yönelmek itibar yüz ifadesi yüz yüze gelmek yüz yüzey yüzleşmek yüzünü dönmek
| facility araç fırsat kolaylık olanak rahatlık tesis ustalık vasıta yetenek imkân |
| facing dönme dönüş kaplama karşı olan karşı koruyucu katman üst tabaka
| fact durum gerçek hakikat olay olgu unsur
| fail açmamak ateş almamak başaramamak başarısız olmak başarısızlığa uğramak batmak becerememek bırakmak boşa çıkarmak boşa çıkmak bozulmak fiyasko ile sonuçlanmak kalmak suya düşmek tükenmek ümidini kırmak yapamamak yapmamak iflas etmek ihmal etmek yüzüstü bırakmak zayıf not |
| failure aksatma başarısızlık batma bozukluk bulunmama dinme eksiklik fiyasko kıtlık kusur sekte tükenme yapmama yetmezlik iflas ihmal yokluk
| fall çağlayan çöküş dağılmak devrilmek dökülme dökülmek döküm düşme düşmek düşüş eğim eğimli olmak fırfır gece çökmek hastalanmak karanlık bastırmak kat oturmak (lâf) sonbahar tam yerine denk gelmek şelâle tuş ucuzlama ucuzlamak yağış yağmak yamaç yaprak dökümü yatağa düşmek yavrulama yıkılma yıkılmak inme inmek
| fall within yer almak |
| false düzmece göstermelik haksız hatalı hain hileli kalp numaradan sahte suni taklit takma uydurma yalancıktan yalandan yapılan yalandan yanlış olarak yanlış yapmacık iki yüzlü
| family aile ailevi aileye ait ev halkı familya soy sülale
| fan alevlendirmek esmek fan hasta hava vermek havalandırmak hayran körük körüklemek pervane (gemi) tahıl savurma makinesi tahıl savurmak tahrik etmek taraftar vantilatör yaba yayılmak yelpaze şeklinde açılmak yelpaze yelpazelenmek |
| father allah ata baba babası olmak kurucu papaz peder tanrı üzerine atmak yapmak (çocuk) yaratıcı yaratmak icat etmek yüklemek
| fear çekinme çekinmek dehşet dert endişe etmek endişe kaygı korkmak korku kuruntu etmek kuşkulanmak risk sıkıntı
| fears endişe şüphe |
| federal federal
| feel anlamak dokunma hissi dokunmak duygu duymak ellemek his hissetme hissetmek sezgi sezmek temas yoklamak
| fellow adam ahbap akran arkadaş aynı tür dost eş herif kardeş koca ortak sevgili tek yoldaş |
| female dişi dişil kadın kadınlara ait kız
| festival bayram festival ile ilgili festival şenlik yortu
| few az miktar az azıcık kıt |
| fight anlaşmazlık çekişme dalaş dövüş dövüşmek karşılaşma kavga etmek kavga mücâdele etmek mücâdele savaş vermek savaş savaşmak savunmak uğraşma uğraşmak
| fighting mücâdele savaş savaşan savaşçı
| file dosya dosyalamak eğe eğelemek kayda geçirmek klasör sıra ile yürümek sıra törpü törpülemek |
| filing dosyalama
| finance finanse etmek mali durum para durumu para sağlamak
| financial finansal mali parasal |
| find bakmak bulgu bulma bulmak buluş geçindirmek karara varmak keşfetmek keşif rastlamak sağlamak
| fine açılmak arıtmak berraklaşmak berraklaştırmak ceza güzel hassas hoş mükemmel narin nefis para cezası vermek para cezası saf ince incecik iyi
| finish bitmek bitirmek bitiş cila cilalamak kusursuzluk mahvetmek mükemmelleştirmek mükemmellik rötuş yapmak son kat boya son vermek son sona erdirmek sona erme sona ermek sonuçlanmak tamamlama tamamlamak tüketmek |
| finished bitmiş cilalı hazır mükemmel sona ermiş tamam tamamlanmış tükenmiş işlenmiş
| fire alev almak alev ateş almak ateş etme ateş ateşlemek çalışmak (motor vb.) heyecan hırs ısıtıcı ısıtmak kovmak ocak soruvermek tutuşturmak yakmak yangın yanmak işten atmak işten çıkarmak işten kovmak
| first baş başlangıç başta gelen başta birinci birincilik önce öncelikle önde gelen ilk kez ilk olarak ilk ilkönce |
| flight akış böcek sürüsü firar geri çekilme kaçış kaçma kuş sürüsü uçma uçuş yağmur (kurşun, ok vb.)
| follow bilardoda bir vuruş dinlemek sonra gelmek sonucu olmak sürdürmek takip etmek uymak izlemek
| following ertesi hayran kitlesi sonra sonraki taraftarlar izleyen |
| food besin gıda yem yemek yiyecek
| football futbol topu futbol
| for amacıyla doğru dolayı göre karşı nedeniyle uygun yarayan için yönünde |
| for all göre
| force baskı yapmak baskı birlik çabuklaştırmak etki geçerlilik güç ırzına geçmek kudret kütle kuvvet mecbur etmek nüfuz sıkıştırmak şiddet yığın yükseltmek (fiyat) yürürlük zor zorlama zorlamak
| forced mecbur mecburi zoraki zorunlu |
| foreign dış yabancı
| form beden biçim almak biçim biçimlendirmek davranış düzenlemek form kalıp karakter kurmak model oluşturmak sınıf sıra tarz tavır şekil almak şekil vermek şekil şekillendirmek vücut yapı yöntem
| former biçimlendirici eski geçen geçmiş gövde (uçak) önceki sabık |
| found dayandırmak dayanmak dökmek (demir) kurmak temelini atmak
| fragment bölüm fragman kırıntı kısım parça
| frank açık sözlü dürüst frenk samimi sözünü esirgemeyen ücretsiz göndermek (mektup) içi dışı bir |
| free açık bağımsız bedava boş doğal hür kısıtlanmamış kurtarmak masrafsız muaf tutmak muaf özgür parasız salıvermek samimi serbest bırakmak serbest serbestçe tahliye etmek ücretsiz vergiden muaf
| french fransa ile ilgili fransız fransızca ile ilgili
| frequently çoğu kez çoğunlukla sık sık sıkça |
| fringe kenarını bastırmak perçem pervaz püskül saçak takmak saçak
| from beri -dan -den beri -den itibaren yüzünden
| fuel benzin doldurmak benzin yakacak yakıt almak yakıt |
| further ayrıca bundan başka daha fazla daha ileri kolaylaştırmak öte ötede ötedeki ötesine öteye yardım etmek ilave edilen ilerletmek ileri ileride ilerideki ileriki
| future gelecek zaman gelecek gelecekte olacak şey müstakbel ilerideki ileriki istikbal
| game aksak av eti av hayvanı cesur dolap eğlenme hazır hevesli kumar oynamak maç meslek oyun sakat şaka topal yiğit |
| gasoline benzin gazolin
| general baş genel general komutan orgeneral tahmini şef umumi yaygın
| get açığını bulmak almak anlamak başına gelmek başlamak canına okumak edinmek elde etmek ele geçirmek etmek ettirmek gelmek getirmek götürmek kavramak kazanmak öldürmek olmak satın almak varmak yapmak yaptırmak idrak etmek |
| girl kız arkadaş kız sevgili
| give düzenlemek esneklik esnemek gitmek hediye etmek ödemek uçlanmak uysallık vermek yapıvermek yumuşaklık
| given belli belirlenmiş bilinen doğuştan olan verilmiş |
| giving bağışlama
| global dünya çapında evrensel global küre biçiminde
| goal amaç erek gol hedef kale sayı ideal |
| golden altın gibi altın sarısı altın üstün
| goods eşya mal yük
| gore boynuzlamak kan pıhtısı peş (kumaş) peş kesmek peş koymak süsmek |
| government devlet hükümet rejim siyasal bilgiler siyaset bilimi idare yönetim biçimi yönetim
| government official memur
| governor baba bey eyalet valisi (amer.) müdür (banka, hapishane) patron vali yönetici |
| grant bağış bağışlamak burs devir feragatname hibe kabul etmek nasip etmek nasip ödenek onaylamak vermek imtiyaz
| granted imtiyazlı
| grapple bağlamak boğuşmak çengel filika demiri kanca ile tutunmak kanca sarılma tutmak uğraşmak yakalamak |
| grid ızgara parmaklık sistem şebeke
| ground buzlu çakmak çekilmiş dayanak dayandırmak dayanmak dip hareket izni vermemek kara karaya oturtmak kurmak neden öğütülmüş saha sebep temel toprak topraklamak yer yere sermek yere indirmek zemin
| group filo (ing.) grup gruplandırmak gruplaşmak heyet kafile küme manga öbek sınıflandırmak takım toplanmak topluluk |
| grow bırakmak büyümek büyütmek dönüşmek gelişmek -lenmek -leşmek üretmek uzatmak yetişmek yetiştirmek
| growing artan büyüme büyüyen gelişen gelişme tarım yetiştirme
| guarantee garanti etmek garanti garantiye almak güvence kefalet kefil olmak söz vermek teminât vermek teminât |
| guard bekçi gard gardiyan gözetmek gözetim himaye etmek koruma görevlisi koruma korumak korunmak muhafız nöbet tutmak nöbetçi tutmak (dil) uyanıklık
| guerrilla çeteci gerilla savaşı gerilla
| guilty günahkâr kabahatli suçlu |
| gulf anafor boşluk girdap körfez uçurum
| gun ateş etmek avcı avlamak pompa silâh silâhlı kimse tabanca top tüfek vurmak
| gunfire top ateşi |
| gunman silâhlı soyguncu
| halt aksamak bocalamak duraksama duraksamak durdurmak durma durmak mola yeri sendelemek tereddüd etmek tökezlemek topallamak
| hang anlam asılı durmak asılmak asmak bağlanmak bağlı olmak batmak dayanmak duruş eğilmek kaplamak (duvar kâğıdı) manâ sarkıtmak sarkma sarkmak takmak ipe çekmek |
| hang on asılı durmak asılmak asmak bağlı olmak dayanmak germek ısrar etmek sallanmak takmak tutunmak
| hanging asılı askıda asma duvar kâğıdı duvar kumaşı sarkan sarkık sarkma ipe çekme
| harassment rahatsızlık sıkma usandırma |
| have aldatmak almak bulunmak dolandırmak elde etmek etmek göz yummak hile kabul etmek olmak sahip olmak üçkâğıt varlıklı kimse yapmak zorunda olmak
| having sahip olan
| he erkek |
| head akıl ana baş vermek baş ile ilgili baş başı çekmek başında olmak başkan baştaki gitmek kafa kaymak kelle konu başlığı konu köpük kullanmak kişi başı kişi lider müdür olgunlaşmak pınar başı reis tepe şef tura uç kısım yönelmek yönetmek yönetici yönlendirmek zirve
| head for gitmek yönelmek
| headquarters garnizon genel merkez karargâh kumanda merkezi merkez |
| heart can cesaret göbek gönül kâlp orta kısım vicdan yürek
| heir mirasçı varis
| helicopter helikopter ile uçmak helikopter |
| help çare çözüm elinde olmak hizmetçi kurtarmak muavin yararı olmak yardım etmek yardım yardımcı olmak yardımcı imdadına yetişmek imdat
| helping porsiyon yardımı olan
| her onun |
| here burada buraya burda işte
| high-speed hızlı seri
| higher daha yukarı ileri |
| highest en yüksek
| highway ekspres yol otoban otoyol
| history geçmiş gelişim aşmaları kayıtlar tarih |
| hold alıkoymak almak ambar barındırmak çekmek dayanmak devam etmek durdurma durmak el koymak etki geçerli olmak gemi ambarı gözaltına almak kaldırmak karara bağlamak kavramak muhafaza etmek nüfuz sadık kalmak tıkamak tutma tutmak tutunacak yer tutunma
| holiday bayram bayramlık tatil yapmak tatil tatile çıkmak yortu izin
| home aile ocağı bakımevi ev evde yapılan evde evdeki eve ait eve hedef (bomba) hedefe ait hedefe hedeflemek kale sinyâllere göre yönelmek tam yerine ülkesinde vatan vatana ait yurda dönmek (kuş) yurda yurt yuva yuvasına dönmek |
| hope beklemek beklenti ummak umut ümit etmek ümit istemek
| hospital bakımevi darülaceze hastane
| house barındırmak ev halkı ev sağlamak ev eve yerleştirmek gösteri konut meclis mesken sinema salonu şirket yurt |
| how nasıl ne durumda ne nereden yapma yöntemi yöntem
| however her halükârda her nasılsa nasıl olursa olsun
| human insan insanlık insanoğlu insani |
| human being insan insanoğlu
| humanity kişilik insan insancıllık insanlar insanlık
| if belirsizlik şart şüphe |
| illness hastalık rahatsızlık illet
| immigrant göçmen muhacir
| immigration göç göçmenlik |
| imperialist emperyalist sömürgeci yayılımcı
| implicate bulaştırmak kapsamak karıştırmak sokmak içermek içine almak
| import anlam belirtmek manâ önem ifade etmek ifade ima etmek ithal etmek ithal ithalat |
| important ciddi kendini beğenmiş kibirli mühim nüfuzlu okkalı önemli saygın sözü geçer
| impossible çekilmez katlanılmaz olanaksız biçimde olanaksız olmaz imkânsız
| imprison hapsetmek sınırlamak tutuklamak yasaklamak |
| imprisoned hapsedilmiş tutuklu
| in -da -de evde gelmiş olan halinde moda olarak tutulan iç içeride içeriye içinde içine yerinde
| in fact aslında doğrusu gerçekten |
| in order ahenkli düzenli sıralı
| in particular özellikle
| inability acizlik gücü olmama yetersizlik iktidarsızlık |
| include dahil etmek kapsamak katmak içermek içine almak
| including dahil kapsayan içeren
| independence bağımsızlık hürriyet özgürlük serbestlik istiklâl |
| independent bağımsız hür kendi geçimini sağlayan özgür serbest
| industry çaba endüstri gayret hamaratlık sanayi işletmecilik
| infection bozulma bulaşma bulaştırma enfeksiyon |
| initiate başlatmak göstermek öğretmek önayak olmak sunmak üye (yeni) üyeliğe kabul etmek
| initiated üyeliğe kabul edilmiş
| innocent aptal günahsız masum saf saftrik suçsuz zararsız kimse zararsız |
| insanity çıldırma cinnet delilik saçmalık
| inscribed kaydedilmiş
| inspector denetçi denetmen müfettiş |
| instant acil an anlık çabuk hazırlanan hemen olan ısrar eden lâhza
| insurgent asi ayaklanan
| intelligence akıl akıllı kimse akıllılık anlama anlayış beyin bilgi haber alma kafa idrak zekâ zekilik |
| intensive aşırı şiddetli yoğun
| interest alâka çıkar dikkatini çekmek etki faiz görüş hisse merak nüfuz önem ortak olmak pay ikna etmek ilgi çeken şey ilgi ilgilendirmek ilgisini çekmek istek uyandırmak
| interfere araya girmek girişmek karışmak müdahale etmek parazit yapmak |
| internment gözaltına alma hapsetme
| interrogation sorgu soru sorma soru
| into -e haline içeriye içine |
| introduce başlamak getirmek göstermek öğretmek ortaya koymak sunmak takdim etmek tanıştırmak tanıtmak içeri sokmak
| invade akın etmek ele geçirmek saldırmak içini kaplamak ihlal etmek istila etmek
| invention bulma buluş uydurma yalan yaratıcılık icat |
| investigate araştırmak soruşturmak incelemek
| investigation araştırma gözlem soruşturma teftiş inceleme
| invitation çağrı davet |
| invite çağırmak çekmek davet etmek neden olmak istemek
| involve bulaştırmak gerektirmek kapsamak karıştırmak sarmak sokmak yol açmak
| involved bulaşmış dalmış kapsayan karışık karışmış ilgili ilişkili |
| irregularity aykırılık bozukluk çarpıklık düzensizlik düzgün olmama kuraldışılık kuralsızlık suç
| issue akıntı akmak basım bildirmek çıkarma çıkarmak çıkış çıkmak çocuklar dağıtmak konu mesele nesil piyasaya çıkarmak piyasaya sürme sayı son sonuç sonuçlanmak sorun yayınlama yayınlamak yayınlanmak ihraç etmek ihraç iltihap irin
| it cazibe çekicilik cinsel ilişki önemli kimse şahsiyet ilişki |
| jack adam erkek eşek erkek kaldıraç kaldırmak kriko ile kaldırmak kriko mangır para priz sancak (gemi) vale yükseltmek
| jackpot büyük şans bingo jackpot pot
| jail cezaevi hapsetmek hapis hapishane kafes tutuklamak |
| january ocak
| japanese japon
| job alet estetik ameliyat görev görevi kötüye kullanmak kârlı iş komişyonculuk yapmak kiralamak kiraya vermek meslek suç tip ufak tefek işler yapmak iş yapmak iş zimmetine geçirmek |
| john tuvalet
| join birleşme noktası birleşmek birleştirmek ek yeri eklemek katılmak katmak kaynamak üye olmak iştirak etmek
| judge anlam çıkarmak değer biçmek değerlendirmek ekspert hakem hakemlik etmek hakim hüküm vermek karara varmak muhakeme etmek tahmin etmek uzman yargıç yargılamak |
| kenyan kenya'lı
| key akort etmek ana anahtar çözüm girmek (bilgisayar) kilit nokta kilit kilitlemek perde rumuz tuş uydurmak
| kick bırakmak çitme atmak enerji geri tepme geri tepmek heyecan karşı gelme sertlik sızlanmak teklemek tekme atmak tekme tekmelemek tepme tepmek tepinmek vazgeçmek yakınma yakınmak zevk |
| kicker golcü şikâyetçi
| kill av avlamak cinayet işlemek dindirmek gebertmek katletmek kesmek mahvetmek öldürme öldürmek ortadan kaldırmak söndürmek tahrip etme yalanlamak
| killing av cinayet hayvan kesme öldürme öldürücü ölüm |
| kilometer kilometre
| king dama kral papaz şah
| korean kore'li |
| laboratory laboratuvar
| lance mızrak mızraklamak mızraklı süvari zıpkın
| lancet neşter |
| landslide göçme heyelan toprak kayması
| language dil lisan
| large büyük geniş iri |
| last ayakkabı kalıbı dayanmak devam etmek en son geçen ölüm önceki son derece son kez son olarak son şey son sonuç olarak sonuncu kimse sonuncu sonunda sürmek yetmek
| late eski geç kalan geç geçen gecikmiş son zamanlarda olan son
| latter son sonra gelen sonraki ikincisi |
| law dava hukuk kanun kural yasa ilke
| lawsuit dava
| lay bahse girmek durum dinmek hal hazırlamak konum koymak kurmak meslekten olmayan mevki sermek sevişme sevişmek sunmak şarkı sözü şarkı yatma yatmak yerleştirmek ileri sürmek yüklemek yumurtlamak |
| lay in dayak atmak depolamak sağlamak stoklamak
| lead açmak (kartlarını) başı olmak başında olmak etkilemek götürmek kablo kılavuz kurşun kurşundan yapılmış öncülük etmek öncülük önde gitmek önde olma önderlik etmek önderlik örnek rehberlik sürdürmek sürmek ilk oynama hakkı (iskambil) yol göstermek yönetmek yönlendirmek iskandil
| leader baş başmakale lider önayak önder |
| least asgari en az derece en az en küçük en ufak
| leave ayrılmak bırakmak caymak kalkmak kalmak müsaade ruhsat terk etmek terketmek unutmak (eşya) vazgeçmek veda yola çıkmak izin
| left artık sol sola soldaki |
| legal adli hukuk hukuki kanuni resmi tüzel yasal
| legion birlik kalabalık lejyon
| legislation kanun yapma mevzuat yasama |
| legislative kanun yapan yasama organı yasama yasayan
| legitimacy haklılık mantıklılık meşruluk yasallık yerindelik
| license ruhsat vermek yetki vermek izin vermek |
| life can canlı canlılık hayat ömür yaşam
| lift-off ateşleme
| light açık aydınlanmak aydınlatmak aydınlık denk gelmek deniz feneri fingirdek hafif ışık saçmak ışık tutmak ışık ışıltı ışımak kolayca konmak lamba neşelendirmek nur rastlamak tasasız umursamaz yakmak yanmak inmek yumuşak |
| limited ekspres tren kısıtlı kıt sınırlanmış sınırlı
| link bağ bağlamak bağlantı kurmak bağlantı birleşmek eklem eklemek halka kol düğmesi ulamak
| links golf sahası |
| list cetvel geminin yan yatması kaydetmek kumaş kenarı liste listelemek listeye yazmak yana yatmak
| loan borç borçlanma ödünç para ödünç vermek ödünç verilen şey
| locate oturmak yerleşmek yerleştirmek yerini saptamak |
| logistics lojistik
| loosen açılmak açmak çözmek çözülmek gevşemek gevşetmek söktürmek yumuşatmak
| lottery piyango |
| lower alçaltmak alt aşağı aşağıdaki daha aşağı düşürmek karartmak küçük düşürmek küçültmek somurtma somurtmak surat asma surat asmak indirmek
| made üretilmiş yapılmış
| magazine cephanelik dergi fişek haznesi şarjör |
| magnetic çekici manyetik mıknatıslı
| major başlıca branş branşı doğrultusunda yoğunlaşmak büyük binbaşı majör önemli reşit kimse yetişkin
| majority çoğunluk ekseriyet reşitlik |
| make biçim elde etmek etmek sağlamak varmak verim yapı yapılış şekli yapmak yaptırmak ilişki kurmak
| making yapı yapma
| mammoth kocaman mamut |
| man adam atamak adam er erkek uşak insan işçi
| many bir çoğu bir hayli bir yığın çok
| march hudut mart marş sınır uygun adımla yürüyüş yürüyüş yaptırmak |
| mark alman markı belirti çizgi çizmek damga damgalamak dikkate almak hedef mark marka mimlemek not vermek not nişan puan işaret işaretlemek iz
| market borsa çarşı panayır pazar pazarlamak piyasa satmak
| marking işaretleme |
| marsh batak bataklık
| mass aşai rabbani ayini küme kütle kitle toplamak yığın yığmak
| massive ağır masif som yekpare iri |
| master ağa akıl hocası ana asıl baş efendi esas hakim olmak hoca kaptan master derecesi öğrenmek öğretmen sahip usta üstâd yenmek
| material bedensel gereç gerekli kumaş madde maddeci maddesel maddi malzeme zaruri
| maverick başına buyruk tip damgalanmamış dana sahipsiz buzağı |
| may akdiken bahar -ebilmek gençlik mayıs çiçeği mayıs mümkün olmak olası olmak
| mayor belediye başkanı
| medic doktor kabayonca |
| medical tedavi edici tıbbi
| medication ilaç tedavisi
| medicine büyü doktorluk tıp ilaç vermek ilaç |
| melee meydan kavgası
| member organ üye uzuv
| memorandum bildiri not |
| men adamlar erkekler işçiler
| mental akıl ruhsal zekâ zihinsel
| message mesaj |
| meteor göktaşı meteor
| methane metan
| mexico meksika |
| middle orta kısım orta yer orta ortadaki
| midnight gece yarısı
| might -abilmek -ebilmek güç kuvvet mümkün olmak olası olmak zor |
| military askeri
| minor küçük reşit olmayan kimse ikinci derecede ikincil
| minute an ayrıntılı dakik dakika minik önemsiz tutanak tutmak ufacık zabıt tutmak |
| minutes tutanak
| miracle alâmet harika şey harika keramet mucize
| misdemeanor suç |
| miss aramak bayan (evlenmemiş) eksik olmak gözlemek hanım ıska ıskalamak kaçırmak karavana kız matmazel özlem duymak özlemek vuramamak
| missile atılan şey füze mermi
| missing eksik kaçırma kayıp özlem |
| molecular moleküler
| monitor ekran gözlemci öğrenci gözleme gözlemek monitor varan izleme tertibatı izlemek
| month ay |
| moon ay dalgın dalgın dolaşmak kamer
| more çok daha çok daha fazla şey fazlalık
| mostly başlıca çoğunlukla genelde |
| mother ana anne annelik etmek
| motorboat motorbot
| mouse fare avlamak fare tutmak fare |
| move hareket etmek hareket kımıldamak kımıldatmak kıpırdamak kıpırdanmak kıpırdatmak nakil oynama sırası oynama oynamak oynatmak tahrik etmek taşınma taşınmak teklif etmek yer değiştirmek ilerlemek
| murder adam öldürme bozmak cinayet işlemek cinayet kasten öldürmek öldürme öldürmek
| museum müze |
| music müzik
| musician müzisyen
| muslim müslüman |
| must gereklilik kızgın fil kızgınlık kızmış (fil) küf kokusu küflülük -meli şart şıra
| name ad koymak ad adını koymak nam söylemek tayin etmek ün ünlü kimse ismiyle çağırmak isim koymak isim vermek isim
| named adlı |
| nation millet ulus
| national ulusal vatandaş yurttaş
| near bitişik cimri eli sıkı samimi yakın yakında yaklaşık olarak yaklaşmak |
| nearly az daha az kalsın hemen hemen neredeyse takriben
| necessary gereken şey gereken gerekli lazım zorunlu
| need gerek gereksinim lüzum muhtaç olmak ihtiyaç ihtiyacı olmak yoksulluk |
| needed lazım
| negotiate aşmak başarmak ciro etmek geçmek görüşmek kırdırmak paraya çevirmek tartışmak
| negotiation anlaşmaya varma ciro etme görüşme müzakere paraya çevirme |
| negotiator arabulucu görüşmeci
| new acemi keşfedilmemiş modern taze yeni
| news haber |
| next bir dahaki bir sonra bir sonraki bitişik daha sonra en yakın ertesi neredeyse sonraki yanına yanında yanısıra
| no aleyhte oy artık değil değil gereksiz hayır hiç hiçbir numara red ret yasak yok
| north kuzey kuzeyde kuzeydeki kuzeye doğru |
| norway norveç
| not değil
| not guilty suçsuz |
| note belge belirti dikkat etmek dikkat farketmek fatura kâğıt para not etmek not nota notalarını yazmak önem vermek protesto etmek (senet) pusula saygınlık senet yazmak işaret işaretlemek
| noted dikkate alınmış meşhur tanınmış ünlü
| nuclear atom çekirdeksel nükleer başlıklı füze |
| nuclear reactor atom reaktörü
| number adet hesaplamak katılmak katmak müzik parçası miktar numara numaralamak rakam sayı saymak sayı saymak tip içermek
| number plate plaka |
| numbers şiir
| numerous bir hayli çok sayıda çok sayısız
| objection karşı gelme mahzur sakınca itiraz nedeni itiraz |
| occupation kullanan meşguliyet oturma uğraş uğraşı iş işgal
| of -den -ın -li -nin
| off baş başlangıç bozuk çıkarılmış çıkmış -dan -den devre dışı dışında geçersiz haricinde kapalı kesik kopuk kötü olası öldürmek öteki sağdaki sapa tamamen ters uzağa uzak uzakta yorgun izinli |
| offer açmak (savaş) adak adamak arz arzetmek bağış bildirmek öneri ortaya çıkmak satışa çıkarma sunma sunmak sunum teklif etmek teklif vermek ikram etmek
| offering adak bağış kurban sunuş teklif
| office ambar bakanlık büro devlet dairesi dini tören görev kiler ofis sorumluluk ima |
| officer komuta etmek memur polis memuru subay subayları atamak (gemi) idare etmek
| official devlet memur resmi
| oil gaz petrol sıvı yağ yağ çekmek yağ yağcılık yapma yağcılık yapmak yağlamak yağlıboya |
| old bayat eski zamanlar eski eskiden kalma eskimiş harika kart köhne önceki pişkin tecrübeli yaşlı ihtiyar
| on beri çakırkeyif çalışmakta civarında -de devam etmekte olan devrede durmadan -e doğru giymiş olarak hazır olmakta olan sahnede sürekli olarak üstünde (giysi) üstünde üzerinde yanık ile yönünde
| on to haberdar |
| onset başlama başlangıç hamle hücum saldırı
| operate ameliyat etmek borsada işlem yapmak çalışmak çalıştırmak etki etmek etkilemek kullanmak spekülasyon yapmak işlemek işletmek
| operating çalıştırma işletme |
| opponent aleyhtar düşman karşı taraf karşı karşıt muhalif zıt
| opposition başkaldırma düşmanlık karşı koyma karşıtlık muhalefet rekabet zıtlık
| or altın sarısı |
| order asayiş basamak buyruk buyurmak çalışır durum düzen düzenlemek dizi emretmek emir vermek emir hane ısmarlamak mezhep nişan ödeme emri rütbe sınıf sıra sıraya koymak söylemek sipariş vermek sipariş tabaka tarikat tavsiye etmek (doktor) tertip usul yöntem
| ordered düzenli düzgün ısmarlama
| ordinance alın yazısı ayin ferman talimatname yazgı yönetmelik |
| ordinary adi alelâde alışılagelmiş alışılmış şey bayağı lokanta (brit.) normal olağan şey olağan orta halli yemek (brit.) sıradan tipik yetkili makam
| other başka biçimde başka türlü başka bundan başka geçen öbür öteki sonraki
| out açığa çıkmış açıkta atlanmış sözcük aut bozulmuş büyük bitmiş çıkar yol çıkarmak çıkış çıkmış çözüm çizgi dışı daha çok daha iyi dış dışarı dışarıda dışarıdaki dışarıya eksik eskimiş fazla grevde kalmamış kovmak kurtuluş modası geçmiş olanaksız pratiğini yitirmiş sesli olarak sönmüş uzakta uzaktaki yeni çıkmış yıpranmış işe yaramaz yüksek sesle |
| outcry bağırma daha sesli bağırmak feryat haykırış itiraz
| outstanding askıda göze çarpan kalbur üstü ödenmemiş seçkin tamamlanmamış yerine getirilmemiş
| over adamakıllı altını üstüne aracılığı ile aşırı aşkın başkasına baştan sona boyunca bitmiş çok fazla çok daha fazla gereğinden fazla her yerinden her yerine kalan karşıya öbür tarafa öte ötede öteye tekrar tepesinde tersine üstün üstünde üstüne üzerinde üzerinden üzerine yüksek yine iyice |
| overnight bir gece için olan bir gecelik dün gece gece olan geceleyin
| own kabul etmek kabullenmek öz sahip olmak tanımak teslim etmek itiraf etmek
| page çağrı cihazını aramak komi otelde birini komiyle çağırttırmak peyk sayfa içoğlanı |
| paid maaşlı ödenmiş paralı ücretli
| pain acı acıtmak ağrı azap canını yakmak ceza dert elem emek eziyet etmek eziyet ızdırap sancı sızı üzmek zahmet
| painting boyama ressamlık resim tablo |
| pakistan pakistan
| pakistani pakistan pakistanlı
| panel açık oturum anket uygulanan grup ayna tahtası heyet kontrol paneli kitabe lambri ile kaplamak levha panel pano tahta tuval toplu görüşme |
| paper duvar kâğıdı kaplamak evrak gazete geçersiz kâğıt kaplamak kâğıt para kâğıt üzerinde kalan kâğıt önemsiz örtbas etmek rapor zımparalamak
| paraguay paraguay
| paramilitary yarı askeri |
| parliament parlamento
| part ayırmak ayrılmak ayrım bölüm elden çıkarmak fragman görev katkı kesim kısım kısmi kopmak parça pay rol semt taraf tarakla ayırmak yedek parça
| participate katılmak ortak olmak |
| participate in iştirak etmek
| particular ayrıntı ayrıntılı belli belirli detaylı dikkatli husus müşkülpesent nokta özel özellik özgü titiz
| party alem davet eğlence ekip grup hissedar ortak parti taraf şahıs topluluk |
| pass açmak (kilit) aşmak bildirmek çalım dar yol devretmek dönüşmek durum dinmek el çabukluğu geçme geçmek geçirmek geçit geçiş izni geçiş giriş kartı giriş hokkabazlık kanal kur pas vermek pas pasaport paso piyasaya sürmek ruhsat söylemek uzatmak vaziyet vermek izin
| pass in ölmek sunmak vermek içeri almak
| past eski geçe geçecek şekilde geçen geçkin geçmiş zaman geçmiş önceki öte ötesinde |
| patent açık aşikâr belli patent almak patent vermek patent patentli tescilli
| patient dayanıklı hasta hoşgörülü sabırlı
| pay bedel değmek etmek karşılığını vermek maaş ödeme ödemek para vermek ücret |
| peace barış huzur rahat sessizlik sükunet sulh
| peaceful barışsever huzurlu sakin uysal
| peak doruk tepe noktası tepe şapka siperi uç zayıflamak zirve |
| penalty ceza para cezası
| people aile fertleri eller halk herkes millet ulus insan yerleştirmek insanlar
| per aracılığı ile başına eliyle gereğince göre her nazaran vasıtasıyla |
| percentage komisyon oran yüzde yüzdesi
| perform canlandırmak konser vermek numara yapmak oynamak (rol) oynamak uygulamak yapmak yerine getirmek işlemek
| persecute acı çektirmek eziyet etmek sıkıntı vermek işkence etmek |
| person adam beden birey kimse kişi şahıs tip vücut zat
| pharmacist eczacı
| photo fotoğraf fotoğraflamak resim vermek resim |
| physically fiziksel olarak
| pi pi sayısı
| pier dalgakıran kapılar arasındaki duvar mendirek payanda rıhtım iskele |
| pilot deneme deney kılavuz kontrol kullanmak öncü pilot pilotluk yapmak rehber uçak kullanmak yedek yol göstermek
| place basamak ev görevlendirmek hane ısmarlamak koymak mahal mekân mevki oturtmak sıra sorumluluk statü vermek (sipariş) yatırım yapmak yatırmak (para) yazdırmak (tel.) yer yerleştirmek yerleşim yeri yerini belirlemek iş
| plan niyet plan yapmak plan planlamak proje tasarı tasarlamak taslak |
| plane çınar dümdüz düz düzeltmek düzey düzlem düzlemek kanat (uçak) planya rende ile düzeltmek rende rendelemek seviye süzülmek uçak uçmak (motors |